4. BELİRLİ BAZI SÛRE VE ÂYETLERİ
OKUMAYA TEŞVİK
1010. Ebû Saîd Râfi‘ İbn
Muallâ radıyallahü anh şöyle dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem bana:
– ”Mescidden çıkmazdan önce sana
Kur’an’daki en büyük sûreyi öğreteyim mi?” buyurdu ve
elimi tuttu. Çıkmak istediğimizde ben:
–Yâ Resûlallah!
Bana Kur’an’daki en büyük sûreyi sana öğreteyim mi demiştiniz?
dedim. Bunun üzerine:
– ”Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn’dir. O
seb’ul-mesânîdir; bana verilen Kur’ân-ı Azîmdir”
buyurdular.
Buhârî, Tefsîr 1; Fezâilü’l-Kur’ân
9. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitr
15; Nesâî, İftitâh 26;
İbn Mâce, Edeb 52 |
٤- باب الحث عَلَى سور وآيات مخصوصة
١٠١٠-
عن أَبي سَعِيدٍ رَافِعِ بن الْمُعَلَّى
رَضِيَ اللّه عَنْهُ ،
قَالَ :
قَالَ لي رسولُ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( أَلاَ أُعَلِّمُكَ
أَعْظَمَ سُورَةٍ في القُرْآن قَبْلَ أنْ تَخْرُجَ مِنَ الْمَسْجِدِ
؟ ) فَأخَذَ بِيَدِي ، فَلَمَّا أرَدْنَا أنْ نَخْرُجَ ،
قُلْتُ : يَا رَسُولَ اللّه ، إنَّكَ قُلْتَ : لأُعَلِّمَنَّكَ
أعْظَمَ سُورَةٍ في القُرْآنِ ؟
قَالَ :
( الحَمْدُ للّه رَبِّ العَالَمِينَ ،
هِيَ السَّبْعُ المَثَانِي وَالقُرْآنُ العَظِيمُ الَّذِي أُوتِيتُهُ
) رواه البخاري . |
|
1011. Ebû Saîd el-Hudrî
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem
“Kul hüvallahü ahad” sûresi
hakkında şöyle buyurdu:
“Canımı gücü ve kuvvetiyle elinde tutan
Allah’a yemin ederim ki, bu sûre Kur’an’ın üçte birine denktir.”
Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 13.
Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitr 18;
Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân 11
Bir başka
rivayete göre: Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem
ashabına şöyle buyurdu:
“Sizden biriniz bir gecede Kur’an’ın
üçte birini okumaktan âciz mi kalıyor?” Bu onlara
gerçekten zor geldi ve:
–Buna
hangimizin gücü yeter ki, yâ Resûlallah! dediler. Bunun üzerine
Efendimiz:
“Kul hüvellahü ahad Allahü’s-samed,
Kur’an’ın üçte biridir” buyurdular.
Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 13.
Ayrıca bk. Müslim, Müsâfirîn
259; Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân
11 |
١٠١١-
وعن أَبي سعيد الخدري رَضِيَ اللّه عَنْهُ
: أنَّ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ، قَالَ في : { قُلْ هُوَ
اللّه أَحَدٌ } : ( وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إنَّهَا لَتَعْدِلُ ثُلُثَ القُرْآنِ )
.
وفي روايةٍ : أن رسول اللّه صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم ، قَالَ لأَصْحَابِهِ :
( أَيَعْجِزُ أحَدُكُمْ أنْ يَقْرَأَ
بِثُلُثِ القُرْآنِ فِي لَيْلَةٍ ) فَشَقَّ ذَلِكَ عَلَيْهِمْ
، وَقَالُوا : أيُّنَا يُطِيقُ
ذَلِكَ يَا رسولَ اللّه ؟
فَقَالَ :
( { قُلْ
هُوَ اللّه أَحَدٌ اللّه الصَّمَدُ }
: ثُلُثُ الْقُرْآنِ ) رواه البخاري . |
|
1012. Ebû Saîd el-Hudrî
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre, bir adam başka bir adamın
“Kul hüvellahü ahad”’ı tekrar
tekrar okuduğunu duydu. Sabah olunca
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’e
gelip bu durumu anlattı. Adamın kendisi bunu azımsıyordu. Bunun
üzerine Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem:
“Canımı gücü ve kudretiyle elinde
bulunduran Allah’a yemin ederim ki, o sûre Kur’an’ın üçte birine
denktir” buyurdu.
Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 13 |
١٠١٢-
وعنه : أنَّ رَجُلاً سَمِعَ رَجُلاً يَقْرَأُ :
( قُلْ هُوَ اللّه أَحَدٌ )
يُرَدِّدُهَا فَلَمَّا أصْبَحَ جَاءَ إِلَى رَسُولِ اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
فَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُ وَكَانَ الرَّجُلُ يَتَقَالُّهَا ، فَقَالَ
رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
: ( وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ ، إنَّهَا
لَتَعْدِلُ ثُلُثَ القُرْآنِ ) رواه
البخاري . |
|
1013. Ebû Hüreyre
radıyallahü anh ‘den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem
“Kul hüvellahü ahad” sûresi
hakkında:
“Şüphesiz ki o sûre Kur’an’ın üçte
birine denktir” buyurdu.
Müslim, Müsâfirîn 261 |
١٠١٣-
وعن أَبي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللّه عَنْهُ
: أَنَّ رسولَ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ، قَالَ في : { قُلْ هُوَ
اللّه أَحَدٌ } ( إنَّهَا تَعْدِلُ
ثُلُثَ الْقُرْآنِ ) رواه مسلم
. |
|
1014. Enes
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre, bir adam:
–Ben şu
“kul hüvellahü ahad” sûresini
seviyorum, dedi. Peygamberimiz:
“Şüphesiz ki onun sevgisi seni cennete
sokar” buyurdular.
Buhârî, Ezân 106. Ayrıca bk.
Tirmizî, Fezâilu’l-Kur’ân 11 |
١٠١٤-
وعن أنس رَضِيَ اللّه عَنْهُ : أنَّ
رَجُلاً
قَالَ :
يَا رَسُولَ اللّه ، إني أُحِبُّ هذِهِ السُّورَةَ :
{ قُلْ هُوَ اللّه أحَدٌ }
قَالَ :
( إنَّ حُبَّهَا أدْخَلَكَ الجَنَّةَ )
رواه الترمذي ،
وقال : (
حديث حسن ) . ورواه البخاري
في صَحِيحِهِ تعليقاً . |
|
1015. Ukbe İbn Âmir
radıyallahü anh‘den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Bu gece indirilen âyetleri görmedin mi?
Onların benzerleri asla görülmemiştir: Kul eûzü birabbi’l-felak ve
kul eûzü birabbi’n-nâs.”
Müslim, Müsâfirîn 264. Ayrıca
bk. Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân
12 |
١٠١٥-
وعن عقبة بن عامِر رَضِيَ اللّه عَنْهُ
: أنَّ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ،
قَالَ :
( ألَمْ تَرَ آيَاتٍ أُنْزِلَتْ هذِهِ
اللَّيْلَةَ لَمْ يُرَ مِثْلُهُنَّ قَطُّ ؟
{ قُلْ أَعْوذُ بِرَبِّ الفَلَقِ }
وَ{ قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ }
) رواه مسلم . |
|
1016. Ebû Saîd el-Hudrî
radıyallahü anh şöyle dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem
cinlerden ve göz değmesinden Allah’a sığınırdı. Nihayet
Muavvizeteyn (Kul eûzü birabbi’l-felak ve kul eûzü birabbi’n-nâs)
nâzil oldu. Ondan sonra Muavvizeteyn ile Allah’a sığınmaya başladı
ve diğer duaları bıraktı.
Tirmizî, Tıb 16. Ayrıca bk.
