46. ALLAH İÇİN SEVMEK
ALLAH İÇİN
SEVMENİN, BUNA TEŞVİK ETMENİN FAZİLETİ, KİŞİNİN SEVDİĞİ KİMSEYE
ONU ALLAH İÇİN SEVDİĞİNİ SÖYLEMESİ VE SEVİLDİĞİNİ ÖĞRENEN KİMSENİN
SÖYLEYECEĞİ SÖZLER
•
“Muhammed, Allah’ın resûlüdür. Onunla
beraber bulunanlar kâfirlere karşı çok şiddetli ve metin, kendi
aralarında pek yumuşak ve gayet merhametlidirler. Onları rükû ve
secde ederken, Allah’tan lûtfunu ve hoşnudluğunu dilerken
görürsün. Sîmâları yüzlerindeki secde izinden bellidir. İşte bu,
onların Tevrat’ta anlatılan vasıflarıdır. İncil’deki vasıfları da
şöyledir: Bir ekin tohumu gibidirler ki, o tohum filiz çıkarır,
filizleri kuvvetlenir, kalınlaşır, sapı üzerinde dimdik durur. Bu
çiftçilerin hoşuna gider. Allah bunları böylece çoğaltıp
kuvvetlendirmekle kafirleri öfkelendirir. Onlardan iman edip
yararlı işler işleyenlere Allah bağışlanma ve büyük bir ecir
va’detmiştir.” Fetih sûresi (48), 29
•
“Daha önceden Medine’yi yurt edinmiş ve
gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, yanlarına hicret
edip gelenleri severler.” Haşr sûresi (59), 9 |
٤٦- باب فضل الحب في اللّه والحث عَلَيهِ وإعلام الرجل من يحبه ، أنه
يحبه ، وماذا يقول لَهُ إِذَا أعلمه
قَالَ اللّه تَعَالَى
: { مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّه وَالَّذِينَ
مَعَهُ أَشِدَّاءُ عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَاءُ بَيْنَهُمْ }
[ الفتح : ٢٩ ]
إِلَى آخر السورة ،
وَقالَ تَعَالَى :
{ وَالَّذِينَ تَبَوَّأُوا الدَّارَ
وَالإِيمَانَ مِنْ قَبْلِهِمْ يُحِبُّونَ مَنْ هَاجَرَ إِلَيْهِمْ }
[ الحشر : ٩ ]
. |
|
376.
Enes İbn Mâlik radıyallahü anh’den
rivayet edildiğine göre Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Üç özellik vardır; bunlar kimde
bulunursa o, imanın tadını tadar:
Allah ve Resûlünü, (bu ikisinden başka)
herkesden fazla sevmek.
Sevdiğini Allah için sevmek.
Allah kendisini küfür bataklığından
kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmeyi, ateşe atılmak gibi çirkin
ve tehlikeli görmek.”
Buhârî, Îmân 9, 14, İkrah 1,
Edeb 42; Müslim, Îmân 67.Ayrıca
bk. Tirmizî, Îmân 10 |
٣٧٦-
وعن أنسٍ رَضِيَ اللّه عَنْهُ ، عن
النَّبيّ صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
،
قَالَ :
( ثَلاثٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ وَجَدَ بِهِنَّ
حَلاوَةَ الإيمانِ : أنْ يَكُونَ اللّه وَرَسُولُهُ أحَبَّ إِلَيْهِ
مِمَّا سَوَاهُمَا ، وَأنْ يُحِبّ المَرْءَ لاَ يُحِبُّهُ إلاَّ للّه
، وَأَنْ يَكْرَهَ أنْ يَعُودَ في الكُفْرِ بَعْدَ أنْ أنْقَذَهُ
اللّه مِنْهُ ، كَمَا يَكْرَهُ أنْ يُقْذَفَ في النَّارِ )
مُتَّفَقٌ عَلَيهِ . |
|
377.
Ebû Hüreyre radıyallahü anh’den
rivayet edildiğine göre Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Başka bir gölgenin bulunmadığı Kıyamet
gününde Allahü teâlâ, yedi insanı, arşının gölgesinde
barındıracaktır:
Âdil devlet başkanı,
Rabbına kulluk ederek temiz bir hayat
içinde serpilip büyüyen genç,
Kalbi mescidlere bağlı müslüman,
Birbirlerini Allah için sevip
buluşmaları da ayrılmaları da Allah için olan iki insan,
Güzel ve mevki sahibi bir kadının
beraber olma isteğine “Ben Allah’tan korkarım” diye yaklaşmayan
yiğit,
Sağ elinin verdiğini sol elinin
bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse,
Tenhâda Allah’ı anıp göz yaşı döken
kişi.”
