1. HASTAYI ZİYARET ETMEK, CENÂZEYİ
UĞURLAMAK,
CENÂZE NAMAZINI
KILIP KABRE KONULURKEN ORADA BULUNMAK VE GÖMÜLDÜKTEN SONRA MEZARIN
BAŞINDA BİR SÜRE BEKLEMEK
895. Berâ İbn Âzib
radıyallahü anhümâ’dan rivayet
edildiğine göre şöyle dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem bize,
hasta ziyaretini, cenâzenin arkasından gitmeyi, aksırana
“yerhamükellah” demeyi, yemin edenin yeminini yerine getirmesini,
haksızlığa uğrayana yardım etmeyi, davet edenin davetini kabul
etmeyi ve selâmı yaygınlaştırmayı tavsiye etti.
Buhârî, Cenâiz 2, Mezâlim 5,
Nikâh 71, Eşribe 28; Müslim,
Libâs 3. Ayrıca bk. Tirmizî,
Cenâiz 45; Nesâî, Cenâiz 53 |
١- باب عيادة المريض
٨٩٥-
عن البَرَاءِ بن عازِبٍ رضي اللّه عنهما
،
قَالَ :
أمَرَنَا رسولُ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم بعِيَادَةِ الْمَريضِ ، وَاتِّبَاعِ الجَنَازَةِ ،
وَتَشْمِيتِ العَاطِسِ ، وَإبْرَارِ الْمُقْسِمِ ، وَنَصْرِ
المَظْلُومِ ، وَإجَابَةِ الدَّاعِي ، وَإفْشَاءِ السَّلاَمِ .
متفقٌ عَلَيْهِ . |
|
896. Ebû Hüreyre
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Müslümanın,
müslüman üzerindeki hakkı beştir: Selâm almak, hasta ziyaret
etmek, cenâzenin arkasından yürümek, davete icâbet etmek ve
aksırana “yerhamükellah” demek.”
Buhârî, Cenâîz 2;
Müslim, Selâm 4. Ayrıca bk.
İbn Mâce, Cenâiz 1 |
٨٩٦-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
: أنَّ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ،
قَالَ :
( حَقُّ المُسْلِمِ عَلَى المُسْلِمِ
خَمْسٌ : رَدُّ السَّلاَمِ ، وَعِيَادَةُ المَرِيضِ ، وَاتِّبَاعُ
الجَنَائِزِ ، وَإجَابَةُ الدَّعْوَةِ ، وَتَشْمِيتُ العَاطِسِ )
متفقٌ عَلَيْهِ . |
|
897. Yine Ebû Hüreyre
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“ Allahü teâlâ
kıyâmet gününde şöyle buyurur:
-“Ey
âdemoğlu! Hastalandım, beni ziyaret etmedin”. Âdemoğlu:
- Sen âlemlerin
Rabbi iken ben seni nasıl ziyaret edebilirdim? der. Allahü teâlâ:
-
“Falan kulum hastalandı,
ziyaretine gitmedin. Onu ziyaret etseydin, beni onun yanında
bulurdun. Bunu bilmiyor musun? Ey Âdemoğlu! Beni doyurmanı
istedim, doyurmadın” buyurur. Âdemoğlu:-
- Sen âlemlerin
Rabbi iken ben seni nasıl doyurabilirdim? der. Allahü teâlâ:
- “Falan
kulum senden yiyecek istedi, vermedin. Eğer ona yiyecek verseydin,
verdiğini benim katımda mutlaka bulacağını bilmez misin? Ey Âdem
oğlu! Senden su istedim, vermedin” buyurur. Âdemoğlu:
- Ey Rabbim!
Sen âlemlerin Rabbi iken ben sana nasıl su verebilirdim? der.
Allahü teâlâ:
- “Falan
kulum senden su istedi, vermedin. Eğer ona istediğini verseydin,
verdiğinin sevâbını katımda bulurdun. Bunu bilmez misin?”
buyurur.
Müslim, Birr 43 |
٨٩٧-
وعنه ،
قَالَ :
قَالَ رسولُ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( إنَّ اللّه عزَّ وجَلَّ
يَقُولُ يَومَ القِيَامَةِ : يَا ابْنَ آدَمَ ، مَرِضْتُ فَلَمْ
تَعُدنِي !
قَالَ : يَا رَبِّ ، كَيْفَ أعُودُكَ وَأنْتَ رَبُّ العَالَمِينَ ؟!
قَالَ : أمَا عَلِمْتَ أنَّ عَبْدِي فُلاَناً مَرِضَ فَلَمْ تَعُدْهُ
! أمَا عَلِمْتَ أنَّكَ لَوْ عُدْتَهُ لَوَجَدْتَني عِنْدَهُ ! يَا
ابْنَ آدَمَ ، اسْتَطْعَمْتُكَ فَلَمْ تُطْعِمنِي !
قَالَ : يَا رَبِّ ، كَيْفَ أطْعِمُكَ وَأنْتَ رَبُّ العَالَمِينَ ؟!
قَالَ : أمَا عَلِمْتَ أنَّهُ اسْتَطْعَمَكَ عَبْدِي فُلانٌ فَلَمْ
تُطْعِمْهُ ! أمَا عَلِمْتَ أنَّكَ لَوْ أطْعَمْتَهُ لَوَجَدْتَ
ذَلِكَ عِنْدِي ! يَا ابْنَ آدَمَ ، اسْتَسْقَيْتُكَ فَلَمْ
تَسْقِنِي !
