79. ADALETLİ DEVLET BAŞKANI
•
“Allahü teâlâ adaleti, iyiliği kesinlikle
emreder.” Nahl sûresi (16), 90
•
“Daima âdil davranın. Muhakkak ki Allah,
âdil davrananları sever.” Hucurât sûresi (49), 9 |
٧٩- باب الوالي العادل
قَالَ اللّه تَعَالَى
: { إنَّ اللّه يَأمُرُ بِالعَدْلِ
وَالإِحْسَانِ }
[ النحل : ٩٠ ]
الآية ،
وقال تَعَالَى :
{ وَأَقْسِطُوا إنَّ اللّه يُحِبُّ
الْمُقْسِطِينَ }
[ الحجرات : ٩ ]
. |
|
659. İbn Ömer
radıyallahu anhümâ’dan rivayet
edildiğine göre Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Yedi kimseyi Allahü teâlâ kendi
gölgesinden başka gölge bulunmayan kıyamet gününde, gölgesinde
barındıracaktır. Bunlar:
Adaletli devlet reisi, Rabbine ibadet
ederek yetişen genç, gönlü mescidlere bağlı kimse, birbirlerini
Allah rızâsı için seven ve buluşmaları da ayrılmaları da bu
sevgiye dayalı olan iki şahıs, itibarlı ve güzel bir kadın
kendisiyle beraber olmak isteyince ‘Ben Allah’tan korkarım’
diyerek buna yanaşmayan erkek, sağ elinin verdiğini sol eli
bilmeyecek kadar gizli sadaka veren adam, tenhâda Allah’ı anıp
gözleri yaşla dolan kişidir.”
Buhârî, Ezân 36, Zekât 16,
Rikak 24, Hudûd 19; Müslim,
Zekât 91. Ayrıca bk. Tirmizî,
Zühd 53; Nesâî, Kudât 2 |
٦٥٩-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
، عن النبيِّ صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
،
قَالَ :
( سَبْعَةٌ يُظِلُّهُمُ اللّه في ظِلِّهِ
يَوْمَ لاَ ظِلَّ إِلاَّ ظِلُّهُ : إِمَامٌ عادِلٌ ، وَشَابٌ نَشَأ
في عِبادة اللّه تَعَالَى ، وَرَجُلٌ قَلْبُهُ مُعَلَّقٌ في
المَسَاجِدِ ، وَرَجُلانِ تَحَابَّا في اللّه اجتَمَعَا عَلَيْهِ ،
وَتَفَرَّقَا عَلَيْهِ ، وَرَجُلٌ دَعَتْهُ امْرَأةٌ ذاتُ مَنْصِبٍ
وجَمالٍ ،
فَقَالَ : إنّي أخافُ اللّه ، وَرَجُلٌ تَصَدَّقَ بِصَدَقَةٍ
فَأخْفَاهَا حَتَّى لاَ تَعْلَمَ شِمَالُهُ مَا تُنْفِقُ يَمِينُهُ ،
وَرَجُلٌ ذَكَرَ اللّه خَالِياً فَفَاضَتْ عَيْنَاهُ )
متفقٌ عَلَيْهِ . |
|
660. Abdullah İbn Amr İbn’l-Âs
radıyallahu anhümâ’dan rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Verdiği hükümlerde, ailesinin ve halkın
yönetiminde adaletli davranan yöneticiler, kıyamet gününde Allahü
teâlâ’nın yanında nurdan yüksek koltuklar üzerinde otururlar.”
Müslim, İmâre 18. Ayrıca bk.
Nesâî, Âdâbü’l-kudât 1 |
٦٦٠-
وعن عبدِ اللّه بن عَمرو بن العاص رضي
اللّه عنهما ،
قَالَ :
قَالَ رسولُ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( إنَّ المُقْسِطِينَ
عِنْدَ اللّه عَلَى مَنَابِرَ مِنْ نُورٍ : الَّذِينَ يَعْدِلُونَ في
حُكْمِهِمْ وأَهْلِيْهِم وَمَا وَلُوْا ) رواه
مسلم . |
|
661. Avf İbn Mâlik
radıyallahu anh
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’i
şöyle buyururken dinledim, dedi:
“Devlet başkanlarınızın en hayırlısı,
sizi seven ve sizin tarafınızdan sevilen, size dua eden ve sizin
duanızı alan kimselerdir. Devlet başkanlarınızın en kötüsü de,
size buğzeden ve sizin buğzunuza hedef olan, size lânet eden ve
lânetinizi alan kimselerdir.”
Bunun üzerine:
- Yâ
Resûlallah! Onlara karşı tavır takınalım mı? diye sorduk. Bize şu
cevabı verdi:
- “Aranızda namaz kıldıkları sürece,
hayır. Aranızda namaz kıldıkları sürece, hayır.”
Müslim, İmâre 65, 66 |
٦٦١-
وعن عوفِ بن مَالِكٍ رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
سَمِعْتُ رسولَ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ، يقول : ( خِيَارُ
أئِمَّتِكُمُ الَّذِينَ تُحِبُّونَهُمْ وَيُحِبُّونَكُمْ ،
وَتُصَلُّونَ عَلَيْهِمْ وَيُصَلُّونَ عَلَيْكُمْ . وشِرَارُ
أئِمَّتِكُم الَّذِينَ تُبْغِضُونَهُمْ وَيُبْغِضُونَكُمْ ،
وَتَلعَنُونَهُمْ وَيَلْعَنُونَكُمْ ! ) ،
قَالَ :
قُلْنَا : يَا رسول اللّه ، أفَلاَ نُنَابِذُهُم ؟
قَالَ :
( لاَ ، مَا أقَامُوا فِيْكُمُ الصَّلاَةَ
. لاَ ، مَا أقَامُوا فِيكُمُ الصَّلاَةَ ) رواه
مسلم .
قَوْله :
( تصلّون عَلَيْهِمْ ) : تدعون
لَهُمْ . |
|
662. İyâz İbn Himâr
radıyallahu anh
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’i
şöyle buyururken dinledim, dedi:
“Cennetlikler üç gruptur. Bunlar:
Âdil ve başarılı devlet başkanı,
Yakınlarına ve müslümanlara karşı
merhametli ve yufka yürekli olan kişi,
Ailesi kalabalık olduğu halde haram
kazançtan sakınıp kimseden bir şey istemeyen adamdır.”
Müslim, Cennet 63 |
٦٦٢-
وعن عِياضِ بن حِمارٍ رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
سَمِعْتُ رسولَ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ، يقول : ( أهلُ الجَنَّةِ
ثَلاَثَةٌ : ذُو سُلطانٍ مُقْسِطٌ مُوَفَّقٌ ، وَرَجُلٌ رَحيمٌ
رَقِيقُ القَلْبِ لكُلِّ ذي قُرْبَى ومُسْلِمٍ ، وعَفِيفٌ
مُتَعَفِّفٌ ذو عِيالٍ ) رواه
مسلم . |