19. İYİ VEYA KÖTÜ ÇIĞIR AÇANLAR
•
“Onlar: “Rabbimiz, bize eşlerimizden ve
çocuklarımızdan gözümüzün aydınlığı olacak insanlar ihsan et ve
bizi, Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder yap” derler.”
Furkân sûresi (25), 74
•
“Biz onları, emrimiz uyarınca insanlara
doğru yolu gösteren birer rehber kıldık.” Enbiyâ
sûresi, (21) 73 |
١٩- باب فيمن سن سنة حسنة
أَوْ
سيئة
قَالَ اللّه تَعَالَى
: { وَالَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ
لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ
وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَاماً }
[ الفرقان : ٧٤ ]
،
وَقالَ تَعَالَى :
{ وَجَعَلْنَاهُمْ أَئِمَّةً يَهْدُونَ
بِأَمْرِنَا }
[ الأنبياء : ٧٣]
. |
|
172.
Ebû Amr Cerîr İbn Abdullah
radıyallahü anh şöyle dedi:
Birgün erken
vakitlerde Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’ in
huzurunda idik. O esnada, kaplan derisine benzeyen alaca çizgili
elbise veya abalarını delerek başlarından geçirmiş ve kılıçlarını
kuşanmış, tamamına yakını, belki de hepsi Mudar kabilesine mensup
neredeyse çıplak vaziyette bir topluluk çıkageldi. Onları bu
derece fakir görünce, Resûl-i Ekrem
sallallahu aleyhi ve sellem’ in
yüzünün rengi değişti. Eve girdi ve sonra da çıkıp Bilâl’e ezan
okumasını emretti; o da okudu. Bilâl kâmet getirdi ve Allah Resûlü
namaz kıldırdı. Daha sonra
Peygamber sallallahu aleyhi ve
sellem bir hutbe irad etti ve şöyle buyurdu:
“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten
yaratan, ondan eşini var eden ve ikisinden pek çok kadın ve erkek
meydana getiren Rabbinize hürmetsizlikten sakının. Allah şüphesiz
hepinizi görüp gözetmektedir” [Nisâ sûresi (4), 1].
Sonra da Haşr
suresinin sonundaki şu âyeti okudu:
“Ey iman edenler! Allah’dan korkun,
herkes yarın için ne hazırladığına baksın” [Haşr sûresi
(59), 18]. Sonra:
“Her bir fert, altınından, gümüşünden,
elbisesinden, bir sa’ bile olsa buğdayından, hurmasından sadaka
versin; hatta yarım hurma bile olsa sadaka versin” buyurdu.
Bunun üzerine
ensardan bir adam, ağırlığından dolayı neredeyse kaldırmaktan aciz
kaldığı, hatta kaldıramadığı bir torba getirdi. Ahali birbiri
peşine sökün edip sıraya girmişti. Sonunda yiyecek ve giyecekten
iki yığın oluştuğunu gördüm. Baktım ki
Resûl-i Ekrem
sallallahu aleyhi ve sellem’ in
yüzü gülüyor, sanki altın gibi parlıyordu. Sonra
Peygamber Efendimiz şöyle
buyurdu:
“İslâm’da iyi bir çığır açan kimseye,
bunun sevabı vardır. O çığırda yürüyenlerin sevabından da
kendisine verilir. Fakat onların sevabından hiçbir şey
noksanlaşmaz. Her kim de İslâm’da kötü bir çığır açarsa, o kişiye
onun günahı vardır. O kötü çığırda yürüyenlerin günahından da ona
pay ayırılır. Fakat onların günahından da hiçbir şey
noksanlaşmaz.”
Müslim, Zekât 69. Ayrıca bk.
