73. GÜZEL AHLÂK
•
“Sen elbette büyük ahlâk sahibisin.”
Kalem sûresi (68), 4
•
“Allah’dan korkan kimseler, öfkelerini
yutarlar ve insanları affederler. Allah iyilik edenleri sever.”
Âl-i İmrân sûresi (3), 134 |
٧٣- باب حسن الخلق
قَالَ اللّه تَعَالَى
: { وَإنَّكَ لَعَلَى خُلُقٍ عَظِيمٍ }
[ ن : ٤ ]
،
وقال تَعَالَى :{
وَالكَاظِمِينَ الغَيْظَ وَالعَافِينَ عَنِ النَّاسِ }
[ آل عمران : ١٣٤ ]
الآية . |
|
621. Enes
radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem
insanların en güzel ahlâklısı idi.
Buhârî, Edeb 112;
Müslim, Mesâcid 267, Edeb 30.
Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 1;
Tirmizî, Birr 69 |
٦٢١-
وعن أنس رَضِيَ اللّه عَنْهُ ، قال
: كَانَ رسولُ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم أحْسَنَ النَّاس خُلُقاً .
متفقٌ عَلَيْهِ . |
|
622. Yine Enes
radıyallahu anh şöyle dedi:
Ben
Resûlüllah’ın ellerinden
daha yumuşak ne bir atlasa ne de bir ipeğe dokundum.
Resûlüllah’ın kokusundan
daha hoş bir râyiha koklamadım.
Resûlüllah’a tam on yıl
hizmet ettim. Bana bir defa bile “öf!” demedi. Yaptığım bir şeyden
dolayı “Niye böyle yaptın?”, demediği gibi, yapmadığım bir şey
sebebiyle “Şöyle yapsan olmaz mıydı?” da demedi.
Buhârî, Savm 53, Menâkıb 23;
Müslim, Fezâil 82 |
٦٢٢-
وعنه ،
قَالَ :
مَا مَسِسْتُ دِيبَاجاً وَلاَ حَرِيراً ألْيَنَ مِنْ كَفِّ رسولِ
اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
، وَلاَ شَمَمْتُ رَائِحَةً قَطُّ أطْيَبَ مِنْ رَائِحَةِ رسولِ
اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
، وَلَقَدْ خدمتُ رسول اللّه صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم عَشْرَ سنين ، فما قَالَ لي قَطُّ : أُفٍّ،
وَلاَ قَالَ لِشَيءٍ فَعَلْتُهُ : لِمَ فَعَلْتَه ؟ وَلاَ لشَيءٍ
لَمْ أفعله : ألاَ فَعَلْتَ كَذا ؟
متفقٌ عَلَيْهِ . |
|
623. Sa’b İbn Cessâme
radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’e bir
yaban eşeği hediye etmiştim. Fakat
Resûlüllah onu kabul etmeyip bana geri verdi. Yüzüme
bakıp da üzüldüğümü görünce:
“Hediyeni ihramda olduğumuz için
almadık” buyurdu.
Buhârî, Cezâü’s-sayd 6, Hibe,
6, 17; Müslim, Hac 50-54.
Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Menâsik
40; Tirmizî, Hac 26;
Nesâî, Menâsik 79;
İbn Mâce, Menâsik 92 |
٦٢٣-
وعن الصعب بن جَثَّامَةَ رَضِيَ اللّه
عَنْهُ ،
قَالَ :
أهديتُ رسولَ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم حِمَاراً وَحْشِيّاً ، فَرَدَّهُ عَلَيَّ ، فَلَمَّا
رأى مَا في وجهي ،
قَالَ :
( إنّا لَمْ نَرُدَّهُ عَلَيْكَ إِلاَّ
لأنّا حُرُمٌ ) متفقٌ عَلَيْهِ
. |
|
624. Nevvâs İbn Sem’ân
radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’e
iyilik ve kötülüğün ne olduğunu sordum. Buyurdu ki:
“İyilik güzel ahlâktan ibarettir.
Günah ise kalbini tırmalayıp durduğu
halde insanların bilmesini istemediğin şeydir.”
Müslim, Birr 14, 15. Ayrıca
bk. Tirmizî, Zühd 52 |
٦٢٤-
وعن النَّوَاس بنِ سمعان رَضِيَ اللّه
عَنْهُ ،
قَالَ :
سألتُ رسولَ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم عن البِرِّ وَالإثم ،
فَقَالَ :
( البِرُّ : حُسنُ الخُلقِ ، والإثمُ :
مَا حاك في صدرِك ، وكَرِهْتَ أن يَطَّلِعَ عَلَيْهِ النَّاسُ )
رواه مسلم . |
|
625. Abdullah İbn Amr İbn Âs
radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’in
sözlerinde ve hareketlerinde hiçbir çirkinlik bulunmadığı gibi,
çirkin olan hiçbir şeye de özenmezdi. Şöyle buyururdu:
“Hayırlınız, ahlâkı güzel olanınızdır.”
