10. NAMAZA, İLİM MECLİSİNE VE
BENZERİ İBADETLERE AĞIRBAŞLI VE VAKUR BİR ŞEKİLDE ÇAĞIRMAK
•
“Kim Allah’ın hükümlerine saygı
gösterirse, şüphesiz bu tutum o kimsenin müttakî olduğunu
gösterir”. Hac sûresi (22), 32 |
١٠- باب الندب إِلَى إتيان الصلاة والعلم ونحوهما
من العبادات بالسكينة والوقار
قَالَ اللّه تَعَالَى
: { وَمَنْ يُعَظِّمْ شَعَائِرَ اللّه
فَإنَّهَا مِنْ تَقْوَى القُلُوبِ }
[ الحج : ٣٢ ]
. |
|
704. Ebû Hüreyre
radıyallahu anh
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’i
şöyle buyururken dinlediğini söyledi:
“Kâmet getirildiği zaman namaza koşarak
değil, ağırbaşlı bir şekilde yürüyerek geliniz. Yetişebildiğiniz
kadarını imamla birlikte kılınız; yetişemediğiniz rekâtları da
kendiniz tamamlayınız.”
Müslim’in rivayetinde şöyle
bir ilâve vardır:
“Herhangi biriniz namaz kılmaya karar
verdiği zaman artık namazda sayılır.”
Buhârî, Ezan 20, 21, Cum`a 18;
Müslim, Mesâcid 151-155. Ayrıca
bk. Ebû Dâvûd, Salât 54;
Tirmizî, Salât 127;
Nesâî, İmâme 57;
İbn Mâce, Mesâcid 14 |
٧٠٤-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
سَمِعْتُ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ، يقول : ( إِذَا أُقِيمَتِ
الصَّلاَةُ ، فَلاَ تَأتُوهَا وَأنْتُمْ تَسْعَونَ ، وَأتُوهَا
وَأنْتُمْ تَمْشُونَ ، وَعَلَيْكُمُ السَّكِينَةُ ، فَمَا أدْرَكْتُم
فَصَلُّوا ، وَمَا فَاتكُمْ فَأَتِمُّوا )
متفقٌ عَلَيْهِ .
زاد مسلِمٌ في روايةٍ لَهُ :
( فَإنَّ أحَدَكُمْ إِذَا كَانَ يَعْمِدُ
إِلَى الصَّلاَةِ فَهُوَ في صَلاَةٍ ) . |
|
705. İbn Abbas
radıyallahu anhümâ’dan rivayet
edildiğine göre o, Arefe günü
Peygamber aleyhisselâm
ile birlikte (Arafat’tan Müzdelife’ye) dönüyordu.
Resûl-i Ekrem
sallallahu aleyhi ve sellem arka
tarafta bazı kimselerin bağırıp çağırdığını, devesini dövdüğünü ve
develerin böğürdüğünü duyunca, onlara kamçısıyla işaret ederek
şöyle buyurdu:
“İnsanlar! Yavaş olun! Acelecilik
yapmakla sevap kazanılamaz.”
Buhârî, Hac 94;
Müslim, Hac 268. Ayrıca bk.
Ebû Dâvûd, Menâsik 63;
Nesâî, Menâsik 203. |
٧٠٥-
وعن ابن عباس رضي اللّه عنهما :
أنَّهُ دَفَعَ مَعَ النَّبيِّ صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم يَوْمَ عَرَفَةَ فَسَمِعَ النبيُّ
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
وَرَاءهُ زَجْراً شَديداً وَضَرْباً وَصَوْتاً للإِبْلِ ، فَأشَارَ
بِسَوْطِهِ إلَيْهِمْ ، وقال :
( يَا أيُّهَا النَّاسُ ، عَلَيْكُمْ
بالسَّكِينَةِ ، فَإنَّ الْبِرَّ لَيْسَ بالإيضَاعِ ) رواه
البخاري ، وروى
مسلم بعضه .
( الْبِرُّ )
: الطَّاعَةُ . وَ( الإيضَاعُ )
بِضادٍ معجمةٍ قبلها ياءٌ وهمزةٌ مكسورةٌ ، وَهُوَ : الإسْرَاعُ . |