İbn Mâce, Tıb 33 |
١٠١٦-
وعن أَبي سَعِيدٍ الخُدريِّ رَضِيَ اللّه
عَنْهُ ،
قَالَ :
كَانَ رسولُ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم يَتَعَوَّذُ مِنَ الجَانِّ ، وَعَيْنِ الإنْسَانِ ،
حَتَّى نَزَلَتْ المُعَوِّذَتَانِ ، فَلَمَّا نَزَلَتَا ، أخَذَ
بِهِمَا وَتَرَكَ مَا سِوَاهُمَا . رواه
الترمذي ، وقال :
( حديث حسن ) . |
|
1017. Ebû Hüreyre
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Kur’an’da otuz ayetten ibaret bir sûre
bir adama şefaat etti; neticede o kişi bağışlandı. O sûre:
Tebârekellezî biyedihi’l-mülk’dür.”
Ebû Dâvud,
Salât 327; Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân
9. Ayrıca bk. İbn Mâce, Edeb 52 |
١٠١٧-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
: أنَّ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ،
قَالَ :
( مِنَ القُرْآنِ سُورَةٌ ثَلاثُونَ آيَةً
شَفَعَتْ لِرَجُلٍ حَتَّى غُفِرَ لَهُ ، وَهِيَ :
{ تَبَارَكَ الَّذِي بِيَدِهِ المُلْكُ }
) رواه أَبُو داود والترمذي
، وقال :
( حديث حسن ) .
وفي رواية أَبي داود :
( تَشْفَعُ ) . |
|
1018. Ebû Mes’ûd el-Bedrî
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre, Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Bakara sûresinin sonundan iki âyeti
geceleyin okuyan kimseye bunlar yeter.”
Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 10,
27, 34; Müslim, Müsâfirîn 255.
Ayrıca bk. Ebû Dâvud, Ramazan 9;
Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân 4;
İbn Mâce, İkâmet 183 |
١٠١٨-
وعن أَبي مسعودٍ البَدْرِيِّ رَضِيَ اللّه
عَنْهُ ، عن النبي صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم ،
قَالَ :
( مَنْ قَرَأَ بِالآيَتَيْنِ مِنْ آخر
سُورَةِ البَقَرَةِ في لَيْلَةٍ كَفَتَاهُ )
متفقٌ عَلَيْهِ .
قِيلَ : كَفَتَاهُ الْمَكْرُوهَ تِلْكَ اللَّيْلَةَ ، وَقِيلَ :
كَفَتَاهُ مِنْ قِيامِ اللَّيْلِ . |
|
1019. Ebû Hüreyre
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz.
Şüphesiz şeytan, içinde Bakara sûresi okunan evden kaçar.”
Müslim, Müsâfirîn 212. Ayrıca
bk. Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân 2 |
١٠١٩-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
: أنَّ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ،
قَالَ :
( لاَ تَجْعَلُوا بُيُوتَكُمْ مَقَابِرَ ،
إنَّ الشَّيْطَانَ يَنْفِرُ مِنَ البَيْتِ الَّذِي تُقْرَأُ فِيهِ
سُورَةُ البَقرَةِ ) رواه مسلم
. |
|
1020. Übey İbn Kâ’b
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem:
“Ey Ebü’l-Münzir! Allah’ın kitabından
ezberinde bulunan âyetlerden hangisinin daha büyük olduğunu
biliyor musun?” diye sordu. Ben:
–Allâhü lâ
ilâhe illâ hüve’l-hayyu’l-kayyûm, dedim. Bu cevabım üzerine elini
göğsüme vurdu ve:
–
“İlim sana mübarek olsun, ey Ebü’l-Münzir” buyurdu.
Müslim, Müsâfirîn 258 |
١٠٢٠-
وعن أُبَيِّ بنِ كَعبٍ رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
قَالَ رسولُ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( يَا أَبَا الْمُنْذِرِ
، أَتَدْري أيُّ آيَةٍ مِنْ كِتَابِ اللّه مَعَكَ أعْظَمُ ؟ )
قُلْتُ : { اللّه لاَ إلَهَ إِلاَّ هُوَ
الحَيُّ القَيُّومُ } فَضَرَبَ فِي صَدْرِي ،
وقال : (
لِيَهْنِكَ العِلْمُ أَبَا الْمُنْذِرِ ) رواه
مسلم . |
|
1021. Ebû Hüreyre
radıyallahü anh şöyle dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem beni
ramazan zekâtı olan sadaka-i fıtrı korumakla görevlendirmişti. Bir
adam gelip yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Adamı tuttum ve:
– Vallahi seni
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’in
huzuruna götüreceğim, dedim. Adam:
– Şüphesiz ben
muhtacım, çoluğum çocuğum ve pek çok ihtiyacım var, dedi. Bunun
üzerine ben adamı salıverdim. Sabaha çıkınca,
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem:
–
“Yâ Ebâ Hüreyre! Dün gece tutsağını ne yaptı?” buyurdu.
