15. İBADETLERİ VE HAYIRLI İŞLERİ
SÜREKLİ YAPMAK
•
“İnananların gönüllerinin Allah’ı anması
ve O’ndan inen gerçeğe içten bağlanması zamanı daha gelmedi mi?
Mü’minler, daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerlerinden
uzun zaman geçmesi yüzünden kalbleri katılaşan kimseler gibi
olmasınlar.” Hadîd sûresi (57), 16
•
“Meryem oğlu İsâ’yı öteki peygamberlerin
peşinden gönderdik. Ona İncil’i verdik. Ona uyanların kalblerine
şefkat ve rahmet duyguları koyduk. İcâd ettikleri ruhbanlığı biz
onlara yazmamış, farz kılmamıştık. Bunu sadece Allah’ın rızasını
kazanmak için yapmışlardı. Fakat ona gerektiği şekilde de
uymadılar. Biz de onlardan iman
edenlere mükafatlarını verdik. İçlerinden çoğu da yoldan
çıkmışlardır.” Hadîd sûresi (57), 27
•
“İpliğini kuvvetlice büktükten sonra çözen
kadın gibi olmayınız.” Nahl sûresi (16), 92
•
“Sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine
ibadet et.” Hicr sûresi (15), 99 |
١٥- باب في المحافظة عَلَى الأعمال
قَالَ اللّه تَعَالَى
: { أَلَمْ يَأْنِ لِلَّذِينَ آمَنُوا أَنْ
تَخْشَعَ قُلُوبُهُمْ لِذِكْرِ اللّه وَمَا نَزَلَ مِنَ الْحَقِّ
وَلا يَكُونُوا كَالَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلُ فَطَالَ
عَلَيْهِمُ الأَمَدُ فَقَسَتْ قُلُوبُهُمْ }
[ الحديد : ١٦ ]
،
وَقالَ تَعَالَى :
{ وَقَفَّيْنَا بِعِيسَى ابْنِ مَرْيَمَ
وَآتَيْنَاهُ الأِنْجِيلَ وَجَعَلْنَا فِي قُلُوبِ الَّذِينَ
اتَّبَعُوهُ رَأْفَةً وَرَحْمَةً وَرَهْبَانِيَّةً ابْتَدَعُوهَا مَا
كَتَبْنَاهَا عَلَيْهِمْ إِلاَّ ابْتِغَاءَ رِضْوَانِ اللّه فَمَا
رَعَوْهَا حَقَّ رِعَايَتِهَا }
[ الحديد : ٢٧ ]
،
وَقالَ تَعَالَى:
{ وَلا تَكُونُوا كَالَّتِي نَقَضَتْ
غَزْلَهَا مِنْ بَعْدِ قُوَّةٍ أَنْكَاثاً }
[ النحل : ٩٢ ]
،
وَقالَ تَعَالَى :
{ وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّى يَأْتِيَكَ
الْيَقِينُ }
[ الحجر : ٩٩ ]
.
وَأَمَّا الأَحاديث فمنها :
حديث عائشة : وَكَانَ أَحَبُّ الدِّين إِلَيْهِ مَا دَاوَمَ
صَاحِبُهُ عَلَيهِ . وَقَدْ سَبَقَ في البَاب قَبْلَهُ . |
|
154. Ömer İbn Hattâb
radıyallahü anh’den rivayet edildiğine göre,
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Bir kimse, geceleri okuduğu zikir ve
duasını okumadan veya tamamlayamadan uyur da, sonra onu sabah
namazı ile öğle namazı arasında okursa, gece okumuş gibi sevap
kazanır.”
Müslim, Müsâfirîn 142. Ayrıca
bk. Ebû Dâvûd, Tatavvu’ 19;
Tirmizî, Cum’a 56;
Nesâî, Kıyâmü’l-leyl 65;
İbn Mâce, İkâme 177 |
١٥٤-
وعن عمر بن الخطاب رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
قَالَ رَسُول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( مَنْ نَامَ عَنْ
حِزْبهِ مِنَ اللَّيلِ ، أَوْ
عَنْ شَيءٍ مِنْهُ ، فَقَرَأَهُ مَا بَيْنَ صَلاةِ الفَجْرِ
وَصَلاةِ الظُّهْرِ ، كُتِبَ لَهُ كَأَنَّمَا قَرَأَهُ مِنَ
اللَّيلِ ) رواه مسلم . |
|
155. Abdullah İbn Amr İbn Âs
radıyallahü anhümâ şöyle dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem bana
şöyle dedi:
“Ey Abdullah! Filan kimse gibi olma,
çünkü o gece ibadetine devam ederken, sonra geceleri ibadet etmeyi
terketti.”
Buhârî, Teheccüd 19;
Müslim, Sıyâm 185 |
١٥٥-
وعن عبد اللّه بن عَمْرو بن العاص رَضِيَ
اللّه عنهما ،
قَالَ :
قَالَ رَسُول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( يَا عبدَ اللّه ، لاَ
تَكُنْ مِثْلَ فُلان ، كَانَ يَقُومُ اللَّيلَ فَتَرَكَ قِيَامَ
اللَّيلِ ) مُتَّفَقٌ عَلَيهِ
. |
|
156. Âişe
radıyallahü anhâ şöyle dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem, ağrı,
sancı veya benzer bir sebeple gece namazını geçirirse, bir sonraki
günün gündüzünde on iki rek’at namaz kılardı.
Müslim, Müsafirîn 140 |
١٥٦-
وعن عائشة رضي اللّه عنها ،
قَالَتْ :
كَانَ رَسُول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم إِذَا فَاتَتْهُ الصَّلاةُ مِنَ اللَّيلِ مِنْ وَجَعٍ
أَوْ غَيرِهِ، صَلَّى مِنَ
النَّهارِ ثنْتَيْ عَشرَةَ رَكْعَةً . رواه
مسلم . |