Ana Sayfa (Kur'an-ı Kerim) Yeni Pencere

Geri

 

SAYFA :

143

 

006 - EN'ÂM SÛRESİ

 

CÜZ :

8

 

İleri

Sayfayı Yeni Pencerede Aç

 

 

 

 

 

 

 

 

 

125

Allah, kimi hidâyete erdirmek isterse onun gönlünü İslama açar. Kimi de saptırmak isterse sanki göğe yükseliyormuş gibi gönlünü dar ve sıkıntılı kılar. İşte böylece Allah, iman etmeyenlerin üzerine azap yağdırır.

Allah, kimi doğru yola kavuşturmayı dilerse, gönlünü İslama açar, kalbini onunla nurlandınr. Ve ufkunu onunla genişletir. Kimi de saptırmayı dilerse gönlünü dar ve sıkıntılı kılar. Oraya iman nuru girmez, öğütler ulaşamaz. Böyle bir insan, çektiği sıkıntı bakımından sanki göğe yukarı tırmanan birisidir. İşte böylece Allahü teâlâ, iman etmeyenlerin üzerine azap yağdırır. Şeytanı onlara musallat kılar, ve murdarlıklara ve belalara uğratır.

Âyet-i kerime’de, hidâyete eriştirilen kimsenin göğsünün ve gönlünün İslama açılacağı zikredilmektedir. Sahabe-i Kiram bu âyetin mânâsını, Peygamber Efendimizden sorarak: "Ey Allah'ın Resulü, hidâyete eren kişinin göğsü nasıl açılır?" demişler, Resûlüllah da onlara şu cevabı vermiştir. "İslam bir nur olarak onların gönlüne konur, onların gönlü de bu nur ile açılır, huzura kavuşur. Sahabiler: "Böyle olanı belirtecek bir alâmet var mıdır Ey Allah'ın Resulü?" diye sormuşlar. Resûlüllah da: "Ebedî yurda yönelmek, aldatan yurttan kaçınmak ve ölüm gelmeden önce ona hazırlanmaktır" buyurmuştur."

Âyet-i kerime’de, Allah'ın Allah'ın saptırdığı kişinin, hırçın, ufku dar biri olacağı, âdeta göğe tırmanır bir halde olacağı beyan edilmektedir.

Âyet-i kerime’nin sonunda "Rics" kelimesi geçmektedir. Abdullah b. Abbas bunun mânâsının "Şeytan" olduğunu söylemekte, Mücahit "Kendisinde herhangi bir hayır bulunmayan şey" olduğunu bildirmekte, Abdurrahman b. Zeyd ise bundan maksadın, azap olduğunu söylemektedir. Taberi ise bu son görüşü tercih etmiştir.

Taberiye göre buradaki "Rics" kelimesinden maksat, "Necis" demektir. Çünkü Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şu hadis-i şerifinde "Rics"i, Necis manasında kullanmıştır. Resûlüllah buyurmuştur ki; "Sizden biriniz tuvalete girdiğinde şunu söylemekten üşenmesin: "Ey Allah’ım, murdar olan, necis olan, pis olan ve pislikten, o kovulmuş şeytanın şerrinden sana sığınırım."

126

İşte rabbinin doğru yolu budur. Şüphesiz biz, hatırlayıp ibret alan bir kavim için âyetleri geniş bir şekilde açıkladık.

Rabbinin, kullan için seçtiği din işte budur. Dosdoğrudur. Bunda hiçbir eğrilik yoktur. Biz, âyet ve delillerimizi, düşünüp ibret alan bir topluluk için açıkladık.

Âyet-i kerime’de: "Hatırlayıp ibret alan bir kavim" zikredilmektedir. Çünkü Hakkı bâtıldan, gerçeği gerçek olmayandan ayıracak olanlar bu kavimden olanlardır.

Peygamber efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) bir Hadis-i Şerifinde şöyle buyuruyor:

"Bu Kur'an, Allah'ın sağlam bir ipidir, hikmet dolu bir zikirdir. Ve dosdoğru bir yoldur. Tirmizî, K. el-Fadail el-Kur'an, bab: 14, Hadis No: 2906/Darimî, K. el-Fadail, el-Kur'an bab: 1

127

Rablerinin katında onlara güven yurdu olan Cennet vardır. Yaptıkları iyi amelden dolayı, Allah onların dostudur.

