7. EZANIN FAZİLETİ
1034. Ebû Hüreyre
radıyallahü anh’den rivâyet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“İnsanlar ezan okumanın ve namazda
birinci safta bulunmanın ne kadar faziletli olduğunu bilselerdi,
sonra bunları yapabilmek için kur’a çekmek zorunda kalsalardı
kur’a çekerlerdi. Şayet camide cemaate erken yetişmenin ne kadar
faziletli olduğunu bilselerdi, birbirleriyle yarışa girerlerdi.
Eğer yatsı namazı ile sabah namazındaki fazileti bilselerdi,
emekleyerek ve sürünerek de olsa bu iki namaza gelirlerdi.”
Buhârî, Ezân 9, 32, Şehâdât
30; Müslim, Salât 129. Ayrıca
bk. Tirmizî, Mevâkît 52;
Nesâî, Mevâkît 22, Ezân 31 |
٧- باب فضل الأذان
١٠٣٤-
عن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
: أنَّ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ،
قَالَ :
( لَوْ يَعْلَمُ النَّاسُ مَا في
النِّدَاءِ والصَّفِ الأَوَّلِ ، ثُمَّ لَمْ يَجِدُوا إِلاَّ أنْ
يَسْتَهِمُوا عَلَيْهِ لاسْتَهَمُوا عَلَيْهِ ، ولو يَعْلَمُونَ مَا
فِي التَّهْجِيرِ لاسْتَبَقُوا إِلَيْهِ ، وَلَوْ يَعْلَمُونَ مَا
فِي العَتَمَةِ وَالصُّبْحِ لأَتَوْهُمَا وَلَوْ حَبْواً )
متفقٌ عَلَيْهِ .
( الاسْتِهَامُ )
: الاقْتِرَاعُ ، وَ( التَّهْجِيرُ )
: التَّبْكِيرُ إِلَى الصَّلاةِ . |
|
1035. Muâviye
radıyallahü anh,
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’i:
“Kıyamet günü boyunları en uzun olanlar
müezzinlerdir” buyururken işittim, demiştir.
Müslim, Salât 14. Ayrıca bk.
İbn Mâce, Ezân 5 |
١٠٣٥-
وعن معاوية رَضِيَ اللّه عَنْهُ ،
قَالَ :
سَمِعْتُ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ، يقولُ : ( المُؤَذِّنُونَ
أطْوَلُ النَّاسِ أعْناقاً يَوْمَ القِيَامَةِ ) رواه
مسلم . |
|
1036. Abdullah İbn
Abdurrahman İbn Ebû Sa‘saa’dan rivayet edildiğine göre, Ebû Saîd
el-Hudrî radıyallahü anh ona şöyle
dedi:
“Ben senin
koyunu ve kır hayatını sevdiğini görüyorum. Koyunlar arasında veya
kırda iken, namaz için ezan okuduğunda sesini iyice yükselt. Çünkü
müezzinin sesinin ulaştığı yere kadarki alanda olup da onu işiten
cin, insan ve her varlık, kıyamet gününde ezan okuyanın lehine
şahitlik yaparlar.” Ebû Saîd:
Ben
bunu
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’den
işittim, dedi.