Buhâri, Ezan
36, Zekât 16, Rikak 24, Hudûd 19;
Müslim, Zekât 91. Ayrıca bk.
Tirmizî, Zühd 53; Nesâî,
Kudât 2 |
٣٧٧-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
، عن النَّبيّ صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ،
قَالَ :
( سَبْعَةٌ يُظِلُّهُمُ اللّه في ظِلِّهِ
يَوْمَ لاَ ظِلَّ إلاَّ ظِلُّهُ : إمَامٌ عَادِلٌ ، وَشَابٌّ نَشَأ
في عِبَادَةِ اللّه عزَّ وجَلَّ ، وَرَجُلٌ قَلْبُهُ مُعَلَّقٌ
بِالمَسَاجِدِ ، وَرَجُلاَنِ تَحَابّا في اللّه اجْتَمَعَا عَلَيهِ
وتَفَرَّقَا عَلَيهِ ، وَرَجُلٌ دَعَتْهُ امْرَأةٌ ذَاتُ حُسْنٍ
وَجَمَالٍ ،
فَقَالَ : إنِّي أخَافُ اللّه ، وَرَجُلٌ تَصَدَّقَ بِصَدَقَةٍ ،
فَأخْفَاهَا حَتَّى لاَ تَعْلَمَ شِمَالُهُ مَا تُنْفِقُ يَمِينُهُ ،
وَرَجُلٌ ذَكَرَ اللّه خَالِياً فَفَاضَتْ عَيْنَاهُ )
مُتَّفَقٌ عَلَيهِ . |
|
378.
Ebû Hüreyre radıyallahü anh’den
rivayet edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
Hiç şüphesiz
Allahü teâlâ kıyâmet günü:
“Nerede
benim rızâm için birbirlerini sevenler? Gölgemden başka gölgenin
bulunmadığı bugün onları, kendi arşımın gölgesinde
gölgelendireceğim” buyurur.
Müslim, Birr 37. Ayrıca bk.
Tirmizî, Zühd 53 |
٣٧٨-
وعنه ،
قَالَ :
قَالَ رَسُول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( إنّ اللّه تَعَالَى
يقول يَوْمَ القِيَامَةِ : أيْنَ المُتَحَابُّونَ بِجَلالِي ؟
اليَوْمَ أُظِلُّهُمْ فِي ظِلِّي يَوْمَ لاَ ظِلَّ إلاَّ ظِلِّي )
رواه مسلم . |
|
379.
Ebû Hüreyre radıyallahü anh’den
rivâyet edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Canım
kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe
cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş
olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey
söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız!”
Müslim, Îmân 93-94. Ayrıca bk.Tirmizî,
Et’ime 45, Kıyamet 56; İbn Mâce,
Mukaddime 9, Edeb 11 |
٣٧٩-
وعنه ،
قَالَ :
قَالَ رَسُول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( والَّذِي نَفْسِي
بِيَدِهِ ، لا تَدْخُلُوا الجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا ، وَلا
تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا ، أوَلاَ أدُلُّكُمْ عَلَى شَيْءٍ
إِذَا فَعَلْتُمُوهُ تَحَابَبْتُمْ ؟ أفْشُوا السَّلامَ بينكم )
رواه مسلم . |
|
380. Ebû Hüreyre
radıyallahü anh’den rivâyet
edildiğine göre Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Adamın biri, bir başka köydeki (din)
kardeşini ziyâret etmek için yola çıktı. Allahü teâlâ, adamı
gözetlemek için onun yolu üzerinde bir meleği görevlendirdi.”
Ebû Hüreyre önceki konuda geçen 362 numaralı hadisi
“Sen onu nasıl seviyorsan Allah da seni
öylece seviyor” cümlesine kadar rivâyet etti.
Müslim, Birr 38 |
٣٨٠-
وعنه ، عن النَّبيّ صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( أنَّ رَجُلاً زَارَ
أخاً لَهُ في قَرْيَةٍ أخْرَى ، فَأرصَدَ اللّه لَهُ عَلَى
مَدْرَجَتِهِ مَلَكاً … ) وذكر الحديث إِلَى
قوله : (
إنَّ اللّه قَدْ أحبَّكَ كَمَا أحْبَبْتَهُ فِيهِ ) رواه
مسلم ، وقد سبق بالباب قبله . |
|
381.
Berâ İbn Âzib radıyallahü anhümâ’dan
rivayet edildiğine göre Nebi sallallahu
aleyhi ve sellem Medineli müslümanlar hakkında şöyle
buyurdu:
“Ensarı
(Medineli müslümanları) ancak mü’min olan sever, onlara ancak
münâfık olan düşmanlık eder. Ensarı seveni, Allah da sever; onlara
düşmanlık edene de Allah düşmanlık eder.”
