77. DİN İÇİN ÖFKELENMEK
DİNİN YASAKLARI
ÇİĞNENDİĞİ ZAMAN ÖFKELENMEK VE ALLAH’IN DİNİNE YARDIM ETMEK
•
“Kim Allah’ın emir ve yasaklarına saygı
gösterirse, bu Rabbinin katında kendisi için daha iyidir.”
Hac sûresi (22), 30
•
“Eğer siz Allah’ın dinine yardım
ederseniz, O da size yardım eder, ayaklarınızı kaydırmaz.”
Muhammed sûresi (47), 7 |
٧٧- باب الغضب إِذَا انتهكت حرمات الشّرع
والانتصار لدين اللّه تعالى
قَالَ اللّه تَعَالَى
: { وَمَنْ يُعَظِّمْ حُرُمَاتِ اللّه
فَهُوَ خَيْرٌ لَهُ عِنْدَ رَبِّهِ }
[ الحج : ٣٠ ]
،
وقال تَعَالَى :
{ إنْ تَنْصُرُوْا اللّه يَنْصُرْكُمْ
وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ }
[ محمد : ٧ ]
.
وفي الباب حديث عائشة السابق في باب العفو . |
|
649. Ebû Mes’ûd Ukbe İbn Amr
el-Bedrî radıyallahu anh şöyle
dedi:
Bir adam
Peygamber
aleyhisselâm’a gelerek:
- Filanca bize
namaz kıldırırken o kadar uzatıyor ki, bu yüzden bazan sabah
namazına gelemiyorum, dedi.
Ben
Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem’i
hiçbir konuşmasında o günkü kadar öfkeli görmedim. Şöyle buyurdu:
- “İnsanlar! İçinizde nefret ettiren
kimseler var! Kim imamlık yaparsa, namazı kısa kıldırsın; zira
arkasındaki cemaatin içinde yaşlısı var, çocuğu var, iş güç sahibi
olanı var.”
Buhârî, İlim, 28, Ezân 61-63,
Edeb 75, Ahkâm 13; Müslim,
Salât 182-185. Ayrıca bk. İbn Mâce,
İkâme 48 |
٦٤٩-
وعن أَبي مسعود عقبة بن عمرو البدري رَضِيَ
اللّه عَنْهُ ،
قَالَ :
جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النبيِّ صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم ،
فَقَالَ :
إنِّي لأَتَأخَّرُ عَن صَلاةِ الصُّبْحِ مِنْ أَجْلِ فلانٍ مِمَّا
يُطِيلُ بِنَا ! فَمَا رَأيْتُ النَّبيَّ
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم غَضِبَ في مَوْعِظَةٍ قَطُّ
أشَدَّ مِمَّا غَضِبَ يَوْمَئذٍ ؛
فَقَالَ :
( يَا أَيُّهَا النَّاسُ ، إنَّ مِنْكُمْ
مُنَفِّرِينَ ، فَأيُّكُمْ أمَّ النَّاسَ فَلْيُوجِزْ ؛ فَإنَّ مِنْ
وَرَائِهِ الكَبِيرَ وَالصَّغِيرَ وَذَا الحَاجَةِ )
متفقٌ عَلَيْهِ . |
|
650. Âişe
radıyallahu anhâ şöyle dedi:
Evimin sofasını
üzerinde resimler bulunan bir perde ile ayırdığım gün
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem bir
seferden dönmüştü. Resimli örtüyü görünce yüzü renkten renge girdi
ve onu çekip kopardı. Sonra da bana şunları söyledi:
- “Âişe! Kıyamette insanların en
şiddetli azâb görenleri, yaptıklarını Allah’ın yarattığına
benzetenlerdir.”
Buhârî, Libâs 91;
Müslim, Libâs 91-92. Ayrıca bk.
Ebû Dâvûd, Libâs 45;
Nesâî, Zînet 111 |
٦٥٠-
وعن عائشة رضي اللّه عنها ،
قالت :
قَدِمَ رسولُ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم مِنْ سَفرٍ ، وَقَدْ سَتَرْتُ سَهْوَةً لِي بِقِرَامٍ
فِيهِ تَمَاثيلُ، فَلَمَّا رَآهُ رسول اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
هتكَهُ وَتَلَوَّنَ وَجهُهُ ، وقال :
( يَا عائِشَةُ ، أشَدُّ النَّاسِ
عَذَاباً عِنْدَ اللّه يَوْمَ القيَامَةِ الَّذِينَ يُضَاهُونَ
بخَلْقِ اللّه ! ) متفقٌ
عَلَيْهِ .
( السَّهْوَةُ )
: كَالصُّفَّةِ تَكُونُ بَيْنَ يدي البيت . وَ(
القِرام ) بكسر القاف : سِتر رقيق ، وَ(
هَتَكَه ) : أفْسَدَ الصُّورَةَ الَّتي فِيهِ . |
|
651. Yine Hazret-i Âişe’den
rivayet edildiğine göre, Mahzûm kabilesinden hırsızlık yapan bir
kadının durumu Kureyşlileri pek üzmüştü. Bunun üzerine:
- Bu konuyu
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem ile
kim görüşebilir? diye kendi aralarında konuştular. Bazıları:
- Buna
Resûlüllah’ın sevgilisi
Üsâme İbn Zeyd’den başka kimse cesaret edemez, dediler.
