5. YOLA ÇIKARKEN YAPILACAK DUA
YOLA ÇIKMAK
ÜZERE BİNEĞİNE BİNERKEN OKUNACAK DUA
•
“Ve (Allah) size bineceğiniz gemiler ve
hayvanlar vâr etmiştir ki, siz onların sırtına binip üzerine
yerleşince Rabbinizin nimetini anarak şöyle diyesiniz: Bunu bizim
hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz; yoksa biz buna güç
yetiremezdik. Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz.” Zuhruf
sûresi (43), 12-13 |
٥- باب مَا يقول إذا ركب دَابَّة للسفر
قَالَ اللّه تَعَالَى
: { وَجَعَلَ لَكُمْ مِنَ الفُلْكِ
وَالأنْعَامِ مَا تَرْكَبُونَ لِتَسْتَوُوا عَلَى ظُهُورِهِ ثُمَّ
تَذْكُرُوا نِعْمَةَ رَبِّكُمْ إِذَا اسْتَوَيْتُمْ عَلَيْهِ
وَتَقُولُوا سُبْحَانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا
لَهُ مُقْرِنِينَ وَإنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنْقَلِبُونَ }
[ الزخرف : ١٢-١٣ ]
. |
|
973. İbn Ömer
radıyallahü anhumâ’dan rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem
yolculuğa çıkarken hayvanı üzerine binip iyice yerleşince üç kere
tekbir getirir sonra da şöyle dua ederdi:
“Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve
takdis ederiz; yoksa biz buna güç yetiremezdik. Biz şüphesiz
Rabbimize döneceğiz.”
Ey Allahım! Biz, bu yolculuğumuzda
senden iyilik ve takvâ, bir de hoşnut olacağın ameller işlemeyi
nasip etmeni dileriz.
Ey Allahım! Bu yolculuğumuzu kolay kıl
ve uzağını yakın et!
Ey Allahım! Seferde yardımcı, geride
çoluk çoçuğu koruyucu sensin.
Ey Allahım! Yolculuğun zorluklarından,
üzücü şeylerle karşılaşmaktan ve dönüşte malımızda, çoluk
çocuğumuzda kötü haller görmekten sana sığınırım.”
Râvi diyor ki,
Hazret-i Peygamber yolculuktan döndüğünde de aynı sözleri söyler
ve onlara şu cümleleri de eklerdi:
“Biz
yolculuktan dönen, tevbe eden, kulluk
yapan ve Rabbimiz’e hamd eden kişileriz.”
Müslim, Hac 425. Ayrıca bk.
Ebû Dâvûd, Cihad 72;
Tirmizî, Daavât 45-46 |
٩٧٣-
وعن ابن عمر رضي اللّه عنهما : أنَّ
رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
كَانَ إِذَا اسْتَوَى عَلَى بَعِيرِهِ خَارِجاً إِلَى سَفَرٍ ،
كَبَّرَ ثَلاثاً ، ثُمَّ
قَالَ :
( سُبْحَانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا
وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ ، وَإنَّا إِلَى رَبِّنَا
لَمُنْقَلبُونَ . اللّهمَّ إنا نسألكَ في سفرنا هذا البرّ والتَّقوى
، ومنَ العملِ ما ترضى ، اللّهمَّ هَوِّن عَلَيْنَا سَفَرَنَا هَذَا
، وَاطْوِ عَنَّا بُعْدَهُ . اللّهمَّ أنْتَ الصَّاحِبُ في السَّفَرِ
، والخَلِيفَةُ في الأهْلِ . اللّهمَّ إنِّي أعُوذُ بِكَ مِنْ
وَعْثَاءِ السَّفَرِ ، وَكَآبَةِ المَنْظَرِ ، وَسُوءِ المُنْقَلَبِ
في المالِ وَالأَهْلِ وَالوَلَدِ ) وَإِذَا رَجَعَ قَالَهُنَّ
وَزَادَ فِيهِنَّ : ( آيِبُونَ ، تَائِبُونَ ، عَابِدُونَ ، لِرَبِّنَا حَامِدُونَ )
رواه مسلم .
مَعْنَى ( مُقْرِنِينَ ) :
مُطِيقِينَ . وَ( الوَعْثَاءُ )
بفتحِ الواوِ وَإسكان العين المهملة وبالثاء المثلثة وبالمد وَهِيَ :
الشِّدَّةُ . وَ( الكَآبَةُ )
بِالمَدِّ ، وَهِيَ : تَغَيُّرُ النَّفْسِ مِنْ حُزْنٍ وَنَحْوهِ .
وَ( المُنْقَلَبُ ) : المَرْجِعُ . |
|
974. Abdullah İbn Sercis
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem
yolculuğa çıkarken, “Yolculuğun
güçlüklerinden, üzücü manzaralarla karşılaşmaktan, iyiyken kötü
olmaktan, mazlumun bedduasından ve dönüşte mal ve çoluk çoçuğu
kötü hallerde bulmaktan Allah’a sığınır”dı.
Müslim, Hac 426. Ayrıca bk.