Ben de:
– Yâ
Resûlallah! İhtiyaç içinde bulunduğunu ve çoluk çocuğu olduğunu
söyledi, ben de acıdım ve salıverdim, dedim.
Resûl-i Ekrem:
– “O sana yalan söyledi, tekrar gelecek”
buyurdu. Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’in bu
sözü üzerine tekrar geleceğini anladım ve onu gözetlemeye
koyuldum. Adam geldi ve yine yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı.
Bunun üzerine:
– Seni
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’in
huzuruna çıkaracağım, dedim. Adam:
– Beni bırak,
çünkü ben gerçekten muhtacım. Çoluk çocuğum da var. Bir daha
gelmem, dedi. Ben de acıdım ve salıverdim. Sabah olunca yine
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem bana:
–
“Yâ Ebâ Hüreyre! Dün gece tutsağın ne
yaptı?” diye sordu. Ben de:
– Yâ
Resûlallah! Bana yine ihtiyaç içinde bulunduğunu ve çoluk çocuğu
olduğunu söyledi, ben de acıdım ve salıverdim, dedim.
Peygamberimiz:
– “O kesinlikle sana yalan söyledi, ama
tekrar gelecek” buyurdu. Ben de üçüncü defa gelmesini
bekledim. Gerçekten geldi ve yine yiyecek şeylerden avuçlamaya
başladı. Onu tekrar yakaladım ve:
– Seni mutlaka
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’in
huzuruna çıkaracağım; artık bu üçüncü ve son gelişindir. Bir daha
gelmeyeceğine söz veriyorsun sonra tekrar geliyorsun, dedim. Bu
defa bana:
– Beni bırak!
Allah’ın seni faydalandıracağı bazı kelimeleri ben sana öğreteyim,
dedi. Ben:
– O kelimeler
nelerdir? dedim. O:
– Yatağına
girdiğinde Âyetü’l-kürsî’yi oku. O takdirde, senin yanında Allah
tarafından sürekli bir koruyucu bulunur ve sabaha kadar şeytan
sana yaklaşamaz, dedi. Bunun üzerine ben onu salıverdim. Sabah
olunca Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem bana:
– “Tutsağın dün gece ne yaptı?”
diye sordu. Ben de:
–Yâ Resûlallah!
Allah’ın beni faydalandıracağı birtakım kelimeleri bana
öğreteceğini söyledi, ben de onu salıverdim, dedim. Peygamber
Efendimiz:
–
“O kelimeler neler?” diye sordu, ben de o kimsenin
bana:
–Yatağına
girdiğin zaman Âyetü’l-kürsî’yi, “Allahü lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûm”
âyetini başından sonuna kadar oku; senin yanında Allah tarafından
sürekli bir koruyucu bulunur ve sabaha kadar şeytan sana asla
yaklaşamaz, dediğini söyledim. Bunun üzerine
Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem:
–
“Bak hele! Kendisi yalancı olduğu halde bu sefer sana doğruyu
söylemiş. Üç gecedir kiminle konuştuğunu biliyor musun, ey Ebû
Hüreyre?” dedi. Ben:
– Hayır,
bilmiyorum, dedim. Resûl-i Ekrem:
–
“O şeytandır” buyurdular.
