3. SÖZÜNDE DURMAK VE VA’DİNİ YERİNE
GETİRMEK
•
“Verdiğiniz sözü ve yaptığınız antlaşmayı
yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir.”
İsrâ sûresi (17), 34
•
“Antlaşma yaptığınızda, Allah’a karşı
verdiğiniz sözü yerine getirin.” Nahl sûresi (16), 91.
•
“Ey iman edenler! Akidlerin gereğini
yerine getiriniz.” Mâide sûresi (5), 1
•
“Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri
niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah
katında büyük bir kusur ve kabahattır.” Saf sûresi
(61), 2-3 |
٣- باب الوفاء بالعهد وَإنجاز الوَعد
قَالَ اللّه تَعَالَى:
{ وَأوْفُوا بِالعَهْدِ إنَّ العَهْدَ كَانَ
مَسْئُولاً }
[ الإسراء: ٣٤ ]،
وقال تَعَالَى :
{ وَأوْفُوا بِعَهْدِ اللّه إِذَا
عَاهَدْتُمْ }
[ النحل : ٩١ ]
،
وقال تَعَالَى :
{ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أوْفُوا
بِالْعُقُودِ }
[ المائدة : ١ ]
،
وقال تَعَالَى :
{ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لِمَ
تَقُولُونَ مَا لاَ تَفْعَلُونَ كَبُرَ مَقْتاً عِنْدَ اللّه أنْ
تَقُولُوا مَا لاَ تَفْعَلُونَ }
[ الصف : ٢-٣ ]
. |
|
689. Ebû Hüreyre
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Münâfığın alâmeti üçtür:
Konuşunca yalan söyler.
Söz verince sözünde durmaz.
Kendisine bir şey emanet edilince
hiyanet eder.”
Buhârî, Îmân 24, Şehâdât 28,
Vesâyâ 8, Edeb 69; Müslim, Îmân
107-108. Ayrıca bk. Tirmizî,
Îmân 14; Nesâî, Îmân 20
Müslim’in bir rivayetinde şu
ilâve vardır:
“Oruç tutsa, namaz kılsa, müslüman
olduğunu söylese de” (Müslim,
Îmân 109-110) |
٦٨٩-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
: أنَّ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ،
قَالَ :
( آيَةُ المُنَافِقِ ثَلاَثٌ : إِذَا
حَدَّثَ كَذَبَ ، وَإِذَا وَعَدَ أخْلَفَ ، وَإِذَا اؤْتُمِنَ خَانَ
) متفقٌ عَلَيْهِ .
زَادَ في روايةٍ لمسلم :
( وإنْ صَامَ وَصَلَّى وَزَعَمَ أنَّهُ
مُسْلِمٌ
) . |
|
690. Abdullah İbn Amr İbn Âs
radıyallahu anhümâ’dan rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Dört
huy kimde bulunursa, o adam tam münafık olur. Bir kimsede bu
huylardan biri bulunursa, o huydan vazgeçinceye kadar onda
münafığın özelliklerinden biri var demektir. O dört huya sahip
olan kimse:
Kendisine bir şey emanet edilince
hiyânet eder.
Konuşunca yalan söyler.
Bir antlaşma yapınca sözünde durmaz.
Düşmanlık yapınca da aşırı gider.”
Buhârî, Îmân 24, Mezâlim 17,
Cizye 17; Müslim, Îmân 106.
Ayrıca bk. Tirmizî, Îmân 14;
Nesâî, Îmân 20 |
٦٩٠-
وعن عبد اللّه بن عمرو بن العاص رضي اللّه
عنهما : أنَّ رسول اللّه صَلّى
اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم ،
قَالَ :
( أرْبَعٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ كَانَ
مُنَافِقاً خَالِصاً ، وَمَنْ كَانَتْ فِيهِ خَصْلَةٌ مِنْهُنَّ
كَانَتْ فِيهِ خَصْلَةٌ مِنَ النِّفَاقِ حَتَّى يَدَعَهَا : إِذَا
اؤْتُمِنَ خَانَ ، وَإِذَا حَدَّثَ كَذَبَ ، وَإِذَا عَاهَدَ غَدَرَ
، وَإِذَا خَاصَمَ فَجَرَ )
متفقٌ عَلَيْهِ . |
|
691. Câbir
radıyallahu anh’den şöyle dediği
rivayet edilmiştir:
Bir gün
Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem bana:
“Eğer Bahreyn’den zekât malı gelirse
sana şöyle şöyle şöyle doldurup veririm” buyurdu. Fakat
Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem vefat
edene kadar Bahreyn’den mal gelmedi.
Bahreyn’den mal
geldiği zaman Ebû Bekir radıyallahu anh:
-
Resûlüllah
sallallahu
aleyhi ve
sellem’in
birine va’di
veya borcu varsa bize baş vursun, diye ilân etti. Bunun üzerine
onun huzuruna vararak:
-
Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem bana
böyle böyle demişti, dedim.
Ebû Bekir elini
ganimet malına daldırıp bir avuç aldı. Bunları sayınca 500 tane
olduğunu gördüm. O zaman Ebû Bekir bana:
- Bunun iki
mislini daha al, dedi.
Buhârî, Kefâle 3, Hibe 18,
Şehâdât 28, Farzu’l-humüs 15, Cizye 4, Megâzî 73;
Müslim, Fezâil 60-61 |
٦٩١-
وعن جابر رَضِيَ اللّه عَنْهُ ،
قَالَ :
قَالَ لي النبيُّ صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( لَوْ قَدْ جَاءَ مَالُ
الْبَحْرَيْنِ أعْطَيْتُكَ هكَذَا وَهَكَذَا وَهكَذَا )
فَلَمْ يَجِئْ مَالُ الْبَحْرَينِ حَتَّى قُبِضَ النَّبيُّ
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم ،
فَلَمَّا جَاءَ مَالُ الْبَحْرَيْنِ أمَرَ أَبُو بَكْرٍ
رَضِيَ اللّه عَنْهُ فَنَادَى :
مَنْ كَانَ لَهُ عِنْدَ رسول اللّه صَلّى
اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم عِدَةٌ أَوْ
دَيْنٌ فَلْيَأتِنَا ، فَأتَيْتُهُ وَقُلْتُ لَهُ : إنَّ النَّبيَّ
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم قَالَ
لي كَذَا وَكَذَا ، فَحَثَى لي حَثْيَةً فَعَدَدْتُهَا ، فَإذَا هِيَ
خَمْسُمِئَةٍ ، فَقَالَ لِي : خُذْ مِثْلَيْهَا .
متفقٌ عَلَيْهِ . |