20Îman edenler "bir Sûre indirilseydi" diyorlar, derken muhkem bir Sûre indirilip onda kıtâl zikredilince kalblerinde bir maraz bulunanları görüyorsun sana öyle bir bakış bakıyorlar ki, tıpkı ölümden baygınlık gelmiş kimsenin bakışı, o da onlara pek yakındır (.......) îman edenler diyorlar ki, bir sûre indirilse idi - hallerinde günden güne salâh artmış, iymanlarında sadık halîs mü'minler kâfirlerin dalâl ve tuğyanı karşısında takvâ hislerinin izdiyâdiyle fîsebîlillah cihada izin verilmesini arzu ederek olbabda bir Sûre indirilmesine iştiyak besliyorlar (.......) onun üzerine muhkem bir Sûre indirilip onda kıtâl zikredilince -ya'ni kıtâlin vücubu teşabüh ve ihtimalden arî sağlam bir surette beyan olunan bir Sûre, yâhud hukmü sâbit gayri mensuh bir Sûre (.......) buyurulan bu Sûre (.......) buyurulan Sûre-i «Bakare» (.......) buyurulan Sûre-i «Enfal» ve nihayet Sûre-i Berâe gibi kıtâl zikredilen Sûrelerin hepsi bu hususta muhkemdirler. Âyâti kitâl (.......) sâbittir(.......) görüyorsun ki, o kalblerinde bir maraz bulunanları - bir nifak, yâhud dîn zaıyflığı bulunanları (.......) sana öyle bir bakış bakıyorlar ki, tıbkı ölümden baygınlık gelmiş kimsenin bakışı gibi -ya'ni gözünü açmıya dermanı olmıyan bir muhtadar gibi baygın baygın gözlerini kaldıramıyor, yan yan bakıyorlar, öyle korkuyorlar. (.......) o da onlara evlâdır - Ya'ni öyle kimselere de ölüm yaşamaktan daha evlâ daha münasibdir. Yâhud «veyl» den ismi tafdıl olarak veylin de en dehşetlisi onlara demektir. İlh... 21Fakat bir tâat ve bir güzel söz, sonra emir kat'ıyyet kesbedince Allah’a sadakat etselerdi elbette kendileri için daha hayırlı olurdu 22Nasıl döner de Arzı fesâda verir ve rahimlerinizi doğratabilir misiniz? (.......) burada tevellî, iki ma'naya muhtemildir: birisi arkasını dönüp kaçmak, ma'nâsına tevellîden, birisi de velâyetten tefe'ul olarak, vâli olmak iş başına geçmek ma'nâsına tefsir olunmuştur. Binâenaleyh şu iki ma'nânın ikisi de doğrudur. Evvelki ma'nâca nasıl o korkaklıkla döner harbden kaçar da (.......) Arzda fesad yapar - ordu bozanlık edip düşmanın istîlâsına sebebiyyet verir (.......) ve erhamınızı doğratabilir misiniz? - ERHAM, rahimin cem'ıdir. Rahim esâsen kadının çocuk makarri olan cihazidir. Karâbet menşe'i olmak hasebiyle akrıbalığa da rahim ıtlak olunur. Bu ma'nâ ile akrıbaya ülül'erham denildiği gibi erham da denilir ki, burada bu ma'nâyadır. Ya'ni çoluğunuzu çocuğunuzu kadınlarınızı, hısımlarınızı parçalatabilir misiniz? Çünkü müsliman ordusunda fesad çıkarıp düşman istîlâsına sebebiyyet verildiği takdirde hasıl olacak netîce budur. Obir ma'nâca: nasıl o korkaklıkla iş başına geçer, kumandayı elinize alır da vatanınızı cahiliyye devri gibi fesada verir, ıhtilâl içinde hısım ve akrıbalarınızı yine öyle perişan edebilirmisiniz? Bu âyetle kat'ı rahimin hurmetine istidlâl olunur. Burada bunları bu suretle tevbıh ederken, böyle tevbih tarikıyle bile hıtaba lâyık olmadıklarını anlatmak için hıtabı tahvil ile buyuruluyor ki,. 