29. MÜSLÜMANLARIN İHTİYAÇLARINI
KARŞILAMAK
•
“Hayır işleyiniz ki kurtuluşa eresiniz.”
Hac sûresi (22), 77 |
٢٩- باب قضاء حوائج المسلمين
قَالَ اللّه تَعَالَى
: { وَافْعَلُوا الْخَيْرَ لَعَلَّكُمْ
تُفْلِحُونَ }
[ الحج : ٧٧ ]
. |
|
245.
Abdullah İbn Ömer radıyallahü anhümâ’dan
rivayet edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona
zulmetmez, onu düşmana teslim etmez. Din kardeşinin ihtiyacını
karşılayanın, Allah da ihtiyacını karşılar. Müslümandan bir
sıkıntıyı giderenin Allah da kıyamet günündeki sıkıntılarından
birini giderir. Bir müslümanın ayıbını örtenin, Allah da kıyamet
gününde ayıplarını örter.”
Buhârî, Mezâlim 3;
Müslim, Birr 58. Ayırca bk.
Ebû Dâvûd, Edeb 38;
Tirmizî, Hudûd 3, Birr 19;
İbn Mâce, Mukaddime 17 |
٢٤٥-
وعن ابن عمر رضي اللّه عنهما : أنَّ
رَسُول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
،
قَالَ :
( المُسْلِمُ أخُو المُسْلِمِ ، لاَ
يَظْلِمُهُ ، وَلاَ يُسْلِمُهُ . مَنْ كَانَ في حَاجَة أخِيه ، كَانَ
اللّه في حَاجَتِهِ، وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ
كُرْبَةً، فَرَّجَ اللّه عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كرَبِ يَومِ
القِيَامَةِ ، وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِماً سَتَرَهُ اللّه يَومَ
القِيَامَةِ ) مُتَّفَقٌ عَلَيهِ
. |
|
246.
Ebû Hüreyre radıyallahü anh’den
rivayet edildiğine göre, Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Bir kimse, bir mü’minden dünya
sıkıntılarından birini giderirse, Allah da kıyamet gününde o
mü’minin sıkıntılarından birini giderir. Bir kimse darda kalana
kolaylık gösterirse, Allah da ona dünya ve âhirette kolaylık
gösterir. Bir kimse, bir müslümanın ayıbını örterse, Allah da onun
dünya ve âhiretteki ayıplarını örter. Mü’min kul, din kardeşinin
yardımında olduğu sürece, Allah da o kulun yardımındadır. Bir
kimse ilim elde etmek için bir yola girerse, Allah da ona cennetin
yolunu kolaylaştırır. Bir cemaat, Allahü teâlâ’nın evlerinden bir
evde toplanıp Allah’ın kitabını okur ve onu aralarında müzakere
eder, anlayıp kavramaya çalışırlarsa, üzerlerine sekinet iner ve
kendilerini rahmet kaplar. Melekler onları kuşatırlar, Allahü
teâlâ da onları kendi nezdinde bulunanların arasında anar.
Amelinin kendisini geride bıraktığı kişiyi, nesebi öne geçirmez.”
Müslim, Zikr 38. Ayrıca bk.
İbn Mâce, Mukaddime 17 |
٢٤٦-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
، عن النَّبيّ صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ،
قَالَ :
( مَنْ نَفَّسَ عَنْ مُؤْمِنٍ كُرْبَةً
مِنْ كُرَبِ الدُّنيَا ، نَفَّسَ اللّه عَنْهُ كُربَةً مِنْ كُرَبِ
يَوْمِ القِيَامَةِ ، وَمَنْ يَسَّر عَلَى مُعْسِرٍ يَسَّرَ اللّه
عَلَيهِ في الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ ، وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِماً
سَتَرَهُ اللّه في الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ ، واللّه في عَونِ
العَبْدِ مَا كَانَ العَبْدُ في عَونِ أخِيهِ ، وَمَنْ سَلَكَ
طَريقاً يَلْتَمِسُ فِيهِ عِلْماً سَهَّلَ اللّه لَهُ طَريقاً إِلَى
الجَنَّةِ . وَمَا اجْتَمَعَ قَوْمٌ في بَيت مِنْ بُيُوتِ اللّه
تَعَالَى ، يَتْلُونَ كِتَابَ اللّه ، وَيَتَدَارَسُونَهُ بَيْنَهُمْ
إلاَّ نَزَلَتْ عَلَيْهِمُ السَّكِينَةُ ، وَغَشِيتْهُمُ الرَّحْمَةُ
، وَحَفَّتْهُمُ المَلاَئِكَةُ ، وَذَكَرَهُمُ اللّه فِيمَنْ عِندَهُ
. وَمَنْ بَطَّأ بِهِ عَمَلُهُ لَمْ يُسْرِع بِهِ نَسَبُهُ )
رواه مسلم . |