13. VEDÂLAŞMA
YOLCULUK VE
BENZERİ SEBEPLERLE AYRILIP GİDECEK KİMSENİN ARKADAŞIYLA
VEDÂLAŞMASI, ONA VASİYET VE DUA ETMESİ, ONUN DUASINI İSTEMESİ
•
“Bunu İbrâhim de kendi oğullarına vasiyet
etti. Ya`kûb da: Oğullarım! Allah sizin için İslâm dinini seçti.
Sakın başka türlü değil, sadece müslüman olarak ölünüz, dedi.
Yoksa Ya`kûb’a ölüm geldiği zaman siz
orada mıydınız? O zaman Ya`kûb oğullarına: Benden sonra kime
kulluk edeceksiniz? diye sormuştu. Onlar da: Senin ve ataların
İbrâhim, İsmâil ve İshâk’ın ilâhı olan tek Allah’a kulluk
edeceğiz; biz ancak ona teslim olmuşuzdur, dediler.”
Bakara sûresi (2), 132-133 |
١٣- باب وداع الصاحب ووصيته عند فراقه للسفر وغيره والدعاء لَهُ وطلب
الدعاء مِنْهُ
قَالَ اللّه تَعَالَى
: { وَوَصَّى بِهَا إبْرَاهِيمُ بَنِيهِ
وَيَعْقُوبُ يَا بَنِيَّ إنَّ اللّه اصْطَفَى لَكُمُ الدّينَ فَلاَ
تَمُوتُنَّ إِلاَّ وَأَنْتُمْ مُسْلِمُونَ أَمْ كُنْتُمْ شُهَدَاءَ
إذْ حَضَرَ يَعْقُوبَ المَوْتُ إذْ قَالَ لِبَنيهِ مَا تَعْبُدُونَ
مِنْ بَعْدِي قَالُوا نَعْبُدُ إلهَكَ وَإلهَ آبَائِكَ إبْراهِيمَ
وَإسْمَاعِيلَ وَإسْحاقَ إلهَاً وَاحِداً وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ
}
[ البقرة : ١٣٢-١٣٣ ]
.
وأما الأحاديث فمنها : |
|
712. Zeyd İbn Erkam
radıyallahu anh, şöyle dedi:
Bir gün
Resûlüllah
sallallâhu aleyhi ve sellem ayağa
kalkarak bize bir konuşma yaptı. Allah’a hamd ü senâdan sonra bize
öğüt verdi. Sonra da şöyle buyurdu:
- “Ey insanlar! Ben de bir insanım.
Yakında Rabbimin elçisi bana da gelecek ve ben onun davetine uyup
gideceğim. Size iki önemli şey bırakıyorum. Biri, insanı doğruya
götüren bir rehber ve nur olan Allah’ın Kitabı Kur’an’dır.
Allah’ın kitabına yapışın ve sımsıkı sarılın!”
Peygamber
aleyhisselâm Kur’an’a sarılma ve
ona bağlanma konusunda tavsiyelerde bulundu. Sonra sözüne şöyle
devam etti:
“Size bir de Ehl-i beyt’imi bırakıyorum.
Allah’tan
korkun
da
Ehl-i beyt’ime saygılı
davranın!”.
Müslim, Fezâilü’s-sahâbe 36 |
٧١٢-
حديث زيد بن أرقم رَضِيَ اللّه عَنْهُ
– الَّذِي سبق في بَابِ إكرام أهْلِ بَيْتِ رسول اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم -
قَالَ :
قَامَ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم فِينَا خَطِيباً ، فَحَمِدَ اللّه ، وَأثْنَى
عَلَيْهِ ، وَوَعَظَ وَذَكَّرَ ، ثُمَّ
قَالَ :
( أمَّا بَعْدُ ، ألاَ أيُّهَا النَّاسُ ،
إنَّمَا أنَا بَشَرٌ يُوشِكُ أنْ يَأتِيَ رَسُولُ رَبِّي فَأُجِيبَ ،
وَأنَا تَارِكٌ فِيكُمْ ثَقَلَيْنِ ، أوَّلَهُمَا : كِتَابُ اللّه ،
فِيهِ الْهُدَى وَالنُّورُ ، فَخُذُوا بِكِتَابِ اللّه
وَاسْتَمْسِكُوا بِهِ ) ، فَحَثَّ عَلَى كِتَابِ اللّه ،
وَرَغَّبَ فِيهِ ، ثُمَّ
قَالَ :
( وَأَهْلُ بَيْتِي ، أذَكِّرُكُمُ اللّه
في أهْلِ بَيْتِي ) رواه مسلم
، وَقَدْ سَبَقَ بِطُولِهِ . |
|
713. Ebû Süleyman Mâlik İbn
Huveyris radıyallahu anh şöyle
dedi:
Biz aynı
yaşlarda bir grup genç Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’e
gelmiş ve yirmi gün boyunca yanında kalmıştık.