Tirmizî, Daavât 41;
Nesâî, İsti’âze 41-42;
İbn Mâce, Dua 30 |
٩٧٤-
وعن عبد اللّه بن سَرجِسَ رَضِيَ اللّه
عَنْهُ ،
قَالَ :
كَانَ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم إِذَا سَافَرَ يَتَعَوَّذُ مِنْ وَعْثَاءِ السَّفَرِ
، وَكَآبَةِ المُنْقَلَبِ ، وَالْحَوْرِ بَعْدَ الكَوْنِ ،
وَدَعْوَةِ المَظْلُومِ ، وَسُوءِ المَنْظَرِ في الأَهْلِ وَالمَالِ
. رواه مسلم .
هكذا هُوَ في صحيح مسلم :
( الحَوْر بَعْدَ الكَوْنِ )
بالنون ، وكذا رواه الترمذي والنسائي
، قَالَ الترمذي : وَيُرْوَى
( الكوْرُ ) بالراءِ ، وَكِلاهما
لَهُ وجه .
قَالَ العلماءُ : ومعناه بالنون والراءِ جَميعاً : الرُّجُوعُ مِنَ
الاسْتِقَامَةِ أَوِ الزِّيَادَةِ إِلَى النَّقْصِ .
قالوا :
ورِوايةُ الرَّاءِ مَأخُوذَةٌ مِنْ تَكْوِيرِ العِمَامَة وَهُوَ
لَفُّهَا وَجَمْعُهَا . ورواية النون ، مِنَ الكَوْنِ ، مَصْدَرُ
كَانَ يَكُونُ كَونَاً : إِذَا وُجِدَ وَاسْتَقَرَّ . |
|
975. Ali İbn Rebîa şöyle
dedi:
Ali İbn Ebû
Tâlib’i gördüm, binsin diye hayvanını getirdikleri zaman ayağını
üzengiye koyunca ‘Bismillah’ dedi. Hayvanın üzerine yerleşip
doğrulunca; ‘Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis
ederiz, yoksa biz buna güç yetiremezdik. Biz şüphesiz Rabbimize
döneceğiz’ dedi. Üç defa ‘el-Hamdülillah’, üç defa ‘Allahu ekber’
dedi. Sonra da ‘Ey Rabbim, seni tesbih ederim. Ben kendime
zulmettim, beni bağışla. Çünkü senden başka günahı bağışlayacak
kimse yoktur’ âyetini okudu ve güldü.
Bunun üzerine,
- Ey
mü’minlerin emiri! Niçin güldün? dediler. O da şu cevabı verdi:
-
Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem’in,
benim yaptığım gibi yaptığını ve benim güldüğüm gibi güldüğünü
görmüş ve ‘Niçin güldün ey Allah’ın Resülü?’ diye sormuştum.
- “Yüce
Rabbin, benden başka günahları bağışlayacak bir kimsenin
olmadığını bilerek, günahlarımı bağışla! diye dua eden kulundan
hoşnut olur,” buyurmuştu.
Ebû Dâvûd, Cihâd 74;
Tirmizî, Daavât 46 |
٩٧٥-
وعن عَلِي بن ربيعة ،
قَالَ :
شهدت عليَّ بن أَبي طالب رَضِيَ اللّه
عَنْهُ ، أُتِيَ بِدَابَّةٍ لِيَرْكَبَهَا ، فَلَمَّا وَضَعَ
رِجْلَهُ في الرِّكَابِ ،
قَالَ :
بِسْمِ اللّه ، فَلَمَّا اسْتَوَى عَلَى ظَهْرِهَا ،
قَالَ :
الحَمْدُ للّه الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ
مُقْرِنينَ ، وَإنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنْقَلِبُونَ ، ثُمَّ
قَالَ :
الحمْدُ للّه ، ثَلاثَ مَرَّاتٍ ، ثُمَّ
قَالَ :
اللّه أكْبَرُ ، ثَلاثَ مَرَّاتٍ ، ثُمَّ
قَالَ :
سُبْحَانَكَ إنّي ظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ لِي إنَّهُ لاَ
يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أنْتَ ، ثُمَّ ضَحِكَ ، فَقيلَ : يَا
أمِيرَ المُؤمِنِينَ ، مِنْ أيِّ شَيْءٍ ضَحِكْتَ ؟
قَالَ :
رَأيتُ النبيَّ صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم فَعَلَ كَمَا فَعَلْتُ ثُمَّ ضَحِكَ ، فقُلْتُ : يَا
رسول اللّه ، مِنْ أيِّ شَيْءٍ ضَحِكْتَ ؟
قَالَ :
( إنَّ رَبَّكَ تَعَالَى يَعْجَبُ مِنْ
عَبدِهِ إِذَا
قَالَ : اغْفِرْ لِي ذُنُوبِي ، يَعْلَمُ أنَّهُ لاَ يَغْفِرُ
الذُّنُوبَ غَيْرِي )
رواه أَبُو داود والترمذي
، وقال :
( حديث حسن )، وفي بعض النسخ: ( حسن
صحيح ) . وهذا لفظ أَبي داود
. |