Buhârî, Vekâlet 10, Fezâilü’l-Kur’ân
10, Bed’ü’l-halk 11 |
١٠٢١-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
وَكَّلَنِي رسولُ اللّه صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم بِحِفْظِ زَكَاةِ رَمَضَانَ، فَأتَانِي آتٍ
فَجَعَلَ يَحْثُو مِنَ الطَّعَام، فَأخَذْتُهُ فقُلتُ:
لأَرْفَعَنَّكَ إِلَى رسولِ اللّه صَلّى
اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم ،
قَالَ :
إنِّي مُحْتَاجٌ ، وَعَليَّ عِيَالٌ ، وَبِي حَاجَةٌ شَدِيدَةٌ ،
فَخَلَّيْتُ عَنْهُ ، فَأصْبَحْتُ ، فَقَالَ رسول اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم :
( يَا أَبَا هُريرة ، مَا فَعَلَ
أَسِيرُكَ البَارِحَةَ ؟ ) قُلْتُ : يَا رسول اللّه ، شَكَا
حَاجَةً وَعِيَالاً ، فَرحِمْتُهُ فَخَلَّيْتُ سَبيلَهُ .
فَقَالَ :
( أمَا إنَّهُ قَدْ كَذَبَكَ وَسَيَعُودُ
) فَعَرَفْتُ أنَّهُ سَيَعُودُ ، لقولِ رسول اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
فَرَصَدْتُهُ ، فَجاء يَحْثُو مِنَ الطَّعَامِ ، فَقُلتُ :
لأَرْفَعَنَّكَ إِلَى رسول اللّه صَلّى
اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم ،
قَالَ :
دَعْنِي فَإنِّي مُحْتَاجٌ ، وَعَلَيَّ عِيَالٌ لاَ أعُودُ ،
فَرحِمْتُهُ فَخَلَّيْتُ سَبيلَهُ ، فَأصْبَحْتُ فَقَالَ لي رسول
اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
: ( يَا أَبَا هُريرة ، مَا فَعَلَ
أَسِيرُكَ البَارِحَةَ ؟ ) قُلْتُ : يَا رسول اللّه ، شَكَا
حَاجَةً وَعِيَالاً ، فَرحِمْتُهُ فَخَلَّيْتُ سَبيلَهُ .
فَقَالَ :
( إنَّهُ قَدْ كَذَبَكَ وَسَيَعُودُ )
فَرَصَدْتُهُ الثَّالثَة ، فَجاء يَحْثُو مِنَ الطَّعَامِ
فَأخَذْتُهُ ، فَقُلتُ : لأَرْفَعَنَّكَ إِلَى رسولِ اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم ،
وهذا آخِرُ ثلاثِ مَرَّاتٍ أنَّكَ تَزْعُمُ أنَّكَ لاَ تَعُودُ !
فَقَالَ :
دَعْنِي فَإنِّي أُعَلِّمُكَ كَلِمَاتٍ يَنْفَعُكَ اللّه بِهَا ،
قُلْتُ : مَا هُنَّ ؟
قَالَ :
إِذَا أَوَيْتَ إِلَى فِرَاشِكَ فَاقْرَأْ آيَةَ الكُرْسِيِّ ،
فَإنَّهُ لَنْ يَزَالَ عَلَيْكَ مِنَ اللّه حَافِظٌ ، وَلاَ
يَقْرَبُكَ شَيْطَانٌ حَتَّى تُصْبِحَ ، فَخَلَّيْتُ سَبِيلَهُ ،
فَأصْبَحْتُ ، فَقَالَ لي رسولُ اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم : (
مَا فَعَلَ أسِيرُكَ البَارِحَةَ ؟ ) قُلْتُ : يَا رسول اللّه
، زَعَمَ أنَّهُ يُعَلِّمُنِي كَلِمَاتٍ يَنْفَعُنِي اللّه بِهَا ،
فَخَلَّيْتُ سَبيلَهُ ،
قَالَ :
( مَا هِيَ ؟ ) قُلْتُ : قَالَ لي :
إِذَا أَوَيْتَ إِلَى فِرَاشِكَ فَاقْرَأْ آيَة الكُرْسِيِّ مِنْ
أوَّلِهَا حَتَّى تَخْتِمَ الآية : { اللّه
لاَ إلَهَ إِلاَّ هُوَ الحَيُّ القَيُّومُ } وقال لِي : لاَ
يَزَالُ عَلَيْكَ مِنَ اللّه حَافِظٌ ، وَلَنْ يَقْرَبَكَ شَيْطَانٌ
حَتَّى تُصْبِحَ . فَقَالَ النبيُّ صَلّى
اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم : ( أمَا
إنَّهُ قَدْ صَدَقَكَ وَهُوَ كَذُوبٌ ، تَعْلَمُ مَنْ تُخَاطِبُ
مُنْذُ ثَلاَثٍ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ ؟ ) قُلْتُ : لاَ .
