80. YÖNETİCİLERE İTAAT
GÜNAH OLMAYAN
HUSUSLARDA DEVLET BAŞKANLARINA İTAATİN ŞART, GÜNAH OLAN YERLERDE
İSE HARAM OLDUĞU
•
“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin,
Peygamber’e ve sizden olan idarecilere (ülü’l-emre) de itaat edin.
” Nisâ sûresi (4), 59 |
٨٠- باب وجوب طاعة ولاة الأمر في غير معصية وتحريم طاعتهم في المعصية
قَالَ اللّه تَعَالَى
: { يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا
أَطِيعُوا اللّه وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَأُولِي الأَمْرِ مِنْكُمْ
}
[ النساء : ٥٩ ]
. |
|
663. İbn Ömer
radıyallahu anhümâ’dan rivayet
edildiğine göre Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Bir müslümanın, günah işlemesi
emredilmediği sürece, sevdiği veya sevmediği bütün konularda
devleti yöneten kimseye itaat etmesi şarttır. Bir günah işlemesi
emredildiği zaman ise kimseyi dinleyip itaat etmez.”
Buhârî, Ahkâm 4, Cihâd 108;
Müslim, İmâre 38. Ayrıca bk.
Ebû Dâvûd, Cihâd 87;
Tirmizî, Cihâd 29;
Nesâî, Bey’at 34;
İbn Mâce, Cihâd 40 |
٦٦٣-
وعن ابن عمر رضي اللّه عنهما ، عن
النبيِّ صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
،
قَالَ :
( عَلَى المَرْءِ الْمُسْلِمِ السَّمْعُ
والطَّاعَةُ فِيمَا أحَبَّ وكَرِهَ ، إِلاَّ أنْ يُؤْمَرَ
بِمَعْصِيةٍ ، فَإذَا أُمِرَ بِمَعْصِيةٍ فَلاَ سَمْعَ وَلاَ طَاعَةَ
) متفقٌ عَلَيْهِ . |
|
664. Yine İbn Ömer
radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’e
sözünü dinleyip itaat etmek üzere bîat ettiğimiz zaman bize:
“Gücünüz yettiği kadar”
buyururdu.
Buhârî, Ahkâm 43;
Müslim, İmâre, 90. Ayrıca bk.
Nesâî, Bey’at 24;
İbn Mâce, Cihâd 41 |
٦٦٤-
وعنه ،
قَالَ :
كُنَّا إِذَا بَايَعْنَا رسولَ اللّه صَلّى
اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم عَلَى السَّمعِ والطَّاعَةِ ، يَقُولُ
لَنَا : ( فِيمَا اسْتَطَعْتُمْ )
متفقٌ عَلَيْهِ . |
|
665. Yine İbn Ömer
radıyallahu anhümâ
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’i
şöyle buyururken dinledim, dedi:
“Kim bağlılık sözü verdiği devlet
başkanına karşı sebepsiz yere itaatsizlik ederse, kıyamet gününde
Allahü teâlâ’nın huzuruna, tutunacağı hiçbir delili bulunmaksızın
çıkar. Devlet başkanına bağlılık sözü vermeden ölen kimse,
Câhiliye devrinde ölmüş gibi olur.”
Müslim, İmâre 58
Yine
Müslim’in bir başka rivayeti
şöyledir:
“Cemaatten ayrılarak ölen kimse,
Câhiliye devrinde ölmüş gibi olur.”
Müslim, İmâre 53, 54 |
٦٦٥-
وعنه ،
قَالَ :
سَمِعْتُ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ، يقول : ( مَنْ خَلَعَ
يَداً مِنْ طَاعَةٍ لَقِيَ اللّه يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلاَ حُجَّةَ
لَهُ ، وَمَنْ مَاتَ وَلَيْسَ في عُنُقِهِ بَيْعَةٌ ، مَاتَ مِيتَةً
جَاهِلِيَّةً ) رواه مسلم
.
وفي رواية لَهُ : ( وَمَنْ مَاتَ وَهُوَ
مُفَارِقٌ لِلجَمَاعَةِ ، فَإنَّهُ يَمُوتُ مِيتَةً جَاهِلِيَّةً )
.
