31. İNSANLARIN ARASINI BULMAK
•
“Onların gizli konuşmalarının birçoğunda
hayır yoktur. Ancak bir sadaka vermeyi veya bir iyilik yapmayı
yahut insanların arasını düzeltmeyi isteyenler böyle değildir.”
Nisâ sûresi (4), 114
•
“Sulh dâimâ hayırlıdır.” Nisâ
sûresi (4), 128
•
“Allah’tan korkunuz. Aranızı düzeltiniz.”
Enfâl sûresi (8), 1
•
“Mü’minler kardeştir. Öyleyse
kardeşlerinizin arasını bulun.” Hucurât sûresi (49), 10 |
٣١- باب الإصلاح بَيْنَ الناس
قَالَ اللّه تَعَالَى
: { لا خَيْرَ فِي كَثِيرٍ مِنْ نَجْوَاهُمْ
إِلاَّ مَنْ أَمَرَ بِصَدَقَةٍ أَوْ
مَعْرُوفٍ أَوْ
إِصْلاحٍ بَيْنَ النَّاسِ }
[ النساء : ١١٤ ]
،
وَقالَ تَعَالَى :
{ وَالصُّلْحُ خَيْرٌ }
[ النساء : ١٢٨ ]
،
وَقالَ تَعَالَى :
{ فَاتَّقُوا اللّه وَأَصْلِحُوا ذَاتَ
بَيْنِكُمْ }
[ الأنفال : ١ ]
،
وَقالَ تَعَالَى :
{ إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ
فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ }
[ الحجرات : ١٠ ]
. |
|
249.
Ebû Hüreyre radıyallahü anh’den
rivayet edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“İnsanın her bir eklemi için her
Allah’ın günü bir sadaka vermek gerekir:
İki kişinin arasını bulman, (haklarında
adaletle hükmetmen) bir sadakadır.
Bir kimseye bineğine binerken yardımcı
olman veya yükünü hayvanına yüklemesine yardım etmen bir
sadakadır.
Güzel bir söz söylemek sadakadır.
Namaza giderken attığın her adıma bir
sadaka sevabı vardır.
Gelip geçenleri rahatsız eden bir şeyi
yoldan alıp atman bir sadakadır.”
Buhârî, Sulh 11, Cihâd 72,
128; Müslim, Zekât 56. Ayrıca
bk. Müslim, Müsâfirîn 84,
Ebû Dâvûd, Tatavvu 12, Edeb 160 |
٢٤٩-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
قَالَ رَسُول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( كُلُّ سُلاَمَى مِنَ
النَّاسِ عَلَيهِ صَدَقَةٌ ، كُلَّ يَوْمٍ تَطْلُعُ فِيهِ الشَّمْسُ
: تَعْدِلُ بَيْنَ الاثْنَينِ صَدَقَةٌ ، وَتُعينُ الرَّجُلَ في
دَابَّتِهِ فَتَحْمِلُهُ عَلَيْهَا ، أَوْ تَرْفَعُ لَهُ عَلَيْهَا
مَتَاعَهُ صَدَقَةٌ ، وَالكَلِمَةُ الطَّيِّبَةُ صَدَقةٌ ، وَبِكُلِّ
خَطْوَةٍ تَمشِيهَا إِلَى الصَّلاةِ صَدَقَةٌ ، وَتُميطُ الأَذى عَنِ
الطَّريقِ صَدَقَةٌ ) مُتَّفَقٌ
عَلَيهِ .
ومعنى ( تَعدِلُ بينهما ) :
تُصْلِحُ بينهما بالعدل . |
|
250.
Ümmü Külsûm Binti Ukbe İbn Ebû Muayt
radıyallahü anhâ, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’i
şöyle buyururken dinledim, dedi:
“İnsanların arasını bulmak için hayırlı
haber götüren (veya hayırlı söz söyleyen) kimse yalancı sayılmaz.”
Buhârî, Sulh 2;
Müslim, Birr 101. Ayrıca bk.
Ebû Dâvûd, Edeb 50;
Tirmizî, Birr 26
Müslim’in rivayetinde şöyle
bir fazlalık vardır:
Ümmü Külsûm
dedi ki, Peygamber
aleyhisselâm’ın halkın söyleyip
durduğu yalanlardan sadece üçüne izin verdiğini işittim. Bunlar
da:
Savaşta
(düşmanı aldatmak için),
İki kişinin
arasını bulmak maksadıyla,
Kocanın
karısına, karının da kocasına (aile düzenini korumak düşüncesiyle)
söylediği yalandır. |
٢٥٠-
وعن أمِّ كُلْثُوم بنت عُقْبَة بن أَبي مُعَيط
رضي اللّه عنها ،
قَالَتْ :
سمِعتُ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ، يَقُولُ : ( لَيْسَ
الكَذَّابُ الَّذِي يُصْلِحُ بَيْنَ النَّاسِ فَيَنْمِي خَيراً ،
أَوْ يقُولُ خَيْراً ) مُتَّفَقٌ
عَلَيهِ .