قَالَ :
( ذَاكَ شَيْطَانٌ ) رواه
البخاري . |
|
1022. Ebü’d-Derdâ
radıyallahü anh ‘den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Kehf sûresi’nin başından on âyet
ezberleyen kimse deccâlden korunmuş olur.”
Bir rivayette:
“Kehf sûresi’nin sonundan”
buyurulmuştur.
Müslim, Müsâfirîn, 257. Ayrıca
bk. Ebû Dâvûd, Melâhim 14; Tirmizî,
Fezâilu’l-Kur’ân 6 |
١٠٢٢-
وعن أَبي الدرداءِ رَضِيَ اللّه عَنْهُ
: أنَّ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ،
قَالَ :
( مَنْ حَفِظَ عَشْرَ آيَاتٍ مِنْ أَوَّلِ
سُورَةِ الكَهْفِ ، عُصِمَ مِنَ الدَّجَّالِ ) .
وفي رواية : ( مِنْ آخِرِ سُورَةِ
الكَهْفِ ) رواهما مسلم . |
|
1023. İbn Abbas
radıyallahü anhümâ’dan rivayet
edildiğine göre, bir keresinde Cebrâil aleyhisselâm
Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem’in
yanında oturmakta iken, Resûl-i Ekrem yukarı taraftan kapı gıcırtısına benzer bir
ses işitti ve başını kaldırdı. Cebrâil:
– Bu, şimdiye
kadar hiçbir şekilde açılmayıp sadece bugün açılan bir gök
kapısıdır, dedi. Peşinden o kapıdan bir melek indi. Bunun üzerine
Cebrâil:
– Bu, yeryüzüne
inen bir melektir. Bugüne kadar hiç inmemişti, dedi. Melek selâm
verdi ve Peygamberimiz’e şöyle dedi:
– Müjde! Sana,
senden önce hiçbir peygambere verilmeyen iki nur verildi. Biri
Fâtiha sûresi, diğeri Bakara sûresi’nin son âyetleri. Bunlardan
okuyacağın her harfe karşılık sana sevap ve ecir verilir.
Müslim, Müsâfirîn 254.
Ayrıca bk. Nesâî, İftitâh 25 |
١٠٢٣-
وعن ابنِ عَبَّاسٍ رضي اللّه عنهما
: بَيْنَمَا جِبْريلُ
قَاعِدٌ عِنْدَ النبي
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم سَمِعَ نَقيضاً مِنْ فَوقِهِ ،
فَرَفَعَ رَأسَهُ ،
فَقَالَ :
هَذَا بَابٌ مِنَ السَّمَاءِ فُتِحَ اليَوْمَ وَلَمْ يُفْتَحْ قَطٌّ
إِلاَّ اليَوْمَ ، فنَزلَ منهُ مَلكٌ ،
فقالَ :
هذا مَلكٌ نَزلَ إلى الأرضِ لم ينْزلْ قطّ إلاّ اليومَ فَسَلَّمَ
وقال : أبْشِرْ بِنُورَيْنِ
أُوتِيتَهُمَا لَمْ يُؤتَهُمَا نَبيٌّ قَبْلَكَ : فَاتِحَةُ
الكِتَابِ ، وَخَواتِيمُ سُورَةِ البَقَرَةِ ، لَنْ تَقْرَأَ
بِحَرْفٍ مِنْهَا إِلاَّ أُعْطِيتَه . رواه
مسلم .
( النَّقِيضُ )
: الصَّوْتُ . |