4. KÖLELERE İYİLİK ETMEK
•
"Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi
ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın
komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin
altında bulunanlara iyi davranın." Nisâ sûresi (4), 36 |
٤- باب فضل الإحسان إِلَى المملوك
قَالَ اللّه تَعَالَى
: { وَاعْبُدُوا اللّه وَلاَ تُشْرِكُوا
بِهِ شَيْئاً وَبِالوَالِدَيْنِ إحْسَاناً وَبِذِي القُرْبَى
وَاليَتَامَى وَالمَسَاكِينِ وَالجَارِ ذِي القُرْبَى وَالجَارِ
الجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالجَنْبِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ
أَيْمَانُكُمْ }
[ النساء : ٣٦ ]
. |
|
1361. Ma'rûr İbn Süveyd şöyle
dedi:
Ben, Ebû Zer
radıyallahu anh'ı üzerinde değerli
bir elbise ile gördüm. Aynı elbiseden kölesinin üzerinde de vardı.
Kendisine bunun sebebini sordum; Ebû Zer,
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem
zamanında bir adama sövdüğünü ve onu annesinden dolayı
ayıpladığını anlattı.
Bunun üzerine
Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem ona
şöyle dedi:
"Sen, kendisinde Câhiliye huyu bulunan
bir kimsesin. Onlar sizin hizmetçileriniz ve aynı zamanda
kardeşlerinizdir. Allah onları sizin himayenize vermiştir. Kimin
himayesinde bir kardeşi varsa, kendi yediğinden ona yedirsin,
giydiğinden de giydirsin. Onlara üstesinden gelemeyecekleri
şeyleri yüklemeyiniz. Şayet yükleyecek olursanız kendilerine
yardım ediniz."
Buhârî, Îmân 22, Itk 15;
Müslim, Eymân 40. Ayrıca bk.
Buhârî, Edeb 44;
Ebû Dâvûd, Edeb 124;
Tirmizî, Birr 29;
İbn Mâce, Edeb 10 |
١٣٦١-
وعنِ المَعْرُورِ بن سُوَيْدٍ ،
قَالَ :
رَأيْتُ أَبَا ذَرٍ رَضِيَ اللّه عَنْهُ
، وَعَلَيهِ حُلَّةٌ وَعَلَى غُلاَمِهِ مِثْلُهَا، فَسَأَلْتُهُ عَنْ
ذَلِكَ، فَذَكَرَ أنَّهُ قَدْ سَابَّ رَجُلاً عَلَى عَهْدِ رسول
اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم،
فَعَيَّرَهُ بِأُمِّهِ ، فَقَالَ النبيُّ
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم : (
إنَّكَ امْرُؤٌ فِيكَ جَاهِليَّةٌ هُمْ إخْوَانُكُمْ وَخَوَلُكُمْ
جَعَلَهُمُ اللّه تَحْتَ أيديكُمْ ، فَمَنْ كَانَ أَخُوهُ تَحْتَ
يَدِهِ ، فَلْيُطْعِمْهُ مِمَّا يَأكُلُ ، وَلْيُلْبِسْهُ مِمَّا
يَلْبَسُ ، وَلاَ تُكَلِّفُوهُمْ مَا يَغْلِبُهُمْ ، فَإنْ
كَلَّفْتُمُوهُمْ فَأَعِينُوهُمْ )
متفقٌ عَلَيْهِ . |
|
1362. Ebû Hüreyre
radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre, Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Sizden birinize hizmetçisi yemeğini
getirdiğinde, şayet onu yanına oturtmazsa, kendisine bir iki lokma
(veya bir iki çiğnem) versin. Çünkü yemeği o yapmıştır."
Buhârî, Itk 18, Et'ıme 55.
Ayrıca bk. Müslim, Eymân 42;
İbn Mâce, Et'ıme 19 |
١٣٦٢-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
، عن النبيِّ صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
قَالَ :
( إِذَا أَتَى أحَدَكُمْ خَادِمُهُ
بِطَعَامِهِ ، فَإنْ لَمْ يُجْلِسْهُ مَعَهُ ، فَلْيُنَاوِلْهُ
لُقْمَةً أَوْ لُقْمَتَيْنِ أَوْ أُكْلَةً أَوْ أُكْلَتَيْنِ ؛
فَإنَّهُ وَلِيَ عِلاَجَهُ ) رواه
البخاري .
( الأُكْلَةُ )
بضم الهمزة : وَهِيَ اللُّقْمَةُ . |