38. RAMAZAN ORUCU
RAMAZAN
ORUCUNUN FARZ OLUŞU, FAZİLETİ VE ORUÇLA İLGİLİ KONULAR
•
"Ey iman edenler! Oruç, sizden önceki
ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki
korunursunuz. (Size farz
kılınan oruç), sayılı günlerdedir. Sizden her kim hasta yahut
yolcu olursa, (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde
tutar. (İhtiyarlık veya iyileşme umudu kalmamış hastalık gibi
devamlı mâzereti olup da) oruç tutmaya gücü yetmeyenlere bir
fakir doyumu kadar fidye gerekir. Bununla beraber kim gönüllü
olarak fidyeyi arttırırsa, bu kendisi için daha iyidir. Eğer
bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha
hayırlıdır.
•
Ramazan ayı, insanlara yol gösterici,
doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak
Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise, sizden ramazan ayına
ulaşanlar idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya
yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kazâ
etsin. Allah sizin için kolaylık diler, zorluk istemez. Bütün
bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine
karşılık, Allah'ı tazim etmeniz, şükretmeniz içindir."
Bakara sûresi (2), 183-185 |
٣٨- باب وجوب صوم رمضان وبيان فضل الصيام وَمَا يتعلق بِهِ
قَالَ اللّه تَعَالَى
: { يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُتِبَ
عَلَيْكُم الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ
} إِلَى قَوْله تَعَالَى : { شَهْرُ
رَمَضَانَ الَّذِي أُنْزِلَ فِيهِ القُرْآنُ هُدَىً لِلنَّاسِ
وَبَيّنَاتٍ مِنَ الهُدَى وَالفُرْقانِ فَمَنْ شَهِدَ مِنْكُم
الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ وَمَنْ كَانَ مَرِيضاً
أَوْ عَلَى
سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ أيَّامٍ أُخَر }
[ البقرة : ١٨٣-١٨٥ ]
.
وَأما الأحاديث فقد تقدمت في الباب الَّذِي قبله . |
|
1216. Ebû Hüreyre
radıyallahü anh'den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
Aziz ve celîl
olan Allah
"İnsanın oruç dışında her ameli
kendisi içindir. Oruç benim
içindir, mükâfatını da
ben vereceğim"
buyurmuştur.
Oruç kalkandır. Biriniz oruç tuttuğu gün
kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver
ya da çatarsa: ‘Ben oruçluyum’ desin.
Muhammed'in canı kudret elinde olan
Allah'a yemin ederim ki, oruçlunun
ağız kokusu,
Allah
katında misk
kokusundan daha güzeldir.
Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anı
vardır: Birisi, iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabıyla
Rabbine kavuştuğu andır."
Buhârî, Savm 9;
Müslim, Sıyâm 163
Bu,
Buhârî'nin rivayetidir.
Buhârî'nin bir başka rivayeti
(Savm 3) şöyledir: Allahü teâlâ buyurur ki: "Oruçlu
kişi yemesini, içmesini, cinsî arzusunu benim rızâm için terkeder.
Oruç, doğrudan doğruya benim rızâm için yapılan bir ibadettir. Her
iyiliğin karşılığı on misli sevap olduğu halde, orucun mükâfatını
ben vereceğim."
Müslim'in bir rivayetine göre
(Sıyâm 164) Hazret-i Peygamber şöyle buyurmuştur:
"İnsanın
her ameline kat kat sevap verilir. Bir iyilik, on mislinden yedi
yüz misline kadar katlanır. Allahü teâlâ, "Ama
oruç başka. O benim içindir, mükâfatını da ben veririm. Oruçlu,
şehvetini ve yemesini benim için bırakır" buyurmuştur.
Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri,
iftar ettiği zamanki sevinci; diğeri, Rabbine kavuştuğu zamanki
sevincidir. Hiç kuşkunuz olmasın ki, oruçlunun ağız kokusu Allah
katında misk kokusundan daha güzeldir". |
١٢١٦-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
قَالَ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( قَالَ اللّه عزَّ
وجَلَّ : كُلُّ عَمَلِ ابْنِ آدَمَ لَهُ إِلاَّ الصِّيَام ، فَإنَّهُ
لِي وَأنَا أجْزِي بِهِ ، وَالصِّيَامُ جُنَّةٌ ، فَإذَا
كَانَ يَومُ صَوْمِ أحَدِكُمْ فَلاَ يَرْفُثْ وَلاَ يَصْخَبْ فإنْ
سَابَّهُ أحَدٌ أَوْ قَاتَلَهُ
فَلْيَقُلْ: إنِّي صَائِمٌ . وَالذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ
لَخُلُوفُ فَمِ الصَّائِمِ أطْيَبُ عِنْدَ اللّه مِنْ رِيحِ المِسْكِ
. لِلصَّائِمِ فَرْحَتَانِ يَفْرَحُهُمَا : إِذَا أفْطَرَ فَرِحَ
بفطره ، وَإذَا لَقِيَ رَبَّهُ فَرِحَ بِصَوْمِهِ )
متفقٌ عَلَيْهِ ، وهذا لفظ
روايةِ البُخَارِي .
