72. KİBİRLENMENİN VE KENDİNİ
BEĞENMENİN HARAM OLDUĞU
• “İşte âhiret yurdu! Biz onu
yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuk yapmayı istemeyenlere nasib
ederiz. Sonunda kazançlı çıkanlar, fenalıktan sakınanlardır.”
Kasas sûresi (28), 83
• “Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma!”
İsrâ sûresi (17), 37
• “Kibirlenip de insanlardan yüz
çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Zira Allah, kendini
beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez.” Lokman
sûresi (31), 18
• “Kârûn Mûsâ’nın kavminden idi.
Kavmine karşı böbürlenerek onlara zulmetmişti. Biz ona öyle
hazineler vermiştik ki, anahtarlarını güçlü kuvvetli bir topluluk
zor taşırdı. Onun kibirlendiğini gören kavmi kendisine şöyle
demişti:
- Şımarma! Allah şımaranları sevmez!
Allah’ın sana verdiği bu servetle âhiret yurdunu kazanmaya çalış.
Dünyadaki nasibini de unutma. Allah sana nasıl iyilik ettiyse, sen
de başkalarına iyilik et. Yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışma.
Allah fesatçıları sevmez.
Karun da cevaben:
- Ben o serveti kendi bilgimle kazandım,
dedi.
Kârûn bilmiyor mu ki, Allah daha önceki
zamanlarda kendinden daha güçlü, taraftarı daha fazla nice
nesilleri helâk etti. (Neler yaptıkları bilindiği için)
günahkârlardan günahları sorulmaz bile.
Bir gün Kârûn bütün debdebesiyle kavminin
karşısına çıktı. Dünya hayatını arzulayanlar:
- Kârûn’a verilen keşke bize de
verilseydi! Doğrusu o çok şanslı adam, dediler.
İlmi olanlar ise:
- Yazıklar olsun size! İmân edip iyi
işler yapanlara Allah’ın vereceği sevap daha değerlidir. Bu
mükâfata ise ancak sabredenler kavuşur, dediler. Sonunda biz onu
da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Allah’a karşı ona yardım
edecek bir kimse bulunamadı. Kendisi de kendini savunup kurtaracak
durumda değildi.” Kasas sûresi (28), 76-81 |
٧٢- باب تحريم الكبر والإعجاب
قَالَ اللّه تَعَالَى
: { تِلْكَ الدَّارُ الآخِرَةُ نَجْعَلُهَا
لِلَّذِينَ لاَ يُرِيدُونَ عُلُواً فِي الأَرْضِ وَلاَ فَسَاداً
وَالعَاقِبَةُ لِلْمُتَّقِينَ }
[ القصص : ٨٣ ]
،
وقال تعالى :
{ وَلا تَمْشِ فِي الأَرْضِ مَرَحا }
[ الإسراء : ٣٧ ]
،
وقال تَعَالَى :
{ وَلاَ تُصَعِّرْ خَدَّكَ لِلنَّاسِ وَلاَ
تَمْشِ فِي الأَرْضِ مَرَحاً إنَّ اللّه لاَ يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ
فَخُورٍ }
[ لقمان : ١٨ ]
.
ومعنى ( تُصَعِّر خَدَّكَ لِلنَّاسِ )
: أيْ تُمِيلُهُ وتُعرِضُ بِهِ عَنِ النَّاسِ تَكَبُّراً عَلَيْهِمْ
. وَ( المَرَحُ ) : التَّبَخْتُرُ
.
وقال تَعَالَى :
{ إنَّ قَارُونَ كَانَ مِنْ قَوْمِ مُوسَى
فَبَغَى عَلَيْهِمْ وَآتَيْنَاهُ مِنَ الكُنُوزِ مَا إنَّ
مَفَاتِحَهُ لتَنُوءُ بِالعُصْبَةِ أُولِي القُوَّةِ إِذْ قَالَ لَهُ
قَوْمُهُ لاَ تَفْرَحْ إنَّ اللّه لاَ يُحِبُّ الفَرِحِينَ }
[ القصص : ٧٦ ]
، إِلَى قَوْله تَعَالَى : { فَخَسَفْنَا
بِهِ وَبِدَارِهِ الأَرْضَ } الآيات . |
|
612. Abdullah İbn Mes’ûd
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre Peygamber sallallahu
aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
- “Kalbinde zerre kadar kibir olan kimse
cennete giremez.”
Sahâbînin biri:
- İnsan elbise
ve ayakkabısının güzel olmasını arzu eder, deyince şunları
söyledi:
- “Allah güzeldir, güzeli sever. Kibir
ise hakkı kabul etmemek ve insanları küçümsemektir.”
Müslim, Îmân 147. Ayrıca bk.
