52. ALLAH’IN RAHMETİNİ ÜMİT ETMENİN
FAYDASI
•
“Ben işimi Allah’a ısmarladım. Şüphesiz ki
Allah, kullarının her halini görür.” Allah onu, onların kurdukları
tuzakların şerrinden korudu.” Mü’min sûresi (40), 44–45 |
٥٢- باب فضل الرجاء
قَالَ اللّه تَعَالَى
إخباراً عن العبدِ الصالِحِ : {
وَأُفَوِّضُ أَمْرِي إِلى اللّه إنَّ اللّه بَصِيرٌ بالعِبَادِ
فَوَقَاهُ اللّه سَيِّئَاتِ مَا مَكَرُوا }
[ غافر : ٤٤-٤٥ ]
. |
|
441. Ebû Hüreyre
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Azîz ve celîl
olan Allah, “Ben, kulumun beni
düşündüğü gibiyim; beni andığı (her)
yerde, onunlayım (rahmet ve yardımım onunla
beraberdir)” buyurmuştur.
Allah’a yemin ederim ki Allah’ın,
kulunun tevbe etmesinden dolayı duyduğu hoşnutluk, herhangi
birinizin ıssız çölde kaybettiği devesini bulduğu zamanki
sevincinden daha büyüktür.” (Nitekim Allah şöyle
buyurmuştur):
“Bana
bir karış yaklaşana ben bir arşın yaklaşırım, bir arşın yaklaşana
bir kulaç yaklaşırım. Bana yürüyerek gelene ben koşarak giderim.”
Buhârî, Tevhîd 15, 35, 55;
Müslim, Tevbe 1, Zikir 2, 19.
Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 51,
Daavât 131; İbn Mâce, Edeb 58
Bu,
Müslim’in rivâyetlerinden
birinin metnidir (Tevbe 1) ve önceki konuda açıklaması geçmiştir
(414 numaralı hadis). Sahihayn’da
(Buhârî, Tevhîd 15;
Müslim, Zikir 2),
“kulum beni andığı zaman”
şeklinde rivâyet edilmişken burada
“beni andığı yerde” diye geçmektedir. Her ikisi de
doğrudur, sahihtir. |
٤٤١-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
، عن رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ، أَنَّهُ
قَالَ :
( قَالَ اللّه عزَّ وجَلَّ : أَنَا عِنْدَ
ظَنِّ عَبْدِي بِي ، وَأَنا معه حَيْثُ يَذْكُرنِي ، وَاللّه ، للّه
أفْرَحُ بِتَوبَةِ عَبْدِهِ مِنْ أحَدِكُمْ يَجِدُ ضَالَّتَهُ
بالفَلاَةِ ، وَمَنْ تَقَرَّبَ إلَيَّ شِبْراً ، تَقَرَّبْتُ
إِلَيْهِ ذِرَاعاً ، وَمَنْ تَقَرَّبَ إِلَيَّ ذِرَاعاً ،
تَقَرَّبْتُ إِلَيْهِ بَاعاً ، وَإِذَا أقْبَلَ إِلَيَّ يَمْشِي
أقْبَلْتُ إِلَيْهِ أُهَرْوِلُ ) متفقٌ
عليه ، وهذا لفظ إحدى روايات
مسلم . وتقدم شرحه في الباب قبله .
ورُوِيَ في الصحيحين : ( وأنا معه حين
يذكرني ) بالنون ، وفي هذه الرواية
( حيث ) بالثاء وكلاهما صحيح . |
|
442. Câbir İbn Abdullah
radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
Vefâtından üç
gün önce Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’i
şöyle buyururken dinledim:
“Her
biriniz (başka şekilde değil)
ancak Allah’a hüsnüzan ederek ölsün.”
Müslim, Cennet 81,82. Ayrıca
bk. Ebû Dâvûd, Cenâiz 13 |
٤٤٢-
وعن جابر بن عبد اللّه رضي اللّه عنهما
: أنه سمع رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم قبلَ مَوْتِه بثَلاثَةِ أيّام ، يقولُ :
( لاَ يَمُوتَنّ أحَدُكُمْ إِلاَّ وَهُوَ
يُحْسِنُ الظَّنَّ باللّه عزَّ وجَلَّ ) رواه
مسلم . |
|
443. Enes
radıyallahu anh, ben
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’i
şöyle buyururken dinledim, dedi:
“Allahü teâlâ:
Ey âdemoğlu! Sen bana dua ettiğin ve
benden affını umduğun sürece, işlediğin günahlar ne kadar çok
olursa olsun onların büyüklüğüne bakmadan seni bağışlarım.
Ey âdemoğlu! Günahların gökleri
dolduracak kadar olsa, sen benden bağışlanmanı dilersen,
günahlarını affederim.
Ey âdemoğlu! Sen yeryüzünü dolduracak
kadar günahla huzuruma gelsen, fakat bana hiçbir şeyi ortak
tutmamış, şirke bulaşmamış olsan, ben de seni yeryüzü dolusu
mağfiretle karşılarım” buyurmuştur.
Tirmizî, Daavât 98 |
٤٤٣-
وعن أنس رَضِيَ اللّه عَنْهُ ،
قَالَ :
سمعت رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ، يقول : (
قَالَ اللّه تَعَالَى : يَا ابْنَ آدَمَ ، إنَّكَ ما دَعَوْتَنِي
وَرَجَوْتَنِي غَفَرْتُ لَكَ عَلَى مَا كَانَ مِنْكَ وَلاَ أُبَالِي
. يَا ابْنَ آدَمَ ، لَوْ بَلَغت ذُنُوبُك عَنَانَ السماءِ ، ثُمَّ
اسْتَغْفَرْتَنِي غَفَرْتُ لَكَ وَلاَ أُبَالِي . يَا ابْنَ آدَمَ ،
إِنَّكَ لَوْ أتَيْتَنِي بِقُرَابِ الأَرْضِ خَطَايا ، ثُمَّ
لَقَيْتَنِي لاَ تُشْرِكُ بِي شَيْئاً ، لأَتَيْتُكَ بقُرَابِها
مَغْفِرَةً )
رواه الترمذي ،
وقال : (
حديث حسن ) .
( عَنَانُ السَّماءِ )
بفتح العين ، قيل : هو مَا عَنَّ لَكَ مِنْهَا ، أيْ : ظَهَرَ إِذَا
رَفَعْتَ رَأسَكَ ، وقيل : هو السَّحَابُ . وَ(
قُرابُ الأَرض ) بضم القاف ، وقيل : بكسرها ، والضم أصح وأشهر
، وَهُوَ : مَا يقارب مِلأَهَا ، واللّه أعلم . |