Buhârî, Menâkıbu’l-ensâr 4;
Müslim, Îmân 129. Ayrıca bk.
Tirmizî, Menâkıb 65 |
٣٨١-
وعن البرَاءِ بن عازب رضي اللّه عنهما ، عن النَّبيّ صَلّى
اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم أنَّهُ قَالَ في الأنصار :
( لاَ يُحِبُّهُمْ إلاَّ مُؤمِنٌ ، وَلاَ
يُبْغِضُهُمْ إلاَّ مُنَافِقٌ ، مَنْ أحَبَّهُمْ أَحَبَّهُ اللّه ،
وَمَنْ أبْغَضَهُمْ أبْغَضَهُ اللّه )
مُتَّفَقٌ عَلَيهِ . |
|
382.
Muâz radıyallahü anh,
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’i
şöyle buyururken dinledim dedi:
Allahü teâlâ; “Benim
rızâm uğrunda birbirlerini sevenler için peygamberlerin ve
şehidlerin bile imreneceği nurdan minberler vardır”
buyurmuştur. Tirmizî, Zühd 53 |
٣٨٢-
وعن معاذ رَضِيَ اللّه عَنْهُ ،
قَالَ :
سَمِعْتُ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ، يقول : ( قَالَ اللّه
عزَّ وجَلَّ : المُتَحَابُّونَ في جَلالِي ، لَهُمْ مَنَابِرُ مِنْ
نُورٍ يَغْبِطُهُمُ النَّبِيُّونَ وَالشُّهَدَاءُ ) . رواه
الترمذي ،
وَقالَ : ( حديث حسن صحيح ) . |
|
383.
Ebû İdris el-Havlânî rahımehullah’dan şöyle dediği nakledilmiştir:
Dımaşk
mescidine girmiştim. Bir de ne göreyim, güleç yüzlü bir delikanlı
ve başına toplanmış bir grup insan. Bunlar bir konuda görüş
ayrılığına düştüler mi hemen o delikanlıya başvuruyor ve fikrini
kabulleniyorlardı. Bu gencin kim olduğunu sordum. “Bu Muâz İbn
Cebel radıyallahü anh’tır”
dediler.
Ertesi gün
erkenden mescide koştum. Baktım ki o genç benden evvel gelmiş
namaz kılıyor. Namazını bitirinceye kadar bekledim sonra önüne
geçerek selâm verdim ve:
- Allah’a yemin
ederim ki ben seni seviyorum, dedim.
- Allah için mi
seviyorsun? dedi.
- Evet Allah
için, dedim. O yine:
- (Gerçekten
)Allah için mi seviyorsun? dedi. Ben de:
- Evet,(
gerçekten) Allah için seviyorum, dedim.
Bunun üzerine
elbisemden tutarak beni kendisine doğru çekti ve şöyle dedi.
- Kutlarım
seni. Zira ben Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’i
şöyle buyururken dinledim:
“Allahü teâlâ,
“Sırf benim için birbirini seven, benim
rızâm için toplanan, benim rızâm uğrunda birbirini ziyaret eden ve
sadece benim rızâm için sadaka verip iyilik edenler, benim sevgimi
hakederler” buyurmuştur.” Muvatta’, Şa’r 16 |
٣٨٣-
وعن أَبي إدريس الخولاني رحمه اللّه ،
قَالَ :دخَلْتُ
مَسْجِدَ دِمَشْقَ ، فَإذَا فَتَىً بَرَّاق الثَّنَايَا وَإِذَا
النَّاسُ مَعَهُ ، فَإِذَا اخْتَلَفُوا في شَيْءٍ ، أَسْنَدُوهُ
إِلَيْه ، وَصَدَرُوا عَنْ رَأيِهِ ، فَسَأَلْتُ عَنْهُ ، فَقيلَ :
هَذَا مُعَاذُ بْنُ جَبَل رَضِيَ اللّه
عَنْهُ . فَلَمَّا كَانَ مِنَ الغَدِ ، هَجَّرْتُ ،
فَوَجَدْتُهُ قَدْ سَبَقَنِي بالتَّهْجِيرِ ، ووَجَدْتُهُ يُصَلِّي ،
فانْتَظَرتُهُ حَتَّى قَضَى صَلاتَهُ ، ثُمَّ جِئْتُهُ مِنْ قِبَلِ
وَجْهِهِ ، فَسَلَّمْتُ عَلَيهِ ، ثُمَّ قُلْتُ : وَاللّه إنّي
لأَحِبُّكَ للّه ،
فَقَالَ :
آللّه ؟ فَقُلْتُ : اللّه ،
فَقَالَ :
آللّه ؟ فَقُلْتُ : اللّه ، فَأخَذَنِي بِحَبْوَةِ رِدَائِي ، فجبذني
إِلَيْهِ ،
فَقَالَ :
أبْشِرْ ! فإنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم ، يقول :
قَالَ اللّه تَعَالَى : وَجَبَتْ مَحَبَّتي لِلْمُتَحابين فيَّ ،
وَالمُتَجَالِسينَ فيَّ ، وَالمُتَزَاوِرِينَ فيَّ ،
وَالمُتَبَاذِلِينَ
فِيَّ ) حديث صحيح رواه مالك في الموطأ بإسناده الصحيح .