قَالَ : يَا رَبِّ ، كَيْفَ أسْقِيكَ وَأنْتَ رَبُّ العَالَمينَ ؟!
قَالَ : اسْتَسْقَاكَ عَبْدِي فُلاَنٌ فَلَمْ تَسْقِهِ ! أمَا
عَلِمْتَ أنَّكَ لَوْ سَقَيْتَهُ لَوَجَدْتَ ذَلِكَ عِنْدِي ! )
رواه مسلم . |
|
898. Ebû Mûsâ
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Hastayı
ziyaret edin, aç olanı doyurun, esiri kurtarın!”
Buhârî, Cihâd 171, Et’ime 1,
Nikâh 71, Merdâ 4 |
٨٩٨-
وعن أَبي موسى رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
قَالَ رسولُ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( عُودُوا المَريضَ ،
وَأطْعِمُوا الجَائِعَ ، وَفُكُّوا العَانِي ) رواه
البخاري .
( العاَنِي )
: الأسيرُ . |
|
899.
Sevbân radıyallahu anh’den
rivayet edildiğine göre Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Bir
müslüman, hasta bir müslüman kardeşini ziyarete gittiğinde,
dönünceye kadar cennet hurfesi içindedir.”
- Ey Allah’ın
elçisi, cennet hurfesi nedir? dediler.
Resûl-i Ekrem;
- “Cennet
yemişidir,” buyurdu.
Müslim, Birr 40-42. Ayrıca bk.
Tirmizî, Cenâiz 2 |
٨٩٩-
وعن ثوبان رَضِيَ اللّه عَنْهُ ، عن
النبي صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
،
قَالَ :
( إنَّ المُسْلِمَ إِذَا عَادَ أخَاهُ
المُسْلِمَ ، لَمْ يَزَلْ في خُرْفَةِ الْجَنَّةِ حَتَّى يَرْجِعَ )
قِيلَ : يَا رَسولَ اللّه ، وَمَا خُرْفَةُ الجَنَّةِ ؟
قَالَ :
( جَنَاهَا ) رواه
مسلم . |
|
900. Ali
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’i
şöyle buyururken işittim demiştir:
“Bir
müslüman, hasta olan bir müslüman kardeşini sabahleyin ziyarete
giderse, yetmiş bin melek akşama kadar ona rahmet okur. Eğer
akşamleyin ziyaret ederse, yetmiş bin melek onun için sabaha kadar
istiğfar eder. Ve o kişi için cennette toplanmış meyveler de
vardır.”
Tirmizî, Cenâiz 2. Ayrıca bk.
Ebû Dâvûd, Cenâiz 3;
İbn Mâce, Cenâiz 2 |
٩٠٠-
وعن عليّ رَضِيَ اللّه عَنْهُ ،
قَالَ :
سَمِعْتُ رسولَ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ، يَقُولُ : ( مَا مِنْ
مُسْلِم يَعُودُ مُسْلِماً غُدْوة إِلاَّ صَلَّى عَلَيْهِ سَبْعُونَ
ألْفَ مَلَكٍ حَتَّى يُمْسِي ، وَإنْ عَادَهُ عَشِيَّةً إِلاَّ
صَلَّى عَلَيْهِ سَبْعُونَ ألْفَ مَلَكٍ حَتَّى يُصْبحَ ، وَكَانَ
لَهُ خَرِيفٌ في الْجَنَّةِ ) رواه
الترمذي ،
وقال : (
حديث حسن ) .
( الخَريفُ )
: الثَّمرُ الْمَخْرُوفُ ، أيْ : الْمُجْتَنَى . |
|
901.
Enes radıyallahu anh’den
rivayet edildiğine göre şöyle dedi:
Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem’in
hizmetinde bulunan yahudi bir çocuk vardı. Bir gün hastalandı.
Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem onu
ziyarete gitti, başucuna oturdu ve ona:
-
“Müslüman ol!”
buyurdu. Çocuk, düşüncesini öğrenmek için, yanında bulunan
babasının yüzüne baktı. Babası:
- Ebü’l-Kâsım’ın
çağrısına uy, dedi. Çocuk da müslüman oldu.
Bunun üzerine
Hazret-i Peygamber:
“Şu
yavrucağı cehennemden kurtaran Allah’a hamdolsun”
diyerek dışarı çıktı.
Buhârî, Cenâiz 80, Merdâ 11.
Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cenâiz 2 |
٩٠١-
وعن أنسٍ رَضِيَ اللّه عَنْهُ ،
قَالَ :
كَانَ غُلاَمٌ يَهُودِيٌّ يَخْدُمُ النَّبيَّ
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم ،
فَمَرِضَ ، فَأتَاهُ النَّبيُّ صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم يَعُودُهُ ، فَقَعَدَ عِنْدَ رَأسِهِ ،
فَقَالَ لَهُ : ( أسْلِمْ )
فَنَظَرَ إِلَى أبِيهِ وَهُوَ عِنْدَهُ ؟
فَقَالَ :
أَطِعْ أَبَا القَاسِمِ ، فَأسْلَمَ ، فَخَرَجَ النَّبيُّ
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم ،
وَهُوَ يَقُولُ : ( الحَمْدُ للّه الَّذِي
أنْقَذَهُ منَ النَّارِ ) رواه
البخاري . |
|