Geri

   

 

 

 

İleri

 

53. KORKU VE ÜMİT ARASINDA YAŞAMAK

“Allah’ın azâbından ancak hüsrâna uğrayanlar emin olabilirler.” A’râf sûresi (7), 99

“Gerçek şu ki, kâfir olanlardan başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez.” Yûsuf sûresi (12), 87

“O gün, bazı yüzler ağarır, bazı yüzler de kararır.” Âl-i İmrân sûresi (3), 106

“Gerçekten Rabbin, cezayı çabuk vericidir ve hem de yarlıgayıcı ve bağışlayıcıdır.” A’râf sûresi (7), 167

“Hiç şüphesiz, iyiler cennette, günahlara dadananlar ise yakıcı ateşler içindedir.” İnfitâr sûresi (82), 13-14

“O gün tartıda kimin iyi amelleri ağır basarsa o, hoşnut olacağı bir yaşayış içindedir. Kimin iyi amelleri hafif gelirse, onun meskeni Hâviye’dir.” Kâria sûresi (101), 6-9

٥٣- باب الجمع بين الخوف والرجاء

اعْلَمْ أنَّ المُخْتَارَ لِلْعَبْدِ في حَالِ صِحَّتِهِ أنْ يَكُونَ خَائفاً رَاجِياً ، وَيَكُونَ خَوْفُهُ وَرَجَاؤُهُ سَواءً ، وفي حَالِ المَرَضِ يُمحَّضُ الرَّجاءُ ، وقواعِدُ الشَّرْع مِنْ نصُوصِ الكِتَابِ والسُّنَةِ وغَيْرِ ذَلِكَ مُتظاهِرَةٌ عَلَى ذلك .

قَالَ اللّه تَعَالَى : { فَلاَ يَأمَنُ مَكْرَ اللّه إِلاَّ القَوْمُ الخَاسِرونَ } [ الأعراف : ٩٩ ] ،

وقال تَعَالَى : { إِنَّهُ لاَ يَيْأَسُ مِنْ رَوْحِ اللّه إِلاَّ القَوْمُ الكافِرُونَ } [ يوسف : ٨٧ ] ،

وقال تَعَالَى: { يَوْمَ تَبْيَضُّ وَجُوهٌ وَتَسْوَدُّ وُجُوهٌ } [ آل عمران: ١٠٦ ]،

وقال تَعَالَى: { إنَّ رَبَكَ لَسَرِيعُ العِقَابِ وَإِنَّهُ لَغَفُورٌ رَحِيمٌ } [ الأعراف : ١٦٦ ]،

 

وقال تَعَالَى : { إنَّ الأَبْرَارَ لَفِي نَعِيمٍ وَإِنَّ الفُجَّارَ لَفِي جَحِيمٍ } [ الانفطار : ١٣-١٤ ] ،

وقال تَعَالَى : { فَأمَّا مَنْ ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ فَهُوَ فِي عِيشَةٍ رَاضِيَةٍ وَأمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَازِينُهُ فَأمُّهُ هَاوِيَةٌ } [ القارعة : ٦-٩ ] والآيات في هذا المعنى كثيرةٌ . فَيَجْتَمعُ الخَوفُ والرجاءُ في آيَتَيْنِ مُقْتَرِنَتَيْنِ أَو آيات أَو آية .

444. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Eğer mü’min, Allah’ın azabının nitelik ve niceliğini bilseydi, cennet ümidine kapılmazdı. Kâfir de Allah’ın rahmetinin nitelik ve niceliğini tam olarak kavrayabilseydi, O’nun cennetinden asla ümidini kesmezdi”. Müslim, Tevbe 23

٤٤٤- وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ : أنَّ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم ،

قَالَ : ( لَوْ يَعْلَمُ الْمُؤمِنُ مَا عِنْدَ اللّه مِنَ العُقُوبَةِ ، مَا طَمِعَ بِجَنَّتِهِ أَحَدٌ ، وَلَوْ يَعْلَمُ الكَافِرُ مَا عِنْدَ اللّه مِنَ الرَّحْمَةِ ، مَا قَنَطَ مِنْ جَنَّتِهِ أحَدٌ ) رواه مسلم .

445. Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Ölü tabuta konulup da insanlar (veya erkekler) onu omuzladığı zaman, eğer iyi bir kişi ise “Beni çabuk götürünüz, beni çabuk götürünüz!” diye seslenir. Eğer iyi olmayan biri ise, “Eyvah!. Bu tabutu nereye götürüyorsunuz?” der. O cenâzenin sesini insandan başka her şey duyar. Eğer insan bu sesi duysaydı, bayılırdı.”

Buhârî, Cenâiz 50, 53, 90. Ayrıca bk. Nesâî, Cenâiz 44

٤٤٥- وعن أَبي سعيد الخدرِيِّ رَضِيَ اللّه عَنْهُ : أنَّ رسولَ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم ،

قَالَ : ( إِذَا وُضِعَتِ الجنازةُ واحْتَمَلَهَا النَّاسُ أَوِ الرِّجَالُ عَلَى أعناقِهِمْ ، فَإنْ كَانَتْ صَالِحَةً ، قالتْ: قَدِّمُونِي قَدِّمُونِي ، وَإنْ كَانَتْ غَيْرَ صَالِحَةٍ ،

قالتْ : يَا وَيْلَهَا ! أَيْنَ تَذْهَبُونَ بها ؟ يَسْمَعُ صَوْتَها كُلُّ شَيْءٍ إِلاَّ الإنْسانُ ، وَلَوْ سَمِعَهُ صَعِقَ ) رواه البخاري .

446. Abdullah İbn Mes’ûd radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Cennet size ayakkabılarınızın bağından daha yakındır. Cehennem de öyledir.”

Buhârî, Rikak 29

٤٤٦- وعن ابن مسعود رَضِيَ اللّه عَنْهُ ،

قَالَ : قَالَ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم : ( الجَنَّةُ أقْرَبُ إِلى أحَدِكُمْ مِنْ شِرَاكِ نَعْلِهِ ، وَالنَّارُ مِثْلُ ذلك ) رواه البخاري .