Geri

   

 

 

 

İleri

 

8- Yabancı Bir Kadınla Başbaşa Kalmanın ve Onun Yanına Girmanin Haram Kılınması Bâbı

5801- Bize Yahya b. Yahya ile Alî b. Hucur rivâyet ettiler. Yahya: Ahberana, İbn Hucr ise: Haddesenâ tâbirlerini kullandılar. (Dediler ki): Bize Hüşeym Ebû'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den naklen rivâyet etti. H.

5802- Bize Muhammed b. Sabbâh ile Züheyr b. Harb da rivâyet ettiler. (Dediler ki): Bize Hüşeym rivâyet etti.

(Dedi ki): Bize Ebû'z-Zübeyr, Câbir'den naklen haber verdi. Câbir (Şöyle dedi): Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):

«Dikkat!.. Sakın bir adam dul bir İcadının yanında gecelemesin, ancak nikâhlısı veya mahremi olursa o başka.» buyurdular.

Ulemânın beyanına göre bu hadîste dul kadının zikredilmesi ekseriyetle onun yanına girildiği içindir. Kızlar adeten erkeklerden daha fazla korunur ve kaçarlar. Hadîste kızın zikre dilmeme si bundandır. Bir de ha-dîs-i şerîî tenbih kabilindendir. Âdeten yanına girip çıkmakta pek beis görülmeyen kadın hakkında hüküm bu olunca, kız hakkında da aynı hükmün sabit olacağı evleviyette kalır. Hadîs-i şerîf ecnebi yani nikâhı caiz olan bir kadınla başbaşa kalmanın haram olduğuna mahremleri ile bir arada kalmanın ise mubah olduğuna delildir. Bu hususta ulema müttefiktirler. Mahremden murad: O kadınla evlenmesi ebediyen haram olan erkeklerdir.

5803- Bize Kuteybe b. Saîd rivâyet etti.

(Dedi ki): Bize Leys rivâyet etti. H.

Bize Muhammed b. Rumh da rivâyet etti.

(Dedi ki): Bize Leys, Yezîd b. Ebî Habib'den, o da Ebû'l-Hayr'dan, o da Ukbe b. Amir'den naklen haber verdi ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem);

«Kadınların yanına girmekten sakının!» buyurmuş. Bunun üzerine ensardan bir zât:

— Ya Resûlallah! Kayına ne buyurursun? demiş.

«Kayın ölümdür!» cevâbını vermiş.

5804- Bana Ebû't-Tâhir de rivâyet etti.

(Dedi ki): Bize Abdullah b. Vehb, Amr b. Haris ile Leys b. Sa'd, Hayve b. Şüreyh ve başkalarından naklen haber verdi ki, bu zevata Yezid b. Ebî Habib bu isnadla bu hadîsin mislini rivâyet etmiş.

5805- Bana yine Ebû’l-Tâhir rivâyet etti.

(Dedi ki): Bize İbn Vehb haber verdi.

(Dedi ki): Ben Leys b. Sa'd'ı da şöyle derken işittim.

Kayın, kocanın kardeşi ve kocanın yakınlarından amca oğlu ve emsali gibi benzerleridir.

Bu hadîsi Buhârî ile Tirmizî «Nikâh» bahsinde; Nesâî «Kitâbu Işrati'n-Nisa»'da tahrîc etmişlerdir.

Hamv: Damadın babalan ile oğullarından geri kalan akrabasıdır. Tirmizî: «Hamv kocanın babası demek olduğu söylenir. Galiba gelini ile başbaşa kalması mekruh görülmüştür» demiştir. Bu hususta Leys b. Sa'd da şunları söylemiştir: «Lügat ulemâsı ittifak etmiştir ki, hamv: Kadının kocasının babası, amcası, kardeşi, kardeşi oğlu, amcası oğlu ve bunlara benzer akrabasıdır. Hatenler ise: Zevcenin yakınlarıdır. Her ikisinin yakınlarına sıhr denilir.»

«Kayın Ölümdür» cümlesinden murad, ondan fitne ve kötülük gelmesi başkalarından daha fazla mümkündür. Çünkü kimse yadırgamadan kolaylıkla kadının yanına girer çıkar ve onunla başbaşa kalabilir. Binâenaleyh başkalarından daha ziyâde ondan korkulur demektir.

Nevevî diyor ki: «Burada hamvden murad, kocanın babaları ile oğullarından geri kalan akrabasıdır. Babalarla oğullara gelince, onlar karısına mahremdirler. Onlarla bir arada kalması caizdir. Ölümle de vasıf-lanamazlar. Burada murad kardeş, kardeş oğlu, amca, amca oğlu ve bunlara benzer mahrem olmayan kimselerdir. Halkın âdeti bu hususta kayıtsız davranarak tesâhul göstermektir. Bir kimse âdete nazaran kardeşinin kansıyle başbaşa kalır. İşte Ölüm de budur. Böylesi men edilmeye ecnebiden daha lâyıktır. Hadîsin doğru mânâsı da budur...»

Kâdî Iyâz: «Bu hadîsin mânâsı, bir kadının kayınları ile başbaşa kalması, dinde fitne ve helâke sebep olur, demektir. Bunu Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Ölüm helâkine benzetmiştir. Ve bu söz şiddet makamında söylenmiştir.» diyor.

5806- Bize Harun b. Ma'rut rivâyet etti.

(Dedi ki): Bize Abdullah b. Vehb rivâyet etti,

(Dedi ki): Bana Amr haber verdi. H.

Bana Ebû't-Tâhir de rivâyet etti.

(Dedi ki): Bize Abdullah b. Vehb Amr b. Hâris'den naklen haber verdi. Ona da Bekr b. Sevâ de rivâyet etmiş, ona da Abdurrahman b. Cübeyr rivâyet etmiş, ona da Abdullah b. Amr b. Âs rivâyet etmiş ki: Benî Hâşim'den birkaç kişi Esma binti Umeys'in yanına girmişler. Derken Ebû Bekr'i Sıddik, da girmiş. Esma o gün onun nikâhı altında imiş. Ebû Bekr bu zevatı görmüş ve bundan hoşlanmamış. Bunu Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'e anlatmış ve:

«Ama hayırdan başka bir şey görmedim» demiş. Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):

«Şüphesiz ki, Allah Esma'yi bundan beri kılmıştır.» buyurmuş. Sonra Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) minber üzerinde ayağa kalkarak:

«Bu günümden sonra sakın bir adam beraberinde bir veya iki kişi olmadan, kocası evde bulunmayan bir kadınin yanına girmesin!» buyurmuşlar.

Muğîbe: Kocası evde olmayan kadın, demektir. Kocasının şehir hâricinde uzak bir yere gitmesiyle evinden çıkıp şehir içinde bulunması arasında hükmen bir fark yoktur. Nitekim bu kıssada Hazret-i Ebû Bekr evinde bulunmamış, fakat şehirden de dışarı çıkmamıştır.

Nevevî diyor ki: «Hadîsin zahirine bakılırsa beraberinde iki üç kimse bulunan bir adam kendisine ecnebi sayılan bir kadınla bir yerde bulunabilecektir. Ulemamıza göre meşhur olan kavl ise bunun haram olmasıdır. Şu halde hadîs salâh ve doğruluklarından dolayı kendilerinden kötülük beklenmeyen bir cemâat, bir kadının yanına girebilir diye te'vîl olunur. Kâdi Iyâz da bu te'vile benzer bir işarette bulunmuştur.»