6. ABDESTİN FAZİLETİ
•
“Ey İman edenler! Namaz kılmak
istediğinizde yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi
yıkayınız. Başlarınızı meshederek, topuklara kadar da ayaklarınızı
yıkayınız. Eğer cünüp olursanız gusül abdesti alınız. Eğer hasta
olur veya yolculukta bulunur veya helâdan gelir veya kadınlara
dokunur (cinsî münasebette bulunur) da su bulamazsanız, temiz
toprağa teyemmüm edin, yüzlerinize ve ellerinize ondan sürün.
Allah size zorluk çıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve
size olan nimetini tamamlamak istiyor. Umulur ki şükredersiniz.”
Mâide sûresi(5), 6 |
٦- باب فضل الوضوء
قَالَ اللّه تَعَالَى
: { يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا
قُمْتُمْ إِلَى الصَّلاَةِ فَاغْسِلُوا وُجُوهَكُمْ } إِلَى
قَوْله تَعَالَى : { مَا يُريدُ اللّه
لِيَجْعَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ حَرَجٍ وَلكِنْ يُريدُ لِيُطَهِّرَكُمْ
وَلِيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ }
[ المائدة : ٦ ]
. |
|
1025. Ebû Hüreyre
radıyallahü anh şöyle dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’i:
“Şüphesiz ki benim ümmetim, kıyamet
gününde, abdest izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve
ayakları parlak olarak çağırılacaktır. Yüzünün nûrunu artırmaya
gücü yeten kimse bunu yapsın” buyururken işittim.
Buhârî, Vudû‘ 3;
Müslim, Tahâret 35 |
١٠٢٥-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
سَمِعْتُ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ، يقول : ( إنَّ أُمَّتِي
يُدْعَوْنَ يَوْمَ القِيَامَةِ غُرَّاً مُحَجَّلينَ مِنْ
آثَارِ الوُضُوءِ ، فَمَنِ اسْتَطَاعَ مِنْكُمْ أنْ يُطِيلَ
غُرَّتَهُ فَلْيَفْعَلْ ) متفقٌ
عَلَيْهِ . |
|
1026. Ebû Hüreyre
radıyallahü anh şöyle dedi:
Ben dostum
sallallahu aleyhi ve sellem’i
şöyle buyururken işittim:
“Mü’minin nuru ve beyazlığı, abdest
suyunun ulaştığı yere kadar varır.”
Müslim, Tahâret 40. Ayrıca bk.
Nesâî, Tahâret 109 |
١٠٢٦-
وعنه ،
قَالَ :
سَمِعْتُ خليلي صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ، يقول : ( تَبْلُغُ
الحِلْيَةُ مِنَ المُؤمِنِ حَيْثُ يَبْلُغُ الوُضُوءُ ) رواه
مسلم . |
|
1027. Osman İbn Affân
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Kim güzelce abdest alırsa, o kimsenin
günahları tırnaklarının altına varıncaya kadar bütün vücudundan
çıkar.”
Müslim, Tahâret 33. Ayrıca
benzer rivayetler için bk. Nesâî,
Tahâret 84; İbn Mâce, Tahâret 6 |
١٠٢٧-
وعن عثمان بن عفان رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
قَالَ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( من تَوَضَّأ
فَأَحْسَنَ الوُضُوءَ ، خَرَجَتْ خَطَايَاهُ مِنْ جَسَدِهِ حَتَّى
تَخْرُج مِنْ تَحْتِ أَظْفَارِهِ ) رواه
مسلم . |
|
1028. Osman İbn Affân
radıyallahü anh şöyle dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’i
benim şu abdestime benzer şekilde abdest alırken gördüm. Sonra da
şöyle buyurdu:
“Bir kimse bu şekilde abdest alırsa
geçmiş günahları bağışlanır. Onun namazı ve mescide kadar yürümesi
de fazladan kazanç sayılır.”
