CİLD       ALFABE       KONU       KABR-İ ŞERİFLER

1.   2.   3.   4.   5.   6.   7.   8.   9.   10.   11.   12.
     
 

TAKDİM

Allahü teâlâ, Âdem aleyhisselâmdan beri insanları ebedî saâdete kavuşturmak için peygamberler göndermiştir. Peygamberler, insanları kurtuluşa dâvet etmiş, doğru olan yolu bütün sıkıntı ve eziyetlere rağmen bıkmadan, yılmadan anlatmışlardır. Aynı zamanda peygamberlere tam tâbi olan, Allahü teâlânın sevgisi ile dolu, mânevî sırlar sâhibi velî zâtlar da her devirde bulunmuş ve insanların din ve dünyâ saâdetine ulaşmaları için çalışmışlardır.

İnsanlara doğru yolu göstermeleri, hal ve hareketleri ile örnek olmaları evliyânın belli başlı vasıflarıdır. Ayrıca, Allahü teâlânın rızâsı için insanların dertleri ile dertlenmeleri ve fedâkârlıkları onların şânındandır. Onlar, peygamberlerden sonra seçilenler sınıfındandır. Bir rehber elinde yetişerek silsile yoluyla Peygamber efendimize kadar gitmeleri; nerede ve hangi memlekette yetişirlerse yetişsinler, onları tek bir kaynağa bağlamıştır. Bunlar zamanla çeşitli kollara ayrılmışlar, Kâdirî, Nakşî, Bayramî, Gülşenî, Yesevî, Mevlevî vs. gibi isimlerle anılmış veya bu yollardan birinde akıp gelmişlerdir.

Sultanlar, pâdişâhlar doğruyu onlarla bulmaya çalışmışlar, mânevî sultanın onlar olduğunu görmüşler, onların nasîhatleri ile devlete, millete ve insanlığa faydalı olmaya çalışmışlardır. Târih boyunca insanlığa huzurlu devirler yaşatmış olan Emevîler, Abbâsîler, Selçuklular, Gazneliler, Bâbürlüler, Osmanlılar ve daha birçok İslâm devletlerinin sultanları hep bu büyüklerin rehberliğinde hizmete devâm etmişler, yeri gelince atlarının arkalarından gitmişler, bâzan onlarla berâber savaşlara katılmışlardır. Onlar, duâ ordularının kumandanları ve dertlerin mânevî tabibleridir.

Bu îtibârla İslâm dünyâsında eskiden beri başta sevgili Peygamberimiz ve Eshâbı olmak üzere bütün velîlerin kabirleri ziyâret edilmiş, rûhâniyetlerinden istifâde edilmiş, herkes onları vesîle ederek, Allahü teâlâya yalvarmış, duâlarının kabûlü için niyâzda bulunmuştur.

Evliyâ-yı kirâm, Allahü teâlânın ve Peygamberinin (aleyhisselâm) emir ve yasaklarını öğreterek, insanların dünyâ ve âhiret saâdetine kavuşmaları için uğraşmışlardır.

Velî; Allahü teâlânın rızâsını kazanmış, sevdiğini Allahü teâlâ için seven ve her işi O'nun rızâsı için yapan, her an Allahü teâlâ ile bulunan, gafletten uzak kimse demektir. Evliyâ ise bu kelimenin çokluk şeklidir. Yâni evliyâ "velîler" demektir. Ancak kelime halk arasında teklik mânâda kullanıldığından biz de ansiklopedimizin adını Evliyâlar Ansiklopedisi olarak düşündük. Tâbiîn devrinden başlayarak bütün velîleri, geniş İslâm dünyâsı içinde vermeye çalıştık. Bu îtibarla Fas'tan Hindistan'a; Yugoslavya'dan Orta Asya ve Çin'e; Kırım ve Kazan'dan Afrika'ya ve Yemen'e kadar bu gruba giren hemen her İslâm büyüğünü almaya gayret ettik. Ancak kaynakların bolluğu sebebi ile Anadolu'da yaşayan velîler bu ansiklopedide daha çok yer tutmuş veya çok mahallî olup elimize geçmeyen ve kaynaklarda yer almayanlar ansiklopedi dışında kalmış olabilir. Nitekim bâzı velîlerin hayat ve menkıbeleri hakkında, çok aramamıza rağmen, hiç bilgi bulunamamış, bâzıları hakkında ise bir iki sayfayı geçmeyen yazılar yazılabilmiştir. Fakat bütün bu Allah Dostları, aynı kaynaktan fışkıran nûrları, olduğu gibi gösteren aynalardır. Hangisine baksak hepsinde aynı nuru görürüz.

Yıllarca süren bir çalışmanın neticesinde, okuyucularımıza sunduğumuz bu on ciltlik Evliyâlar Ansiklopedisi okuyanları binlerce velînin mânevî sohbetine kavuşturacaktır. Onların güzel ahlâkları, söz ve menkıbeleri ile huzur bulacaksınız. Biz böyle bir ansiklopediyi sunmanın sevinci içindeyiz. Şâyet eksiklerimiz olursa iyi niyetimize bağışlanmalıdır. Yayınladığımız ansiklopedinin faydalı olması ve mânevî hayâtımızı kuvvetlendirmesi başlıca temennimizdir.

Dr. Enver Ören