Buhârî, Ezân 5, Tevhîd 52,
Bed’ü’l-halk 12. Ayrıca bk. Nesâî,
Ezân 14 |
١٠٣٦-
وعن عبدِ اللّه بن عبدِ الرَّحْمانِ بن أَبي صَعصعة : أنَّ أَبَا
سَعيد الخدريَّ رَضِيَ اللّه عَنْهُ
، قَالَ لَهُ : ( إنِّي أرَاكَ تُحبُّ
الغَنَمَ وَالبَادِيَةَ فَإذَا كُنْتَ في غَنَمِك - أَوْ بَادِيتِكَ
- فَأذَّنْتَ للصَّلاَةِ ، فَارْفَعْ صَوْتَكَ بِالنِّدَاءِ ،
فَإنَّهُ لا يَسْمَعُ مدى صَوْتِ المُؤذِّنِ جِنٌّ ، وَلاَ إنْسٌ ،
وَلاَ شَيْءٌ ، إِلاَّ شَهِدَ لَهُ يَومَ القِيَامَةِ ) قَالَ
أَبُو سَعيدٍ : سمعتُهُ مِنْ رَسولِ اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم . رواه
البخاري . |
|
1037. Ebû Hüreyre
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Namaz için ezan okunduğu zaman, şeytan
ezanı duymamak için arkasını dönüp yellenerek kaçar. Ezan bitince
tekrar geri gelir. Namaz için kamet edilince yine arkasını dönüp
kaçar. Kamet bittiğinde yine gelir ve kişi ile nefsi arasına
sokulur ve ona: Filân şeyi hatırla, filân şeyi hatırla diyerek,
namazdan önce aklında olmayan şeyleri hatırlatır da, neticede
insan kaç rek’at namaz kıldığını bilemez olur.”
Buhârî, Ezân 4, Amel fis’-salât
18, Sehv 6, Bed’ü’l-halk 11; Müslim,
Salât 19, Mesâcid 83. Ayrıca bk. Ebû
Dâvûd, Salât 31; Nesâî,
Ezân 20, 30 |
١٠٣٧-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
قَالَ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( إِذَا نُودِيَ
بالصَّلاَةِ ، أدْبَرَ الشَّيْطَانُ ، وَلَهُ ضُرَاطٌ حَتَّى لاَ
يَسْمَعَ التَّأذِينَ ، فَإذَا قُضِيَ النِّدَاءُ أقْبَلَ ، حَتَّى
إِذَا ثُوِّبَ للصَّلاةِ أدْبَرَ ، حَتَّى إِذَا قُضِيَ التَّثْوِيبُ
أقْبَلَ ، حَتَّى يَخْطِرَ بَيْنَ المَرْءِ وَنَفْسِهِ ، يَقُولُ :
اذْكُرْ كَذَا واذكر كَذَا - لِمَا لَمْ يَذْكُر مِنْ قَبْلُ -
حَتَّى يَظَلَّ الرَّجُلُ مَا يَدْرِي كَمْ صَلَّى )
متفقٌ عَلَيْهِ .
( التَّثْوِيبُ )
: الإقَامَةُ . |
|
1038. Abdullah İbn Amr İbn Âs
radıyallahü anhümâ’dan rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Ezanı işittiğiniz zaman, müezzinin
söylediklerinin aynısını siz de söyleyin. Sonra bana salâvat
getirin. Çünkü bir kimse bana bir defa salâvat getirirse, Allah
buna karşılık ona on defa salât eder. Daha sonra benim için
Allah’tan vesîleyi isteyin. Çünkü vesîle, cennette Allah’ın
kullarından bir tek kuluna lâyık olan bir makamdır. O kulun ben
olacağımı umuyorum. Benim için vesîleyi isteyen kimseye şefatim
vâcip olur.”
Müslim, Salât 11. Ayrıca bk.
Ebû Dâvud, Salât 36; Tirmizî,
Menâkıb 1; Nesâî, Ezân 37 |
١٠٣٨-
وعن عبدِ اللّه بن عمرو بن العاص رضي اللّه
عنهما : أنّه سمع رسول اللّه صَلّى
اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم، يقول: (
إِذَا سَمِعْتُمُ النداء فَقُولُوا مِثْلَ مَا يَقُولُ ، ثُمَّ
صَلُّوا عَلَيَّ ؛ فَإنَّه مَنْ صَلَّى عَلَيَّ صَلاَةً صَلَّى اللّه
عَلَيْهِ بِهَا عَشْراً ، ثُمَّ سَلُوا اللّه لِيَ الوَسِيلَةَ ؛
فَإنَّهَا مَنْزِلَةٌ في الجَنَّةِ لاَ تَنْبَغِي إِلاَّ لِعَبْدٍ
مِنْ عِبَادِ اللّه وَأرْجُو أنْ أكونَ أنَا هُوَ ، فَمَنْ سَألَ
لِيَ الوَسِيلَةَ حَلَّتْ لَهُ الشَّفَاعَةُ ) رواه
مسلم . |
|
1039. Ebû Saîd el-Hudrî
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Ezanı
işittiğiniz
zaman siz
de müezzinin söylediklerini
söyleyiniz.”
