17. Akşam ve Sabah Okunacak duâlar ve
Zikirler
Bil ki, bu bölüm, gerçekten çok geniştir. Bu kitabda da bundan daha
geniş bir bölüm yoktur. Ben, bu zikirlerin özetlerinden bir
kısmını burada bildireceğim. Kim bunların hepsini yapmaya muvaffak
kılınırsa, bu onun için Allah'dan bir nimet ve fazilettir; ona
müjdeler olsun... Bunların hepsini başaramayan kimse de,
özetlerden dilediği ile yetinsin, bir zikir dahi olsa onu yapsın.
Bu bölüme esas teşkil eden, Kur’ân-ı Kerîm’den, yüce Allah'ın şu
âyetidir:
"Güneş doğmadan önce ve güneş batmadan önce,
Rabbına hamd ederek tesbîh et."
Yine
Allahü teâlâ buyurdu:
"Akşama
doğru ve sabahleyin Rabbına hamdederk tesbih et"
Yine buyurdu:
"Sabahleyin ve akşama doğru, nefsinde
yalvararak ve sözü yükseltmeyip alçaltarak Rabbını zikret."
Yine Allahü teâlâ buyurmuştur:
"Allah rızâsını dileyerek sabah-akşam
Rab'lerine duâ edenleri kovma."
Yine Allahü
teâlâ buyuruyor:
"(O nur) o camilerde yakılır ki, onların yüce
tanınmasını ve içlerinde kendi isminin anılmasını Allah
emretmiştir. Bunlarda sabah ve akşam, Allah'ı tesbih ederler. Nice
kişiler vardır ki, ne bir ticaret, ne de bir alışveriş, Allah'ı
zikretmekten onları alıkomaz."
Allahü teâlâ yine buyurdu:
"Gerçekten biz onun (Dâvud aleyhisselâm'ın)
emrine dağlan bağlı kıldık da, akşama doğru ve kuşluk vaktinde
onunla beraber tesbih ederlerdi." |
١٧- باب ما يُقال عند الصَّباحِ وعندَ المساءِ
اعلم أن هذا البابَ واسعٌ جداً ليس في الكتاب
باب أوسعَ منه، وأنا أذكرُ إن شاء
اللّه تعالى فيه جملاً من مختصراته، فمن وُفِّق للعمل بكلّها فهي
نعمة وفضل من اللّه تعالى عليه وطوبى له، ومن عجز عن جميعها فليقتصرْ
من مختصراتها على ما شاء ولو كان ذكراً واحداً.
والأصلُ في هذا الباب من القرآن العزيز قولُ اللّه سبحانه وتعالى:
{وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ
غُرُوبِها}
طه: ١٣٠
وقال تعالى:
{وَسَبِّحْ بِحَمْدِ
رَبِّكَ بالْعَشِيّ والإِبْكارِ}
غافر: ٥٥
وقال تعالى:
{وَ اذْكُرْ رَبَّكَ فِي نَفْسِكَ تَضَرُّعاً وَخِيفَةً وَدُونَ
الجَهْرِ مِنَ القَوْلِ بالغُدُوّ والآصَالِ}
الأعراف: ٢٠٥
قال أهل اللغة: الآصال جمع أصيل: وهو ما بين العصر والمغرب.
وقال تعالى:
{وَلاتَطْرُدِ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بالْغَدَاةِ
وَالْعَشِيِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُ}
الأنعام: ٥٢
قال أهل اللغة: العشيّ: ما بين زوال الشمس وغروبها.
وقال تعالى:
{فِي بُيُوتٍ
أذِنَ اللّه أنْ تُرْفَعَ وَيُذْكَرَ فِيها اسْمُهُ، يُسَبِّحُ لَهُ
فِيها بالْغُدُوّ والآصَالِ رِجالٌ لا تُلْهِيهِمْ تِجارَةٌ وَلاَ
بَيْعٌ عَنْ ذِكْرِ اللّه}
النور: ٣٦ الآية.
وقال تعالى:
{إنَّا سَخَّرْنا الجِبَالَ مَعَهُ يُسَبِّحْنَ بالْعَشِيّ
وَالإِشْرَاقِ}
ص: ١٨. |
1. Seyyidül İstiğfar Duâsı
186- Şeddâd ibn Evs'den
(radıyallahü anh) rivâyet
edildiğine göre, Peygamber
sallallahü aleyhi ve sellem şöyle
buyurmuştur:
“İstiğfarın seyyidi (Allah'dan, bağışlanmayı dilemenin en iyisi) şu:
(Allah'ım, Sen benim Rabbimsin. Senden başka ilâh yoktur. Beni
yarattın ve ben Senin kulunum. Gücüm yeterince, Senin emrine ve
va'dın üzereyim. Senin bana olan nimetini ikrar ve itiraf
ediyorum. Günahımı da itiraf ediyorum, beni bağışla; çünkü Senden
başkası günahları bağışlayamaz. Yaptığım şeylerin kötülüğünden
Sana sığınırım. Bir kul, gecelediği zaman bunu söyler de ölürse,
cennete girer, (yahut cennet
ehlinden olur). Sabahladığı zaman bunu söyler de o gününde ölürse,
(yine cennete girer).
187-
Ebû Hüreyre'den
(radıyallahü anh) rivâyet
edildiğine göre, demiştir ki,
Resûlüllah sallallahü aleyhi
ve sellem şöyle buyurdu:
"Kim ki, sabahladığı ve gecelediği
zaman yüz defa şu tesbîhi yaparsa, Kıyâmet gününde bu
yaptığından daha faziletlisi ile hiç kimse gelemez; ancak onun
gibi söyleyen yahut buna ziyade
yapan bir kimse gelebilir.
"Sübhânellâhi ve bihamdihî"
Allah'a hamd eder olduğum hâlde O'nu noksanlıklardan tenzih ederim"
Ebû Dâvud'un rivâyetinde:
"Sübhânellâhi'l-azîm ve bihamdihî"
(Yüce Allah'a hamd ederek onu noksanlıklardan tenzih ederim)
şeklindedir.
188- Sahîh isnadlarla
Abdullah ibn Hubeyb'den (radıyallahü anh)
rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir:
"Peygamber
sallallahü aleyhi ve sellem bize
namaz kıldırsın isteği üzere yağmurlu ve çok karanlık bir gecede
evden çıktık. Nihâyet ona kavuştuk. Bana;
- Oku! dedi. Ben bir şey söylemedim. Sonra
- Oku! dedi. Ben, bir şey söylemedim. Sonra;
- Oku! dedi. Ben dedim ki:
- Ey Allah'ın Resûlü, ne söyleyim?
Peygamber, şöyle söyle, buyurdu:
- Akşamladığın zaman ve sabahladığın zaman üçer kerre Kul Hüvel-lahu
Ahad ile Muavvizeteyni (Felâk ve Nâs sûrelerini) oku her kötü şeyi
senden engeller."
189- Sahîh isnadlarla
Ebû Hüreyre'den
(radıyallahü anh) rivâyet
edildiğine göre, Peygamber
sallallahü aleyhi ve sellem
sabahladığı zaman şöyle buyururdu:
Allah'ım! Senin varlığın sebebiyle sabahladık. Senin varlığın
sebebiyle geceledik. Senin varlığınla yaşarız. Senin varlığınla
ölürüz. Öldükten sonra dirilip hesap vermek Sanadır."
Gecelediği zaman da şöyle derdi:
(Allah'ım! Senin varlığın sebebiyle geceledik. Senin varlığınla
yaşarız, Senin varlığın sebebiyle ölürüz. Öldükten sonra dirilip
hesap vermek sanadır.)"
190-
Ebû Hüreyre'den
(radıyallahü anh) rivâyet
edildiğine göre, Peygamber
sallallahü aleyhi ve sellem bir
yolculukta bulunduğu zaman seher vaktine girince şöyle buyururdu:
(Allah'a hamdimizi ve Allah'ın bize olan güzel imtihanını işiten kimse
(bunu başkasına) ulaştırsın. Allah'ım! Bize sahib ol. Ateşten
Allah'a sığınır olduğumuz hâlde, üzerimize nimetini ihsan et)" |
١- سَيِّدُ الاسْتِغْفَارِ
١٨٦-
وروينا في صحيح البخاري عن شدّاد
بن أوس رضي اللّه عنه، عن
النبيّ
صلى اللّه عليه وسلم
قال:
"سَيِّدُ الاسْتِغْفَارِ:
اللّهمَّ أنْتَ رَبِّي لا إِلهَ إِلاَّ أنْتَ خَلَقْتَنِي وأنا
عَبْدُكَ، وأنا على عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ ما اسْتَطَعْتُ، أبُوءُ لَكَ
بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ، وَأبُوءُ بِذَنبي، فاغْفِرْ لي فإنَّه لا
يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ، أعُوذُ بِكَ مِنْ شَرّ ما
صَنَعْتُ.