وفي رواية مسلم زيادة ،
قَالَتْ :
وَلَمْ أسْمَعْهُ يُرْخِّصُ في شَيْءٍ مِمَّا يَقُولُهُ النَّاسُ
إلاَّ في ثَلاثٍ ، تَعْنِي : الحَرْبَ ، وَالإِصْلاَحَ بَيْنَ
النَّاسِ ، وَحَدِيثَ الرَّجُلِ امْرَأَتَهُ ، وَحَدِيثَ المَرْأةِ
زَوْجَهَا . |
|
251.
Âişe radıyallahü anhâ şöyle
dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem
birbiriyle kavgalı iki kişinin kapıda bağırıp çağırdıklarını
duydu.
Borçlu adam,
alacaklı olandan, alacağının bir kısmını bağışlamasını ve
kendisine anlayışlı davranmasını istiyordu. Alacaklı olan ise:
- Vallahi
yapmayacağım, diyordu.
Onların yanına
çıkan Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem:
- “Nerede o iyilik yapmayacağım diye
yemin eden adam?” diye sordu.
Alacaklı olan:
- Buradayım ey
Allah’ın Resûlü! Nasıl istiyorsa öyle olsun, dedi.
Buhârî, Sulh 10;
Müslim, Müsâkât 19 |
٢٥١-
وعن عائشة رضي اللّه عنها ،
قَالَتْ :
سَمِعَ رسولُ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم صَوْتَ خُصُومٍ بِالبَابِ عَاليةً أصْوَاتُهُمَا ،
وَإِذَا أحَدُهُمَا يَسْتَوْضِعُ الآخَر وَيَسْتَرْفِقُهُ في شَيءٍ ،
وَهُوَ يَقُولُ : واللّه لا أفْعَلُ ، فَخَرجَ عَلَيْهِمَا رسولُ
اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
،
فَقَالَ :
( أيْنَ المُتَأَلِّي عَلَى اللّه لاَ
يَفْعَلُ المَعْرُوفَ ؟ ) ،
فَقَالَ :
أَنَا يَا رسولَ اللّه ، فَلَهُ أيُّ ذلِكَ أحَبَّ .
مُتَّفَقٌ عَلَيهِ .
معنى ( يَسْتَوضِعُهُ ) : يَسْأَلهُ
أنْ يَضَعَ عَنْهُ بَعضَ دَيْنِهِ . (
وَيَسْتَرفِقُهُ ) : يَسأَلُهُ الرِّفْقَ .
( وَالمُتَأَلِّي ) : الحَالِفُ . |
|
252.
Ebü’l-Abbas Sehl İbn Sa`d es-Sâidî
radıyallahü anh şöyle dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem Amr
İbn Avf oğulları arasında bir kavga çıktığını duydu. Aralarını
bulmak için bir grup sahâbî ile birlikte oraya gitti. Onları
barıştırmak için bir müddet orada kaldı.
Bu arada namaz
vakti gelmişti. Bilâl, Ebû Bekir
radıyallahü anh’â
- Ebû Bekir!
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem
gelemedi. Namaz vakti de girdi. İmam olup namaz kıldırır mısın?
diye sordu.
Hazret-i Ebû
Bekir de:
- Peki,
istersen kılalım, dedi.
Bilâl ezan
okudu. Ebû Bekir de öne geçip tekbir aldı. Müslümanlar da ona
uydular.
Derken
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem geldi;
safların arasından öne geçti.
Bunun üzerine
cemaat (Hazret-i Peygamber’in
geldiğini imama haber vermek için) el çırpmaya başladı.
Ebû Bekir namaz
kılarken başını çevirip hiçbir yana bakmazdı. Cemaat durmadan el
çırpınca dönüp bakmak zorunda kaldı. Yanında
Resûlüllah’ı görüverdi.