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem çok
merhametli ve şefkat dolu bir kimseydi. Bizim yakınlarımızı
özlediğimizi anlayınca, geride ailemizden kimleri bıraktığımızı
sordu. Biz de kendisine söyledik. O zaman şöyle buyurdu:
“Haydi
ailenizin yanına dönün ve onların yanında kalarak kendilerini
bilgilendirin. Onlara şu namazı şu vakitte, bu namazı bu vakitte
kılmalarını söyleyin. Namaz vakti geldiğinde içinizden biri ezan
okusun, en yaşlınız da size imam olsun.”
Buhârî, Ezân 17, 18, 49, 140,
Cihâd 42, Edeb 27, Âhâd 1; Müslim,
Mesâcid 292. Ayrıca bk. Nesâî,
Ezân 8.
Buhârî bir rivayetinde şunu
ilâve etmiştir:
“Benim nasıl namaz kıldığımı
gördüyseniz, siz de öyle namaz kılın.”
Buhârî, Âhâd 1 |
٧١٣-
وعن أَبي سليمان مالِك بن الحُوَيْرِثِ
رَضِيَ اللّه عَنْهُ،
قَالَ :
أَتَيْنَا رسولَ اللّه صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم ، وَنَحْنُ شَبَبَةٌ مُتَقَارِبُونَ،
فَأقَمْنَا عِنْدَهُ عِشْرِينَ لَيْلَةً، وَكَانَ رسولُ اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
رَحِيماً رَفيقاً ، فَظَنَّ أنّا قد اشْتَقْنَا أهْلَنَا ،
فَسَألَنَا عَمَّنْ تَرَكْنَا مِنْ أهْلِنَا ، فَأخْبَرْنَاهُ ،
فَقَالَ :
( ارْجِعُوا إِلَى أهْلِيكُمْ ، فَأقِيمُوا
فِيهمْ ، وَعَلِّمُوهُم وَمُرُوهُمْ ، وَصَلُّوا صَلاَةَ كَذَا فِي
حِيْنِ كَذَا ، وَصَلُّوا كَذَا في حِيْنِ كَذَا ، فَإذَا حَضَرَتِ
الصَّلاَةُ فَلْيُؤَذِّنْ لَكُمْ أحَدُكُمْ وَلْيَؤُمَّكُمْ
أكْبَرُكُمْ ) متفقٌ عَلَيْهِ
.
زاد البخاري في رواية لَهُ :
( وَصَلُّوا كَمَا رَأيْتُمُونِي أُصَلِّي
) .
وَقَوْلُه :
( رحِيماً رَفِيقاً ) رُوِيَ بِفاءٍ
وقافٍ ، وَرُوِيَ بقافينِ . |
|
714. Ömer İbnü’l-Hattâb
radıyallahu anh şöyle dedi:
Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem’den
umre yapmak için izin istedim. İzin verdi ve:
“Bizi duadan unutma, sevgili kardeşim!”
buyurdu. Onun bu sözüne karşılık bana dünyayı verseler, bu kadar
sevinmezdim.
Ebû Dâvûd, Vitir 23
Bir başka
rivayete göre şöyle buyurdu:
“Sevgili kardeşim! Bizi de duana ortak
et!”
Tirmizî, Daavât 110. Ayrıca
bk. Ebû Dâvûd, Vitir 23;
İbn Mâce, Menâsik 5 |
٧١٤-
وعن عمرَ بن الخطاب رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
اسْتأذَنْتُ النَّبيَّ صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم في العُمْرَةِ ، فَأذِنَ ،
وقال : (
لاَ تَنْسَانَا يَا أُخَيَّ مِنْ دُعَائِكَ ) فقالَ كَلِمَةً
ما يَسُرُّنِي أنَّ لِي بِهَا الدُّنْيَا .