إذا قال ذلك حين يُمسي فمات دخل الجنة، أو كان من أهل الجنة، وإذا
قال حين يُصبح فمات من يومه، مثله"
معنى أبوء: أقرُّ وأعتر(٧)
١٨٧-
وروينا في صحيح مسلم، عن
أبي هريرة
رضي اللّه عنه قال: قال
رسول اللّه
صلى اللّه عليه وسلم:
"مَنْ قالَ حِينَ يُصْبحُ وَحِينَ يُمْسِي:
سُبْحانَ اللّه وبِحَمْدِهِ
مِئَةَ مَرَّةٍ
لَمْ يأْتِ أحَدٌ يَوْمَ القِيامَةِ بأفْضَلَ مِمَّا جاءَ بِهِ
إِلاَّ أحَدٌ
قالَ مثْلَ ما قالَ أوْ زَادَ
عَلَيْهِ"
وفي رواية أبي داود
"سُبْحانَ اللّه العَظيمِ وبِحَمْدِهِ".
(٨)
١٨٨-
وروينا في سنن أبي داود والترمذي
والنسائي وغيرهما بالأسانيد
الصحيحة، عن عبد اللّه بن خُبيب ـ بضم الخاء المعجمة ـ
رضي اللّه عنه قال: خرجنا في ليلة
مطر وظلمة شديدة نطلب النبيّ
صلى اللّه عليه وسلم ليصلي لنا فأدركناه
فقال:
"قُلْ، فلم أقل شيئاً، ثم قال: قُلْ، فلم أقل شيئاً، ثم قال:
قُلْ، فقلت: يارسول اللّه! ما أقول؟ قال: قُلْ
هُوَ اللّه أحَدٌ وَالمُعَوِّذَتَيْنِ حِينَ تُمْسِي وَحِينَ
تُصْبِحُ ثَلاثَ مَرَّاتٍ تَكْفِيكَ مِنْ كُلّ شَيْءٍ"
قال الترمذي: حديث حسن
صحيح.(٩)
١٨٩-
وروينا في سنن أبي داود والترمذي
وابن ماجه وغيرها بالأسانيد
الصحيحة، عن أبي هريرة
رضي اللّه عنه،
عن
النبيّ صلى اللّه عليه وسلم
أنه كان يقول إذا أصبح:
"اللّهمَّ بِكَ أصْبَحْنا، وَبِكَ أمْسَيْنا، وَبِكَ نَحْيا،
وَبِكَ نَمُوتُ وَإِلَيْكَ النُّشُورُ؛
وإذا أمسى قال:
اللّهمَّ بِكَ أمْسَيْنا، وَبِكَ نَحْيا، وَبِكَ نَمُوتُ وَإِلَيْكَ
النُّشُورُ"
قال الترمذي: حديث حسن.(١٠)
١٩٠-
وروينا في صحيح مسلم، عن
أبي هريرة
رضي اللّه عنه:
أن
النبيّ صلى اللّه عليه وسلم
كان إذا كان في سفر أو سحر
يقول:
"سَمَّعَ سامِعٌ بِحَمْدِ اللّه وَحُسْنِ بَلائِهِ عَلَيْنا،
رَبَّنا صَاحِبْنا، وأفْضِلْ عَلَيْنا، عائِذاً باللّه منَ
النَّارِ"
قال القاضي عياض وصاحب المطالع
وغيرهما: سمَّعَ بفتح الميم المشدّدة، ومعناه: بلّغ سامع قولي هذا
لغيره، تنبيهاً على الذكر في السحَر والدعاء في ذلك الوقت، وضبطه
الخطابي وغيره سَمِعَ بكسر الميم المخففة؛
قال الإِمام أبو سليمان الخطابي:
سَمِعَ سامِعٌ معناه: شهدَ شاهدٌ. وحقيقته: ليسمعِ السامعُ
وليشهد الشاهدُ حَمْدنا اللّه تعالى على نعمته وحسن بلائه.
|
2. Gecelerken Okunacak duâlar
191- Abdullah
ibn Mes’ûd Hazretlerinden
(radıyallahü anh) rivâyet
edildiğine göre, demiştir ki,
Peygamber sallallahü aleyhi ve
sellem gecelediği zaman şöyle derdi:
(Biz Allah'ın (kulu) olarak geceledik, bütün mülk de Allah'ın olarak
geceledi. Hamd Allah'a mahsustur. Allah'dan başka ilâh yoktur,
yalnız O vardır; O'nun ortağı yoktur.
Mülk O'na mahsustur; hamd O'na mahsustur. O, her şeye kadirdir.
Rabbim! Bu gecede bulunanın hayırlısını, ve bundan sonra olanın da
hayırlısını Senden isterim. Bu gecede olanın şerrinden ve bundan
sonra olanın şerrinden Sana sığınırım.
Rabbim! Tenbellikten, kocalmadan ve bunamaktan Sana sığınırım.
Cehennemdeki azabdan ve kabirdeki azabdan Sana sığınırım."
Sabahladığı zaman yine bunu söylerdi:
Yalnız gecelemek manası yerine sabahlamak manasındaki kelimeyi
kullanırdı. |
٢
١٩١-
وروينا في صحيح مسلم، عن عبد
اللّه بن مسعود رضي اللّه عنه قال:
كأن
النبيّ
صلى اللّه عليه وسلم إذا أمسى قال:
"أمْسَيْنا وأمْسَى المُلْكُ للّه، والحَمْدُ للّه لا إِلهَ إِلاَّ
اللّه وَحدَهُ لا شَرِيكَ لَهُ"
قال الراوي: أراه قال فيهنٌ:
"لَهُ المُلْكُ وَلَهُ الحَمْدُ وَهُوَ على كُلَّ شَيْءٍ قَديرٌ،
رَبّ أسألُكَ خَيْرَ ما فِي هَذِهِ اللَّيْلَةِ وَخَيْرَ مَا
بَعْدَها وأعُوذ بِكَ مِنْ شَرّ ما في هَذِهِ اللَّيْلَةِ وَشَرّ مَا
بَعْدَهَا،
رَبّ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الكَسَل وَالهَرَمِ وَسُوءِ الكِبَرِ، أعُوذُ
بِكَ مِنْ عَذَابٍ في النَّارِ وَعَذَابٍ في القَبْرِ،
وَإذَا أصْبَحَ قالَ ذلكَ أيْضاً: أصْبَحْنا وأصْبَحَ المُلْكُ
للّه".
(١٢) |
3. Böcek ve Haşerat Sokmasına Karşı
Okunacak duâ
192-
Ebû Hüreyre'den
(radıyallahü anh) rivâyet
edildiğine göre şöyle demiştir: Bir adam,
Peygamber
sallallahü aleyhi ve sellem'e
gelip dedi ki: Dün beni ısıran akrebden ne çektim.... Peygamben
ona şöyle buyurdu:
“Gecelediğin zaman şunları söyleyeydin, o sana zarar vermezdi:
'Eûzü bikelimâtillâhittâmmâti min şerri mâ halaka" (Allah'ın Kur'anına
sığınırım, yarattığı şeyin kötülüğünden).
İbnü’s-Sünnînin kitabında rivâyet
edildiğine göre, orada ravi demiştir ki,
Peygamber şöyle buyurdu:
"Eûzü bikelimâtillâhittâmmâti min şerri mâ halaka (Allah'ın Kur'an'ına
sığınırım, yarattığı şeyin kötülüğünden...) Bunu üç defa söylemiş
olsaydı, ona hiç bir şey zarar vermezdi." |
٣
١٩٢-
وروينا في صحيح مسلم، عن
أبي هريرة
رضي اللّه عنه قال: جاء رجلٌ إلى
النبيّ
صلى اللّه عليه وسلم
فقال: يارسول اللّه!
ما لقيتُ من عقرب لدغتني البارحة؟ قال:
"أما لَوْ قُلْتَ حِينَ أمْسَيْتَ:
أعُوذُ بِكَلِماتِ اللّه التَّامَّاتِ مِنْ شَرّ ما خَلَقَ
لَمْ تَضُرَّكَ"
ذكره مسلم متصلاً بحديث لخولة
بنت حكيم رضي اللّه عنها وهكذا.