وفي روايةٍ لَهُ : ( يَتْرُكُ طَعَامَهُ ،
وَشَرَابَهُ ، وَشَهْوَتَهُ مِنْ أجْلِي ، الصِّيَامُ لي وَأنَا
أجْزِي بِهِ ، وَالحَسَنَةُ بِعَشْرِ أمْثَالِهَا ) .
وفي رواية لمسلم :
( كُلُّ عَمَلِ ابْنِ آدَمَ يضاعَفُ ،
الحسنةُ بِعَشْرِ أمْثَالِهَا إِلَى سَبْعِمِئَةِ ضِعْفٍ .
قَالَ اللّه تَعَالَى : إِلاَّ الصَّوْمَ فَإنَّهُ لِي وَأنَا أجْزِي
بِهِ ؛ يَدَعُ شَهْوَتَهُ وَطَعَامَهُ مِنْ أجْلِي . للصَّائِمِ
فَرْحَتَانِ : فَرْحَةٌ عِنْدَ فِطْرِهِ ، وَفَرْحَةٌ عِنْدَ لِقَاءِ
رَبِّهِ . وَلَخُلُوفُ فِيهِ أطْيَبُ عِنْدَ اللّه مِنْ رِيحِ
المِسْكِ )
. |
|
1217. Yine Ebû Hüreyre
radıyallahü anh'den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Allah
yolunda çift sadaka veren kimse, cennetin muhtelif kapılarından,
‘Ey Allah'ın (sevgili) kulu! Burada hayır ve bereket vardır’, diye
çağırılır. Sürekli namaz kılanlar namaz kapısından, mücahidler
cihad kapısından, oruçlular reyyân
kapısından, sadaka vermeyi sevenler de sadaka kapısından (cennete
girmeye) davet edilirler."
Ebû Bekir
radıyallahü anh:
- Anam babam
sana kurban olsun ey Allah'ın Resulü! Gerçi bu kapıların birinden
çağrılan kimsenin diğer kapılardan çağırılmaya ihtiyacı yoktur
ama, bu kapıların hepsinden birden çağrılacak kimseler de var
mıdır? dedi.
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem:
- "Evet,
vardır. Senin de o bahtiyârlardan olacağını ümit ederim"
buyurdu.
Buhârî, Savm 4, Cihâd 37,
Bed'u'l-halk 9, Fezâilü ashâbi'n-Nebî
5; Müslim, Zekât 85, 86. Ayrıca
bk.Tirmizî, Menâkıb 16;
Nesâî, Zekât 1, Cihâd 20, Sıyâm
43 |
١٢١٧-
وعنه : أنَّ رسول اللّه صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم ،
قَالَ :
( مَنْ أنْفَقَ زَوْجَيْنِ في
سَبِيلِ اللّه نُودِيَ مِنْ أبْوَابِ الجَنَّةِ ، يَا عَبْدَ اللّه
هَذَا خَيرٌ ، فَمَنْ كَانَ مِنْ أهْلِ الصَّلاَةِ دُعِيَ مِنْ بَابِ
الصَّلاَةِ ، وَمَنْ كَانَ مِنْ أهْلِ الجِهَادِ دُعِيَ مِنْ بَابِ
الجِهَادِ ، وَمَنْ كَانَ مِنْ أهْلِ الصِّيَامِ دُعِيَ مِنْ بَابِ
الرَّيَّانِ ، وَمَنْ كَانَ مِنْ أهْلِ الصَّدَقَةِ دُعِيَ مِنْ
بَابِ الصَّدَقَةِ ) قَالَ أَبُو بَكْرٍ
رَضِيَ اللّه عَنْهُ : بِأبي أنْتَ وَأُمِّي يَا رسولَ اللّه
! مَا عَلَى مَنْ دُعِيَ مِنْ تِلْكَ الأَبْوَابِ مِنْ ضَرورةٍ ، فهل
يُدْعى أحَدٌ مِنْ تِلْكَ الأبوَابِ كُلِّهَا ؟
فَقَالَ :
( نَعَمْ ، وَأرْجُو أنْ تَكُونَ مِنْهُمْ
) متفقٌ عَلَيْهِ . |
|
1218. Sehl İbn Sa'd
radıyallahü anh'den rivayet
edildiğine göre Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Cennette reyyân denilen bir kapı vardır
ki, kıyamet günü oradan ancak oruçlular girecek, onlardan başka
kimse giremeyecektir. Oruçlular nerede? diye çağrılır. Onlar da
kalkıp girerler ve o kapıdan onlardan başkası asla giremez.
Oruçlular girince o kapı kapanır ve bir daha oradan kimse girmez."
