Geri

   

 

 

İleri

 

11 - NÜZÛLÜ TEKRAR EDEN ÂYETLER

Mütekaddimûn ve müteahhirûndan bir grup ulema, Kur’ân'ın bazı âyetlerinin tekrar ettiğini belirtirler. İbnu'l-Hassar: Bir âyetin nüzûlü hatırlatma ve öğüt verme bakımından tekrar indirildiğini, söyler. Nahl sûresinin son âyetleri ile Rûm sûresinin ilk âyetlerini buna misal gösterir. İbn-i Kesir, rûh âyetini de bu kabilden sayar. Fâtiha sûresinin de bu kabilden olduğu söylenir. Bazıları da: ***** «Ne Peygamberin ne de Mü'minlerin işi değildir...» (Tevbe, 113.) âyetini, nüzûlü tekrar eden âyetlerden olduğunu söylerler.

Zerkeşî «e l - B u r h â n»ında: Bir âyet; mânasının yüceliği, nüzûlüne sebeb olan olay ve unutulma korkusundan dolayı iki kere inebilir, der. Buna misal olarak rûh âyeti ile: ***** «Günün iki tarafında namaz kıl.» (Hûd, 114.) âyetini gösterir. Zerkeşî şöyle der: isrâ ve Hûd sûreleri, Mekkî'dir. Bunların iniş sebebleri, Medine'de nâzil olduklarını gösterir. Bu bakımdan Bazıları konuya açıklık getirmede güçlük hissetmişlerdir.

Halbuki burada bir güçlük yoktur. Çünkü sûre, birbiri ardınca iki kere inmiştir. Aynı durum ihlâs sûresinde de mevcuttur. İhlâs sûresi Mekke'de müşriklerin sözlerine cevap olarak Medine'de de, ehl-i kitaba cevap olarak inmiştir. Aynı şekilde: ***** «Ne Peygamberin ne de Mü'minlerin işi değildir...» (Tevbe, 113.) âyetinin de nüzûlü tekrar etmiştir. Bütün bunlardaki hikmet; âyetin nüzûlünü gerektirecek bir soru ya da bir olayın sebeb olmasıdır. Halbuki daha önce âyet inmiş, aynı ifade ile bu âyet onlara, âyeti ve ihtiva ettiği mânayı hatırlatmak üzere, tekrar Resûlüllah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) vahyedilmiştir.

Tenbih

İki veya daha fazla vecihle okunan kırâatlar de, bu konuya dahil edilebilir. Buna Müslim'in Ubeyy'ubnu Ka'b'dan rivâyet ettiği şu hadis delil teşkil eder. Resûlüllah: Rabbim bana Kur'ân'ı bir harf üzere okumamı emretti. Ümmetime kolaylık göster, diye müracaatta bulundum. Sonradan iki harf üzere okumamı emretti. Gene; ümmetime kolaylık göster, diye müracaatta bulundum. Bundan sonra; yedi harf üzere okumamı emretti. Bu hadis; Kur’ân'ın bir defada inmediği, bir biri ardınca nüzûlünün tekrar ettiğini gösterir.

Sehâvî «C e m â l u' l - K u r r â» adlı eserinde: Fatiha sûresinin iki kere indiğini söyledikten sonra şöyle der; şayet sûrenin ikinci defa inişindeki fayda nedir? diye sorulursa, şöyle cevap veririm: ilkönce bir üzere inmiş, ikinci inişiyle ***** ve benzeri vecihlerinin tamamlanmış olması caizidir.

Bazı ulema, Kur’ân âyetlerinin fazla nüzûlü olduğunu kabul etmek istemezler, «e l - K e f î l b i M e â n i' t - T e n z î l» adlı kitabda aynen şu görüşe rastladım. Müellif bu eserinde, olmuş bir işin yeniden olmasında fayda bulunmadığını belirtir. Önceden zikredilen faydalarından dolayı, bu görüşe katılamayız, «el K e f î l» sahibinin: Şayet böyle olsaydı Mekke'de inen her âyetin, tekrar Medine'de inmesi gerekirdi. Çünkü Cebrâîl (a.s), her sene inen âyetleri Resûlüllah'a arzederdi, ifadesinde geçen «gerekirdi» sözü, merduddur. Müellif gene: inzalin tekrarında fayda yoktur, Cebrâîl (a.s), Resûlüllah'a daha önce indirmediği âyetleri okurdu, ifadesinde geçen «daha önce indirmediği» sözü de merduddur. e l - K e f î l sahibi şunu da ilâve eder: Ayetlerin iki defa indiğini ileri sürenler, ikinci defa inişinden belki şunu kastederler. Kıblenin değişmesi gerçekleşince Cebrâîl (aleyhisselâm) Rasûlullah'a gelerek, Mekke'de olduğu gibi Fatiha'nın, namazın rüknünden olduğunu haber verdi. Rasûlullah bunu, surenin yeniden nâzil olduğu şeklinde anladı. Ayrıca Cebrâîl'in Mekke'de okumadığı bir kıraatini Rasûl'e Medine'de okuyunca, Rasûlü Ekrem Fatiha'nın yeniden nâzil olduğunu sandı.