ورويناه في كتاب ابن السني، وقال
فيه:
"أعُوذُ بِكَلِماتِ اللّه التَّامَّاتِ مِنْ شَرّ ما خَلَقَ
ثَلاثاً لَمْ يَضُرَّهُ شَيْءٌ".
|
4. Sabahleyin, Geceleyin ve Yatarken
Okunacak duâlar
193-
Ebû Hüreyre'den
(radıyallahü anh) Sahîh bir
isnadla rivâyet edildiğine göre, Ebû Bakir Es Sıddîk
(radıyallahü anh) dedi ki: Ya
Resûlallah!
Sabahladığım ve gecelediğim vakitlerde söyleyeceğim bir takım sözler (tesbihler)
bana emret.
Peygamber
sallallahü aleyhi ve sellem
buyurdu ki, sabahladığın zaman, gecelediğin zaman ve yatağına
girdiğin zaman şunları şöyle:
Ey gökleri ve arzı yaratan, gaybi ve hazin bilen, her şeyin Rabbi ve
maliki olan yüce Allah'ım! Şahidlik ederim ki, Senden başka ilâh
yoktur. Nefsimin şerrinden, şeytanın şerrinden ve şirkinden Sana
sığınırım"
194- Geçen hadisin
benzerini Ebû Mâlik el-Eş'arî'nin
rivâyetinden (radıyallahü anh)
naklettik. Şöyle ki, ashâb sordular: Ya Resûlallah! Bize bir duâ
öğret ki, onu sabahladığımız zaman, akşamladığımız zaman,
yattığımız zaman söyleyelim. Bunun üzerine
Peygamber o Duâyı söyledi.
Aynı zamanda ravi, "Ve şirkihi" kelimesinden sonra şu sözü de
ilâve etti:
"Ve en nakterife sûen alâ enfüsinâ ev necürrehu alâ müsîimin."
(Nefsimize kötülük kazanmaktan yahut
kötülüğü bir müslümana çekmekten (Ya Rab, Sana sığınırız).
.."
Metinde geçen "şirk" kelimesi, şirk ve şerek diye iki şekilde okunur.
Birinci şekilde "şirk" olarak
okununca, Allah'a ortak koşmaya götüren her şeyden Allah'a sığınma
manasını taşır.
İkinci şekilde "Şerek" olarak
okunursa, şeytanın tuzaklarından Allah'a sığınma manasında olur. |
٤
١٩٣-
وروينا بالإِسناد الصحيح في سنن أبي
داود والترمذي، عن
أبي هريرة
رضي اللّه عنه أن أبا بكر الصديق
رضي اللّه عنه قال: يارسول
اللّه! مُرْني بكلمات أقولهنّ إذا أصبحتُ وإذا أمسيت،
قال:
"قُلِ
اللّهمَّ فَاطِرَ السَّمَوَاتِ وَالأرْضِ، عالِمَ الغَيْبِ
وَالشَّهَادَةِ، رَبَّ كُلِّ شَيْءٍ وَمَلِيكَهُ، أشْهَدُ أن لا إلهَ
إِلاَّ أنْتَ، أعُوذُ بِكَ مِنْ شَرّ نَفْسِي وَشَرِّ الشَّيْطانِ
وَشِرْكِهِ. قالَ: قُلْها إذَا أصْبَحْتَ وَإذَا أمْسَيْتَ وَإذَا
أخَذْتَ مَضْجَعَكَ"
قال الترمذي: حديث حسن
صحيح.(١٤)
١٩٤-
وروينا نحوه في سنن أبي داود من
رواية أبي مالك الأشعري
رضي اللّه عنهم أنهم قالوا: يا
رسول اللّه! علِّمنا كلمة
نقولها إذا أصبحنا وإذا أمسينا واضطجعنا، فذكره، وزاد فيه بعد قوله:
وَشِرْكِهِ
"وأنْ نَقْتَرِفَ سُوءاً عَلى أنْفُسِنا
أوْ نَجُرَّهُ إلى مسلم"
قوله صلى اللّه عليه وسلم
"وشركه" روي على وجهين:
أظهرهما
وأشهرهما بكسر الشين مع إسكان الراء من الإِشراك: أي ما يدعو إليه
ويوسوس به من الإِشراك باللّه تعالى،
والثاني
شَرَكه بفتح الشين والراء: حبائله ومصايده،
وأحدها شَرَكة بفتح الشين والراء
وآخره هاء. |
5. Zararlı Şeylerden Korunmak İçin
Okunacak duâ
195- Osmân ibn Affân'dan
rivâyet edildiğine göre, demiştir ki,
Peygamber
sallallahü aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Her günün sabahında ve her gecenin akşamında, üç kez şunları söyleyen
bir kula hiç bir şey zarar vermez:
(İsmini anmakla, ne yerde ve ne de gökte hiç bir şey zarar vermeyen .
Allah'ın adı ile korunurum. O, her şeyi işitir, her şeyi bilir) |
٥
١٩٥-
وروينا في سنن أبي داود والترمذي،
عن عثمان بن عفان رضي اللّه عنه
قال: قال
رسول اللّه
صلى اللّه عليه وسلم:
"مَا مِنْ عَبْدٍ يَقُولُ في صَباحِ كُلّ يَوْمٍ وَمَساءِ كُلّ
لَيْلَةٍ، باسْمِ اللّه الَّذي لاَ يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِي
الأرْضِ وَلا في السَّماءِ وَهُوَ السَّمِيعُ العَلِيم، ثَلاثَ
مَرَّاتٍ لَمْ يَضُرَّه شَيْءٌ"
قال الترمذي: هذا حديث حسن
صحيح،
هذا لفظ الترمذي.
وفي رواية أبي داود قال:
”لَم تُصِبْهُ فَجْأةُ بَلاءٍ". (١٦) |
6. Akşamleyin Okunacak duâ
196- Sevban'dan
(radıyallahü anh) rivâyet
edildiğine göre, demiştir ki,
Resûlüllah sallallahü aleyhi
ve sellem şöyle buyurdu: 'Kim akşamladığı zaman şu sözleri
söylerse, Allah' Tealâ'nın onu razı kılması, Allah üzerine bir hak
olur:
"(Rabb olarak Allah'a, din olarak İslâma ve
Peygamber olarak Muhammed'e
(sallallahü aleyhi ve sellem) razı
oldum)" |
٦
١٩٦
وروينا في كتاب الترمذي، عن
ثوبان رضي اللّه عنه قال: قال
رسول اللّه
صلى اللّه عليه وسلم:
"مَنْ قالَ حِينَ يُمْسِي:
رَضِيتُ باللّه رَبَّاً، وَبالإِسْلامِ دِيناً، وبِمُحَمَّدٍ صلى
اللّه عليه وسلم نَبِيَّاً، كانَ حَقّاً على اللّه تعالى أنْ
يُرْضِيَهُ"
في إسناده سعد بن المرزبان أبو سعد البقال بالباء، الكوفيّ مولى
حذيفة بن اليمان، وهو ضعيف باتفاق الحفّاظ (١٧)،
وقد
قال الترمذي: هذا حديث حسن صحيح
غريب من هذا الوجه، فلعله صحّ عنده من طريق آخر. وقد رواه
أبو داود والنسائي
بأسانيد جيدة عن رجل خدم النبيّ
صلى اللّه عليه وسلم
عن
النبيّ صلى اللّه عليه وسلم
بلفظه، فثبت أصل الحديث، وللّه الحمد. وقد رواه
الحاكم أبو عبد اللّه في
المستدرك على الصحيحين؛
وقال: حديث صحيح الإسناد، ووقع في رواية
أبي داود وغيره قال:
”وبمحمدٍ رسولاً"
وفي رواية الترمذي قال:
”نبيّاً" فيستحبُّ أن يجمع الإِسان بينهما فيقول "نبيّاً
ورسولاً" ولو اقتصر على
أحدهما
كان عاملاً بالحديث. (١٨) |
7. Sabahları ve Akşamları Okunacak Diğer
Duâlar
197-
Enes'den
(radıyallahü anh) sağlam bir
isnadla rivâyet edildiğine göre,
Resûlüllah sallallahu aleyhi
ve sellem şöyle buyurdu:
“Kim ki, sabahladığı zaman yahut
akşamladığı zaman:
(Allah'ım! Seni şahid tutar olduğum hâlde, Arş’ını taşıyanları,
meleklerini ve bütün mahlûkâtını da şahid tutar olduğum hâlde
sabahladım ki, Sen Allah'sın; Senden başka ilâh yoktur. Muhammed
de Senin kulundur ve Resûlündür) derse, Allah onun dörtte birini
ateşten âzâd eder. Bunları iki defa söyleyenin Allah yarısını
ateşten âzâd eder. Bunları üç defa söyleyenin,
Allahü teâlâ dörtte üçünü âzad
eder. Eğer bunları dört defa söylerse,
Allahü teâlâ onun (tümünü)
ateşten âzâd eder."