Buhârî, Menâkıb 23, Fezâilü
ashâbi’n-nebî 27, Edeb, 38-39; Müslim,
Fezâil 68. Ayrıca bk. Tirmizî,
Birr 47, 69 |
٦٢٥-
عن عبد اللّه بن عمرو بن العاص رضي اللّه
عنهما ،
قَالَ :
لَمْ يكن رسولُ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم فَاحِشاً وَلاَ مُتَفَحِّشاً ، وكان يَقُولُ :
( إنَّ مِنْ خِيَارِكُمْ أحْسَنَكُمْ
أخْلاَقاً ) متفقٌ عَلَيْهِ
. |
|
626. Ebü’d-Derdâ
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre Peygamber sallallahu
aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kıyamet gününde mü’min kulun
terazisinde güzel ahlâktan daha ağır bir şey bulunmaz. Allahü
teâlâ çirkin hareketler yapan, çirkin sözler söyleyen kimseden
nefret eder”
Tirmizî, Birr 61 |
٦٢٦-
وعن أَبي الدرداءِ رَضِيَ اللّه عَنْهُ
: أن النبي صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
،
قَالَ :
( مَا مِنْ شَيْءٍ أثْقَلُ في مِيزَانِ
العبدِ المُؤْمِنِ يَوْمَ القِيَامَةِ مِنْ حُسْنِ الخُلُقِ ، وَإنَّ
اللّه يُبْغِضُ الفَاحِشَ البَذِيَّ ) رواه
الترمذي ،
وقال : (
حديث حسن صحيح ) .
( البَذِيُّ )
: هُوَ الَّذِي يتكلَّمُ بِالفُحْشِ ورديء الكلامِ . |
|
627. Ebû Hüreyre
radıyallahu anh şöyle
dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’e:
- İnsanları
cennete en fazla götürecek şey nedir? diye soruldu.
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem:
- “Allah’a saygı (takvâ) ve güzel
ahlâktır” buyurdu.
- İnsanları
cehenneme en fazla götürecek şey nedir? diye sorulunca da:
- “Ağız ve cinsel organdır”
buyurdu.
Tirmizî, Birr 62. Ayrıca bk.
İbn Mâce, Zühd 29 |
٦٢٧-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
سُئِلَ رسولُ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم عَنْ أكثرِ مَا يُدْخِلُ النَّاسَ الْجَنَّةَ ؟
قَالَ :
( تَقْوَى اللّه وَحُسنُ الخُلُقِ )
، وَسُئِلَ عَنْ أكْثَرِ مَا يُدْخِلُ النَّاسَ النَّارَ،
فَقَالَ :
( الفَمُ وَالفَرْجُ ) رواه
الترمذي،
وقال : (
حديث حسن صحيح ). |
|
628. Ebû Hüreyre
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Mü’minlerin iman bakımından en
mükemmeli, huyu en iyi olanıdır. Hayırlınız, kadınlarına karşı
hayırlı olanlardır.”
Tirmizî, Radâ’ 11. Ayrıca bk.
Ebû Dâvûd, Sünne, 15;
İbn Mâce, Nikâh 50 |
٦٢٨-
وعنه، قال: قَالَ رسول اللّه صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم: ( أكْمَلُ
المُؤمنينَ إيمَاناً أحسَنُهُمْ خُلُقاً، وَخِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ
لِنِسَائِهِمْ ) رواه الترمذي
، وقال :
( حديث حسن صحيح ) . |
|
629. Âişe
radıyallahu anhâ
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’i
şöyle buyururken dinledim, dedi:
“Bir mü’min, güzel ahlâkı sayesinde,
gündüz oruç tutup gece namaz kılan kimselerin derecesine ulaşır.”
Ebû Dâvûd, Edeb 7. Ayrıca bk.
Tirmizî, Birr 62 |
٦٢٩-
وعن عائشة رضي اللّه عنها ،
قالت :
سَمِعْتُ رسولَ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ، يقول : ( إنَّ
المُؤْمِنَ لَيُدْرِكُ بحُسْنِ خُلُقِه دَرَجَةَ الصَّائِمِ
القَائِمِ ) رواه أَبُو داود
. |
|
630. Ebû Ümâme el-Bâhilî
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Haklı bile olsa çekişip didişmeyen
kimseye cennetin kenarında bir köşk verileceğine ben kefilim.
