32. ŞÜKÜR SECDESİ
BİR NİMETE
KAVUŞUNCA VEYA BİR SIKINTIDAN KURTULUNCA ŞÜKÜR SECDESİ YAPMANIN
İYİ BİR DAVRANIŞ OLDUĞU
1160. Sa`d İbn Ebû Vakkâs
radıyallahü anh şöyle dedi:
Bir gün
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem ile
beraber Medine’ye gitmek üzere Mekke’den yola çıkmıştık. Azverâ
denen yere yaklaştığımızda Resûl-i
Ekrem bineğinden indi. Sonra ellerini kaldırarak bir
süre dua etti. Sonra secdeye kapandı, uzunca bir süre secdede
kaldı. Tekrar ayağa kalktı, yine ellerini kaldırıp bir müddet dua
etti. Sonra secdeye kapandı. Bunu üç defa tekrarladı. Buyurdu ki:
“Rabbimden dilekte bulundum ve ümmetim
için şefaat niyaz ettim. O da ümmetimin üçte birini bana
bağışladı. Ben de Rabbime şükretmek için secdeye kapandım. Sonra
tekrar başımı kaldırıp Rabbimden ümmetimi bağışlamasını diledim; O
da bana ümmetimin üçte birini bağışladı. Ben de bunun üzerine
Rabbime şükür secdesine kapandım. Sonra tekrar başımı kaldırıp
Rabbimden ümmetimi diledim; O da bana ümmetimin geri kalan üçte
birini bağışladı. Ben de Rabbime şükretmek üzere secdeye
kapandım.”
Ebû Dâvûd, Cihâd 152 |
٣٢- باب استحباب سجود الشكر عِنْدَ حصول نعمة ظاهرة أَو اندفاع بلية
ظاهرة
١١٦٠-
عن سعد بن أَبي وقاص رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
خَرَجْنَا مَعَ رسولِ اللّه صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم مِنْ مَكّةَ نُريدُ المَدِينَةَ ، فَلَمَّا
كُنَّا قَرِيباً مِنْ عَزْوَرَاءَ نَزَلَ ثُمَّ رَفَعَ يَدَيْهِ
فَدَعَا اللّه سَاعَةً ، ثُمَّ خَرَّ سَاجِداً ، فَمَكَثَ طَويلاً ،
ثُمَّ قَامَ فَرَفَعَ يَدَيْهِ سَاعَةً ، ثُمَّ خَرَّ سَاجِداً -
فَعَلَهُ ثَلاثَاً - وقال :
( إنِّي سَألتُ رَبِّي ، وَشَفَعْتُ
لأُمَّتِي ، فَأعْطَانِي ثُلُثَ أُمَّتِي ، فَخَرَرْتُ سَاجِداً
لِرَبِّي شُكْراً ، ثُمَّ رَفَعْتُ رَأسِي ، فَسَألْتُ رَبِّي
لأُمَّتِي ، فَأعْطَانِي ثُلُثَ أُمَّتِي، فَخَرَرْتُ سَاجِداً
لِرَبِّي شُكْراً ، ثُمَّ رَفَعْتُ رَأسِي ، فَسَألْتُ رَبِّي
لأُمَّتِي ، فَأعْطَانِي الثُّلثَ الآخَرَ ، فَخَرَرْتُ سَاجِداً
لِرَبِّي ) رواه أَبُو داود
. |