18. BİD’ATLARDAN SAKINMAK
BİD’ATLARDAN VE
TEMELİ DİNE DAYALI OLMAKSIZIN SONRADAN ORTAYA ÇIKAN İŞLERDEN
SAKINMAK
•
“Gerçeğin ötesinde sapıklıktan başka ne
var ki?” Yûnus sûresi (10), 32
•
“Biz kitabda hiçbir şeyi eksik
bırakmadık.” En’âm sûresi (6), 38
•
“Bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, çözüm
için, Allah’a ve Resûlüne başvurun.”
•
“İşte bu benim dosdoğru yolumdur, ona
uyun. Sizi Allah yolundan ayırıp, parçalayacak yollara uymayın.”
En’âm sûresi (6), 153
•
“De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana
uyun ki, Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın.”
Âl-i İmrân sûresi (3), 31 |
١٨- باب في النهي عن البدع ومحدثات الأمور
قَالَ اللّه تَعَالَى
: { فَمَاذَا بَعْدَ الْحَقِّ إِلاَّ
الضَّلال }
[ يونس : ٣٢ ]
،
وَقالَ تَعَالَى :
{ مَا فَرَّطْنَا فِي الْكِتَابِ مِنْ شَيْء
}
[ الأنعام : ٣٨ ]
،
وَقالَ تَعَالَى :
{ فَإِنْ تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ
فَرُدُّوهُ إِلَى اللّه وَالرَّسُولِ }
[ النساء : ٥٩ ]
أيِ الكِتَابِ وَالسُّنَّةِ .
وَقالَ تَعَالَى :
{ وَأَنَّ هَذَا صِرَاطِي مُسْتَقِيماً
فَاتَّبِعُوهُ وَلا تَتَّبِعُوا السُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَنْ
سَبِيلِهِ }
[ الأنعام : ١٥٣ ]
،
وَقالَ تَعَالَى :
{ قُلْ إِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّه
فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّه وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ }
[ آل عمران :٣١ ]
وَالآياتُ في البَابِ كَثيرةٌ مَعلُومَةٌ .
وَأَمَّا اَلأحادِيثُ فَكَثيرَةٌ جداً ، وَهيَ مَشْهُورَةٌ
فَنَقْتَصِرُ عَلَى طَرَفٍ مِنْهَا : |
|
170.
Âişe radıyallahü anhâ’dan
rivâyet edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Kim bizim bu dinimizde ondan olmayan
bir şey ortaya çıkarırsa, o şey kabul edilmez.”
Müslim’in bir rivayeti
şöyledir:
“Kim bizim dinimizde olmayan bir şey
yaparsa o merduttur, makbul değildir.”
Buhârî, Sulh 5;
Müslim, Akdiye 17,18. Ayrıca
bk. İbn Mâce, Mukaddime 2 |
١٧٠-
عن عائشة رَضِي اللّه عنها ،
قَالَتْ :
قَالَ رَسُول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( مَنْ أحْدَثَ في
أمْرِنَا هَذَا مَا لَيْسَ مِنْهُ فَهُوَ رَدٌّ )
مُتَّفَقٌ عَلَيهِ .
وفي رواية لمسلم :
( مَنْ عَمِلَ عَمَلاً لَيْسَ عَلَيهِ
أمرُنا فَهُوَ رَدٌّ ) . |
|
171.
Câbir radıyallahü anh şöyle dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem hutbe
irad ettiği zaman gözleri kızarır, sesi yükselir,
“Düşman sabah ve akşam üzerinize hücum
edecek, kendinizi koruyunuz” diye ordusunu uyaran kumandan
gibi öfkesi artar ve şehadet parmağı ile orta parmağını bir araya
getirerek:
“Benimle kıyametin arası şu iki
parmağın arası kadar yaklaştığı sırada ben peygamber olarak
gönderildim” derdi. Sonra da sözlerine şöyle devam
ederdi:
“Bundan sonra söyleyeceğim şudur ki:
Sözün en hayırlısı Allah’ın kitabıdır. Yolların en hayırlısı
Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’ in yoludur. İşlerin en
kötüsü, sonradan ortaya çıkarılmış olan bid’atlardır. Her bid’at
dalâlettir, sapıklıktır.” Sonra da şöyle buyurdu:
“Ben
her mü’mine kendi nefsinden daha ileriyim, daha üstünüm. Bir kimse
ölürken mal bırakırsa o mal kendi yakınlarına aittir. Fakat borç
veya yetimler bırakırsa, o borç bana aittir; yetimlere bakmak da
benim görevimdir.”
Müslim, Cum’a 43. Ayrıca bk.
İbn Mâce, Mukaddime 7 |
١٧١-
وعن جابر رَضِيَ اللّه عَنْهُ ،
قَالَ :
كَانَ رَسُولُ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم إِذَا خَطَبَ احْمَرَّتْ عَينَاهُ ، وَعَلا صَوتُهُ
، وَاشْتَدَّ غَضَبُهُ ، حَتَّى كَأنَّهُ مُنْذِرُ جَيشٍ ، يَقُولُ :
( صَبَّحَكُمْ وَمَسَّاكُمْ )
وَيَقُولُ : ( بُعِثتُ أنَا والسَّاعَةُ
كَهَاتَينِ ) وَيَقْرِنُ بَيْنَ أُصبُعَيهِ السَّبَّابَةِ
وَالوُسْطَى ، وَيَقُولُ : ( أمَّا بَعْدُ
، فَإنَّ خَيْرَ الحَديثِ كِتَابُ اللّه ، وَخَيرَ الهَدْيِ هَدْيُ
مُحَمَّدٍ صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم ، وَشَرَّ الأُمُورِ
مُحْدَثَاتُهَا ، وَكُلَّ بِدْعَة ضَلالَةٌ ) ثُمَّ يَقُولُ :
( أنَا أوْلَى بِكُلِّ مُؤمِنٍ مِنْ
نَفسِهِ ، مَنْ تَرَكَ مَالاً فَلأَهْلِهِ ، وَمَنْ تَرَكَ دَيْناً
أَوْ ضَيَاعاً فَإلَيَّ وَعَلَيَّ ) رواه
مسلم .
وعن العرباض بن سَارية رَضِيَ اللّه عَنْهُ
حدِيثه السابق في بابِ المحافظةِ عَلَى السنةِ . |