65. ÖLÜMÜ ANMAK VE NEFSİN AŞIRI
İSTEKLERİNİ DİZGİNLEMEK
•
“Her can ölümü tadacaktır. Kıyamet günü
mükâfatlarınız tastamam verilecektir. Kim cehennemden
uzaklaştırılıp cennete gönderilirse, o gerçekten kurtuluşa
ermiştir. Bu dünya hayatı aldatıcı bir metâdır.” Âl-i
İmrân sûresi (3), 185
•
“Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez.
Hiç kimse nerede öleceğini bilemez.” Lokman sûresi
(31), 34
•
“Ecelleri gelince ne bir saat geri
kalabilirler, ne bir saat ileri gidebilirler.” Nahl
sûresi (16), 61
•
“Ey iman edenler! Mallarınız ve
çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa,
işte onlar ziyana uğrayanlardır.
Herhangi birinize ölüm gelip de: ‘Rabbim,
ne olur, ölümümü biraz geciktirsen de, sadaka verip iyilik
edenlerden olsam!’ demeden önce, size verdiğimiz rızıktan
harcayın.
Allah eceli gelen bir kimseyi geri
bırakmaz. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdârdır.”
Münâfikûn sûresi (63), 9-11
•
“Nihayet o müşriklerden birine ölüm gelip
çatınca:
Rabbim, der. Ne olur beni dünyaya geri
gönder. Ömrümü boşa geçirdiğim dünyada iyi işler yapayım.
Hayır, hayır. Onun bu söyledikleri boş
lâftan ibarettir. Tekrar dirilecekleri güne kadar onların
önlerinde bir engel vardır, geri dönemezler.
Sûra üflendiği zaman artık aralarında soy
sop ilişkisi kalmaz. Birbirlerinin hâlini de sormazlar.
Kimin yaptığı iyilikler ağır basarsa,
işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Kimin yaptıkları da hafif gelirse, işte
onlar zarara uğrayanlardır. Onlar cehennemde devamlı
kalacaklardır.
Bunların yüzlerini ateş yalar da, dişleri
sırıtır kalır.
Allahü teâlâ onlara:
- “Benim âyetlerim size okunurdu da, siz
onları yalanlardınız, değil mi?” der.
Derler ki:
- Rabbimiz! Azgınlığımız bizleri altetti.
Biz sapıklık içinde kalmış bir kavim olduk.
Rabbimiz! Ne olur, bizi buradan çıkar!
Eğer tekrar önceki hâlimize dönersek, kendimize zulmetmiş oluruz.
Allahü teâlâ şöyle buyurur:
- “Alçaldıkça alçalın orada. Bana artık
bir şey söylemeyin! Çünkü kullarımdan bir grup insan: Rabbimiz,
biz iman ettik, bizi bağışla. Bağışlayanların en iyisi sensin,
demişlerdi. Fakat siz onlarla eğlenir, beni anmayı unutarak onlara
gülerdiniz. Sabrettikleri için bugün ben onları mükâfatlandırdım.
Onlar muradlarına erenlerdir.”
Allahü teâlâ inkârcılara:
- “Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?” diye
sorar.
- Bir gün veya daha az bir zaman kaldık;
sayanlara sor, derler.
Allahü teâlâ da onlara şöyle buyurur:
- “Pek az kaldınız. Keşke bunu
bilseydiniz (dünyaya
tapmazdınız). Sizi boşuna yarattığımızı, bize dönmeyeceğinizi
mi sandınız?”
Mü’minûn sûresi (23), 99-115
•
“Mü’minlerin Allah’ı anmaktan ve Allah
tarafından gönderilen gerçeği hatırlamaktan dolayı kalblerinin
yumuşama zamanı gelmedi mi? Mü’minler daha önce kendilerine kitap
verilenler gibi olmasınlar. Onların üzerinden uzun zaman geçti de
kalbleri katılaştı. Bunların birçoğu yoldan çıkmış kimselerdir.”