Müslim, Tahâret 8. Benzerleri
içi bk. Ebû Dâvûd, Tahâret 50;
Nesâî, Tahâret 84;
İbn Mâce, Tahâret 6 |
١٠٢٨-
وعنه ،
قَالَ :
رَأيتُ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم تَوَضَّأَ مِثْلَ وُضُوئِي هَذَا ، ثُمَّ
قَالَ :
( مَنْ تَوَضَّأ هكَذَا ، غُفِرَ لَهُ مَا
تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ ، وَكَانَتْ صَلاَتُهُ وَمَشْيُهُ إِلَى
المَسْجدِ نَافِلَةً ) رواه مسلم
. |
|
1029. Ebû Hüreyre
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Müslüman –veya mü’min– bir kul abdest
alır ve yüzünü yıkarsa, gözleri ile bakarak işlediği her günah
abdest suyu –veya suyun son damlası– ile yüzünden çıkar. İki elini
yıkadığında, elleriyle tutarak işlediği her günah abdest suyu
–veya suyun son damlası– ile ellerinden çıkar. Ayaklarını yıkadığı
zaman, ayaklarıyla yürüyerek işlediği her günah abdest suyu –veya
suyun son damlası– ile ayaklarından çıkar. Neticede o mü’min kul
günahlardan temizlenmiş olur.”
Müslim, Tahâret 32. Ayrıca bk.
Tirmizî, Tahâret 2 |
١٠٢٩-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
: أنَّ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ،
قَالَ :
( إِذَا تَوَضَّأ العَبْدُ المُسْلِمُ -
أَو المُؤْمِنُ - فَغَسَلَ وَجْهَهُ ، خَرَجَ مِنْ وَجْهِهِ كُلُّ
خَطِيئَةٍ نَظَرَ إِلَيْهَا بِعَيْنَيْهِ مَعَ المَاءِ ، أَوْ مَعَ
آخِرِ قَطْرِ المَاءِ ، فَإذَا غَسَلَ يَدَيْهِ ، خَرَجَ مِنْ
يَدَيْهِ كُلُّ خَطِيئَةٍ كَانَ بَطَشَتْهَا يَدَاهُ مَعَ المَاءِ ،
أَو مَعَ آخِرِ قَطْرِ المَاءِ ، فَإذَا غَسَلَ رِجْلَيْهِ ،
خَرَجَتْ كُلُّ خَطِيئَةٍ مَشَتْهَا رِجْلاَهُ مَعَ المَاءِ ، أَو
مَعَ آخِرِ قَطْرِ المَاءِ ، حَتَّى يَخْرُجَ نَقِيَّاً مِنَ
الذُّنُوبِ ) رواه مسلم . |
|
1030. Ebû Hüreyre
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem
kabristana geldi ve:
“Selâm size ey mü’minler diyarı!
İnşâallah biz de size katılacağız. Kardeşlerimizi görmemizi çok
isterdim” dedi. Ashâb-ı kirâm:
– Biz senin
kardeşlerin değil miyiz, yâ Resûlallah? dediler.
Resûl-i Ekrem:
– “Sizler benim ashâbımsınız,
kardeşlerimiz henüz gelmemiş olanlardır” buyurdular.
Bunun üzerine ashâb:
– Ümmetinden
henüz gelmemiş olanları nasıl tanıyacaksın, ey Allah’ın Resûlü?
dediler. Peygamber Efendimiz:
–
“Ne dersiniz? Bir adamın alnı ak ve ayakları sekili bir atı olsa,
yağız ve doru at sürüsü içinde kendi atını tanımaz mı?”
diye sordu. Sahâbe:
– Evet, tanır,
ey Allah’ın Resûlü, dediler. Resûl-i Kibriyâ:
“İşte onlar da abdestten dolayı yüzleri
nurlu, el ve ayakları parlak olarak gelecekler. Ben havzın başına
onlardan önce varacağım” buyurdular.
Müslim, Tahâret 39. Ayrıca bk.
İbn Mâce, Zühd 36 |
١٠٣٠-
وعنه : أنَّ رسول اللّه صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم أتى المقبرة ،
فَقَالَ :
( السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ دَارَ قَومٍ
مُؤْمِنِينَ ، وَإنَّا إنْ شَاءَ اللّه بِكُمْ لاَحِقُونَ ، وَدِدْتُ
أنَّا قَدْ رَأَيْنَا إخْوانَنَا )
قالوا :
أوَلَسْنَا إخْوَانَكَ يَا رسول اللّه ؟
قَالَ :
( أنْتُمْ أصْحَابِي ، وَإخْوَانُنَا
الَّذِينَ لَمْ يَأتُوا بَعْدُ )
قالوا :
كَيْفَ تَعْرِفُ مَنْ لَمْ يَأتِ بَعْدُ مِنْ أُمَّتِكَ يَا رَسولَ
اللّه ؟
فَقَالَ :
( أرَأيْتَ لَوْ أنَّ رَجُلاً لَهُ خَيلٌ
غُرٌّ مُحَجَّلَةٌ بَيْنَ ظَهْرَيْ خَيْلٍ دُهْمٍ بُهْمٍ ،
ألا يَعْرِفُ خَيْلَهُ ؟ )
قالوا :
بَلَى يَا رسول اللّه ،
قَالَ :
( فإنَّهُمْ يَأتُونَ غُرّاً مُحَجَّلينَ
مِنَ الوُضُوءِ ، وأنَا فَرَطُهُمْ عَلَى الحَوْضِ ) رواه
مسلم . |
|
1031. Ebû Hüreyre
radıyallahü anh ‘den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem:
“Size, Allah’ın kendisiyle günahları yok
edip, dereceleri yükselteceği hayırları haber vereyim mi?”