Buhârî, Ezân 7;
Müslim, Salât 10-11. Ayrıca bk.
Tirmizî, Salât 40; Menâkıb 1;
Nesâî, Ezân 33, 35, 37;
İbn Mâce, Ezân 4 |
١٠٣٩-
وعن أَبي سعيد الخدري رَضِيَ اللّه عَنْهُ
: أنَّ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ،
قَالَ :
( إِذَا سَمِعْتُمُ النِّدَاءَ ،
فَقُولُوا كَمَا يَقُولُ المُؤذِّنُ )
متفقٌ عَلَيْهِ . |
|
1040. Câbir
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Kim ezanı işittiği zaman: Ey şu
eksiksiz davetin ve kılınacak namazın rabbi Allahım! Muhammed’e
vesîleyi ve fazîleti ver. Onu, kendisine vaadettiğin makâm-ı
mahmûda ulaştır, diye dua ederse, kıyamet gününde o kimseye
şefâatim vâcip olur.”
Buhârî, Ezân 8, Tefsîru
sûre(17), 11. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd,
Salât 37; Tirmizî, Mevâkît 43;
Nesâî, Ezân 38;
İbn Mâce, Ezân 4 |
١٠٤٠-
وعن جابر رَضِيَ اللّه عَنْهُ :
أنَّ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ،
قَالَ :
( مَنْ قَالَ حِيْنَ يَسْمَعُ النِّدَاءَ
: اللّهمَّ رَبَّ هذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ ، وَالصَّلاَةِ
القَائِمَةِ ، آتِ مُحَمَّداً الوَسِيلَةَ ، وَالفَضِيلَةَ ،
وَابْعَثْهُ مَقَامَاً مَحْمُوداً الَّذِي وَعَدْتَهُ ، حَلَّتْ لَهُ
شَفَاعَتي يَوْمَ القِيَامَةِ ) رواه
البخاري . |
|
1041. Sa’d İbn Ebî Vakkas
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre, Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Kim müezzini işittiği zaman: Tek olan
ve ortağı bulunmayan Allah’tan başka ilâh olmadığına, Muhammed’in
O’nun kulu ve resûlü olduğuna şahitlik ederim. Rab olarak
Allah’tan, resûl olarak Muhammed’den, din olarak İslâm’dan razı
oldum, derse, o kimsenin günahları bağışlanır.”
Müslim, Salât 13. Ayrıca bk.
Tirmizî, Salât 42;
Nesâî, Ezân 38;
İbn Mâce, Ezân 4 |
١٠٤١-
وعن سعدِ بن أَبي وقَّاصٍ رَضِيَ اللّه
عَنْهُ ، عن النبي صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم ، أنَّه
قَالَ :
( مَنْ قَالَ حِيْنَ يَسْمَعُ المُؤَذِّنَ
: أشْهَدُ أنْ لاَ إلَه إِلاَّ اللّه وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ ،
وَأنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ، رَضِيتُ بِاللّه رَبّاً ،
وَبِمُحَمَّدٍ رَسُولاً ، وَبِالإسْلامِ دِيناً ، غُفِرَ لَهُ
ذَنْبُهُ ) رواه مسلم . |
|
1042. Enes
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Ezan ile kamet arasında yapılan dua
reddedilmez.”
Ebû Dâvûd, Salât 35;
Tirmizî, Salât 158 |
١٠٤٢-
وعن أنس رَضِيَ اللّه عَنْهُ ،
قَالَ :
قَالَ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( الدُّعَاءُ لاَ
يُرَدُّ بَيْنَ الأَذَانِ وَالإقَامَةِ ) رواه
أَبُو داود والترمذي
، وقال :
( حديث حسن ) . |
|