Üsâme de
onların istekleri doğrultusunda
Peygamber sallallahu aleyhi ve
sellem ile konuştu.
Resûl-i Ekrem
sallallahu aleyhi ve sellem
Üsâme’ye:
- “Allah’ın koyduğu cezalardan birinin
uygulanmaması için aracılık mı yapıyorsun?” buyurduktan
sonra kalkıp bir konuşma yaptı ve şunları söyledi:
“Sizden önceki milletlerin yok olmasına
sebep, içlerinden soylu biri hırsızlık yapınca ona dokunmayıp,
zayıf ve kimsesiz biri hırsızlık yapınca ona cezasını
vermeleriydi. Allah’a yemin ederim ki, Muhammed’in kızı Fâtıma
hırsızlık yapsaydı, onun da elini keserdim.”
Buhârî, Enbiyâ 54, Megâzî 53,
Hudûd 11, 12; Müslim, Hudûd 8,
9. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Hudûd
4; Tirmizî, Hudûd 6;
Nesâî, Sârık 6;
İbn Mâce, Hudûd 6 |
٦٥١-
وعنها : أن قرَيشاً أهَمَّهُمْ شَأنُ المَرأَةِ المخزومِيَّةِ الَّتي
سَرَقَتْ ، فقالوا : مَنْ يُكَلِّمُ
فِيهَا رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ؟ فقالوا : مَنْ
يَجْتَرِئ عَلَيْهِ إِلاَّ أُسَامَةُ بنُ زَيْدٍ حِبُّ رسول اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم ؟
فَكَلَّمَهُ أُسَامَةُ ، فَقَالَ رسول اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم :
( أتَشْفَعُ في حَدٍّ مِنْ حُدُودِ اللّه
تَعَالَى ؟! ) ثُمَّ قامَ فَاخْتَطَبَ ، ثُمَّ
قَالَ :
( إنَّمَا أهْلَك مَنْ قَبْلَكُمْ
أَنَّهُمْ كَانُوا إِذَا سَرَقَ فِيهِمُ الشَّرِيفُ تَرَكُوهُ ،
وَإِذَا سَرَقَ فِيهِمُ الضَّعِيفُ أقامُوا عَلَيْهِ الحَدَّ ،
وَايْمُ اللّه ، لَوْ أَنَّ فَاطمَةَ بِنْتَ مُحمّدٍ سَرَقَتْ
لَقَطَعتُ يَدَهَا ) متفقٌ
عَلَيْهِ . |
|
652. Enes
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre, Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem
Mescid’in kıble duvarında bir tükürük gördü. Buna pek üzüldüğü
yüzünden belli oldu. Hemen kalkıp onu eline aldığı bir çakıl
taşıyla kazıdı. Sonra da şunları söyledi:
“İnsan namaza durduğu zaman Rabbine
yönelmiş olur. Rabbi ise kendisiyle kıble arasındadır. O halde
hiçbiriniz kıbleye karşı tükürmesin. Mecbur kalınca (cami dışında
iken) sol tarafına veya ayağının altına tükürsün.”
Sonra cübbesinin bir ucunu tuttu, içine tükürüp kumaşı katladı
“Veya böyle yapsın” buyurdu.
Buhârî, Salât 34-36, 39, Ezân
94, el-Amel fi’s-salât 12, Edeb 75;
Müslim, Mesâcid 50-53, Zühd 74. Ayrıca bk.
Ebû Dâvûd, Salât 22;
Nesâî, Mesâcid, 32, 35;
İbn Mâce, Mesâcid 10, İkâme 61 |
٦٥٢-
وعن أنس رَضِيَ اللّه عَنْهُ : أنَّ
النبيَّ صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
رَأى نُخَامَةً في القبلَةِ ، فَشَقَّ ذَلِكَ عَلَيْهِ حَتَّى رُؤِيَ
في وَجْهِهِ ؛ فَقَامَ فَحَكَّهُ بِيَدِهِ ،
فَقَالَ :
( إن أحدَكُمْ إِذَا قَامَ فِي صَلاَتِهِ
فَإنَّهُ يُنَاجِي رَبَّهُ ، وَإنَّ رَبَّهُ بَيْنَهُ وَبيْنَ
القِبلْةِ ، فَلاَ يَبْزُقَنَّ أحَدُكُمْ قِبَلَ الْقِبْلَةِ ،
وَلَكِنْ عَنْ يَسَارِهِ ، أَوْ تَحْتَ قَدَمِهِ ) ثُمَّ
أخَذَ طَرَفَ رِدَائِهِ فَبَصَقَ فِيهِ ، ثُمَّ رَدَّ بَعْضَهُ عَلَى
بَعْضٍ ،
فَقَالَ :
( أَوْ يَفْعَلُ هكذا )
متفقٌ عَلَيْهِ .
وَالأمرُ بالبُصَاقِ عَنْ يَسَارِهِ أَوْ
تَحْتَ قَدَمِهِ هُوَ فِيما إِذَا كَانَ في غَيْرِ المسجِدِ ،
فَأمَّا في المسجدِ فَلاَ يَبصُقُ إِلاَّ في ثَوْبِهِ . |
|