9. SÖZÜ SAĞLAMLAŞTIRMAYA TEŞVİK
SÖYLEYECEĞİ VE
NAKLEDECEĞİ SÖZÜ ARAŞTIRDIKTAN SONRA SÖYLEMEYE TEŞVİK
•
"Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına
düşme." İsrâ sûresi (17), 36
•
"İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında onu
gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın." Kaf
sûresi (50), 18 |
٩- باب الحثّ عَلَى التثبت فيما يقوله ويحكيه
قَالَ اللّه تَعَالَى
: { وَلاَ تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ
عِلْمٌ }
[ الإسراء : ٣٦ ]
وقال تَعَالَى :
{ مَا يَلْفِظُ مِنْ قَولٍ إِلاَّ
لَدَيْهِ رَقِيبٌ عَتِيدٌ }
[ ق : ١٨ ]
. |
|
1548. Ebû Hüreyre
radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurmuştur:
"Her duyduğunu nakletmesi kişiye yalan
olarak yeter. "
Müslim, Mukaddime 5 |
١٥٤٨-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
: أنَّ النبيَّ صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم
قَالَ :
( كَفَى بالمَرْءِ كَذِباً أنْ يُحَدِّثَ
بِكُلِّ مَا سَمِعَ ) . رواه
مسلم . |
|
1549. Semüre
radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Yalan
olduğunu zannettiği bir hadisi benden nakleden kimse yalancılardan
biridir."
Müslim, Mukaddime, rakamsız
(I,9); Ayrıca bk. Tirmizî, ilim
9 |
١٥٤٩-
وعن سَمُرَةَ رَضِيَ اللّه عَنْهُ
قَالَ :
قَالَ رَسُولُ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( مَنْ حَدَّثَ عَنِّي
بِحَديثٍ يَرَى أَنَّهُ كَذِبٌ فَهُوَ أَحَدُ الكَاذِبينَ ) .
رواه مسلم . |
|
1550. Esmâ
radıyallahu anhâ şöyle dedi: Bir
kadın:
- Ey Allah'ın
Resûlü! Benim bir kumam var. Kocamın bana vermediği bir şeyi,
verdi diye kumama karşı gösteriş yapsam, bunun bana bir günahı
olur mu? diye sordu. Bunun üzerine
Resûlüllah sallallahu aleyhi
ve sellem:
- "Kendisine
verilmemiş bir şey ile doymuş görünen kişi, iki sahte elbise
giyerek gösteriş yapan kimse gibidir" buyurdu.
Buhârî, Nikah 106;
Müslim, Libâs 127. Ayrıca bk.
Tirmizî, Birr 87 |
١٥٥٠-
وعن أسماء رَضِيَ اللّه عنها : أنَّ
امْرأةً
قالت :
يَا رسولَ اللّه ، إنَّ لِي ضَرَّةً فهل عَلَيَّ جُنَاحٌ إنْ
تَشَبَّعْتُ مِنْ زَوْجِي غَيْرَ الَّذِي يُعْطِيني ؟ فَقَالَ
النَّبيُّ صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
: ( المُتَشَبِّعُ بِما لَمْ يُعْطَ
كَلاَبِسِ ثَوْبَيْ زُورٍ ) .
متفق عَلَيْهِ .
( وَالمُتَشَبِّعُ )
: هُوَ الَّذِي يُظْهِرُ الشَّبَعَ وَلَيْسَ بِشَبْعَان . ومعناهُ
هُنَا : أنْ يُظْهِرَ أنَّهُ حَصَلَ لَهُ فَضيلَةٌ وَلَيْسَتْ
حَاصِلَةً . ( وَلابِسُ ثَوْبَي زُورٍ )
أيْ : ذِي زُورٍ ، وَهُوَ الَّذِي يُزَوِّرُ عَلَى النَّاسِ ، بِأنْ
يَتَزَيَّى بِزِيِّ أهْلِ الزُّهْدِ أَو العِلْمِ أَو الثَّرْوَةِ ،
لِيَغْتَرَّ بِهِ النَّاسُ وَلَيْسَ هُوَ بِتِلْكَ الصِّفَةِ .
وَقَيلَ غَيرُ ذَلِكَ واللّه أعْلَمُ . |