69. İNSANLARDAN UZAK YAŞAMAK
ZAMAN
BOZULDUĞUNDA VEYA DİNDARCA YAŞAYAMAMAKTAN VE HARAMLARA DÜŞMEKTEN
KORKULDUĞUNDA BİR KÖŞEYE ÇEKİLMENİN İYİ OLACAĞI
•
“Hepiniz Allah’a koşup sığının. Çünkü ben
sizi O’nun azâbından açıkça korkutuyorum.” Zâriyât
sûresi (51), 50 |
٦٩- باب استحباب العزلة عند فساد الناس والزمان
أَو الخوف من فتنة في الدين ووقوع في حرام وشبهات ونحوها
قَالَ اللّه تَعَالَى:
{ فَفِرُّوا إِلَى اللّه إنِّي لَكُمْ
مِنْهُ نَذِيرٌ مبِينٌ }
[ الذاريات: ٥٠ ]. |
|
597. Sa’d İbn Ebû Vakkâs
radıyallahu anh
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’i
şöyle buyururken dinledim, dedi:
“Allahü teâlâ müttakî, gönlü zengin,
kendi halinde işiyle ve ibadetiyle uğraşan kulunu sever.”
Müslim, Zühd 11 |
٥٩٧-
وعن سعد بن أَبي وقاص رَضِيَ اللّه عَنْهُ ،
قَالَ :
سَمِعْتُ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ، يقول : ( إنَّ اللّه
يُحِبُّ الْعَبْدَ التَّقِيَّ الغَنِيّ الْخَفِيَّ ) رواه
مسلم .
والمُرَادُ بـ ( الغَنِيّ )
غَنِيُّ النَّفْسِ ، كَمَا سَبَقَ في الحديث الصحيح . |
|
598. Ebû Saîd el-Hudrî
radıyallahu anh şöyle dedi:
Bir sahâbî:
- Yâ
Resûlallah! Hangi insan daha değerlidir? diye sordu.
Resûl-i Ekrem
sallallahu aleyhi ve sellem:
- “Canıyla, malıyla Allah yolunda
savaşan mü’min” buyurdu. O sahâbî:
- Sonra kimdir?
diye sordu.
Resûl-i Ekrem
sallallahu aleyhi ve sellem:
- “Dağ aralarına çekilip Rabbine ibadet
eden kimse” buyurdu.
Bir başka
rivayete göre ise:
“Allah’a karşı gelmekten sakınan ve
kimseye zararı dokunmayan adam” buyurdu.
Buhârî, Cihâd 2, Rikak 34;
Müslim, İmâre 122, 123. Ayrıca
bk. Ebû Dâvûd, Cihâd 5;
Tirmizî, Fezâilü’l-cihâd 24;
Nesâî, Cihâd 7;
İbn Mâce, Fiten 13 |
٥٩٨-
وعن أَبي سعيد الخدري رَضِيَ اللّه عَنْهُ ،
قَالَ :
قَالَ رَجُلٌ : أيُّ النَّاسِ أفْضَلُ يَا رسولَ اللّه ؟
قَالَ :
( مُؤْمِنٌ مُجَاهِدٌ بِنَفْسِهِ
وَمَالِهِ في سَبيلِ اللّه )
قَالَ :
ثُمَّ مَنْ ؟
قَالَ :
( ثُمَّ رَجُلٌ مُعْتَزِلٌ فِي شِعْبٍ
مِنَ الشِّعَابِ يَعْبُدُ رَبَّهُ ) .
وفي رواية : ( يَتَّقِي اللّه ، وَيَدَعُ
النَّاسَ مِنْ شَرِّهِ ) متفقٌ
عَلَيْهِ . |
|
599. Yine Ebû Saîd el-Hudrî
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Pek yakında müslümanın en hayırlı malı,
dinini fitnelerden korumak için yanına alıp dağ başlarına ve otlak
yerlere gideceği koyun olacaktır.”
Buhârî, Îmân 12, Bed’ü’l-halk
15, Menâkıb 25, Rikak 34, Fiten 14. Ayrıca bk.