Ebû Dâvûd, Libâs 26;
Tirmizî, Birr 61 |
٦١٢-
وعن عبد اللّه بن مسعود رَضِيَ اللّه
عَنْهُ ، عن النبي صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم ،
قَالَ :
( لاَ يَدْخُلُ الجَنَّةَ مَنْ كَانَ في
قَلْبِهِ مِثْقَالُ ذَرَّة مِنْ كِبْرٍ ! ) فَقَالَ رَجُلٌ :
إنَّ الرَّجُلَ يُحِبُّ أنْ يَكُونَ ثَوْبُهُ حَسَناً ، ونَعْلُهُ
حَسَنَةً ؟
قَالَ :
( إنَّ اللّه جَمِيلٌ يُحِبُّ الجَمَالَ ،
الكِبْرُ : بَطَرُ الحَقِّ وَغَمْطُ النَّاسِ ) رواه
مسلم .
( بَطَرُ الحَقِّ )
: دَفْعُهُ وَرَدُّهُ عَلَى قَائِلِهِ ، وَ(
غَمْطُ النَّاسِ ) : احْتِقَارُهُمْ . |
|
613. Seleme İbn Ekva’
radıyallahu anh şöyle dedi:
Adamın biri
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’in
yanında sol eliyle yemek yiyordu.
Resûl-i Ekrem ona:
- “Sağ elinle ye!” buyurdu.
Adam:
- Yapamıyorum,
diye cevap verdi.
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem adama:
- “Yapamaz ol!” buyurdu.
Seleme’nin
dediğine göre adam kibirinden dolayı böyle söylemişti.
Resûlüllah’ın bedduasını
alınca, elini ağzına götüremez oldu.
Müslim, Eşribe 107 |
٦١٣-
وعن سلمة بن الأكوع رَضِيَ اللّه عَنْهُ
: أنّ رَجُلاً أكَلَ عِنْدَ رسول اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم بشمالِهِ ،
فَقَالَ :
( كُلْ بيَمِينِكَ )
قَالَ :
لاَ أسْتَطِيعُ !
قَالَ :
( لا اسْتَطَعْتَ ) مَا مَنَعَهُ
إِلاَّ الكِبْرُ .
قَالَ :
فما رفَعها إِلَى فِيهِ . رواه مسلم
. |
|
614. Hârise İbn Vehb
radıyallahu anh
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’i
şöyle buyururken dinledim, dedi:
“Size cehennemliklerin kimler olduğunu
söyleyeyim mi? Katı kalbli, kaba, cimri ve kurularak yürüyen
kibirli kimselerdir.”
Buhârî, Eymân 9, Tefsîru sûre
(68), 1, Edeb 61; Müslim,
Cennet 47. Ayrıca bk. Tirmizî,
Cehennem 13; İbn Mâce, Zühd 4 |
٦١٤-
وعن حارثة بن وهْبٍ رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
سَمِعْتُ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ، يقول : ( ألا
أُخْبِرُكُمْ بأهْلِ النَّار : كلُّ عُتُلٍ جَوّاظٍ مُسْتَكْبرٍ )
متفقٌ عَلَيْهِ ، وتقدم شرحه في
بابِ ضعفةِ المسلمين . |
|
615. Ebû Saîd el-Hudrî
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre Peygamber sallallahu
aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Cennet ile cehennem münakaşa ettiler.
Cehennem:
- Bende zorbalar ve kibirliler var,
dedi.
Cennet:
- Bende yalnız zayıflar ve yoksullar
var, dedi.
Bunun üzerine Allahü teâlâ onların
çekişmesini şöyle halletti:
- Ey cennet! Sen benim rahmetimsin,
dilediğime seninle merhamet ederim.
Ey cehennem! Sen de benim azâbımsın.
Dilediğime seninle azâb ederim. Ben her ikinizi de dolduracağım.”
Müslim, Cennet 34;
Buhârî, Tefsîru sûre (50), 1,
Tevhid, 25. Ayrıca bk. Tirmizî,
Cennet 22 |
٦١٥-
وعن أَبي سعيد الخدري رَضِيَ اللّه عَنْهُ ، عن النبي صَلّى
اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم ،
قَالَ :
( احْتَجّتِ الجَنَّةُ وَالنَّارُ ،
فَقَالَت النَّارُ : فيَّ الْجَبَّارُونَ والمُتَكَبِّرُونَ . وقالتِ
الجَنَّةُ : فيَّ ضُعفاءُ الناس ومساكينُهُم ، فقضى اللّه بَينهُما :
إنكِ الجنّةُ رَحْمَتِي أرْحَمُ بِك مَنْ أشَاءُ ، وَإنَّكِ النَّارُ
عَذَابِي أُعَذِّبُ بِكِ مَنْ أشَاءُ ، وَلِكِلَيْكُمَا عَلَيَّ
مِلْؤُهَا ) رواه مسلم . |
|
616. Ebû Hüreyre
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Böbürlenerek elbisesini yerde sürüyen
kimsenin suratına Allahü teâlâ kıyamet gününde bakmaz.”