buyurdular. Ashâb:
– Evet, yâ
Resûlallah! dediler. Resûl-i Ekrem:
– “Güçlükler de olsa abdesti güzelce
almak, mescidlere doğru çok adım atmak, bir namazı kıldıktan sonra
öteki namazı beklemek. İşte ribâtınız, işte bağlanmanız gereken
budur” buyurdular.
Müslim, Tahâret 41. Ayrıca bk.
Tirmizî, Tahâret 39;
Nesâî, Tahâret 180;
İbn Mâce, Tahâret 49, Cihâd 41 |
١٠٣١-
وعنه : أنَّ رسول اللّه صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم ،
قَالَ :
( ألاَ أَدُّلُكُمْ عَلَى مَا يَمْحُو
اللّه بِهِ الخَطَايَا ، وَيَرْفَعُ بِهِ الدَّرَجَاتِ ؟ )
قالوا :
بَلَى يَا رسول اللّه ،
قَالَ :
( إسْبَاغُ الوُضُوءِ عَلَى المَكَارِهِ ،
وَكَثْرَةُ الخُطَا إِلَى المَسَاجِدِ ، وَانْتِظَارُ الصَّلاَةِ
بَعْدَ الصَّلاَةِ ؛ فَذلِكُمُ الرِّبَاطُ ؛ فَذَلِكُمُ الرِّبَاطُ )
رواه مسلم . |
|
1032. Ebû Mâlik el-Eş’arî
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Temizlik imanın yarısıdır.”
Müslim, Tahâret 1. Ayrıca bk.
Tirmizî, Daavât 86 |
١٠٣٢-
وعن أَبي مالك الأشعري رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
قَالَ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( الطُّهُورُ شَطْرُ
الإيمَانِ ) رواه مسلم .
وَقَدْ سبق بطوله في باب الصبر . وفي البابِ حديث عمرو بن عَبَسَة
رَضِيَ اللّه عَنْهُ السابق في آخر
باب الرَّجَاءِ ، وَهُوَ حديث عظيم ؛ مشتمل عَلَى جمل من الخيرات . |
|
1033. Ömer İbn Hattâb
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre, Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Sizden biriniz güzelce abdest alır –onu
tastamam yapar– sonra da: Eşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ
şerîke leh. Ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh, derse, o
kimseye cennetin sekiz kapısı açılır. O da dilediği kapıdan
girer.”
Müslim, Tahâret 17. Ayrıca bk.
Ebû Dâvud, Tahâret 65; Tirmizî,
Tahâret 55; İbn Mâce, Tahâret
60
Tirmizî’nin rivayetinde şu
ziyade vardır: “Allahümme’c‘alnî
mine’t-tevvâbîn ve’c-alnî mine’l-mütetahhirîn” duasını
da okur. |
١٠٣٣-
وعن عمر بن الخطاب رَضِيَ اللّه عَنْهُ
، عن النبيِّ صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
،
قَالَ :
( مَا مِنْكُمْ مِنْ أحَدٍ يَتَوَضَّأُ
فَيُبْلغُ - أَوْ فَيُسْبِغُ - الوُضُوءَ ، ثُمَّ يقول : أشهَدُ أنْ
لا إلهَ إِلاَّ اللّه وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ ، وَأشْهَدُ أنَّ
مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ؛ إِلاَّ فُتِحَتْ لَهُ أَبْوَابُ
الجَنَّةِ الثَّمَانِيَةُ يَدْخُلُ مِنْ أَيِّهَا شَاءَ )
رواه مسلم .
وزاد الترمذي :
( اللّهمَّ اجْعَلْنِي مِنَ
التَّوَّابِينَ ، وَاجْعَلْنِي مِنَ المُتَطَهِّرِينَ ) . |