14. İSTİHÂRE VE MÜŞÂVERE
•
“İş hakkında onlarla müşâvere et!”
Âl-i İmrân (3), 159
•
“Onlar işlerini aralarında müşâvere ile
yürütürler.” Şûrâ sûresi (42), 38 |
١٤- باب الاستِخارة والمشاورة
قَالَ اللّه تَعَالَى
: { وَشَاوِرْهُمْ فِي الأَمْرِ }
[ آل عمران : ١٥٩ ]
،
وقال اللّه تَعَالَى :
{ وَأَمْرُهُمْ شُورَى بَيْنَهُمْ }
[ الشورى : ٣٨ ]
أيْ : يَتَشَاوَرُونَ بَيْنَهُمْ فِيهِ . |
|
718. Câbir
radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem tıpkı
bir Kur’an sûresini öğretir gibi, bize her iş için istihâre
yapmayı öğretirdi. Şöyle buyururdu:
“Herhangi biriniz bir iş yapmak
istediğinde, farz namazlardan ayrı olarak iki rekât namaz kılsın,
sonra da şöyle desin:
Allahım! Sen her şeyi bildiğin için,
hakkımda hayırlı olanı bana da bildirmeni, senin gücün her şeye
yettiği için, beni başarılı kılmanı ve hayırlı olanı nasip etmeni,
senin o büyük kereminden niyaz ederim. Çünkü senin gücün her şeye
yeter, benimki yetmez; sen her şeyi bilirsin, ben bilemem.
Şüphesiz sen görülüp bilinmeyenleri de bilirsin.
Allahım! Eğer bu işin benim dinim,
dünyam ve âhiretim için hayırlı olduğunu biliyorsan (râvi,
sözün burasında Hazret-i Peygamber’in
hangi ifadeyi kullandığında tereddüt etti. Onun şöyle demiş
olabileceğini söyledi: “şimdi veya
daha sonrası için hayırlı olduğunu biliyorsan”) onu yapmayı nasip
et, kolaylık ver ve onu bana mübarek kıl. Şayet bu işin benim
dinim, dünyam ve âhiretim için kötü olduğunu biliyorsan
(yine râvi, sözün burasında
Hazret-i Peygamber’in hangi ifadeyi kullandığında
tereddüt etti. Onun şöyle demiş olabileceğini söyledi:
“şimdi veya daha sonrası için kötü
olduğunu biliyorsan”) onu benden, beni ondan uzaklaştır. Hayır
nerede ise onu bana nasip et, sonra da gönlümü bu sonuca râzı
kıl!” der ve isteyeceği şeyi söylerdi.
Buhârî, Teheccüd 28, Daavât
48, Tevhîd 10. Ayrıca bk. Tirmizî,
Vitr 18; İbn Mâce, İkâme 188. |
٧١٨-
وعن جابر رَضِيَ اللّه عَنْهُ ،
قَالَ :
كَانَ رسولُ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم يُعَلِّمُنَا الاسْتِخَارَةَ في الأمُورِ كُلِّهَا
كَالسُّورَةِ مِنَ القُرْآنِ ، يَقُولُ : (
إِذَا هَمَّ أحَدُكُمْ بِالأمْرِ ، فَلْيَركعْ ركْعَتَيْنِ مِنْ
غَيْرِ الفَرِيضَةِ ، ثُمَّ ليقل : اللّهمَّ إنِّي أسْتَخِيرُكَ
بِعِلْمِكَ ، وَأسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ ، وأسْألُكَ مِنْ
فَضْلِكَ العَظِيْمِ ، فَإنَّكَ تَقْدِرُ وَلاَ أقْدِرُ ، وَتَعْلَمُ
وَلاَ أعْلَمُ ، وَأنْتَ عَلاَّمُ الْغُيُوبِ . اللّهمَّ إنْ كُنْتَ
تَعْلَمُ أنَّ هَذَا الأمْرَ خَيْرٌ لِي في دِينِي وَمَعَاشِي
وَعَاقِبَةِ أمْرِي ) أَوْ
قَالَ :
( عَاجِلِ أمْرِي وَآجِلِهِ ، فاقْدُرْهُ
لي وَيَسِّرْهُ لِي ، ثُمَّ بَارِكْ لِي فِيهِ . وَإنْ كُنْتَ
تَعْلَمُ أنَّ هَذَا الأَمْرَ شَرٌّ لِي في دِينِي وَمَعَاشِي
وَعَاقِبَةِ أَمْرِي ) أَوْ
قَالَ :
( عَاجِلِ أمْرِي وَآجِلِهِ ؛ فَاصْرِفْهُ
عَنِّي ، وَاصْرِفْنِي عَنْهُ ، وَاقْدُرْ لِيَ الخَيْرَ حَيْثُ
كَانَ ، ثُمَّ أرْضِنِي بِهِ )
قَالَ :
( وَيُسَمِّيْ حَاجَتَهُ ) رواه
البخاري . |