6. YOLCULUKTA TEKBİR VE TESBİH
YOLCUNUN
TEPELERE VE BENZERİ YÜKSEK YERLERE ÇIKTIKCA “ALLAHÜEKBER”,
VADİLERE VE BENZERİ DÜZ YERLERE İNDİKCE “SÜBHÂNELLAH” DEMESİ,
TEKBİR VE TESBİH GETİRİRKEN YÜKSEK SESLE BAĞIRMAKTAN KAÇINMASI
976. Câbir
radıyallahü anh şöyle dedi:
Biz (sahâbîler
yolculukta) yokuş çıktığımızda
Allahüekber; iniş indiğimizde de
sübhânellah derdik.
Buhârî, Cihâd 132,133. Ayrıca
bk. Ebû Dâvûd, Cihâd 72 |
٦- باب تكبير المسافر إِذَا صعد الثنايا وشبهها وتسبيحه إِذَا هبط
الأودية ونحوها والنهي عن المبالغة برفع الصوتِ بالتكبير ونحوه
٩٧٦-
عن جابر رَضِيَ اللّه عَنْهُ ،
قَالَ :
كُنَّا إِذَا صَعِدْنَا كَبَّرْنَا ، وَإِذَا نَزَلْنَا سَبَّحْنَا .
رواه البخاري . |
|
977. İbn Ömer
radıyallahü anhümâ şöyle dedi:
Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem ile
askerleri tepelere çıktıklarında Allahüekber derler, düzlüklere indiklerinde de
sübhânellah diye tesbih
ederlerdi.
Ebû Dâvûd, Cihâd 72 |
٩٧٧-
وعن ابن عمرَ رضي اللّه عنهما ،
قَالَ :
كَانَ النَّبيُّ صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم وجيُوشُهُ إِذَا عَلَوا الثَّنَايَا كَبَّرُوا ،
وَإِذَا هَبَطُوا سَبَّحُوا . رواه
أَبُو داود بإسناد صحيح . |
|
978. Yine İbn Ömer
radıyallahü anhümâ şöyle dedi:
“Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem hac
veya umreden dönerken her yokuş veya yüksek yere çıktığında üç
kere “Allahüekber” der
sonra:
-
‘Allah’tan başka ilâh yoktur, O’nun
ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na hastır. O, her şeye gücü
yetendir. Biz yolculuktan
dönen, tevbe eden, kulluk yapan ve Rabbimiz‘e hamd eden kişileriz.
Allah verdiği sözü yerine getirdi, kuluna yardım etti ve o
toplulukları hezimete uğratıp perişan etti’ buyururdu.”
Buhârî, Cihâd 158;
Müslim, Hac 428.
Müslim’in bir rivayetinde (Hac
428) “büyük, küçük harplerden ve çatışmalardan, hac ve umreden
döndüğünde” kaydı yer almaktadır. |
٩٧٨-
وعنه ،
قَالَ :
كَانَ النَّبي صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم إِذَا قَفَلَ مِنَ الحَجِّ
أَوْ العُمْرَةِ ، كُلَّمَا أوْفَى عَلَى ثَنِيَّةٍ
أَوْ فَدْفَدٍ كَبَّرَ ثَلاثَاً ،
ثُمَّ
قَالَ :
( لاَ إلهَ إِلاَّ اللّه وَحْدَهُ لاَ
شَرِيكَ لَهُ ، لَهُ المُلْكُ وَلَهُ الحَمْدُ ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ
شَيْءٍ قَدِيرٌ . آيِبُونَ ، تَائِبُونَ ، عَابِدُونَ ، سَاجِدُونَ ،
لِرَبِّنَا حَامِدُونَ ، صَدَقَ اللّه وَعْدَهُ ، وَنَصَرَ عَبْدَهُ
، وَهَزَمَ الأحْزَابَ وَحْدَهُ )
متفقٌ عَلَيْهِ .
وفي رواية لمسلم : إِذَا قَفَلَ
مِنَ الجيُوشِ أَو السَّرَايَا أَو الحَجِّ أَو العُمْرَةِ .
قَوْلهُ :
( أوْفَى ) أيْ : ارْتَفَعَ ، وَقَوْلُه
: ( فَدْفَدٍ ) هُوَ بفتح
الفائَينِ بينهما دال مهملة ساكِنة ، وَآخِره دال أخرى وَهُوَ :
( الغَليظُ المُرْتَفِعُ مِنَ الأرضِ )
. |
|
979. Ebû Hüreyre
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre, bir adam Hazret-i Peygamber’e:
- Ey Allah’ın
elçisi! Sefere çıkmak istiyorum, bana öğüt ver, dedi. Hazret-i
Peygamber ona:
- “Allah’a
karşı saygılı ol ve her tepeye çıktığında Allahü ekber de!
buyurdu.
Adam gittikten
sonra arkasından:
- “Allahım,
ona uzakları yakın et ve bu seferi ona kolay kıl” diye
dua etti.
Tirmizî, Daavât 45;
İbn Mâce, Cihâd 8 |
٩٧٩-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
: أنَّ رجلاً
قَالَ :
يَا رسول اللّه ، إنّي أُريدُ أنْ أُسَافِرَ فَأوْصِني ،
قَالَ :
( عَلَيْكَ بِتَقْوَى اللّه ،
وَالتَّكْبِيرِ عَلَى كلِّ شَرَفٍ ) فَلَمَّا وَلَّى
الرَّجُلُ ،
قَالَ :
( اللّهمَّ اطْوِ لَهُ البُعْدَ ، وَهَوِّنْ عَلَيْهِ السَّفَرَ )
رواه الترمذي ،
وقال : (
حديث حسن ) . |
|
980. Ebû Musâ el-Eş’arî
radıyallahü anh şöyle dedi:
Biz bir
yolculukta Hazret-i Peygamber ile birlikte idik. Tepelere çıktıkça
Allahüekber,
lâ ilâhe illallah diye yüksek
sesle tekbir ve tehlil getirdik. Bunun üzerine
Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem:
- “Ey
müslümanlar! Kendinizi zorlamayınız. Zira siz sağıra veya burada
olmayan birine seslenmiyorsunuz. Allah daima sizinle beraberdir,
işitir ve size sizden daha yakındır” buyurdu.
Buhârî, Cihâd 131, Meğazî 38,
Daavât 51, Tevhîd 9; Müslim,
Zikr 44. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd,
Vitr 26. |
٩٨٠-
وعن أَبي موسى الأشعريِّ رَضِيَ اللّه
عَنْهُ ،
قَالَ :
كنّا مَعَ النبيِّ صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم في سَفَرٍ ، فَكُنَّا إِذَا أشْرَفْنَا عَلَى وَادٍ
هَلَّلْنَا وَكَبَّرْنَا وَارتَفَعَتْ أصْوَاتُنَا ، فَقَالَ النبيُّ
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم :
( يَا أيُّهَا النَّاسُ ، ارْبَعُوا عَلَى
أنْفُسِكُمْ ، فَإنَّكُمْ لاَ تَدْعُونَ أصَمَّ وَلاَ غَائِباً ،
إنَّهُ مَعَكُمْ ، إنَّهُ سَمِيعٌ قَرِيبٌ )
متفقٌ عَلَيْهِ .
( ارْبَعُوا )
بفتحِ الباءِ الموحدةِ أيْ : ارْفُقُوا بِأَنْفُسِكُمْ . |