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem, ona
yerinde kalması için işaret etti. Fakat Ebû Bekir ellerini
kaldırarak Allah’a hamd etti ve arkadaki safa girinceye kadar geri
gitti. O zaman Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem öne
geçerek namazı kıldırdı. Namaz bitince, halka dönerek şunları
söyledi:
- “İnsanlar! Namazda bir durum meydana
gelince niçin el çırpmaya başladınız? El çırpmak kadınlara
mahsustur. Namazda bir durumla karşılaşan kimse sübhânallah desin.
Onun sübhânallah dediğini duyan kimse, kendisine dönüp bakar.”
Sonra Ebû
Bekir’e dönerek:
- “Ebû Bekir! Yerinde kal diye işaret
ettiğim halde niçin namazı kıldırmadın?” diye sordu.
Hazret-i Ebû
Bekir:
- Ebû
Kuhâfe’nin oğluna Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’in
önüne geçip namaz kıldırmak yakışmazdı, diye cevap verdi.
Buhârî, Ezân 48, Amel fi’s-salât
3, 16, Sehv 9, Sulh 1, Ahkâm 36;
Müslim, Salât 102. Ayrıca bk.
Ebû Dâvûd, Salât 169; Nesâî,
İmâmet 7 |
٢٥٢-
وعن أَبي العباس سهل بن سَعد الساعِدِيّ
رَضِيَ اللّه عَنْهُ : أنَّ رَسُول اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
بَلَغَهُ أنَّ بَني عَمرو بن عَوْفٍ كَانَ بَيْنَهُمْ شَرٌّ ،
فَخَرَجَ رسولُ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم يُصْلِحُ بَينَهُمْ في أُنَاس مَعَهُ ، فَحُبِسَ
رَسُول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
وَحَانَتِ الصَّلاة ، فَجَاءَ بِلالٌ إِلَى أَبي بكر
رضي اللّه عنهما ،
فَقَالَ :
يَا أَبا بَكْر ، إنَّ رَسُول اللّه صَلّى
اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم قَدْ حُبِسَ وَحَانَتِ الصَّلاةُ
فَهَلْ لَكَ أنْ تَؤُمَّ النَّاس ؟
قَالَ :
نَعَمْ ، إنْ شِئْتَ ، فَأقَامَ بِلالٌ الصَّلاةَ ، وتَقَدَّمَ أَبُو
بَكْرٍ فَكَبَّرَ وَكَبَّرَ النَّاسُ ، وَجَاءَ رَسُول اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم يَمشي
في الصُّفُوفِ حَتَّى قَامَ في الصَّفِّ ، فَأَخَذَ النَّاسُ في
التَّصْفيقِ ، وَكَانَ أَبُو بكرٍ رَضِيَ
اللّه عَنْهُ لاَ يَلْتَفِتُ في الصَّلاةِ ، فَلَمَّا أكْثَرَ
النَّاسُ في التَّصْفيقِ الْتَفَتَ ، فإِذَا رَسُول اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم ،
فَأَشَارَ إِلَيْه رسولُ اللّه صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم فَرَفَعَ أَبُو بَكْر
رَضِيَ اللّه عَنْهُ يَدَهُ
فَحَمِدَ اللّه ، وَرَجَعَ القَهْقَرَى وَرَاءهُ حَتَّى قَامَ في
الصَّفِّ ، فَتَقَدَّمَ رَسُول اللّه صَلّى
اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم ، فَصَلَّى للنَّاسِ ، فَلَمَّا
فَرَغَ أقْبَلَ عَلَى النَّاسِ ،
فَقَالَ :
( أيُّهَا النَّاسُ ، مَا لَكُمْ حِينَ
نَابَكُمْ شَيْءٌ في الصَّلاةِ أخَذْتُمْ في التَّصفيق ؟! إِنَّمَا
التَّصفيق للنِّساء . مَنْ نَابَهُ شَيْءٌ في صَلاتِهِ فَلْيَقُلْ :
سُبْحَانَ اللّه ، فَإِنَّهُ لاَ يَسْمَعُهُ أحدٌ حِينَ يقُولُ :
سُبْحَانَ اللّه ، إلاَّ الْتَفَتَ . يَا أَبَا بَكْر : مَا مَنَعَكَ
أنْ تُصَلِّي بالنَّاسِ حِينَ أشَرْتُ إلَيْكَ ؟ ) ، فَقَالَ
أَبُو بَكْرٍ : مَا كَانَ يَنْبَغي لابْنِ أَبي قُحَافَةَ أنْ
يُصَلِّي بالنَّاسِ بَيْنَ يَدَيْ رَسُول اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم .
مُتَّفَقٌ عَلَيهِ .
معنى ( حُبِسَ ) : أمْسَكُوهُ
لِيُضِيفُوهُ . |