CİLD       ALFABE       KONU       KABR-İ ŞERİFLER

ALFABE - CİLD                      1.   2.   3.   4.   5.   6.
     
 

EVLİYÂ HAYÂTINDAN SAHÎFELER

Anadolu'da yetişen âlimlerden ve evliyâdan olan Cemâleddîn-i İshak Karamânî (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretleri, büyük âlim ve büyük velî Cemâleddîn-i Aksarâyî hazretlerinin neslindendir. Aksaray'ın meşhûr ve asil âilelerinden Cemâlîoğulları veya Cemâlî âilesine mensub olan Cemâl Halîfe (Cemâleddîn İshak Karamânî), küçük yaşta ilim tahsîline başladı. İlk tahsîlini Aksaray'da yaptı. Dedelerinden Cemâleddîn Aksarâyî hazretlerinin uzun seneler ilim okuttuğu ve talebe yetiştirdiği Zincirli Medresesinde okudu. Temel ilimleri öğrendikten sonra o devrin önemli ilim ve kültür merkezlerinden olan Konya'ya giderek, Konya Medreselerinde çeşitli âlimlerden aklî ve naklî ilimleri tahsîl etti. Meşhûr Osmanlı âlimleri, Kâdızâde, Molla Muslihuddîn Kastalânî ve Kestelli gibi zâtlardan ilim öğrendi. Ayrıca o devrin meşhûr hat yâni güzel yazı üstâdlarından Yâkût-ı Musta'sımî'nin nesih yazısını öğrendi. Hat sanatında kendini yetiştirip devrinin büyük ve meşhur hattatları arasında yer aldı. Fâtih Sultan Mehmed Han ona İbn-i Hâcib'in nahiv ilmiyle ilgili Kâfiye adlı meşhur eserini yazdırdı. Bundan dolayı Cemâl Halîfeye bol ihsânlarda ve iltifatlarda bulundu. Pâdişâhın verdiği hediye para ile Hicâz'a gitti ve Hac ibâdetini yerine getirip sevgili Peygamberimizin kabr-i şerîflerini ziyâret etti. Bu mübârek yolculuğu sırasında çeşitli İslâm memleketlerinden gelen âlimlerle görüştü, ilmî sohbetlerde bulundu. Pek çok velînin sohbetlerinde bulunup tasavvufa karşı alâka duydu.

Bir ara hacca gitti. Hac dönüşünde bir müddet müderrislik yapıp ilim öğretti. Tasavvufta Halvetiyye yolu büyüklerinden Molla Yahyâ Şirvânî'nin halîfelerinden Habîb Ömer-i Karamânî'ye bağlandı. Zâhirî ilimlerde yüksek dereceye ulaşmış olmasına rağmen, asıl maksada kavuşmanın ve Allahü teâlânın rızâsına kavuşmanın bâtınî, gizli ilimleri öğrenmek ve bu yolda çalışmakla olacağını anlayıp tasavvuf yolunda büyük gayret gösterdi. Hocasının hizmetinde ve sohbetinde bulundu. Çok riyâzet ve mücâhedelerden sonra tasavvuf yolunda velîlik derecesine ulaştı. Hocası Habîb-i Ömer Karamânî ona insanlara İslâmiyetin emir ve yasaklarını anlatmak ve talebe yetiştirmek husûsunda icâzet verdi. Cemâl Halîfe bir müddet memleketi olan Aksaray'da kalıp insanlara hakkı, hakîkatı anlattı. Onların dünyâ ve âhirette kurtuluşa ermelerine vesîle oldu.

Cemâl Halîfe, tasavvuf yolunda yükselip hocasından icâzet aldıktan sona Aksaray'dan İstanbul'a geldi. Hemşehrisi ve akrabâsı Sadrâzam Pîrî Mehmed Paşa kendisine bir dergâh yaptırdı. Bu dergâhta talebe yetiştirmekle meşgûl olan Cemâl Halîfe, insanlara İslâm dîninin emir ve yasaklarını anlatıp onların saâdete ve Allahü teâlânın rızâsına kavuşmaları için gayret etti. Onun vâz ve sohbetlerine uzaktan yakından çok kimse gelerek istifâde etti. Kuvvetli bir hatîb olan Cemâl halîfe konuşmalarıyla müminleri coşturur, onlara mârifet deryâsından inciler dağıtırdı. Vâz esnâsında bâzan coşar ve ağlardı. Ağlamaktan konuşamadığı zamanlar olurdu. Onun bu tesirli sözlerini duyanlar kendilerinden geçer, yaptıklarına pişman olurlardı. Nice günahkâr kimse onun nasihatlarını dinleyerek tövbe etmişti. Onun bu husustaki şöhretini duyup gelen hıristiyanlar vâz ve nasîhatlarını dinleyip müslüman olurlardı.