CİLD       ALFABE       KONU       KABR-İ ŞERİFLER

1.   2.   3.   4.   5.   6.   7.   8.   9.   10.   11.   12.
     
 

ŞEYH BABA RESÛL

Irak'ta yetişen evliyâdan. İsmi, Baba Resûl bin Ahmed bin Abdüssamed bin Süleymân Karadağî'dir. Seyyid olup soyu Peygamber efendimize ulaşır. 1885 (H.1303) târihinde Süleymâniye kazasına bağlı Bîyden köyünde doğdu. 1946 (H.1366) târihinde Ebû Ubeyde köyünde vefât etti. Oradaki kabristanlığa defnedildi.

Baba Resûl ilk önce Molla Muhammed Beydenî'den okudu. O sırada babası vefât etti. Bunun üzerine onun terbiyesiyle Şeyh Hüseyin el-Mürşid'in kız kardeşi olan annesi ilgilendi. Onu alıp Halebçe kazâsında ikâmet eden Şeyh Mahmûd'a teslim etti. Baba Resûl gençlik çağına gelinceye kadar Müftî Şeyh Mahmûd'un himâyesinde ders gördü. Sonra oradaki başka medreselerde okudu. Çok sevdiği ders arkadaşı Abdülkerîm Şûrî ile birlikte civar medreselerde bir müddet ilim tahsîl etti. Sonra hocaları Molla Abdülkâdir ile birlikte Kızlarbat'a gittiler. Bir müddet orada tahsîlden sonra Süleymâniye'ye döndüler. Molla Emin Mescidinde, Molla Mahmûd Kûtûî ile Şeyh Baba Ali Tekiyye'den okudular ve güzel hallere kavuştular.

Baba Resûl Süleymâniye'den Biyâre'ye bu güzel halleri ile döndü. O sıralar bu bölgeyi velîlerden Şeyh Necmüddîn ve Mevlânâ Abdülkâdir irşâd ediyor ve hak yolun bilgilerini anlatıyordu. BabaResûl, Şeyh Necmeddîn'in sohbet ve derslerine katılıp olgunlaştı. Allahü teâlâdan korkusu fazlalaştı ve çok ibâdet etmeye başladı. Hocasının yanında ölü yıkayıcısının elindeki meyyit gibi oldu.

Baba Resûl bir yandan Mevlânâ Abdülkâdir'in derslerine devâm ederken, diğer yandan edindiği bilgileri tâliplere öğretiyordu. Bu şekildeki gayretiyle ilim ve fazîlet sâhibi bir zât olarak yetişti. Kalbinde dünyâ malına rağbeti, sevgisi hiç kalmadı. O bölgede ondan daha fazla dünyâ sevgisini kalbinden çıkaran görülmedi. Bu sebeple mânevî olgunluklara ve derecelere kavuştu.

Baba Resûl anlatır: "Hocam Necmüddîn, üstün haller sâhibiydi. Kalb ilimlerini bilir ve sık sık onlardan anlatır, bütün hücrelerinin zikrettiğini söylerdi. Bizler böyle bir zâtın huzûrunda yetiştik."

Baba Resûl Biyâre'ye gittikten sonra da orada hocası Şeyh Necmeddîn'le birlikte oldu. 1918'de hocasının vefâtı ona çok zor geldi. Sonra hocasının kardeşi Şeyh Alâeddîn Biyâre'ye geldi ve onun emriyle Biyâre'deki medreseye müderris olarak tâyin edildi. Orada ilim ve edep öğretti.

Baba Resûl bir müddet sonra Biyâre'den ayrılıp Halepçe vilâyetine gitti. Orada altı ay kaldıktan sonra Sula'ya gidip oradaki medresede müderrislik yaptı. İki sene kadar orada kaldı. Sonra Zeleruş'a geçti. Oradan da Ebû Ubeyde köyüne gitti.Oraya yerleşip vefâtına kadar o bölge halkına ilim öğretti.

Baba Resûl, güzel halleri olan, vefâlı, emâneti gözeten, hayâ sâhibi, cömert, dünyâya değer vermeyen bir zât olarak tanındı. İnsanların arasını ıslah eder, müslümanların işlerini görmeye koşardı. İslâmiyete büyük hizmeti oldu. Kendisinden sonra yolunu ilim ve edeb sâhibi olan oğlu Muhammed Avâkele devâm ettirmektedir.

 

KAYNAKLAR

1) Ulemâunâ fî Hidmet-il-İlmi ved-Dîn; s.116