Allah'ın âyetlerini düşünen, onlardan ibret alan, onların ifade ettikleri mânâların inceliklerine inen o topluluk için, rableri katında. Selamet yurdu olan Cennet vardır. Allah, yapmış oldukları amellerden dolayı onların dostudur.

128

Allah onların hepsini bir araya topladığı gün, cinlere: "Ey Cin topluluğu, insanların çoğunu yoldan çıkardınız." der. İnsanlardan, Cinlerin dostu olanlar da şöyle derler: "Rabbimiz, biz birbirimizden faydalandık. Nihâyet bize tayin ettiğin vademize ulaştık." Allah da: "Sizin durağınız Cehennemdir. Orada Allah'ın dilemesi müstesna, ebedî olarak kalacaksınız." der. Şüphesiz rabbin, hüküm ve hikmet sahibidir, herşeyi çok iyi bilendir.

Allah, kıyamet gününde müşrikleri, dostları olan Cin şeytanlarıyla bir araya topladığı zaman onlara: "Ey Cin topluluğu, şüphesiz ki insanlardan birçoğunu saptırdınız." diyecektir. Cinlerin, insanlardan olan dostlun ise şöyle derler: "Ey rabbimiz, dünyada biz birbirimizden faydalandık ve senin, ölümümüz için tayin ettiğin vakte ulaştık. "Allah da onlara: "Sizin vanp kalacağınız yer Cehennem ateşidir, orada ebedi olarak kalacaksınız. Allah'ın dilemiş olduğu süre hariç. O da kabirlerinizden çırıp Cehennem ateşine varacağınız zamandır." der. Şüphesiz ki rabbin, yaratıklarının işlerini zevk ve idare etmekte hüküm ve hikmet sahibidir ve onları çok iyi bilmektedir.

Âyet-i kerime’de geçen "Birbirimizden faydalandık." ifadesinden maksat, Şeytanların, insanlara şehvani şeyleri süslü göstermeleri ve haramları yaldızlamalarıdır. Şeytanların insanlardan faydalanmaları ise, insanların kendilerine itaat etmeleri, sözlerini dinlemeleri ve şeytanların, insanları sevk ve idare edenler haline gelmeleridir.

129

İşte biz böylece, kazandıkları günahlardım dolayı zalimlerin bir kısmını, diğer bir kısmının başına dikeriz.

İnsanların zarara uğrayanlarını, kemlilerini aldatan Cin taifesiyle dostlar kıldığımız gibi, zalimleri de zulüm ve azgınlıklarının cezası olarak birbirlerine musallat ederiz. Onları birbirleriyle helak eder ve onları birbirine düşürerek intikam alırız.

Diğer bir âyet-i kerime’de de şöyle buyuruluyor: "Kim, rahman olan Al-Uthf anmaktan yüzçevîrirse, biz ona. bir şeytan musallat ederiz. Artık o şeytan her zaman onunla beraberdir. Zuhruf sûresi, Âyet: 36

130

"Ey Cin ve insan topluluğu, içinizden size âyetlerimi okuyan ve sizi, bugününüze kavuşacağınız hususunda uyaran Peygamberler gelmedi mi? Onlar: "Kendi aleyhimize şahidiz" derler. Dünya hayatı onları aldattı ve kendi aleyhlerine, kâfir olduklarına dair şahitlik ettiler.

Allahü teâlâ, kıyamet gününde cin ve insanların kafirlerini bir araya toplayarak onları kınamak için şöyle buyuracaktır: "Ey Cin ve insan topluluğu, size içinizden, âyetlerimi anlatan ve sizi bugünle karşılaşacağınız hususunda uyaran Peygamberler gelmedi mi? Yaptıklarınızın yanlış olduğuna dair sizi uyarmadı mı? Aynı şekilde devam ettiğiniz takdirde azabımla karşılaşacağınızı sizlere bildirmediler mi de hiç düşünüp ibret almadınız?