( المِيتَةُ )
بكسر الميم . |
|
666. Enes
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Üzerinize tâyin edilen yönetici, başı
kuru üzüm gibi siyah bir köle de olsa sözünü dinleyip kendisine
itaat ediniz.”
Buhârî, Ezân 54, 56, Ahkâm 4.
Ayrıca bk. Buhârî, Cihâd 39 |
٦٦٦-
وعن أنسٍ رَضِيَ اللّه عَنْهُ ،
قَالَ :
قَالَ رسولُ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( اسْمَعُوا وأطِيعُوا ،
وَإنِ استُعْمِلَ عَلَيْكُمْ عَبْدٌ حَبَشيٌّ ، كأنَّ رأْسَهُ
زَبيبةٌ ) رواه البخاري . |
|
667. Ebû Hüreyre
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Zenginken, fakirken; neşeliyken,
kederliyken ve başkası sana tercih edilirken bile söz dinleyip
itaat etmen şarttır.”
Müslim, İmâre 35, 41, 42.
Ayrıca bk. Buhârî, Fiten 2;
Nesâî, Bey’at 1-5;
İbn Mâce, Cihâd 41 |
٦٦٧-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
قَالَ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( عَلَيْكَ السَّمْعُ
وَالطَّاعَةُ في عُسْرِكَ وَيُسْرِكَ ، وَمَنْشَطِكَ وَمَكْرَهِكَ ،
وَأثَرَةٍ عَلَيْكَ ) رواه مسلم
. |
|
668. Abdullah İbn Amr
radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
Bir seferde
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem ile
beraberdik. Bir yerde konakladık. Kimimiz çadırını düzeltiyor,
kimimiz ok atış tâlimleri yapıyor, kimimiz de otlayan hayvanların
başında bulunuyorduk. Derken
Resûlüllah sallallahu aleyhi
ve sellem’in müezzini “Haydin namaza!” diye seslendi. Biz
de Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’in
yanında toplandık. Resûl-i Ekrem
şöyle buyurdu:
“Benden önceki bütün peygamberlerin
görevi, ümmetlerini iyi olduğunu bildikleri şeye dâvet etmek, kötü
olduğunu bildikleri şeyden de sakındırmaktı. Sizin içinde
bulunduğunuz ümmetin huzur ve sükûnu, önce gelenler zamanında
olacaktır. Daha sonrakilerin başına çeşitli belâlar ve
bilmediğiniz kötülükler gelecektir. Öyle fitneler çıkacak ki, bu
fitnelerin bir kısmı diğerinden daha hafif olacaktır. Yine öyle
fitne ve kargaşa çıkacak ki, onu gören mü’min, işte beni bu
mahveder diyecektir. Sonra ortalık sakinleşecek; arkasından öyle
müthiş bir fitne çıkacak ki, mü’min, işte bundan kurtuluş yok,
diyecektir.”
“Bir kimse cehennemden kurtulup cennete
girmeyi istiyorsa, Allah’a ve âhiret gününe imân etmiş olarak
ölmelidir. Kendine yapılmasını istediği şeyleri o da başkalarına
yapmalıdır. Bir kimse devlet başkanına bîat eder, elini tutup ona
samimiyetle bağlanırsa, elinden geldiği kadar ona itaat etmelidir.
Bu arada bir başkası ortaya çıkarak yönetimi ele geçirmeye
çalışırsa, derhal onun boynunu vurunuz.”
Müslim, İmâre 46. Ayrıca bk.