Nesâî, Zekât 64 |
١٧٢-
عن أَبي عمرو جرير بن عبد اللّه رَضِيَ
اللّه عَنْهُ ،
قَالَ :
كنا في صَدْرِ النَّهَارِ عِنْدَ رَسُول اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
فَجَاءهُ قَومٌ عُرَاةٌ مُجْتَابي النِّمَار
أَوْ العَبَاء ، مُتَقَلِّدِي
السُّيُوف ، عَامَّتُهُمْ من مضر بَلْ كُلُّهُمْ مِنْ مُضَرَ ،
فَتَمَعَّرَ رَسُول اللّه صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم لما رَأَى بِهِمْ مِنَ الفَاقَة ، فَدَخَلَ
ثُمَّ خَرَجَ ، فَأَمَرَ بِلالاً فَأَذَّنَ وَأَقَامَ ، فصَلَّى
ثُمَّ خَطَبَ ،
فَقَالَ :
( { يَا
أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُمْ مِنْ
نَفْسٍ وَاحِدَةٍ } إِلَى آخر الآية
: { إِنَّ اللّه كَانَ عَلَيْكُمْ
رَقِيباً } ، والآية
الأُخْرَى التي في آخر الحَشْرِ : { يَا
أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللّه وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا
قَدَّمَتْ لِغَدٍ} تَصَدَّقَ رَجُلٌ مِنْ دِينَارِهِ، مِنْ
دِرهمِهِ، مِنْ ثَوبِهِ ، مِنْ صَاعِ بُرِّهِ ، مِنْ صَاعِ تَمْرِهِ
- حَتَّى قَالَ - وَلَوْ بِشقِّ تَمرَةٍ ) فَجَاءَ رَجُلٌ مِنَ
الأَنْصَارِ بِصُرَّةٍ كَادَتْ كَفُّهُ تَعجَزُ عَنهَا، بَلْ قَدْ
عَجَزَتْ، ثُمَّ تَتَابَعَ النَّاسُ حَتَّى رَأيْتُ كَومَيْنِ مِنْ
طَعَامٍ وَثِيَابٍ ، حَتَّى رَأيْتُ وَجْهَ رَسُول اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
يَتَهَلَّلُ كَأنَّهُ مُذْهَبَةٌ. فَقَالَ رَسُول اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم:
( مَنْ سَنَّ في الإسلامِ سنَّةً حَسَنَةً
فَلَهُ أجْرُهَا، وَأجْرُ مَنْ عَمِلَ بِهَا بَعْدَهُ،مِنْ غَيرِ أنْ
يَنْقُصَ مِنْ أُجُورهمْ شَيءٌ،وَمَنْ سَنَّ في الإسْلامِ سُنَّةً
سَيِّئَةً كَانَ عَلَيهِ وِزْرُهَا ، وَوِزْرُ مَنْ عَمِلَ بِهَا
مِنْ بَعْدِهِ ، مِنْ غَيرِ أنْ يَنْقُصَ مِنْ أوْزَارِهمْ شَيءٌ )
رواه مسلم .
قَولُهُ :
( مُجْتَابِي النِّمَارِ ) هُوَ
بالجيم وبعد الألِف باءٌ مُوَحَّدَةٌ ، والنِّمَارِ جَمْعُ نَمِرَةٍ
وَهِيَ كِسَاءٌ مِنْ صُوفٍ مُخَطَّطٌ . وَمَعْنَى
( مُجْتَابِيهَا ) ، أي :
لاَبِسيهَا قَدْ خَرَقُوهَا في رُؤوسِهِم . وَ(
الجَوْبُ ) القَطْعُ ، ومِنْهُ قَولُهُ تعالى :
{ وَثَمُودَ الَّذِينَ جَابُوا الصَّخْرَ
بِالْوَادِ } أي نَحتُوهُ وَقَطَعُوهُ . وَقَولُهُ
: ( تَمَعَّرَ ) هُوَ بالعين
المهملة : أيْ تَغَيَّرَ . وَقَولُهُ :
( رَأَيْتُ كَوْمَينِ ) بفتح الكافِ
وَضَمِّهَا : أي صُبْرَتَيْنِ . وَقَولُهُ
: ( كَأَنَّهُ مُذْهَبَةٌ )
هُوَ بالذال المُعْجَمَةِ وفتح الهاءِ والباءِ الموحَّدةِ قالَهُ
القاضي عِيَاضٌ وَغَيرُهُ وَصَحَّفَهُ بَعْضُهُمْ ،
فَقَالَ :
( مُدْهُنَةٌ ) بدَال مهملة وَضَمِّ
الهاءِ وبالنونِ وكذا ضبطه الحميدي . والصحيح المشهور هُوَ الأول .
والمراد بهِ عَلَى الوجهين : الصفاءُ والاستنارة . |
|
173.
İbn Mes’ûd radıyallahü anh’den
rivayet edildiğine göre, Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Haksız olarak öldürülen her kişinin
kanından bir pay, Âdem’in ilk oğluna ayrılır. Çünkü o, insan
öldürme çığırını ilk başlatan kişidir.”
Buhârî, Cenâiz 33, Enbiyâ 1,
Diyât 2, İ’tisâm 15; Müslim,
Kasâme 27. Ayrıca bk. Tirmizî,
İlm 4; Nesâî, Tahrim 1;
İbn Mâce, Diyât 1 |
١٧٣-
وعن ابنِ مسعود رَضِيَ اللّه عَنْهُ
: أن النَّبيّ صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ،
قَالَ :
( لَيْسَ مِنْ نَفْس تُقْتَلُ ظُلْماً
إلاَّ كَانَ عَلَى ابْنِ آدَمَ الأوْلِ كِفْلٌ مِنْ دَمِهَا ،
لأَنَّهُ كَانَ أوَّلَ مَنْ سَنَّ القَتلَ )
مُتَّفَقٌ عَلَيهِ . |