19Ve Allah’a karşı baş kaldırmayın, çünkü ben size açık bir bürhan ile geliyorum 20Ve haberiniz olsun ki, ben sizin beni recminizden rabbım ve rabbınıza sığınmışımdır 21Onun için eğer bana îman etmezseniz bari benden çekilin 22Sonra rabbına duâ etti: bak bunlar mücrim bir kavim dedi 23Hemen; buyurdu; kullarımı geceleyin yürüt, çünkü siz ta'kıyb olunacaksınız 24Ve denizi açık bırak, çünkü onlar ordu halinde gelip gark olunacaklar 25Neler terketmişlerdi: ne Cennetler, ne kaynaklar, 26ne çiftlikler, ne kerîm makam 27Ve içinde zevk sürdükleri ne ni'met ve refah 28Evet öyle ve hep onları başka bir kavma miras kıldık 29Binnetice ne Gök ağladı üzerlerine ne Yer ne de imhal olundular (.......) binnetîce üzerlerine ne Gök ağladı ne Yer - bunda bir kaç vecih vardır: 1) Vahidînin Basıtte dediği vechile Enes İbn-i Mâlik radıyallahü anh rivayet etmiştir ki, Resulullahsallallahü aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: hiç bir kul yoktur ki, Semada ona iki kapı olmasın, bir kapıdan rızkı çıkar, bir kapıdan da ameli girer, o öldüğü zaman onu gayb ederler ve ona ağlarlar, böyle buyurup bu âyeti okudu, buyurdu ki, çünkü bunlar Yer yüzünde salih bir amel yapmamışlardı ki, Yer ağlasın, Semaya da ne salih bir amelleri ne de hoş bir sözleri çıkmamıştı ki, Semâ ağlasın. Ekser müfessirînin kavli budur. 2) (.......) ve(.......) takdirindedir. Ya'ni ne Melâike ağladı ne mü'minler, belki onların helâkiyle mesrur oldular. 3) Büyük bir adam vefat ettiği zaman cihan ağladı, Yer Gök ağladı gibi ta'birlerle musıybetin büyüklüğünü anlatmak için mubalega edilmek âdettir. Sahib Keşşaf Hazret-i Peygamber sallallahü aleyhi vesellemden nakleder ki, şöyle buyurmuştur: her hangi bir mü'min ağlayıcıları gaib bulunan bir gurbette ölürse her halde ona Arz-ü Sema ağlar. Cerir de bir beytinde şöyle demiştir: Bir de bunda onları tehzîle benzer bir tahkır vardır. Ya'ni onlar kendilerini öyle büyük addediyorlardı, ölecek olsalar kendilerine cihan ağlamak lâzım gelir, halbuki hiç de öyle olmadı. belki âlem sevindi. 30Celâlım hakkı için, Beni İsraîli kurtarmıştık: o ihanetli azâbdan (.......) Allahü teâlâ Fir'avne ve kavmına yaptığını beyandan sonra bununla da Musâ ve kavmına olan ıhsanını beyan buyuruyor. Ya'ni o gark ve tahribin hikmeti bu necatı te'min etmek olmuştu. Ve Beni İsraîli bu ni'mete intihabı da bir tesadüf değil, bile bile onlara bahşetmiş olduğu ba'zı meziyyetler ve ni'metler hasebiyle (.......) mantukunca imtihana çekmek içindir. Bu suretle bu kıssayı itmamda sonra yine Mekkelilere nakli kelâm ile buyuruluyor ki, 31Fir'avinden, çünkü o üstün müsriflerden idi 32Ve şanım hakkı için: biz onları bir ılim üzere âlemîne karşı ıhtıyar eylemiştik 33Ve onlara âyetlerden öylesini vermiştik ki, onda açık bir ni'met ile imtihan vardı 34Fakat şu berikiler diyorlar ki, ilk ölümümüzden ilerisi yok ve biz yeniden neşrolunacak değiliz (.......) şunlar:ya'ni şu Mekke kâfirleri 35Fakat şu berikiler diyorlar ki, ilk ölümümüzden ilerisi yok ve biz yeniden neşrolunacak değiliz (.......) ilk ölümden ötesini, Âhıreti ve ba'si inkâr ediyorlar. 36Haydi getirin babalarımızı doğru iseniz 37Ya onlar mı hayırlı? Yoksa Tübbain kavmı ve onlardan evvelkilermi? Hep onları helâk ettik, çünkü mücrim idiler (.......) ya onlar mı hayırlı yoksa tübbaın kavmı ve ondan evvelkiler mi? (.......) biz onları ihlâk ettik - ilk ölümden ilerisini inkâr edenlere karşı bu kelâmın nasıl bir cevab teşkil ettiğini düşünmelidir. Bunda iki suretle cevab vardır: Birinci ilk ölüm olan ferdin ölümünden sonra onun mensub olduğu kavm ve milletin helâki ikinci bir ölüm demek olduğu anlatılmıştır. Bu (.......) demelerine cevabdır. İkincisi de hakk-u adl için cezanın lüzumuna mebni ba'sin hakkiyyetini isbat ile vaîddir ki, bu da(.......) in cevabıdır. Ve bu, daha sonraki âyetlerle daha ziyade tavzıh ve tafsıl olunacaktır. Ebû Ubeyde demiş ki, Yemen mülûkünün her birine Tübba' denilirdi, çünkü ehli Dünya onlara tâbi' olurlardı cahiliyyede Tübbaın mevkıi islâmda halîfenin mevkıi gibi idi, bunlar Arab mülûkünün en büyükleri idi(.......) Hazret-i Aişeradıyallahü anha (.......) demiş, Kâ'b da: Allahü teâlâ onun kavmını zemmetti kendisini zemmetmedi demiştir. Kelbî, o, Ebû kerb es'addır demiş, Hazret-i Peygambersallallahü aleyhi vesellemden de şu nakl edilmiştir: Tübbaa sebbetmeyin, çünkü o müslim olmuştu, bilmem Tübba' nebiy midir değilmidir?.. Onlardan daha hayırlımı demek daha kuvvetli ve şevketlimi demektir. 38Ve biz o Göklerle Yeri ve aralarındakileri oyunculukla yaratmadık 39İkisini de ancak hak sebebiyle yarattık ve lâkin pek çokları bilmezler |