198- Sahabî Abdullah ibn
Gannâm'dan sağlam bir isnadla rivâyet edildiğine göre,
Resûlüllah
sallallahü aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Kim sabahladığı zaman şu sözleri söylerse, o günün şükrünü yapmış
olur, akşamladığı zaman söylerse, o gecenin şükrünü yapmış olur:
(Allah'ım! Bende bulunan her nimet yalnız Sendendir, Senin ortağın
yoktur. Yalnız Sanadır hamd, yalnız Sanadır şükür...)"
199-
İbn Ömer'den
(radıyallahü anhüma) Sahîh
isnadlarla rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
“Peygamber
sallallahü aleyhi ve sellem, akşam
ve sabah şu duâları bırakmazdı:
(Allah'ım! Ben, dünya ve ahirette Senden afiyet isterim. Allah'ım!
Dinim, dünyam, ehlim ve mâlim hakkında Senden afiyet isterim.
Allah'ım! Ayıblanmı ört, korktuğum şeylerden beni emin kıl.
Allah'ım! Önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan ve üstümden
(gelecek musibetlerden) beni koru. Alt tarafımdan gelecek ânî
felâketten Senin azametine sığınırım)"
Veki' demiştir ki, "alt taraftan gelecek felâketle"
Hazreti Peygamber yere
göçmeyi kasdetmiştir. |
٧
١٩٧-
وروينا في سنن أبي داود بإسناد
جيد لم يضعفه، عن أنس
رضي اللّه عنه:
أن
رسول اللّه صلى اللّه عليه وسلم
قال:
"مَنْ قالَ حينَ يُصْبحُ أوْ
يُمْسِي:
اللّهمَّ إِنِّي أصْبَحْتُ أُشْهِدُكَ وأُشْهِدُ حَمَلَةَ عَرْشِكَ
وَمَلائِكَتَكَ وَجَمِيعَ خَلْقِكَ أنَّكَ أنْتَ لا إِلهَ إِلاَّ
أنْتَ، وأنَّ مُحَمَّداً عَبْدُكَ وَرَسُولُكَ. أعْتَقَ اللّه
رُبُعَهُ مِنَ النَّارِ،
فَمَنْ قَالَهَا مَرَّتَيْنِ أعْتَقَ اللّه نصْفَهُ مِنَ النَّار،
وَمَنْ قَالَها ثَلاثاً أَعْتَقَ اللّه تعالى ثَلاثَةَ أرْبَاعِهِ،
فإنْ قالَهَا أَرْبَعاً أعْتَقَه اللّه تَعالى مِنَ النَّارِ".
١٩٨-
وروينا في سنن أبي داود بإسناد
لم يضعفه، عن عبد اللّه بن غنَّام بالغين المعجمة والنون المشددة
البياضي الصحابي رضي اللّه عنه أن
رسول اللّه صلَّى اللّه
عليه وآله وسلم قال:
"مَنْ قالَ حِينَ يُصْبحُ:
اللّهمَّ ما أصْبَحَ بِي مِنْ نِعْمَةٍ فَمِنْكَ وَحْدَكَ لا شَرِيكَ
لَكَ، لَكَ الحَمْدُ وَلَكَ الشُّكْرُ،
فَقَدْ
أدَّى شُكْرَ يَوْمِهِ؛ وَمَنْ
قَالَ مِثْلَ ذلكَ حِينَ يُمْسِي فَقَد أدَّى شُكْرَ لَيلَتِهِ".
١٩٩-
وروينا بالأسانيد الصحيحة في سنن أبي
داود والنسائي وابن
ماجه، عن ابن عمر
رضي اللّه عنهما قال: لم يكن
النبيُّ
صلى اللّه عليه وسلم يَدَعُ هؤلاء
الدعوات حين يُمسي وحين يُصبح:
"اللّهمَّ إني أسألُكَ العافِيَةَ فِي الدُّنْيَا والآخِرَةِ،
اللّهمَّ إني أسألُكَ العَفْوَ وَالعَافِيَةَ في دِيني وَدُنْيَايَ
وأهْلِي ومَالِي،
اللّهمَّ اسْتُرْ عَوْرَاتِي وآمِنْ رَوْعاتِي،
اللّهمَّ احْفَظْنِي مِنْ بَيْن يَدَيَّ ومِنْ خَلْفِي وَعَنْ
يَمِينِي وَعَنْ شِمالِي وَمِنْ فَوْقِي، وأعُوذُ بِعَظَمَتِكَ أنْ
أُغْتالَ مِنْ تَحْتِي"
قال وكيع: يعني الخسف.
قال الحاكم أبو عبد اللّه: هذا
حديث صحيح الإِسناد. (٢١) |
8. Yatarken Okunacak Diğer Bir Duâ
200-
Hazreti Ali'den
(radıyallahü anh) Sahîh isnadla
rivâyet edildiğine göre demiştir ki,
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem
yatacağı zaman şöyle derdi:
(Allah'ım! Senin tasarrufun altında bulunan şeyin şerrinden, Kerîm
olan zâtına ve her yönü ile mükemmel ki tabla rma sığınırım.
Allah'ım! Borcu ve günahı Sen dağıtırsın. Allah'ım! Senin ordun
mağlub olmaz, va'dın da bozulmaz.Güçlüye gücü fayda vermez; güç ve
azamet ancak Sendendir. Sana hamd ederek Seni (noksanlıklardan
tenzih ederim)" |
٨
٢٠٠-
وروينا في سنن أبي داود والنسائي
وغيرهما بالإِسناد الصحيح عن عليّ
رضي اللّه عنه،
عن رسول اللّه
صلى اللّه عليه وسلم، أنه كان يقول
عند مضجعه:
"اللّهمَّ إِنِّي أعُوذُ بِوَجْهِكَ الكَرِيمِ وَبِكَلِماتِكَ
التَّامَّةِ مِنْ شَر ما أنْتَ آخِذٌ بِناصِيَتِهِ، اللّهمّ أنْتَ
تَكْشِفُ المَغْرَمَ والمَأثمَ،
اللّهمَّ لا يُهْزَمُ جُنْدُكَ وَلا يُخْلَفُ وَعْدُكَ، وَلاَ
يَنْفَعُ ذَا الجَدّ مِنْكَ الجَدُّ، سُبْحانَكَ وَبِحَمْدِكَ".
(٢٢) |
9. Sabahleyin ve Akşamleyin Okunacak duâ
Ve Zikirler
201- Ebû Ayyaş'dan
(radıyallahü anh) sağlam
isnadlarla rivâyet edildiğine göre,
Resûlüllah
sallallahü aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Kim ki, sabahladığı zaman:
(Allah'dan başka ilâh yoktur; yalnız O vardır, O'nun ortağı yoktur.
Mülk O'nundur, hamd O'nundur ve O, her şeye kadirdir); derse,
Hazreti İsmâîl (aleyhisselâm)
evladından bir köle âzâd etmek kadar sevab alır, ona on hasene
yazılır, ondan on günah düşürülür, on derece yükseltilir ve akşama
girinceye kadar şeytandan korunmuş olur. Bu kelimeleri gecelediği
zaman söylerse, sabahlayıncaya kadar aynen bu mükâfatı alır."
202- Ebû
Mâlik el-Eş'ari'den
(radıyallahü anh) sağlam isnadla
rivâyet edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahü aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Sizden biriniz sabahlayınca şöyle desin:
Mülk, âlemlerin Rabbı Allah'ın olduğu hâlde sabahladı, biz de
sabahladık. Allah'ım! Bugünün hayrını Senden isterim: Bugünün
zaferim isterim, galibiyetini isterim; nurunu, bereketim ve
hidâyetini isterim. Bugünde olan ve bundan sonraki günlerde olan
kötülükten Sana sığınırım... Sonra gecelediği zaman aynen böyle
söylesin. "
203- Abdurrahmân ibn Ebî
Bekre'den rivâyet edildiğine göre, Abdurrahman babasına şöyle
dedi: Babacığım! Hep senden işitiyorum, şöyle duâ ediyorsun:
(Allah'ım, bedenime afiyet ver.
Allah'ım kulağıma (işitmeme) afiyet ver.
Allah'ım, gözüme afiyet ver.
Allah'ım, küfürden ve fakirlikten Sana sığınırım.
Allah'ım, kabir azabından Sana sığınırım. Senden başka İlâh yoktur."
