24. İYİLİĞİ EMİR VE KÖTÜLÜKTEN
NEHYETTİĞİ HALDE SÖZÜ İLE İŞİ BİRBİRİNE
AYKIRI OLAN KİŞİNİN ACIKLI SONU
•
“Kitabı okumakta olduğunuz halde,
insanlara iyiliği emredip kendinizi nasıl unutursunuz? Artık
aklınızı başınıza almayacak mısınız?” Bakara sûresi
(2), 44
•
“Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi
niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında
büyük gazaba sebeb olur.” Saf sûresi (61), 2-3
•
“Size yasak ettiğim şeye, kendim aykırı
davranmak istemiyorum.” Hûd sûresi (11), 88 |
٢٤- باب تغليظ عقوبة من أمر بمعروف
أَوْ
نهى عن منكر وخالف قوله فعله
قَالَ اللّه تَعَالَى
: { أَتَأْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبِرِّ
وَتَنْسَوْنَ أَنْفُسَكُمْ وَأَنْتُمْ تَتْلُونَ الْكِتَابَ أَفَلا
تَعْقِلُونَ }
[ البقرة : ٤٤ ]
،
وَقالَ تَعَالَى :
{ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لِمَ
تَقُولُونَ مَا لا تَفْعَلُونَ كَبُرَ مَقْتاً عِنْدَ اللّه أَنْ
تَقُولُوا مَا لا تَفْعَلُونَ }
[ الصف : ٢-٣ ]
، وَقالَ تَعَالَى إخباراً عن شعيب
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم :
{ وَمَا أُرِيدُ أَنْ أُخَالِفَكُمْ إِلَى
مَا أَنْهَاكُمْ عَنْهُ }
[ هود :٨٨ ]
. |
|
199.
Ebû Zeyd Üsâme İbn Zeyd İbn Hârise
radıyallahü anhümâ şöyle dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’ i
şöyle buyururken işittim:
“Kıyamet günü bir adam getirilir ve
cehennem ateşine atılır. Bağırsakları karnından dışarı çıkar ve
onlarla birlikte değirmen döndüren merkeb gibi döner durur.
Cehennem halkı onun yanına toplanırlar ve derler ki:
– Ey filân! Sana ne oldu? Sen iyiliği
emredip kötülükten nehyetmez miydin? O kişi de:
– Evet, iyiliği emrederdim, fakat kendim
yapmazdım, münkerden nehyederdim, fakat kendim yapardım, der.”
Buhârî, Bed’ül-halk 10;
Müslim, Zühd 51 |
١٩٩-
وعن أَبي زيد أسامة بن حارثة رضي اللّه
عنهما ،
قَالَ :
سمعت رَسُول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ، يقول : ( يُؤْتَى
بالرَّجُلِ يَوْمَ القيَامَةِ فَيُلْقَى في النَّارِ ، فَتَنْدَلِقُ
أقْتَابُ بَطْنِهِ فَيدُورُ بِهَا كَمَا يَدُورُ الحِمَارُ في
الرَّحَى ، فَيَجْتَمِعُ إِلَيْه أهْلُ النَّارِ ، فَيَقُولُونَ :
يَا فُلانُ ، مَا لَكَ ؟ أَلَمْ تَكُ تَأمُرُ بالمعْرُوفِ وَتنهَى
عَنِ المُنْكَرِ ؟ فَيقُولُ : بَلَى ، كُنْتُ آمُرُ بِالمَعْرُوفِ
وَلا آتِيهِ ، وأنْهَى عَنِ المُنْكَرِ وَآتِيهِ )
مُتَّفَقٌ عَلَيهِ .
قوله :
( تَنْدلِقُ ) هُوَ بالدالِ
المهملةِ ، ومعناه تَخرُجُ . وَ(
الأَقْتَابُ ) : الأمعاءُ ، واحدها قِتْبٌ . |