Bu iki topluluktan kâfirler şu cevabı vereceklerdir: "Evet, Peygamberlerinin bize gelip senin emir ve yasaklanın tebliğ ettiklerini itiraf ediyor ve kendi aleyhinize şahitlik yapıyoruz"

Evet, bunları dünya hayatının süsleri aldatmıştır. Bunlar, kendi aleyhlerine, kâfir olduklarına dair şahitlik etmiş olacaklar ve suçlanın itiraf edeceklerdir.

Müfessirler, cinlere bizzat kendilerinden Peygamberler gönderilip gönderilmediği hususunda iki görüş zikretmişlerdir.

a) Dehhaka göre, insanlara, insanlardan Peygamberler gönderildiği gibi Cinlere de cinlerden Peygamberler gönderilmiştir. Çünkü bu âyet-i kerime’de "Ey cin ve insan topluluğu, içinizden size, âyetlerimi okuyan ve sizi, bu gününüze kavuşacağınız hususunda uyaran, Peygamberler gelmedi mi?" buyurulmuş, onlar da geldiğini itiraf etmişlerdir.

b) İbn-i Cüreyce göre ise cinlere cinlerden peygamberler gönderilmemişti. Çünkü Allahü teâlâ, cin taifesinden hiçbir peygamber göndermemiştir. Ancak cinilere, insanlara gönderilen peygamberler tarafından vazifelendirilen uyarıcılar gitmiştir. Bunlar Kuranı işittikten sonra gidip kavimlerini uyarmışlardır. Bu Âyette cinlerden de Peygamberler gönderildiği zannına kapılmak mümkün ise de aslında onlardan peygamber gönderilmemiş, cin ve insan taifelerinin birbirlerinden, her iki topluluğa da Peygamber gönderilmiş, bu sebeple cin ve insan birlikte zikredilmiştir.

131

Bu böyledir. Çünkü rabbin bir ülkeyi, halkı gaflette iken haksız yere helak edici değildir.

Bu iş böyledir. Biz, Peygamberler gönderdik. Bu Peygamberler vasıtasıyla cinleri ve insanları uyardık. Çünkü senin rabbin, halkı uyarılmamış olan gaflet içindeki bir ülkeyi haksız yere helak etmez.

Âyette geçen "Rabbin bir ülkeyi haksız yere helak edici değildir" ifadesi iki şekilde izah edilmiştir.

Birinci izah şöyledir "Rabbin kendisine ortak koşarak zulme düşen bir ülkeyi derhal helak etmez. Onlara peygamberler gönderir ve kendilerini uyarır. Eğer vazgeçmezlerse ondan sonra onları helak eder. Ta ki onlar, "Biz herhangi bir müjdeleyen ve uyaran gelmedi." demesinler. Bu izaha göre haksızlık yapma, ülkenin sıfatı olmaktadır.

İkinci izah şekli de şöyledir: "Rabbin, bir ülkeyi, peygamberler, mucizeler ve ibretler gönderip uyarmadan önce o ülke halkını suçsuz olarak helak etmez. Zira Allah, kullarına aslu zulmetmez." Bu izaha göre haksızlık yapma, Rabbin sıfatıdır.

Taberani birinci izah tarzının âyet-i kerime’nin üslubuna daha uygun olduğunu ve bu itibarla da tercihe şayan olduğunu söylemiştir.

Bu hususta diğer âyetlerde de şöyle buyuruluyor: "Biz, bir Peygamber göndermedikçe kimseye azap etmeyiz. İsra sûresi, âyet: 15 Hiçbir ümmet yoktur ki içinde bir uyarıcı bulunmuş olmasın. Fatır sûresi, Âyet: 24

 

 

 

 

Ana Sayfa (Kur'an-ı Kerim) Aynı Pencere

Geri

 

(T :  M : 922  H : 310)

 

TABERİ TEFSÎR-İ - (TÜRKÇE)

 

-

 

İleri

Sayfayı Büyüterek Aynı Pencerede Aç