قوله :
( هَجَّرْتُ ) أيْ بَكَّرْتُ ،
وَهُوَ بتشديد الجيم قوله :
( آللّه فَقُلْت : اللّه ) الأول
بهمزة ممدودة للاستفهام ، والثاني بلا مد . |
|
384.
Ebû Kerîme Mikdâd İbn Ma’dîkerib
radıyallahü anh’den rivayet edildiğine göre Nebi
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Din
kardeşini seven kişi, ona sevdiğini bildirsin!”
Ebû Dâvûd, Edeb 113 ;
Tirmizî, Zühd 54 |
٣٨٤-
وعن أَبي كَرِيمَةَ المقداد بن معد يكرب
رَضِيَ اللّه عَنْهُ ، عن النَّبيّ
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم ،
قَالَ :
( إِذَا أَحَبَّ الرَّجُلُ أخَاهُ ،
فَليُخْبِرْهُ أَنَّهُ يُحِبُّهُ ) رواه
أَبُو داود والترمذي
، وَقالَ :
( حديث صحيح ) . |
|
385. Muâz İbn Cebel
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem,
Muâz’ın elini tutmuş ve şöyle buyurmuştur:
“Ey
Muâz, Allah’a yemin ederim ki, ben seni gerçekten seviyorum. Sonra
da ey Muâz sana her namazın sonunda: “Allahım! Seni anmak, sana
şükretmek ve sana güzelce kulluk etmekte bana yardım et!” duasını
hiç bırakmamanı tavsiye ediyorum.”
Ebû Dâvûd, Vitr 26;
Nesâî, Sehv 60. Ayrıca bk.
Tirmizî, Zühd 30 |
٣٨٥-
وعن معاذ رَضِيَ اللّه عَنْهُ : أن
رَسُول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
أخذ بيدهِ ، وَقالَ :
( يَا مُعَاذُ ، وَاللّه ، إنِّي
لأُحِبُّكَ ، ثُمَّ أُوصِيكَ يَا مُعَاذُ لاَ تَدَعَنَّ في دُبُرِ
كُلِّ صَلاَةٍ تَقُولُ : اللّهمَّ أعِنِّي عَلَى ذِكْرِكَ ،
وَشُكْرِكَ ، وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ ) حديث صحيح ، رواه
أَبُو داود والنسائي
بإسناد صحيح . |
|
386.
Enes İbn Mâlik radıyallahü anh
şöyle dedi:
Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem’in
huzurunda bir adam vardı. Bir başka şahıs ona uğrayıp geçti.
(Arkasından, Hazret-i Peygamber’in
huzurundaki kimse):
- Ey Allahın
Resûlü! Ben bu kişiyi gerçekten seviyorum, dedi.
Peygamber aleyhissalâtü
ve’s-selâm:
- “Peki,
sevdiğini ona bildirdin mi?” buyurdu. Adam:
- Hayır, dedi.
Hazret-i Peygamber:
- “Ona
bildir”, buyurdu.
Adam derhal
kalkıp o şahsın arkasından yetişti ve:
- Ben seni
Allah için seviyorum, dedi. O da:
- Beni kendisi
için sevdiğin Allah da seni sevsin, karşılığını verdi.
Ebû Dâvûd, Edeb 113 |
٣٨٦-
وعن أنس رَضِيَ اللّه عَنْهُ : أنَّ
رَجُلاً كَانَ عِنْدَ النَّبيِّ ، صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم ، فَمَرَّ رَجُلٌ بِهِ ،
فَقَالَ :
يَا رَسُول اللّه ، أنِّي لأُحِبُّ هَذَا ، فَقَالَ لَهُ النَّبيّ
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم :
( أأعْلَمْتَهُ ؟ )
قَالَ :لا
.
قَالَ :
( أعْلِمْهُ ) فَلَحِقَهُ ،
فَقَالَ :
إنِّي أُحِبُّكَ في اللّه ،
فَقَالَ :
أَحَبَّكَ الَّذِي أحْبَبْتَنِي لَهُ . رواه
أَبُو داود بإسناد صحيح . |