CİLD       ALFABE       KONU       KABR-İ ŞERİFLER

1.   2.   3.   4.   5.   6.   7.   8.   9.   10.   11.   12.
     
 

AYDERÛSÎ (Muhammed bin Abdullah)

Evliyânın büyüklerinden. İsmi, Muhammed bin Abdullah bin Abdullah bin Abdullah Ayderûs Hadramî'dir. 1562 (H.970) senesinde Yemen'de doğdu. 1621 (H.1030) senesinde Hindistan'ın Bendersûret nâhiyesinde vefât etti. Kabri orada olup, ziyâret edilmektedir.

İlim sâhibi ve asîl bir âileden gelen Muhammed bin Abdullah Ayderûsî, küçük yaşta Kur'ân-ı kerîmi ezberledi. Birçok kitap okudu. Babasının himâyesi altında yetişti. Âlim bir zât olan babasından çok istifâde etti. Birçok ilimleri öğrendi. Fıkıh ilmini, Seyyid Muhammed bin Hasan, Muhammed bin İsmâil ve Seyyid Abdurrahmân bin Şihâbüddîn'den tahsîl etti. Zamânının evliyâsının sohbetlerinde bulundu. Tasavvuf bilgilerini öğrendi. Hadîs tahsîli de yaptı. İlimde ve fazîlette yüksek dereceye ulaştı. Hocaları ve çok kimseler onu medhettiler.

Hindistan'ın Ahmedâbâd şehrinde bulunan dedesi Şeyh bin Abdullah, onun fazîletini işitince yanına çağırdı. Ayderûsî 1581 senesinde Hindistan'a gitti. Âlim ve fazîlet sâhibi bir zât olan dedesinin derslerinde bulundu ve çok istifâde etti. Çok kitap ile şerhlerini mütâlaa etti. Evliyâlık derecelerinde yükseldi. Amcalarından da ilim öğrendi. Amcası onun hakkında babasına gönderdiği mektupta; "Ey Abdullah! Neslinden böyle bir evlâdın olması sana iftihâr edilecek şey olarak yeter." diye yazdı.

1582 senesinde, dedesinin vefât etmesiyle, onun yerine geçip, insanlara İslâm dîninin emir ve yasaklarını anlatmak vazîfesinde bulundu. Hindistan'da ve Hadramût'ta dedesinin ihsânda bulunduğu kimselere o da ihsân ve iyilik etti. Babası Abdullah kendisini çağırdığında ona hürmet dolu bir cevap yazdı. Babası bundan çok memnun oldu. Şükür secdesine vardı ve şöyle dedi: "Ben de onun böyle olmasını temennî ederdim. İnsan, oğlundan başka kimsenin kendisinden üstün olmasını pek istemez, fakat oğlunun üstün olmasını ister."

Baba ve dedesinin ilmine ve güzel ahlâkına vâris olan Ayderûsî herkese iyilik yapmaya, hayır ve hasenâta devâm etti. Hindistan'daki Bendersûret nâhiyesine yerleşti. İnsanlara İslâmiyet'in emir ve yasaklarını anlatarak onların hidâyete kavuşmalarına vesîle oldu. Pek çok talebe yetiştirdi. Sultan ile iyi geçinip, ona emr-i mâruf vazîfesinde bulundu. Sultan onun dergâhına ve talebelerine yetecek kadar maaş bağladı.

Hayâtını İslâmiyet'i öğrenmek ve öğretmekle geçiren Ayderûsî, 1621 (H.1030) senesinde Hindistan'ın Bendersûret nâhiyesinde vefât etti. Orada defnedildi. Daha sonra kabri üzerine büyük bir türbe ile yanına ayrıca bir mescid ve bir havuz yapıldı. Câmiye, arâzi ve başka gelirler vakfedildi. Kabri ziyâret mahallidir.

Yüksek ilim ve fazîlet sâhibi velî bir zât olan Ayderûsî çok ibâdet ederdi. Fazîlet, kemâl ve olgunluğunu herkes kabûl ederdi. İlim, amel, hâl, zühd, verâ ve meselelerin derinliğini anlamada herkesten önde idi.

 

KAYNAKLAR

1) Hülâsât-ül-Eser; c.4, s.26

2) El-Meşre-ur-Revî; c.1, s.185