Bu sözleri, sabahladığın zaman üç kez ve akşamladığın zaman da üç kez
tekrar ediyorsun? Bunun üzerine babası cevab verdi: Ben,
Resûlüllah
sallallahü aleyhi ve sellem'in bu
sözlerle duâ ettiğini işittim. Ben de, onun sünneti ile
sünnetlenmeyi seviyorum.
204-
İbn Abbâs'dan
(radıyallahü anhüma) rivâyet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahü aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
(Akşamladığınız vakit, sabaha kavuştuğunuz vakit, Allah'ı tesbih edin.
Göklerde ve yerde hamd O'nundur. İkindi ve öğle vakitlerinde de (tesbih
edin). O, ölüden diri çıkarır ve diriden de ölü çıkarır. Toprağa
kuruduktan sonra hayat verir. Siz de kabirlerden böyle
çıkarılacaksınız.
(Rûm/17-19) Kim, sabahladığı zaman bunu okursa, o günde
kaybettiği şeylere (yapamadığı sevab ve zikirlere) kavuşur.
Gecelediği zaman bunları söyleyen kimse de, o gecesinde kaybettiği
şeylere nail olur."
205-
Peygamber sallallahü aleyhi ve
sellem'in kızlarından (radıyallahü
anhünne) birinden rivâyet edildiğine göre,
Peygamber
sallallahü aleyhi ve sellem, ona
şöyle demesini öğretmişti:
"Sabaha çıkınca şöyle söyle:
(Allah'a hamd ederek O'nu (noksanlıklardan) tenzih ederim. Kuvvet
ancak Allah'ındır. Allah'ın dilediği olur, dilemediği şey olmaz.
Biliyorum ki, gerçekten Allah her şeye kadirdir ve Allah, her şeyi
ilmi ile kuşatmıştır.) Kim bunları sabahleyin söylerse,
akşamlayıncaya kadar korunmuş olur. Kim de akşamlayınca bunları
söylerse, sabahlayıncaya kadar korunmuş olur." |
٩
٢٠١-
وروينا في سنن أبي داود وابن
ماجه بأسانيد جيدة عن أبي عياش ـ بالشين المعجمة ـ
رضي اللّه عنه
أن
رسول اللّه صلى اللّه عليه وسلم
قال:
"مَنْ قالَ إِذَا أصْبَحَ:
لا إلهَ إِلاَّ اللّه وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ المُلْكُ
وَلَهُ الحَمْدُ وَهُوَ على كُلّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. كانَ لَهُ عِدْلُ
رَقَبَةٍ مِنْ وَلَدِ إسْمَاعِيلَ صلى اللّه عليه وسلم، وكُتِبَ لَهُ
عَشْرُ حَسَنَاتٍ وَحُطَّ عَنْهُ عَشْرُ سَيِّئاتٍ، وَرُفِعَ لَهُ
عَشْرُ دَرَجاتٍ، وكانَ فِي حِرْزٍ مِنَ الشَّيْطانِ حتى يُمْسِيَ،
وَإنْ قَالَهَا إِذَا أمْسَى كانَ له مِثْلُ ذلكَ حتَّى
يُصْبحَ".
(٢٣)
٢٠٢-
وروينا في سنن أبي داود، بإسناد
لم يضعفه، عن أبي مالك الأشعري
رضي اللّه عنه:
أن
رسول اللّه صلى اللّه عليه وسلم
قال:
"إذَا أصْبَحَ أحَدُكُمْ فَلْيَقُلْ: أَصْبَحْنَا وأصْبَحَ
المُلْكُ للّه رَبّ العَالَمِينَ،
اللّهمَّ أسألُكَ خَيْرَ هَذَا اليَوْمِ فَتْحَهُ وَنَصْرَهُ
وَنُورَهُ وَبَرَكَتَهُ وَهُدَاهُ، وأعُوذُ بِكَ مِنْ شَر ما فِيهِ
وَشَرِّ ما بَعْدَهُ.
ثُمَّ إذا أمْسَى فَلْيَقُلْ مِثْلَ ذلكَ".
(٢٤)
٢٠٣-
وروينا في سنن أبي داود، عن عبد
الرحمن بن أبي بكرة أنه قال لأبيه: يا أبتِ! إني أسمعك تدعو كلّ
غداة:
اللّهمَّ عافِني فِي بَدَني،
اللّهمَّ عافِنِي في سَمْعِي،
اللّهمَّ عافِني في بَصَري،
اللّهمَّ إني أعُوذُ بِكَ مِنَ الكُفْرِ وَالفَقْرِ،
اللّهمَّ إني أعُوذَ بِكَ مِنْ عَذَابِ القَبرِ، لا إِلهَ إِلاَّ
أنْتَ"
تعيدها حين تصبح ثلاثاً، وثلاثاً حين تُمسي،
فقال: إني سمعت رسول اللّه
صلى اللّه عليه وسلم يدعو بهنّ،
فأنا أُحبّ أن أستن بسنّته. (٢٥)
٢٠٤-
وروينا في سنن أبي داود عن
ابن عباس
رضي اللّه عنهما عن
رسول اللّه
صلى اللّه عليه وسلم أنه قال
قال:
”مَنْ قالَ حِينَ يُصْبحُ
{فَسُبْحان اللّه حِينَ تُمْسُونَ وَحِينَ تُصْبِحونَ. وَلَهُ
الحَمْدُ في السَّمَوَاتِ وَ الأرْضِ وَعَشِيّاً وَحِينَ
تُظْهِرُونَ. يُخْرِجُ الحَيَّ مِنَ المَيِّتِ ويُخْرِجُ المَيِّتَ
مِنَ الحَيّ، ويُحْيِي الأرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَكَذَلِكَ
تُخْرجُونَ}
الروم: ١٧ـ١٩
أدرك ما فاتَهُ فِي يَوْمِهِ ذلكَ، وَمَنْ قالَهُنَّ حِينَ يُمْسِي
أَدْرَكَ ما فَاتَهُ في لَيْلَتِهِ" لم يضعفه
أبو داود، وقد ضعفه
البخاري في تاريخه الكبير، وفي
كتابه كتاب الضعفاء. (٢٦)
٢٠٥-
وروينا في سنن أبي داود عن بعض
بنات النبيّ
صلى اللّه عليه وسلم ورضي عنهنّ،
أن النبيّ
صلى اللّه عليه وسلم كان يُعلّمها
فيقول:
"قُولي حينَ تُصْبحينَ:
سُبْحانَ اللّه وبِحَمْدِهِ، لا قُوَّةَ إِلاَّ باللّه، ما شاءَ
اللّه كَانَ، ومَا لَمْ يَشأ لَمْ يَكُن، أعْلَمُ أنَّ اللّه على
كُلّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، وأَنَّ اللّه قَدْ أحاطَ بِكُلِّ شَيْءٍ
عِلْماً،
فإنَّهُ مَنْ قالَهُنَّ حِينَ يُصْبحُ حُفِظَ حتَّى يُمْسِيَ، وَمَنْ
قَالَهُنَّ حِينَ يُمْسِي حُفِظَ حتَّ يُصْبحَ".
(٢٧) |
10. Üzüntü, Keder ve Borçtan Kurtulmak
İçin Okunacak duâ
206- Ebû Said el-Hûdrî'den
(radıyallahü anh) rivâyet
edildiğine göre, şöyle demiştir:
"Bir gün, Resûllillah
sallallahü aleyhi ve sellem Mescide girdi. Bir de orada Ebû Ümâme
adında ensardan bir adam bulunuyordu.
Peygamber ona:
Ey Ebû Ümâme, böyle namaz
vakti olmadığı bir zamanda seni burada oturuyor görmekteyim,
(nedir bu halin)? dedi. Ebû Umâme:
- Üzerime çöken üzüntüler ve borçlar, ya Resûlallah!...
Peygamber efendimiz
buyurdu:
- Sana bir takım sözler öğreteyim mi ki, onları söylediğin zaman,
Allah senin üzüntünü gidersin ve senden borcunu ödesin? Ben, evet
(öğret) ya Resûlallah, dedim.
Peygamber efendimiz buyurdu:
Sabahladığın ve akşamladığın vakitlerde şunları söyle:
Allah'ım! Üzüntü ve kederden Sana sığınırım.
Acziyetden ve ten bellikten Sana sığınırım.
Korkaklıktan ve cimrilikten Sana sığınırım.
Borç altına düşmekten ve düşmanların üstün
gelmesinden Sana sığınırım."
Ebû Ümâme der ki, ben bunu yaptım.