Nesâî, Bey’at 25;
İbn Mâce, Fiten 9 |
٦٦٨-
وعن عبدِ اللّه بن عمرو رضي اللّه عنهما
،
قَالَ :
كنا مَعَ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم في سَفَرٍ ، فَنَزَلْنَا مَنْزِلاً ، فَمِنَّا مَنْ
يُصْلِحُ خِبَاءهُ ، وَمِنّا مَنْ يَنْتَضِلُ ، وَمِنَّا مَنْ هُوَ
في جَشَرِهِ ، إذْ نَادَى مُنَادِي رسولِ اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم :
الصَّلاةَ جَامِعَةً . فَاجْتَمَعْنَا إِلَى رسولِ اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم ،
فَقَالَ :
( إنَّهُ لَمْ يَكُنْ نَبيٌّ قَبْلِي
إِلاَّ كَانَ حَقّاً عَلَيْهِ أنْ يَدُلَّ أُمَّتَهُ عَلَى خَيْرِ
مَا يَعْلَمُهُ لَهُمْ ، وَيُنْذِرَهُم شَرَّ مَا يَعْلَمُهُ لَهُمْ
. وَإنَّ أُمَّتَكُمْ هذِهِ جُعِلَ عَافِيَتُهَا في أوَّلِهَا ،
وَسَيُصيبُ آخِرَهَا بَلاَءٌ وَأمُورٌ تُنْكِرُونَهَا ، وَتَجِيءُ
فِتنَةٌ يُرَقِّقُ بَعْضُهَا بَعْضاً ، وَتَجِيءُ الفتنَةُ فَيقُولُ
المُؤْمِنُ : هذه مُهلكتي ، ثُمَّ تنكشفُ ، وتجيء الفتنةُ فيقولُ
المؤمنُ : هذِهِ هذِهِ . فَمَنْ أحَبَّ أنْ يُزَحْزَحَ عَنِ
النَّارِ، ويُدْخَلَ الجَنَّةَ، فَلْتَأتِهِ منيَّتُهُ وَهُوَ
يُؤْمِنَ باللّه واليَوْمِ الآخِرِ ، وَلْيَأتِ إِلَى النَّاسِ
الَّذِي يُحِبُّ أنْ يُؤتَى إِلَيْهِ. وَمَنْ بَايَعَ إمَاماً
فَأعْطَاهُ صَفْقَةَ يَدِهِ ، وَثَمَرَةَ قَلْبِهِ ، فَلْيُطِعْهُ إن
استَطَاعَ ، فإنْ جَاءَ آخَرُ يُنَازِعُهُ فَاضْرِبُوا عُنْقَ
الآخَرِ ) رواه مسلم .
قَوْله :
( يَنْتَضِلُ ) أيْ : يُسَابِقُ
بالرَّمْي بالنَّبل والنُّشَّاب . وَ(
الجَشَرُ ) : بفتح الجيم والشين المعجمة وبالراء ، وهي :
الدَّوابُّ الَّتي تَرْعَى وَتَبِيتُ مَكَانَهَا . وَقَوْلُه
: ( يُرَقِّقُ بَعْضُهَا بَعْضاً )
أيْ : يُصَيِّرُ بَعْضُهَا بَعْضَاً رقيقاً : أيْ خَفِيفاً لِعِظَمِ
مَا بَعْدَهُ ، فالثَّانِي يُرَقّقُ الأَوَّلَ . وقيل مَعنَاهُ
يُشَوِّقُ بَعْضُهَا إِلَى بَعْضٍ بتحسينهَا وَتَسويلِهَا ، وقيل :
يُشبِهُ بَعْضُها بَعضاً . |
|
669. Ebû Hüneyde Vâil İbn
Hucr radıyallahu anh şöyle dedi:
Seleme İbn
Yezîd el-Cu’fî Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’e:
- Yâ
Nebiyyallah! Başımıza kendi haklarını bizden isteyen, fakat bizim
hakkımızı bize vermeyen yöneticiler tâyin edilirse, bize ne
yapmamızı emredersin? diye sordu.
Resûl-i Ekrem onun bu
sorusuna cevap vermedi. Bir daha sorunca
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
- “Onların sözünü dinleyip kendilerine
itaat edin. Onlar yapmaları gerekenden, siz de yapmanız gerekenden
sorumlusunuz.”
Müslim, İmâre 49-50. Ayrıca
bk. Tirmizî, Fiten 30 |
٦٦٩-
وعن أَبي هُنَيْدَةَ وَائِلِ بن حُجرٍ
رَضِيَ اللّه عَنْهُ ،
قَالَ :
سَألَ سَلَمَةُ بن يَزيدَ الجُعفِيُّ رسولَ اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم ،
فَقَالَ :
يَا نَبِيَّ اللّه ، أرأيتَ إنْ قامَت عَلَيْنَا أُمَرَاءُ
يَسألُونَا حَقَّهُم ، وَيمْنَعُونَا حَقَّنَا ، فَمَا تَأْمُرُنَا ؟
فَأعْرَضَ عنه ، ثُمَّ سَألَهُ ، فَقَالَ رسولُ اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم :
( اسْمَعْوا وَأَطِيعُوا ، فإنَّمَا
عَلَيْهِمْ مَا حُمِّلُوا ، وَعَلَيْكُمْ مَا حملْتُمْ ) رواه
مسلم . |
|
670. Abdullah İbn Mes’ûd
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem:
- “Benden sonra adam kayırma olayları ve
görmeye alışmadığınız işler meydana gelecektir”
buyurdu. Bunun üzerine ashâb-ı kirâm:
- Yâ
Resûlallah! Bizden o günleri görenlere ne emredersiniz? diye
sordular.
