2. GIYBET DİNLEME YASAĞI
GIYBET
DİNLEMENİN HARAM KILINMASI, GIYBETİ DUYAN KİŞİNİN ONU REDDETMESİ,
BUNU YAPAMAYACAK İSE VEYA SÖZÜ DİNLENİLMEYECEK İSE İMKÂN BULMASI
HALİNDE O MECLİSİ TERKETMESİ GEREKTİĞİ
•
"Onlar boş söz işittikleri zaman ondan yüz
çevirirler." Kasas sûresi (28), 55
•
"Mü'minler, boş ve faydasız şeylerden yüz
çevirirler." Mü'minûn sûresi (23), 3
•
"Kulak, göz ve gönül, bunların hepsi
sorumludur." İsrâ sûresi (17), 36
•
"Âyetlerimiz hakkında ileri geri konuşmaya
dalanları gördüğünde, onlar başka bir söze geçinceye kadar
onlardan uzak dur. Eğer şeytan sana unutturursa, hatırladıktan
sonra artık o zâlimler topluluğu ile oturma." En'âm
sûresi (6), 68 |
٢- باب تحريم سماع الغيبة
وأمر من سمع غيبةً مُحرَّمةً بِرَدِّها والإنكارِ عَلَى قائلها
فإنْ عجز أَوْ لَمْ يقبل منه فارق
ذلك المجلس إن أمكنه
قَالَ اللّه تَعَالَى
: { وَإِذَا سَمِعُوا اللَّغْوَ أَعْرَضُوا
عَنْهُ }
[ القصص : ٥٥ ]
،
وقال تَعَالَى :
{ والَّذينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ
مُعْرِضُونَ }
[ المؤمنون : ٣ ]
،
وقال تَعَالَى :
{ إِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ
كُلُّ أُولَئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُولاً}
[ الإسراء : ٣٦ ]
،
وقال تَعَالَى :
{ وَإِذَا رَأَيْتَ الَّذِينَ يَخُوضُونَ في
آيَاتِنا فَأعْرِضْ عَنْهُمْ حَتَّى يَخُوضُوا في حَدِيثٍ غَيْرِهِ
وإمَّا يُنْسِيَنَّكَ الشَّيْطانُ فَلاَ تَقْعُدْ بَعْدَ الذِّكْرَى
مَعَ القَومِ الظَّالِمِينَ }
[ الأنعام : ٦٨ ]
. |
|
1529. Ebû'd-Derdâ
radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Kim,
(din) kardeşinin ırz ve namusunu onu gıybet edene karşı savunursa,
Allah da kıyamet günü o kimseyi cehennemden korur."
Tirmizî, Birr 20 |
١٥٢٩-
وعن أَبي الدرداء رَضِيَ اللّه عَنْهُ
، عن النبيِّ صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
قَالَ :
( مَنْ رَدَّ عَنْ عِرْضِ أخيهِ ، رَدَّ
اللّه عَنْ وَجْهِهِ النَّارَ يَومَ القيَامَةِ ) . رواه
الترمذي ،
وقال : (
حديث حسن ) . |
|
1530. İtbân İbn Mâlik
radıyallahu anh'den "Allah'ın
Rahmetini Ümit Etmek" bahsinde geçen uzun hadisinde rivayet
edildiğine göre şöyle dedi:
(Bizim evde)
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem kalkıp
namaz kıldırdı. (Namazdan sonra otururken) cemaattan biri:
- Mâlik İbn
Duhşûm, nerede? dedi. Bir başkası:
- O Allah ve
Resûlünü sevmeyen bir münâfıktır, dedi.
Bunun üzerine
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem:
- "Öyle
deme! Görmüyor musun o, Allah'ın rızasını dileyerek Lâ ilâhe
illallah diyor. Rızasını umarak Lâ ilâhe illallah diyen kimseyi
Allah, cehenneme haram kılmıştır" buyurdu.