Allahü teâlâ, üzüntü ve
kederimi giderdi ve borcumu benden kaldırdı. |
١٠
٢٠٦-
وروينا في سنن أبي داود عن أبي
سعيد الخدري رضي اللّه عنه قال:
دخلَ رسولُ اللّه صلى اللّه عليه وسلم
ذاتَ يوم المسجد فإذا هو برجل من الأنصار يُقال له أبو أمامة،
فقال:
"يا أبا أُمامَةَ! ما
لي أرَاكَ جالِساً في المَسْجِدِ فِي غَيْرِ وَقْتِ صَلاةٍ؟"
قال: هموم لزمتني وديون يا رسول
اللّه! قال قال:
”أفَلا أُعَلِّمُكَ كَلاماً إذَا قُلْتَهُ أذْهَبَ اللّه هَمَّكَ
وقضى عَنْكَ دَيْنَكَ؟"
قلت:
بلى يا رسول اللّه!
قال:
"قُلْ إذَا أصْبَحْتَ وَإذَا أمْسَيْتَ:
اللّهمَّ إِني أعُوذُ بِكَ مِنَ الهَمّ والحُزن،
وأعُوذُ بِكَ مِنَ العَجْزِ والكَسَلِ،
وأعُوذُ بِكَ مِنَ الجُبْنِ والبُخلِ،
وأعوذُ بِكَ مِنْ غَلَبَةِ الدَّيْنِ وَقَهْرِ الرّجالِ".
قال: ففعلتُ ذلك،
فأذهبَ اللّه تعالى همّي وغمّي وقضى عني ديني.
(٢٨) |
11. Sabahleyin Okunacak Diğer Duâlar
207- Abdullah ibn Ebza'dan
(radıyallahü anh) sahîh bir isnad
ile rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
"Resûlüllah
sallallahü aleyhi ve sellem, sabah
vaktine girince şöyle derdi:
(İslâm ahlâkı ve ihlâs (tevhîd) kelimesi üzere sabahladık. Yine
Peygamberimiz Muhammed'in
(sallallahü aleyhi ve sellem) dini
ve hakdan şaşmayan, islâm olan İbrahim'in
(aleyhisselâm) dinî üzere sabahladık. Ben asla müşriklerden
olmadım.
208- Abdullah ibn Ebî
Evfa'dan (radıyallahü anhüma)
rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir:
Biz ve bütün mülk, Allah azze ve celle'nin olarak sabahladık. Hamd
Allah'a mahsustur, azamet ve yücelik Allah'ındır. Bütün
yaratıklar, bütün işler, gece ve gündüz ve bunlarda bulunan her
şey, Allahü teâlâ'ya
aittir.
Allah'ım! Bu sabahın evvelini düzen, ortasını basan ve sonunu da
kurtuluş yap, ey merhamet edenlerin en merhametlisi..." |
١١
٢٠٧-
وروينا في كتاب ابن السني،
بإسناد صحيح، عن عبد اللّه بن أبزى رضي
اللّه عنه
قال: كأن رسول اللّه
صلى اللّه عليه وسلم إذا أصبح قال:
"أصْبَحْنَا على فِطْرَةِ الإِسْلامِ، وكَلِمَةِ الإِخْلاصِ،
وَدِيْنِ نبِيِّا مُحَمَّدٍ صلى اللّه عليه وسلم، وَمِلَّةِ
إِبْرَاهِيمَ صلى اللّه عليه وسلم حَنِيفاً مُسْلِماً ومَا أنا مِنَ
المُشْرِكِينَ".
قلتُ:
كذا وقع في كتابه قال:
”ودين نبيّنا محمد" وهو غير ممتنع، ولعلَّه
صلى اللّه عليه وسلم قال ذلك جهراً
ليسمعَه غيره فيتعلمه، واللّه أعلم. (٢٩)
٢٠٨-
وروينا في كتاب ابن السني، عن
عبد اللّه بن أوفى رضي اللّه عنهما
قال: كأن
رسول اللّه
صلى اللّه عليه وسلم إذا أصبح قال:
"أصْبَحْنا وأصْبَحَ المُلْكُ للّه عَزَّ وَجَلُّ، وَالحَمْدُ
للّه، وَالكِبْرِياءُ وَالعَظَمَةُ للّه، وَالخَلْقُ وَالأمْرُ
وَاللَّيْلُ وَالنَّهَارُ وَما سَكَنَ فِيهما للّه تَعالى،
اللّهمَّ! اجْعَلْ أَوَّلَ هَذَا النَّهارِ صَلاحاً، وَأَوْسَطَهُ
نَجاحاً وآخِرَهُ فَلاحاً، يا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ!".
(٣٠) |
12. Sabah ve Akşam Okunacak Haşr
sûresi'nin Fazileti
209- Ma'kıl ibn Yesar'dan
(radıyallahü anh) rivâyet
edildiğine göre, Peygamber
sallallahü aleyhi ve sellem
buyurdu:
“Kim sabahladığı zaman üç kez
(Kovulmuş Şeytandan, her şeyi işiten ve bilen Allah'a sığınırım), der
de sonra Haşir sûresinin sonundan üç âyet okursa, Allah o kimseye
yetmişbin melek vazifeli kılar da ona akşamlayıncaya kadar rahmet
dileğinde bulunurlar. O gün ölürse, şehid olarak ölür. Bunları
akşamleyin söylerse, aynı durumda olur." |
١٢
٢٠٩-
وروينا في كتابي الترمذي وابن
السني، بإسناد فيه ضعف، عن مَعقل بن يسار
رضي اللّه عنه
عن
النبيّ صلى اللّه عليه وسلم
قال:
"مَنْ قَالَ حِينَ يُصْبِحُ ثَلاثَ مَرَّاتٍ: أعُوذُ باللّه
السَّمِيع العَلِيمِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، وَقَرَأَ ثَلاثَ
آياتٍ مِنْ سُورَةِ الحَشْرِ، وَكَّلَ اللّه تَعالى بِهِ سَبْعِينَ
أَلْفَ مَلَكٍ يُصَلُّونَ عَلَيْهِ حَتَّى يُمْسِيَ،
وَإنْ ماتَ فِي ذَلِكَ اليَوْمِ ماتَ شَهِيداً، وَمَنْ قَالَهَا
حِينَ يُمْسِي كانَ بِتلْكَ المَنْزِلَةِ".
(٣١) |
13. Düşmanla Karşılaşmada Okunacak duâ
210- İbrahim'in oğlu
Muhammed (radıyallahü anh),
babasından rivâyet ettiğine göre, babası demiştir ki:
"Resûlüllah
sallallahü aleyhi ve sellem, bir
savaş müfrezesinde bize görev verdi ve sabah-akşam şu âyeti
okumamızı bize emretti:
(Sizi boşuna yere yarattığımızı mı sandınız?)
Biz bunu okuduk da ganimet elde ettik ve selâmet
bulduk." |
١٣
٢١٠-
وروينا في كتاب ابن السني، عن
محمد بن إبراهيم، عن أبيه رضي اللّه عنه
قال: وجّهَنَا رسولُ اللّه
صلى اللّه عليه وسلم في سرية، فأمَرَنَا أن نقرأ إذا أمسينا
وأصبحنا:
{أَفَحَسِبْتُمْ أنَما خَلَقْناكُمْ عَبَثاً}
المؤمنون: ١١٥ فقرأنا، فغنمنا وسلمنا. (٣٢) |
14. Sabah Ve Akşam Okunacak Diğer Bir Duâ
211-
Enes'den
(radıyallahü anh) rivâyet
edildiğine göre:
“Resûlüllah
sallallahü aleyhi ve sellem
sabahladığı ve akşamladığı vakitlerde şu duâyı okurdu:
"Allâhümme es'elüke min fec'eti'l-hayri ve eûzü bike min fec'etişşerri."
Allah'ım! Ansızın gelecek hayırdan isterim Senden. Kötülüğün
ansızın geleninden de Sana sığınırım" |
١٤
٢١١-
وروينا فيه عن أنس
رضي اللّه عنه:
أن
رسول اللّه صلى اللّه عليه وسلم
كان يدعو بهذه الدعوة إذا أصبح وإذا أمسى:
اللّهمَّ أسألُكَ منْ فَجْأةِ الخَيْرِ، وأعُوذُ بِكَ مِنْ فَجأةِ
الشَّرّ".
(٣٣) |
15. Peygamberimizin Hazret-i Fatıma'ya
Sabahları Okumasını Öğrettiği Duâ
212-
Enes'den
(radıyallahü anh) rivâyet
edildiğine göre, demiştir ki,
Resûlüllah sallallahü aleyhi
ve sellem Hazreti Fatıma'ya
(radıyallahü anha) şöyle buyurdu:
"Sana öğüt olarak vereceğimi dinlemekten seni alıkoyan nedir? Sen
sabahladığın ve akşamladığın vakit şöyle demelisin:
"Ya hayyu ya kayyûmu bike esteğîsü feasîih li şe'nî küllehû ve lâ te-kilnî
ilâ nefsî tarfete aynin."