Buhârî, Libâs 1, 2, 5,
Fezâilü’s-sahâbe 5; Müslim,
Libâs 42-48. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd,
Libâs 25-27; Tirmizî, Libâs
8-9; İbn Mâce, Libâs 6, 9 |
٦١٦-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
: أنَّ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ،
قَالَ :
( لاَ يَنْظُرُ اللّه يَوْمَ القِيَامَةِ
إِلَى مَنْ جَرَّ إزَارَهُ بَطَراً )
متفقٌ عَلَيْهِ . |
|
617. Yine Ebû Hüreyre
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Allahü teâlâ kıyamet gününde üç kişiyle
konuşmaz, onları temize çıkarmaz, suratlarına bile bakmaz; üstelik
onlar korkunç bir azâba uğrarlar.
Bunlar; zina eden ihtiyar, yalan
söyleyen hükümdar, kibirlenen fakirdir.”
Müslim, Îmân 172. Ayrıca bk.
Tirmizî, Cennet 25;
Nesâî, Zekât 75, 77 |
٦١٧-
وعنه ،
قَالَ :
قَالَ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( ثَلاَثَةٌ لاَ
يُكَلِّمُهُمُ اللّه يَوْمَ القِيَامَة ، وَلاَ يُزَكِّيهِمْ ، وَلاَ
يَنْظُرُ إلَيْهِمْ ، وَلَهُمْ عَذَابٌ ألِيمٌ : شَيْخٌ زَانٍ ،
وَمَلِكٌ كَذَّابٌ ، وَعَائِلٌ مُسْتَكْبِرٌ ) رواه
مسلم .
( العَائِلُ )
: الفَقِيرُ . |
|
618. Yine Ebû Hüreyre
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
dedi:
“Allahü teâlâ şöyle buyurdu:
Yücelik ve kudret (izzet) benim izârım,
büyüklük de benim ridâm sayılır. Bunlardan biri kendisinde de
varmış gibi davranan olursa, onun cezasını veririm.”
Müslim, Birr 136. Ayrıca bk.
Ebû Dâvûd, Libâs 26;
İbn Mâce, Zühd 16 |
٦١٨-
وعنه ،
قَالَ :
قَالَ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( قَالَ اللّه عزَّ
وجَلَّ : العِزُّ إزَاري ، والكبرياءُ رِدائي ، فَمَنْ يُنَازِعُنِي
في وَاحِدٍ منهما فَقَد عَذَّبْتُهُ ) رواه
مسلم . |
|
619. Yine Ebû Hüreyre
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Vaktiyle kendini beğenmiş bir adam
güzel elbisesini giymiş, saçını taramış, çalım satarak yürüyordu.
Allahü teâlâ onu yerin dibine geçiriverdi. O şahıs kıyamete kadar
debelenerek yerin dibini boylamaya devam edecektir.”
Buhârî, Enbiyâ 54, Libâs 5;
Müslim, Libâs 49, 50. Ayrıca
bk. Tirmizî, Kıyâmet 47;
Nesâî, Zînet 101 |
٦١٩-
وعنه : أنَّ رسول اللّه صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم ،
قَالَ :
( بَيْنَمَا رَجُلٌ يَمشِي في حُلَّةٍ
تُعْجِبُهُ نَفْسُهُ ، مُرَجِّلٌ رَأسَهُ ، يَخْتَالُ فِي مَشْيَتهِ
، إِذْ خَسَفَ اللّه بِهِ ، فَهُوَ يَتَجَلْجَلُ في الأَرضِ إِلَى
يَوْمِ القِيَامَةِ ) متفقٌ
عَلَيْهِ .
( مُرَجِّلٌ رَأسَهُ )
: أيْ مُمَشِّطُهُ، ( يَتَجَلْجَلُ )
بالجيمين : أيْ يَغُوصُ وَيَنْزِلُ. |
|
620. Seleme İbn Ekva’
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Bir kimse kibirlene kibirlene sonunda
zalimler grubuna kaydedilir. Böylece zalimlere verilen ceza ona da
verilir.”
Tirmizî, Birr 61 |
٦٢٠-
وعن سَلَمةَ بنِ الأكْوَعِ رَضِيَ اللّه
عَنْهُ ،
قَالَ :
قَالَ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( لاَ يَزَالُ الرَّجُلُ
يَذْهَبُ بِنَفْسِهِ حَتَّى يُكْتَبَ في الجبَّارِين ، فَيُصيبَهُ
مَا أصَابَهُمْ ) رواه الترمذي
، وقال: ( حديث حسن ) .
( يَذْهَبُ بِنَفْسِهِ )
أيْ : يَرْتَفِعُ وَيَتَكبَّرُ . |