Hadîd sûresi (57), 16 |
٦٥- باب ذكر الموت وقصر الأمل
قَالَ اللّه تَعَالَى
: { كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ
وَإِنَّمَا تُوَفَّوْنَ أُجُورَكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَمَنْ
زُحْزِحَ عَنِ النَّارِ وَأُدْخِلَ الْجَنَّةَ فَقَدْ فَازَ وَمَا
الحَياةُ الدُّنْيَا إِلاَّ مَتَاعُ الْغُرُورِ }
[ آل عمران : ١٨٥ ]
،
وقال تَعَالَى :
{ وَمَا تَدْرِي نَفْسٌ مَاذَا تَكْسِبُ
غَدَاً وَمَا تَدْري نَفْسٌ بأيِّ أرْضٍ تَمُوتُ }
[ لقمان : ٣٤ ]
،
وقال تَعَالَى :
{ فَإذَا جَاءَ أجَلُهُمْ لاَ
يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلاَ يَسْتَقْدِمُونَ }
[ النحل : ٦١ ]
،
وقال تَعَالَى :
{ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ
تُلْهِكُمْ أمْوَالُكُمْ وَلاَ أوْلاَدُكُمْ عَنْ ذِكْرِ اللّه
وَمَنْ يَفْعَلْ ذَلِكَ فَأُولئِكَ هم الْخَاسِرُونَ وَأنْفِقُوا
مِمَّا رَزَقْنَاكُمْ مِنْ قَبْلِ أنْ يَأتِيَ أَحَدَكُمُ المَوْتُ
فَيَقُولَ رَبِّ لَوْلاَ أخَّرْتَنِي إِلَى أَجَلٍ قَريبٍ
فَأصَّدَّقَ وأَكُنْ مِنَ الصَّالِحِينَ وَلَنْ يُؤَخِّرَ اللّه
نَفْساً إِذَا جَاءَ أَجَلُهَا وَاللّه خَبيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ }
[ المنافقون : ٩-١١ ]
،
وقال تَعَالَى :
{ حَتَّى إِذَا جَاءَ أَحَدَهُمُ المَوْتُ
قَالَ رَبِّ ارْجِعُونِ لَعَلّي أعْمَلُ صَالِحاً فِيمَا تَرَكْتُ
كَلاَّ إِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَائِلُهَا وَمِنْ وَرَائِهِمْ
بَرْزَخٌ إِلَى يَوْمِ يبْعَثُونَ فَإذَا نُفِخَ فِي الصُّورِ فَلاَ
أنْسَابَ بَيْنَهُمْ يَومَئِذٍ وَلاَ يَتَسَاءلُونَ فَمَنْ ثَقُلَتْ
مَوَازِينُهُ فَأُولئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ وَمَنْ خَفَّتْ
مَوَازِينُهُ فَأولئِكَ الَّذِينَ خَسرُوا أَنْفُسَهُمْ فِي
جَهَنَّمَ خَالِدُونَ تَلْفَحُ وَجَوهَهُمُ النَّارُ وَهُمْ فِيهَا
كَالِحُونَ أَلَمْ تَكُنْ آيَاتِي تُتْلَى عَلَيْكُمْ فَكُنْتُمْ
بِهَا تُكَذِّبُونَ } إِلَى قَوْله تَعَالَى :
{ … كَمْ لَبِثْتُمْ فِي الأَرْضِ عَدَدَ
سِنِينَ قَالُوا لَبِثْنَا يَوْماً
أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ فَاسْئَلِ
العَادِّينَ قَالَ إنْ لَبِثْتُمْ إِلاَّ قَلِيلاً لَوْ أَنَّكُمْ
كُنْتُم تَعْلَمُونَ أَفَحَسِبْتُمْ أَنَّمَا خَلَقْنَاكُمْ عَبَثاً
وَأَنَّكُمْ إِلَيْنَا لاَ تُرْجَعُونَ }
[ المؤمنون: ٩٩-١١٥ ]،
وقال تَعَالَى :
{ أَلَمْ يَأْنِ لِلَّذِينَ آمَنُوا أَنْ
تَخْشَعَ قُلُوبُهُمْ لِذِكْرِ اللّه وَمَا نَزَلَ مِنَ الْحَقِّ
وَلاَ يَكُونُوا كَالَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلُ فَطَالَ
عَلَيْهِم الأَمَدُ فَقَسَتْ قُلُوبُهُمْ وَكَثِيرٌ مِنْهُمْ
فَاسِقُونَ }
[ الحديد : ١٦ ]
، وَالآيات في الباب كَثيرةٌ معلومة . |