Ey Hayy ve Kayyüm Ancak Senden yardım isterim. Benim bütün hallerimi
düzelt ve bir lâhza beni nefsime bırakma." |
١٥
٢١٢-
وروينا فيه عن أنس
رضي اللّه عنه قال: قال
رسول اللّه
صلى اللّه عليه وسلم لفاطمة
رضي اللّه عنها:
"ما يَمْنَعُكِ أنْ تَسْمَعِي ما أُوصِيكِ بِهِ؟ تَقُولِينَ إذَا
أصْبَحْتِ وَإذَا أمْسَيْتِ: يا حَيُّ يَا قَيُّومُ بِكَ أسْتَغِيثُ
فأصْلِحْ لي شأنِي كُلَّهُ وَلاَ تَكِلْني إلى نَفْسِي طَرْفَةَ
عَيْنِ".
(٣٤) |
16. Musibetlerden Korunmak İçin Sabahları
Okunacak duâ
213-
İbn Abbâs'dan
(radıyallahü anhüma) rivâyet
edildiğine göre şöyle demiştir:
"Bir adam, başına felâketler geldiğinden
Resûlüllah
sallallahü aleyhi ve sellem'e
şikâyet etti. Buna karşılık
Resûlüllah sallallahü aleyhi
ve sellem ona dedi: Sabahladığın zaman şunu söyle; sana hiç
bir şey musibet, geçmez.
"Bismillâhi alâ nefsî ve ehlî ve mâlı."
(Kendimi, ehlimi ve mâlimı Allah'ın ismiyle korurum) Adam bunları
söyledi de, bütün felaketler ondan gitti." |
١٦
٢١٣-
وروينا فيه، بإسناد، ضعيف، عن ابن عباس
رضي اللّه عنهما: أن رجلاً شكا إلى
رسول اللّه
صلى اللّه عليه وسلم أنه تُصيبُه
الآفاتُ، فقال له رسولُ اللّه
صلى اللّه عليه وسلم:
"قُلْ إذَا أصْبَحْتَ:
باسمِ اللّه على نَفْسِي وأهْلي ومَالي،
فإنَّهُ لا يَذْهَبُ لَكَ شَيْءٌ"
فقالهنّ الرجلُ، فذهبتْ عنه الآفاتُ. (٣٥) |
17. Sabahleyin Okunacak Başka Bir Duâ
214- Ümmü Seleme'den
(radıyallahü anha) rivâyet
edildiğine göre, demiştir ki,
Resûlüllah sallallahü aleyhi
ve sellem sabahladığı zaman şöyle söylerdi:
Allah'ım, Senden faydalı ilim, helâl rızık ve makbul amel istiyorum." |
١٧
٢١٤-
وروينا في سنن ابن ماجه وكتاب
ابن السني، عن أُمّ سلمة
رضي اللّه عنها؛
أن رسول اللّه
صلى اللّه عليه وسلم كان إذا أصبح قال:
اللّهمَّ إني أسألُكَ عِلْماً نافعاً، وَرِزْقاً طَيِّباً، وَعَمَلاً
مُتَقَبَّلاً".
(٣٦) |
18. Sabah Ve Akşam Okunacak Diğer Duâlar
215-
İbn Abbâs'dan
(radıyallahü anhüma) rivâyet
edildiğine göre demiştir ki,
Resûlüllah sallallahü aleyhi
ve sellem şöyle buyurdu:
"Kim ki, sabahladığı ve akşamladığı vakit üçer kez şunları söylerse, o
dilemiş olduğu şeyleri tamamlamak Allah üzerine gerekli olur:
(Allah'ım! Ben Senin nimetlerin içinde, afiyet ve örtün içinde
sabahladım. Dünya ve âhirette üzerime nimetlerini, afiyet ve
örtünü tamamla)
(insan gecelediği zaman bu duâyı okurken "Asbahtü"
yerine, "Emseytü" sözünü kullanır.)
216- Zübeyr ibn Avvam'dan
(radıyallahü anh) rivâyet
edildiğine göre, demiştir ki,
Resûlüllah sallallahü aleyhi
ve sellem şöyle buyurdu:
"Kulların sabahladığı hiç bir sabah yoktur ki, bir münadî (çağına)
şöyle çağırmış olmasın:
(Noksanlıklardan münezzeh olup kemal sıfatlan ile vasıflanan Allah her
şeye maliktir)
İbnü’s-Sünnînin rivâyetinde ise
şöyledir:
“Bir çağırıcı şöyle çağırır:
(Ey yaratıklar! Her şeyin sahib ve idarecisi olan, her noksanlıktan
münezzeh bulunan varlığı tesbih edin.,.)"
217- Büreyde'den rivâyet
edildiğine göre, demiştir ki,
Resûlüllah sallallahü aleyhi
ve sellem şöyle buyurdu:
"Kim, sabah ve akşam şunları söyler de sonra ölürse, Cennete girer:
Rabb'ım Allah'dır. O'na tevekkül ettim. O'ndan başka İlâh yoktur. O'na
tevekkül ettim; O, büyük Arş'ın Rabbıdır. Yüce ve büyük olan
Allah'dan başka ilâh yoktur. Allah'ın dilediği olur, dilemediği
şey olmaz.
Biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir ve Allah ilmi ile her şeyi
kuşatmıştır)"
218-
Enes'den
(radıyallahü anh) rivâyet
edildiğine göre, demiştir ki,
resûlüllah sallallahü aleyhi
ve sellem şöyle buyurdu:
“Sizden herhangi biriniz, Ebû Zamzam gibi okumaktan aciz misiniz?
Ashâb sordu: Ey Allah'ın Resûlü, Ebû Zamzam kimdir?
Peygamber efendimiz
buyurdu:
O adam, sabahlayınca şöyle derdi:
(Allah'ım! Gerçekten ben nefsimi ve şerefimi Sana hibe ettim. Artık
ona kötü söyleyen, kötü söylemiş olmaz (çünkü benim bir varlığım
kalmamıştır). Ona zulmeden zulüm yapmış olmaz, onu döğen de döğmüş
olmaz." |
١٨
٢١٥-
وروينا في كتاب ابن السني، عن
ابن عباس
رضي اللّه عنهما، قال: قال
رسول اللّه
صلى اللّه عليه وسلم:
"مَنْ قالَ إذَا أصْبَحَ:
اللّهمَّ إني أصْبَحُتُ منْكَ في نِعْمَةٍ وَعافِيَةٍ وَسَتْرٍ،
فأتِمَّ نِعْمَتَكَ عَليَّ وَعَافِيَتَكَ وَسَتْرَكَ فِي الدُّنْيا
والآخِرَةِ.
ثَلاثَ مَرَّاتٍ إِذَا أصْبَحَ وَإِذَا أَمْسَى، كان حَقّاً على
اللّه تَعالى أنْ يُتِمَّ عَلَيْهِ". (٣٧)
٢١٦-
وروينا في كتابي الترمذي وابن
السني، عن الزبير بن العوّام رضي
اللّه عنه، عن رسول اللّه
صلى اللّه عليه وسلم
قال:
"ما مِنْ صَباحٍ يُصْبِحُ العِبادُ إِلاَّ مُنادٍ يُنادِي:
سُبْحانَ المَلكِ القُدُّوس"
وفي رواية ابن السني
"إلاَّ صَرَخَ صَارِخٌ: أيُّها الخلائقُ! سَبِّحوا المَلكَ
القُدُّوسَ". (٣٨)
٢١٧-
وروينا في كتاب ابن السني، عن
بُريدة
رضي اللّه عنه، قال: قال
رسول اللّه
صلى اللّه عليه وسلم:
"مَنْ قَالَ إذَا أصْبَحَ وَإِذَا أمْسَى:
رَبِّيَ اللّه تَوَكَّلْتُ عَلَيْهِ لا إِلهَ إِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ
تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ العَرْشِ العَظيمِ، لا إِلهَ إِلاَّ اللّه
العَلِيُّ العَظِيمُ، ما شاءَ اللّه كانَ، ومَا لَمْ يَشاْ لَمْ
يَكُنْ، أَعْلَمُ أنَّ اللّه على كُلّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، وأنَّ اللّه
قَدْ أحاطَ بِكُلّ شَيْءٍ عِلْماً، ثُمَّ مَاتَ دَخَلَ
الجَنَّة".