Buhârî, Salât 45, 46, Ezân 4,
5, 153, 154, Teheccüd 25, 33, 36, Meğâzî, 12, 13, Et'ime 15, Rikak
6, İstitâbetü'l-mürteddîn 9; Müslim,
Îmân 54, 55, Mesâcid 263, 264, 265, Fezâilü's-sahâbe 178. Ayrıca
bkz. Nesâî, İmâme 10, 46, Sehv
73; İbn Mâce, Mesâcid 8 |
١٥٣٠-
وعن عِتبَانَ بنِ مَالكٍ رَضِيَ اللّه
عَنْهُ ، في حديثه الطويل المشهور الَّذِي تقدَّمَ في بابِ
الرَّجاء
قَالَ :
قام النبيّ صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
يُصَلِّي
فَقَالَ :
( أيْنَ مالِكُ بنُ الدُّخْشُمِ ؟ )
فَقَالَ رَجُلٌ : ذَلِكَ مُنَافِقٌ لا يُحِبُّ اللّه ولا رَسُولهُ ،
فَقَالَ النبيّ صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( لاَ تَقُلْ ذَلِكَ ألاَ
تَراهُ قَدْ
قَالَ : لا إلهَ إِلاَّ اللّه يُريدُ بِذَلكَ وَجْهَ اللّه ! وإنَّ
اللّه قَدْ حَرَّمَ عَلَى النَّارِ مَنْ
قَالَ : لا إلهَ إِلاَّ اللّه يَبْتَغي بِذَلِكَ وَجْهَ اللّه )
. متفق عَلَيْهِ .
( وَعِتْبان )
بكسر العين عَلَى المشهور وحُكِيَ ضَمُّها وبعدها تاءٌ مثناة مِن فوق
ثُمَّ باءٌ موحدة . و( الدُّخْشُم )
بضم الدال وإسكان الخاء وضم الشين المعجمتين . |
|
1531. Kâ'b İbn Mâlik
radıyallahu anh'den tevbe
mâcerasına dair "Tevbe" bahsinde geçen uzunca hadisinde rivayet
edildiğine göre şöyle dedi:
Resûlüllah sallallahu aleyhi
ve sellem Tebük'te ashâbı arasında otururken:
-
"Kâ'b
İbn
Mâlik
ne
yaptı?"
diye sormuş.
Benî Selime'den
bir adam:
- Ya
Resûlallah! Elbiselerine ve sağına soluna bakıp gururlanması onu
Medine'de alıkoydu, demiş. Bunun üzerine Muâz İbn Cebel ona:
- Ne kötü
söyledin! diye çıkışmış, sonra da
Peygamber aleyhisselâm'a
dönerek:
- Yâ
Resûlallah! Biz onun hakkında hep iyi şeyler biliyoruz, demişti.
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem ise,
hiçbir şey söylememiş, sükût etmişti.
Buhârî, Meğâzî 79;
Müslim, Tevbe 53. Ayrıca bk.
Tirmizî, Tefsiru sûre (9) |
١٥٣١-
وعن كعب بن مالك رَضِيَ اللّه عَنْهُ
في حديثه الطويل في قصةِ تَوْبَتِهِ وَقَدْ سبق في باب التَّوبةِ.
قَالَ :
قَالَ النبيُّ صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم وَهُوَ جالِسٌ في القَومِ بِتَبُوكَ :
( مَا فَعَلَ كَعبُ بن مالكٍ ؟ )
فَقَالَ رَجلٌ مِنْ بَنِي سَلمَةَ: يَا رسولَ اللّه ، حَبَسَهُ
بُرْدَاهُ والنَّظَرُ في عِطْفَيْهِ . فَقَالَ لَهُ مُعاذُ بنُ جبلٍ
رَضِيَ اللّه عَنْهُ : بِئْسَ مَا
قُلْتَ ، واللّه يَا رسولَ اللّه مَا علمنا عَلَيْهِ إِلاَّ خَيْراً
، فَسَكَتَ رسُولُ اللّه صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم . متفقٌ
عَلَيْهِ .
( عِطْفَاهُ )
: جَانِبَاهُ ، وهو إشارةٌ إلى إعجابِهِ بنفسِهِ . |