Ebû Dâvûd, Fiten 4,
Nesâî, Îmân 30,
İbn Mâce, Fiten 13 |
٥٩٩-
وعنه ،
قَالَ :
قَالَ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( يُوشِكُ أنْ يَكُونَ
خَيْرَ مَالِ المُسْلِمِ غَنَمٌ يَتَّبعُ بِهَا شَعَفَ الجِبَالِ ،
وَمَواقعَ الْقَطْر يَفِرُّ بِدينِهِ مِنَ الفِتَنِ ) رواه
البخاري .
و( شَعَفُ الجِبَالِ ) : أعْلاَهَا
. |
|
600. Ebû Hüreyre
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre Peygamber sallallahu
aleyhi ve sellem:
- “Allahü teâlâ’nın gönderdiği her
peygamber mutlaka koyun gütmüştür” buyurdu. Bunun
üzerine sahâbîleri:
- Sende mi
güttün, yâ Resûlallah? diye sordular.
Resûl-i Ekrem
sallallahu aleyhi ve sellem:
- “Evet, Mekkelilerin koyunlarını
Karârît mevkiinde güderdim” buyurdu.
Buhârî, İcâre 2, Enbiyâ 29,
Et’ıme 50. Ayrıca bk. İbn Mâce,
Ticâret 5 |
٦٠٠-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
، عن النبي صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
،
قَالَ :
( مَا بَعَثَ اللّه نَبِيّاً إِلاَّ رَعَى
الْغَنَمَ ) فَقَالَ أصْحَابُهُ : وأنْتَ ؟
قَالَ :
( نَعَمْ ، كُنْتُ أرْعَاهَا عَلَى
قَرَارِيطَ لأَهْلِ مَكَّةَ ) رواه
البخاري . |
|
601. Yine Ebû Hüreyre
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“En hayırlı geçim yolunu tutanlardan
biri, Allah için savaşmak üzere atının dizginlerine yapışan
kimsedir. O kimse savaşa çağıran veya yardım isteyen bir ses
duyunca, ölümü göze alıp atının sırtında o yana doğru uçar veya
ölümün kol gezdiği yerlere dalar.
Yahut bir tepenin başında veya bir
vâdinin içinde koyunlarını otlatan kimsedir. Bu zât namazını
kılar, zekâtını verir, ölünceye kadar Rabbine ibadet eder ve
insanlara hep iyilik yapar.”
Müslim, İmâret 125. Ayrıca bk.
İbn Mâce, Fiten 13 |
٦٠١-
وعنه ، عن رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم ، أنَّه
قَالَ :
( مِنْ خَيْرِ مَعَاشِ النَّاسِ لهم
رَجُلٌ مُمْسِكٌ عِنَانَ فَرَسِهِ في سَبيلِ اللّه، يَطيرُ عَلَى
مَتْنِهِ كُلَّمَا سَمِعَ هَيْعَةً أَوْ فَزعَةً ، طَارَ عَلَيْهِ
يَبْتَغِي القَتْلَ ، أَوْ المَوْتَ مَظَانَّه ، أَوْ رَجُلٌ فِي
غُنَيمَةٍ في رَأسِ شَعَفَةٍ مِنْ هذِهِ الشَّعَفِ ، أَوْ بَطنِ
وَادٍ مِنْ هذِهِ الأَوْدِيَةِ ، يُقِيمُ الصَّلاَةَ ، وَيُؤتِي
الزَّكَاةَ ، وَيَعْبُدُ رَبَّهُ حَتَّى يأتِيَهُ اليَقِينُ ، لَيْسَ
مِنَ النَّاسِ إِلاَّ فِي خَيْرٍ ) رواه
مسلم .
( يَطِيرُ )
: أيْ يُسْرعُ . وَ( مَتْنُهُ ) :
ظَهْرُهُ . وَ( الهَيْعَةُ ) :
الصوتُ للحربِ . وَ( الفَزعَةُ ) :
نحوه . وَ( مَظَانُّ الشَيْءِ ) :
المواضعُ الَّتي يُظَنُّ وجودُهُ فِيهَا . وَ( الغُنَيْمَة ) بضم الغين : تصغير الغنم . وَ(
الشَّعَفَةُ ) بفتح الشين والعين : هي أعلى الجَبَل . |