Şakadan bile olsa yalan söylemeyen
kimseye cennetin ortasında bir köşk verileceğine kefilim.
İyi huylu kimseye de cennetin en yüksek
yerinde bir köşk verileceğine kefilim.”
Ebû Dâvûd, Edeb 7. Ayrıca bk.
Tirmizî, Birr 58;
İbn Mâce, Mukaddime 7 |
٦٣٠-
وعن أَبي أُمَامَة الباهِليِّ رَضِيَ اللّه
عَنْهُ ،
قَالَ :
قَالَ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( أنَا زَعِيمٌ ببَيتٍ
في ربَض الجَنَّةِ لِمَنْ تَرَكَ المِرَاءَ ، وَإنْ كَانَ
مُحِقّاً ، وَبِبَيْتٍ في وَسَطِ الجَنَّةِ لِمَنْ تَرَكَ الكَذِبَ ،
وَإنْ كَانَ مَازِحاً ، وَبِبَيْتٍ في أعلَى الجَنَّةِ لِمَنْ حَسُنَ
خُلُقُهُ ) . حديث صحيح ، رواه أَبُو
داود بإسناد صحيح .
( الزَّعِيمُ )
: الضَّامِنُ . |
|
631. Câbir İbn Abdullah
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“İyi huylu olanlarınız, içinizde en çok
sevdiğim ve kıyamet günü bana en yakın mesafede bulunacak
kimselerdir. Güzel sohbet ediyor dedirmek için uzun uzun
konuşanlar, sözünü beğendirmek için avurdunu şişire şişire laf
edenler ve bilgiçlik etmek için lugat paralayanlar ise en
sevmediğim ve kıyamet günü bana en uzak mesafede bulunacak
kimselerdir.”
Ashâb-ı kirâm:
- Yâ
Resûlallah! Güzel sohbet ediyor dedirmek için uzun uzun
konuşanları, sözünü beğendirmek için avurdunu şişire şişire laf
edenleri biliyoruz. Fakat bilgiçlik taslamak için lugat
paralayanlar (mütefeyhik)
dediğiniz kimlerdir? diye sorduklarında:
- “Kibirlenen kimselerdir”
cevabını verdi.
Tirmizî, Birr 71 |
٦٣١-
وعن جابر رَضِيَ اللّه عَنْهُ :
أنَّ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ،
قَالَ :
( إنَّ مِنْ أحَبِّكُمْ إليَّ ،
وَأقْرَبِكُمْ مِنِّي مَجْلِساً يَوْمَ القِيَامَةِ ، أحَاسِنَكُم
أخْلاَقاً ، وَإنَّ أبْغَضَكُمْ إلَيَّ وَأبْعَدَكُمْ مِنِّي يَوْمَ
القِيَامَةِ ، الثَّرْثَارُونَ وَالمُتَشَدِّقُونَ
وَالمُتَفَيْهقُونَ )
قالوا :
يَا رسول اللّه ، قَدْ عَلِمْنَا (
الثَّرْثَارُونَ وَالمُتَشَدِّقُونَ ) ، فمَا
المُتَفَيْهقُونَ ؟
قَالَ :
( المُتَكَبِّرُونَ ) رواه
الترمذي ،
وقال : (
حديث حسن ) .
( الثَّرْثَارُ )
: هُوَ كَثِيرُ الكَلاَمِ تَكَلُّفاً . وَ(
المُتَشَدِّقُ ) : المُتَطَاوِلُ عَلَى النَّاسِ بِكَلاَمِهِ
، وَيَتَكَلَّمُ بِمَلءِ فِيهِ تَفَاصُحاً وَتَعْظِيماً لِكَلامِهِ ،
وَ( المُتَفَيْهِقُ ) : أصلُهُ
مِنَ الفَهْقِ وَهُوَ الامْتِلاَءُ ، وَهُوَ الَّذِي يَمْلأُ فَمَهُ
بِالكَلاَمِ وَيَتَوَسَّعُ فِيهِ ، ويُغْرِبُ بِهِ تَكَبُّراً
وَارْتِفَاعاً ، وَإظْهَاراً للفَضيلَةِ عَلَى غَيْرِهِ .
وروى الترمذي عن عبد اللّه بن
المباركِ رحِمه اللّه في تفسير حُسْنِ الخُلُقِ ،
قَالَ :
( هُوَ طَلاَقَةُ الوَجه ، وَبَذْلُ
المَعروف ، وَكَفُّ الأذَى ) . |