(٣٩)
٢١٨-
وروينا في كتاب ابن السني، عن
أنس
رضي اللّه عنه؛ أن رسول اللّه
صلى اللّه عليه وسلم قال:
"أيَعْجِزُ أحَدُكُمْ أنْ يَكُونَ كأبِي ضَمْضَمٍ؟" قالُوا:
وَمَنْ أبُو ضَمْضَمٍ يَا رَسُولَ
اللّه؟! قالَ قال:
”كَانَ إِذَا أصْبَحَ قالَ:
اللّهمَّ إِني قَدْ وَهَبْتُ نَفْسِي وَعِرْضِي لَكَ،
فَلا يَشْتُمُ مَنْ شَتَمَهُ، وَلاَ يَظْلِمُ مَنْ ظَلَمَهُ، وَلا
يَضْرِبُ مَنْ ضَرَبَهُ".
(٤٠) |
19. Dünya Ve Âhiret Üzüntülerini Gidermek
İçin Okunacak duâ
219-
Ebû'd-Derdâ'dan
(radıyallahü anh) rivâyet
edildiğine göre, Peygamber
sallallahü aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Kim sabah ve akşam yedi kez şu sözleri söylerse, dünya ve ahiret
işlerinden kendisine üzüntü veren şeyleri Allah giderir:
Allah bana kâfidir; O'ndan başka ilâh yoktur. O'na tevekkül ettim; O,
büyük Arş'ın Rabbıdır." |
١٩
٢١٩-
وروينا فيه، عن أبي الدرداء
رضي اللّه عنه، عن
النبيّ
صلى اللّه عليه وسلم قال:
"مَنْ قالَ فِي كُلّ يَوْمٍ حِينَ يُصْبحُ وَحِينَ يُمْسِي:
حَسْبِيَ اللّه لا إِلهَ إِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ
رَبُّ العَرْشِ العَظِيمِ
سَبْعَ مَرَّاتٍ كَفَاهُ اللّه تَعالى ما أهمَّهُ مِنْ أمْرِ
الدُّنْيا والآخِرَةِ".
(٤١) |
20. Belâ ve Tehlikelerden Korunmak İçin
Okunacak duâlar
220-
Ebû Hüreyre'den
(radıyallahü anh) rivâyet
edildiğine göre, demiştir ki,
Resûlüllah sallallahü aleyhi
ve sellem şöyle buyurdu:
"Kim Sabahladığı zaman Mü’min sûresinin başından üç âyetle (Hâ-Mim)
den (İleyhil-mesîr)e kadar ve Âyete'l-Kürsîyi okursa, bunları
okumakla akşama kadar korunmuş olur. Bunları gecelediği zaman
okursa, sabahlayıncaya kadar bunlarla korunmuş olur."
Bunlar, anlatmak istediğimiz Hadislerden bir kısımdır.
Allahü teâlâ'nın başarı
sağladığı kimseye bunlar yeter. Bunlarla ve diğer hayır yolları
ile amel etmeye muvaffakiyet vermesini Yüce Allah'dan dileriz.
221- Talk ibn Hubeyb'den
rivâyet edildiğine göre demiştir: Bir adam,
Ebû'd-Derdâ hazretlerine gelip
dedi ki, evin yandı? O, yanınadı; çünkü
Resûlüllah
sallallahü aleyhi ve sellem'den
işittiğim kelimelerle Allah azze ve celle bunu yapmaz.
Kim ki, gündüzünün evvelinde bu sözleri söylerse, akşamlayıncaya kadar
ona musîbet değmez. Gündüzün sonunda bunları kim söylerse,
sabahlayıncaya kadar ona musîbet değmez. O sözler şunlardır, dedi:
Allahümme ente rabbî, lâ ilâhe illâ ente aleyke tevekkeltü ...
(Allah'ım, Sen benim Rabbimsin. Senden başka ilâh yoktur. Sana
tevekkül ettim, Sen büyük Arş’ın Rabbısın. Allah'ın dilediği olur;
dilemediği olmaz. İbâdetlere güç yetirmek ve kötülüklerden
korunmak, ancak yüce olan büyük Allah'ın kuvvet ve kudreti iledir.
Biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir. Allah ilmi ile her şeyi
kuşatmıştır. Allah'ım! Nefsimin kötülüğünden ve kudret elinle
tuttuğun her canlının kötülüğünden Sana sığınırım. Benim Rabbım
doğru (hak) yol üzeredir)"
İbn Sünnî, bu hadisi başka bir
yolla, Peygamber
sallallahü aleyhi ve sellem'in
ashâbından bir adamdan rivâyet etti ve "Ebû'd-Derdâ'dan"
rivâyet, demedi. Bu rivâyette, Ebû'd-Derdâ
hazretlerine adamın gelmesi tekerrür edip ona şöyle demiştir:
Yangın evine ulaştı, evin yandı. Ebû'd-Derdâ,
cevab verir: Yanmamıştır; çünkü ben, Peyamber
sallallahü aleyhi ve sellem'in
şöyle dediğini işittim:
"Kim sabahladığı zaman, bu sözleri söylerse (yani yukarda
anlatılanları okursa), ona, nefsi, ehli ve malı hakkında
hoşlanmayacağı bir şey isabet etmez." Gerçekten ben, bugün bu
sözleri söyledim (benim evim yanınamıştır). Sonra dedi ki, kalkın
beraber gidelim. Kendisi ile beraber yanındaki adamlar kalktılar
ve evine kadar gittiler. Gerçekten onun evinin çevresi hep yanmış;
fakat onun evine bir şey değmemişti. |
٢٠
٢٢٠-
وروينا في كتابي الترمذي وابن
السني، بإسناد ضعيف، عن أبي
هريرة رضي اللّه عنه قال:
قال رسول اللّه
صلى اللّه عليه وسلم قال:
”مَنْ قَرأ
{حَم}
المُؤْمِن إلى:
{إِلَيْهِ المَصِيرُ} غافر:
١ـ٣
وآيةَ الكُرْسِيّ حِينَ يُصْبحُ حُفِظَ بِهِمَا حتَّى يُمْسِي،
وَمَنْ قَرأهُما حِينَ يُمْسِي حُفِظَ بِهِما حَتَّى يُصْبحَ".
(٤٢)
فهذه جملةٌ من الأحاديث التي قصدنا ذكرَها، وفيها كفايةٌ لمن وفّقه
اللّه تعالى، نسألُ اللّه العظيم التوفيقَ للعمل بها وسائر وجوه
الخير.
٢٢١-
وروينا في كتاب ابن السني، عن
طلق بن حبيب، قال: جاء رجلٌ إلى أبي
الدرداء
فقال: يا أبا الدرداء قد احترق بيتُك،
فقال: ما احترق، لم يكن اللّه عزّ وجلّ ليفعلَ ذلك بكلمات سمعتهنّ
من رسول اللّه
صلى اللّه عليه وسلم، من قالها أوّل
نهاره لم تصبْه مصيبةٌ حتى يُمسي، ومَنْ قالها آخرَ النهار لم تصبْه
مصيبةٌ حتى يُصبحَ:
اللّهمَّ أنتَ رَبي، لا إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ عَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ
وأنْتَ رَبُّ العَرْشِ العَظِيمِ، ما شاءَ اللّه كانَ، وَمَا لَمْ
يَشأْ لَمْ يَكُنْ، لا حَوْلَ وَلا قُوَّةَ إِلاَّ باللّه العَلِيّ
العَظِيمِ، أعْلَمُ أنَّ اللّه عَلى كُلّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، وأنَّ
اللّه قَدْ أحَاطَ بِكُلِّ شَيْءٍ عِلْماً،
اللّهمَّ إِني أعُوذُ بِكَ مِنْ شَرّ نَفْسِي، وَمِنْ شَرّ كُلّ
دَابَّةٍ أنْتَ آخِذٌ بِناصِيَتها، إنَّ رَبِّي على صِرَاطٍ
مُسْتَقِيمٍ".
ورواه من طريق آخر، من أصحاب النبيّ
صلى اللّه عليه وسلم، لم يقل عن
أبي الدرداء، وفيه: أنه تكرّر
مجيء الرجل إليه يقول: أدرِك دارَك فقد احترقتْ وهو يقول: ما
احترقتْ لأني سمعتُ النبيَّ
صلى اللّه عليه وسلم يقول:
"مَن قال حين يُصبح هذه الكلمات ـ وذكر هذه الكلمات ـ لم يُصبه في
نفسه ولا أهله ولا ماله شيء يكرهه"
وقد قلتها اليوم، ثم قال: انهضوا بنا، فقام وقاموا معه، فانتهوا إلى
داره وقد احترق ما حولها ولم يصبها شيء. (٤٣) |
|