Şöyle cevap
verdi:
- “Yapmanız gereken görevleri
yaparsınız, hakkınız olan şeyin size verilmesini Allah’tan niyâz
edersiniz.”
Buhârî, Fiten 2,
Müslim, İmâre 45. Ayrıca bk.
Tirmizî, Fiten 25 |
٦٧٠-
وعن عبد اللّه بن مسعود رَضِيَ اللّه
عَنْهُ ،
قَالَ :
قَالَ رسولُ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( إنَّهَا سَتَكُونُ
بَعْدِي أثَرَةٌ وَأُمُورٌ تُنْكِرُونَهَا ! )
قالوا :
يَا رسول اللّه ، كَيْفَ تَأمُرُ مَنْ أدْرَكَ مِنَّا ذَلِكَ ؟
قَالَ :
( تُؤَدُّونَ الحَقَّ الَّذِي عَلَيْكُمْ
، وَتَسْأَلُونَ اللّه الَّذِي لَكُمْ )
متفقٌ عَلَيْهِ . |
|
671. Ebû Hüreyre
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Bana itaat eden Allah’a itaat etmiş,
bana karşı gelen Allah’a karşı gelmiş olur. Devlet başkanına itaat
eden bana itaat etmiş, devlet başkanına karşı gelen bana karşı
gelmiş olur.”
Buhârî, Cihâd 109, Ahkâm 1;
Müslim, İmâre 32, 33. Ayrıca
bk. Nesâî, Bey’at 27;
İbn Mâce, Mukaddime 1, Cihâd 39 |
٦٧١-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
قَالَ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( مَنْ أطَاعَنِي فَقَدْ
أطَاعَ اللّه ، وَمَنْ عَصَانِي فَقَدْ عَصَى اللّه ، وَمَنْ يُطِعِ
الأَمِيرَ فَقَدْ أطَاعَنِي ، وَمَنْ يَعصِ الأميرَ فَقَدْ عَصَانِي
) متفقٌ عَلَيْهِ . |
|
672. İbn Abbas
radıyallahu anhümâ’dan rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Devlet yöneticisinden hoşa gitmeyen bir
şey gören kimse sabretsin. Zira kim devlet başkanına itaatten bir
karış dışarı çıkarsa, Câhiliye devrinde ölmüş gibi olur.”
Buhârî, Fiten 2;
Müslim, İmâre 56 |
٦٧٢-
وعن ابن عباسٍ رضي اللّه عنهما : أن
رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
،
قَالَ :
( مَنْ كَره مِنْ أمِيرِهِ شَيْئاً
فَلْيَصْبِرْ ، فَإنَّهُ مَنْ خَرَجَ مِنَ السُّلطَانِ شِبْراً مَاتَ
مِيتَةً جَاهِلِيَّةً ) متفقٌ
عَلَيْهِ . |
|
673. Ebû Bekre
radıyallahu anh,
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’i
şöyle buyururken dinledim, dedi:
“Kim devlet başkanına ihânet ederse,
Allah da ona ihânetinin cezasını verir.”
Tirmizî, Fiten 47. Ayrıca bk.
Ahmed İbn Hanbel, Müsned, V,
42, 49 |
٦٧٣-
وعن أَبي بكرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
سَمِعْتُ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ، يقول : ( مَنْ أهانَ
السُّلطَانَ أَهَانَهُ اللّه ) رواه
الترمذي ،
وقال : (
حديث حسن ) .
وفي الباب أحاديث كثيرة في الصحيح . وَقَدْ سبق بعضها في أبواب . |