وفي رواية
قَالَ :
( أشْرِكْنَا يَا أُخَيَّ في دُعَائِكَ )
رواه أَبُو داود والترمذي
، وقال :
( حديث حسن صحيح ) . |
|
715. Sâlim İbn Abdullah İbn
Ömer’in söylediğine göre, (babası) Abdullah İbn Ömer
radıyallahu anhümâ bir yolculuğa
çıkacak kimseye şöyle derdi:
Yanıma gel de,
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’in
bizimle vedalaştığı gibi seninle vedalaşalım.
Resûl-i Ekrem şöyle
vedalaşırdı:
“Dinini koruyup emanetlerini ifa etmen
ve amellerini hayırla sonuçlandırman hususunda seni Allah’a emanet
ediyorum.”
Tirmizî, Daavât 44. Ayrıca bk.
Ebû Dâvûd, Cihâd 73;
İbn Mâce, Cihâd 24 |
٧١٥-
وعن سالم بنِ عبدِ اللّه بنِ عمر : أنَّ عبدَ اللّه بن عُمَرَ
رضي اللّه عنهما، كَانَ يَقُولُ
للرَّجُلِ إِذَا أرَادَ سَفَراً: ادْنُ مِنِّي حَتَّى أُوَدِّعَكَ
كَمَا كَانَ رسولُ اللّه صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم يُوَدِّعُنَا ، فَيَقُولُ :
( أَسْتَوْدِعُ اللّه دِينَكَ ،
وَأمَانَتَكَ ، وَخَواتِيمَ عَمَلِكَ ) رواه
الترمذي ،
وقال : (
حديث حسن صحيح ) . |
|
716. Sahâbî Abdullah İbn
Yezîd el-Hatmî radıyallahu anh
şöyle dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem
orduyla vedâlaşmak istediği zaman:
“Dininizi koruyup emanetlerinizi ifa
etmeniz ve amellerinizi hayırla sonuçlandırmanız hususunda sizi
Allah’a emanet ediyorum.” derdi.
Ebû Dâvûd, Cihâd 73. |
٧١٦-
وعن عبدِ اللّه بن يزيدَ الخطْمِيِّ الصحابيِّ
رَضِيَ اللّه عَنْهُ ،
قَالَ :
كَانَ رسولُ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم إِذَا أرَادَ أنْ يُوَدِّعَ الجَيشَ ،
قَالَ :
( أسْتَوْدِعُ اللّه دِينَكُمْ ،
وَأمَانَتَكُمْ ، وَخَواتِيمَ أعْمَالِكُمْ ) حديث صحيح ،
رواه أَبُو داود وغيره بإسناد
صحيح . |
|
717. Enes
radıyallahu anh şöyle dedi:
Bir adam
Peygamber
aleyhisselâm’a gelerek:
- Yâ
Resûlallah! Yolculuğa çıkıyorum; bana dua et, dedi.
Resûl-i Ekrem de:
- “Allah sana takvâ nasib etsin”
buyurdu. Adam tekrar:
- Bana dua et,
deyince:
-
“Allah günahını bağışlasın”
buyurdu. O yine:
- Bana dua et,
deyince de:
-
“Bulunduğun her yerde, kolayca hayır
yapmanı sağlasın” buyurdu.
Tirmizî, Daavât 45. |
٧١٧-
وعن أنسٍ رَضِيَ اللّه عَنْهُ ،
قَالَ :
جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النبي صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم ،
فَقَالَ :
يَا رسولَ اللّه ، إنّي أُرِيدُ سَفَراً ، فَزَوِّدْنِي ،
فَقَالَ :
( زَوَّدَكَ اللّه التَّقْوَى )
قَالَ :
زِدْنِي
قَالَ :
( وَغَفَرَ ذَنْبَكَ )
قَالَ :
زِدْنِي ،
قَالَ :
( وَيَسَّرَ لَكَ الْخَيْرَ حَيْثُمَا
كُنْتَ ) رواه الترمذي ،
وقال : (
حديث حسن ) . |