23Öyleler o kimselerdir ki, Allah onları la'netlemiş de duygularını almış ve gözlerini kör etmiştir (.......) onlar - o vasıfları zikrolunan ve harb emri kat'ıyyet ve ciddiyye kesbettiği sıra sadakatsizlik edip de erhamlarını doğratacak vechile vatanlarını fesâda verecek olan kalbi marazlılar (.......) Allah’ın lâ'net ettiği; rahmeti sahasından tard eylediği kimselerdir. (.......) Onun için kulaklarını sağır ve gözlerini kör etmiştir. - Hak kelâmını işitmezler, enfüs-ü âfaktaki âyâtı hakkı görmezler, bakmak istemedikleri için görmezler 24Öyle olmasa Kur’ân’ı bir tedebbür etmezler mi? Yoksa kalbler üzerinde üst üste kilitleri mi var? (.......) öyle olmasa Kur’ân’ı bir tedebbür etmezler mi? (.......) Yoksa bir takım kalbler üzerine kilidler mi vurulmuş - bunun(.......) mazmunu üzere istifhamı takrirî olması sıyaka daha münasibdir. Burada (.......) fâsılası ta yukarıdaki (.......) fâsılasına nâzırdır, onu ıhtar eder, gaflet olunmıya. 25Haberiniz olsun ki, o kendilerine hak tebeyyün ettikten sonra gerisin geri irtidâda doğru gidenlere Şeytan fit vermiş ve kendilerini uzun uzun emellere düşürmüştür (.......) Şeytan onlara tesvîl yaptı - büyük günahları ehemmiyyetsiz göstererek şehevata saldırttı(.......) ve onları arzu ve emellere düşürdü 26Öyle, çünkü bunlar Allah’ın indirdiğini hoşlanmıyanlara demişlerdir ki, biz, size bazı emirde itaat edeceğiz, Allah ise onların o gizli konuşmalarını bilip duruyor (.......) şu sebeble ki, bunlar - bu Munafıklar (.......) Allah’ın indirdiğini hoşlanmıyanlara dediler - Benî kureyza ve Benî nadîr Yehûdîleri Hazret-i Peygambere Kur’ân’ın indirilmesini hoşlanmamışlardı. Kureyş Müşrikleri de (.......) demişlerdi, Munafıklar o Yehûdîlere veya Müşriklere gizlice söz vererek (.......) biz size ba'zı emirde itaat edeceğiz - demişlerdi, netekim Sûre-i «Haşr» de (.......) buyurulmuştur. Ehzab vak'asındaki ittifakları da vardı.(.......) Halbuki Allah onların o gizli konuşmalarını biliyordu - öyle iken onu hisaba almadılar da Allah’a ve Peygamberine karşı gizli ittifaka kalkıştılar 27O halde Melekler onların yüzlerine ve arkalarına vura vura canlarını alırlarken nasıl olacak bakalım 28Öyle, çünkü onlar Allah’ın hışmına sebeb olan şeylerin ardına düştüler de onun rıdvanını istemediler, o da onların bütün amellerini heder etmiştir (.......) de amellerini ihbat eylemiştir. - IHBAT, amelin sevabını giderip hiçe indirmektir. Güzel amel, günaha keffaret olup kötü ameli örttüğü gibi kötü ameller de iyi amelleri ihbat eder. Bu suretle ihbat keffaret ve mağfiretin zıddı demek olur. Anlaşılıyor ki, onların iyi amelleri de yok değildi, fakat Allah’ın gadabını da'vet eden şeyler yapıp rıdvanını kerih gördüklerinden dolayı iyi amelleri habt olunmuştur. 29Yoksa o kalblerinde bir maraz bulunanlar, Allah kendilerinin kinlerini asla meydana çıkarmaz mı sandılar? (.......) Allah kendilerinin kînlerini hiç meydana çıkarmaz - ya'ni Allah bilse de Peygamberine ve mü'minlere bildirmez mi zannettiler? Ne boş zann |