Buhârî,
Savm
4; Müslim,
Sıyâm
166. Ayrıca bk.
Nesâî,
Sıyâm
43;
İbn Mâce, Sıyâm 1 |
١٢١٨-
وعن سهل بن سعد رَضِيَ اللّه عَنْهُ
، عن النبيِّ صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
،
قَالَ :
( إنَّ في الجَنَّةِ بَاباً يُقَالُ لَهُ :
الرَّيَّانُ ، يَدْخُلُ مِنْهُ الصَّائِمُونَ يَومَ القِيَامَةِ ،
لاَ يَدْخُلُ مِنْهُ أحدٌ غَيْرُهُمْ ، يقال : أيْنَ الصَّائِمُونَ ؟
فَيَقُومُونَ لاَ يَدخُلُ مِنْهُ أَحَدٌ غَيْرُهُمْ ، فَإذَا
دَخَلُوا أُغْلِقَ فَلَمْ يَدْخُلْ مِنْهُ أَحَدٌ )
متفقٌ عَلَيْهِ . |
|
1219. Ebû Saîd el-Hudrî
radıyallahü anh'den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Allah
rızâsı için bir gün oruç tutan kimseyi Allahü teâlâ, bu bir günlük
oruç sebebiyle cehennem ateşinden yetmiş yıl uzak tutar."
Buhârî, Cihâd 36;
Müslim, Sıyâm 167-168. Ayrıca
bk. Tirmizî, Fezâilü'l-cihâd 3;
Nesâî, Sıyâm 44,45;
İbn Mâce, Sıyâm 34, Fiten 13 |
١٢١٩-
وعن أَبي سعيد الخدري رَضِيَ اللّه عَنْهُ،
قَالَ :
قَالَ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( مَا مِنْ عَبْدٍ
يَصُومُ يَوْماً في سَبِيلِ اللّه إِلاَّ بَاعَدَ اللّه بِذَلِكَ
اليَوْمِ وَجْهَهُ عَنِ النَّارِ سَبْعِينَ خَرِيفَاً )
متفقٌ عَلَيْهِ . |
|
1220. Ebû Hüreyre
radıyallahü anh'den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Kim,
faziletine inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek ramazan
orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır."
Buhârî, Îmân 28, Savm 6;
Müslim, Sıyâm 203, Müsâfirîn
175. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd,
Ramazan 1, Savm 57; Tirmizî,
Savm 1, Cennet 4; Nesâî, Sıyâm
39; İbn Mâce, İkâmet 173, Sıyâm
2, 33 |
١٢٢٠-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
، عن النبيِّ صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
،
قَالَ :
( مَنْ صَامَ رَمَضَانَ إيمَاناً
وَاحْتِسَاباً ، غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ )
متفقٌ عَلَيْهِ . |
|
1221. Yine Ebû Hüreyre
radıyallahü anh'den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Ramazan
ayı girdiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır
ve şeytanlar bağlanır."
Buhârî, Savm 5, Bed'ul-halk
11; Müslim, Sıyâm 1, 2, 4, 5 |
١٢٢١-
وعنه رَضِيَ اللّه عَنْهُ : أنَّ
رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
،
قَالَ :
( إِذَا جَاءَ رَمَضَانُ ، فُتِحَتْ
أبْوَاب الجَنَّةِ ، وَغُلِّقَتْ أبْوَابُ النَّارِ ، وَصفِّدَتِ
الشَّيَاطِينُ ) متفقٌ عَلَيْهِ . |
|
1222. Yine Ebû Hüreyre
radıyallahü anh'den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Ramazan
hilâlini görünce oruç tutunuz. Şevval hilâlini görünce de oruca
son veriniz. Ramazanın başlangıcı bulutlu bir güne rastlarsa,
şâbanı otuza tamamlayınız."
Buhârî, Savm 11;
Müslim, Sıyâm 4, 7, 8, 17-20.
Ayrıca bk. Tirmizî, Savm 5;
Nesâî, Sıyâm 8;
İbn Mâce, Sıyâm 7
Bu,
Buhârî'nin rivayetidir.
Müslim'in rivayetinde şöyle
buyurulmaktadır: "Eğer şevval ayının
başlangıcı bulutlu olursa, orucu otuza tamamlayınız."
(Bu rivayet
için de ayrıca bk. Ebû Dâvûd,
Sıyâm 7; Nesâî, Sıyâm 10;
İbn Mâce, Sıyâm 7) |
١٢٢٢-
وعنه: أنَّ رسول اللّه صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم، قَالَ: ( صُومُوا
لِرُؤْيَتِهِ، وَأفْطِرُوا لِرُؤيَتِهِ، فَإنْ غَبِيَ عَلَيْكُمْ ،
فَأكمِلُوا عِدَّةَ شَعْبَانَ ثَلاَثِينَ )
متفقٌ عَلَيْهِ ، وهذا لفظ
البخاري .
وفي رواية لمسلم :
( فَإنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَصُومُوا
ثَلاَثِينَ يَوْماً ) . |
|