Ana Sayfa (Kur'an-ı Kerim) Yeni Pencere

Geri

 

SAYFA :

422

 

033 - AHZÂB SÛRESİ

 

CÜZ :

22

 

İleri

Sayfayı Yeni Pencerede Aç

 

 

 

 

 

 

 

 

 

36

Allah ve Resulü, herhangi bir hususta hüküm verdiği zaman mü’min bir erkeğin ve mü’min bir kadının işlerinde başka yolu seçme hakları yoktur. Kim, A İlaha ve Resulüne isyan ederse, şüphesiz ki o, açıkça sapılmıştır.

Abdullah b. Abbas, Mücahid, Katade, İkrime bu âyetin, Zeyneb Bint-i Cahş hakkında nazil olduğunu söylemişlerdir.

Abdullah b. Abas diyor ki: "Resûlüllah, Zeyneb Bint-i Cahş'ı, azadlı kölesi Zeyd b. Hârise'ye istemeye gitti. Zeyneb'i Zeyd'e isteyince o Resûlüllah’a: "Ben, Zeyd'le evlenmem." dedi. Resûlüllah "Evlen." dedi Zeyneb "Ey Allah'ın Resulü, bana, kabul edip etmeme hakkiverilmiş midir?" dedi. İşte o ikisi böyle konuşurken bu âyet-i kerime nazil oldu ve bunun üzerine Zeyneb: "Ey Allah'ın Resulü, sen beni onunla evlendirmeye razı mısın?" dedi. Resûlüllah da "Evet." dedi. Bunun üzerine Zeyneb, "O halde ben, Allah'ın Resulüne karşı gelmem, ben onunla (Zeydle) evlenmeyi kabul ettim." dedi.

Abdurrahman b. Zeyd b. Eşlem ise bu âyet-i kerime’nin, Ukbe b. Ebi Muayt'ın kızı Ümmü gülsüm hakkında nazil olduğunu söylemiş ve hadiseyi şöyle özetlemiştir. "Ümmü Gülsüm, Hudeybiye musalahasından sonra hicret eden ilk kadın olmuştur. Bu kadın kendisini Resûlüllah’a hibe etmiş Resûlüllah da onu Zeyd b. Harise ile evlendirmiştir. Bunun üzerine hem kadın hem de kardeşi Resûlüllah’a kızmışlar ve şöyle demişlerdir: "Biz Resûlüllahı istedik o ise bizi kölesiyle evlendirdi." İşte bunun üzerine bu âyet nazil oldu.

37

Ey Rasûlüm, hani bir zaman, Allah'ın kendisini nimetlendirdiğin senin de nimetlendirdiğîn kimseye: Hanımını bırakma, Allah’tan kork diyordun. Fakat Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyor, insanlardan korkuyordun. Halbuki Allah, kendisinden korkmana daha layıktı. Zeyd, karısından ilişiğini kesip boşanınca, biz onu sana nikahladık ki, evlatlıkların, ilişiklerini kesip boşadıkları eşleriyle evlenmekte mü’minlere bir güçlük olmasın. Allah'ın emri mutlaka yerine gelir.

Ey Rasûlüm, hatırla o zamanı ki, Allah'ın, kendisim müslüman yaparak lütufta bulunduğu, senin de kölelikten azad ederek lütufta bulunduğun Zeyd b. Hârise'ye: "Hanımın Zeyneb'i boşama, tut. Hanımının hakları hususunda Allah’tan kork." diyordun ve sen, Allah'ın açığa vuracağı, Zeyneb'le evlenmen konusunu içinde gizliyordun. İnsanların dedikodularından korkuyordun. Halbuki Allah, kendisinden korkmana daha layıktır. Zeyd, karısı Zeyneb'den ilişkisini kesip onu boşayınca biz seni Zeyneb'le evlendirdik ki, evlatlıkların ilişkilerini kesip boşadıklan eşleriyle evlat edinenlerin evlenmesinde mü’minler için bir güçlük olmasın. Artık mü’minler böyle evlilikleri rahatlıkla yapabilsinler. Zira Allah'ın emri mutlaka yerine gelir.

Bu âyet-i kerime, Resûlüllah’ın, azadlı kölesi Zeyd b. Hârise'yi, halasının kızı Zeyneb Bint-i Cahş'la evlendirdikten sonra ayrılmalarını ve ayrılmalarından sonra, Resûlüllah’ın, Zeyneb'le, Allah'ın emri gereğince evlenmesini zikretmektedir.

Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) halası, Abdülmuttalib'in kızı olan Emine'nin kızı Zeyneb'i, azadlı kölesi olan Zeyd b. Hârise'yle, güçlükle ikna ederek evlendirmiştir. Zeyneb, bir yıldan fazla bir müddet Zeyd'le yaşadıktan sonra aralarında anlaşmazlık çıkmış ve Zeyd, Resûlüllah’a, hanımı Zeyneb'i şikâyet etmiştir. Resûlüllah ise Zeyd'e, hanımım tutmasını ye haklarını korumasını emretmiştir. Buna rağmen Zeyd, hanımıyla geçinememiş. ve sonunda boşamiştır.

Cahiliye döneminde evlat edinen insanlar, evlatlıklarının boşadıklan ha-nımlanyla evlenmezlerdi. Allahü teâlâ bu âdeti ortadan maldırmak için Resûlüllah’a, Zeyd'den ayrılan Zeyneb Bint-i Cahş ile evlenmesini emretmiş Resûlüllah da bunun üzerine Zeyneb'le evlenmiştir.

Hazret-i Âişe (radıyallahü anhâ) diyor ki:

"Eğer Resûlüllah kendisine inen vahiyden birşey saklayacak olsaydı elbette bu âyeti saklardı. Buhari, K.ol-Menakıb, bab: 18 /Müslim, K.el-Fadail, bab: 20-23, Hadis no: 2286-2287 / Tirmizî, K.ol-Menakıb, bab: 1, Hadis no: 3613 / Ahmed b. Hanbel, Müsned, C.5, S.137.

38

Allah'ın kendisine takdir ettiği birşeyi yerine getirmede Peygambere hiçbir vebal ve güçlük yoktur. Daha önce geçmiş Peygamberlere de Allah bu kanunu koymuştu. Allah'ın emri, takdir edilmiş bir kaderdir.

Allah'ın Peygambere, evlatlığının boşadığı hanımla evlenmeyi farz kılmasından dolayı peygamberin onunla evlenmesinde kendisine bir günah yoktur. Allah'ın, daha önce geçmiş olan peygamberlere koymuş olduğu kanunu da böyledir. Onlara da helal kıldığı şeyleri yapmalarından dolayı bir güçlük ve günah yoktur. Zira, Allah'ın emri, takdir edilmiş bir kaderdir.

39

O Peygamberler, Allah'ın emirlerini insanlara tebliğ ederler. Allah’tan korkarlar ve ondan başka kimseden korkmazlardı. Hesap görücü olarak Allah yeter.

Ey Rasûlüm, sen de geçmiş peygamberler gibi ol. Sana emredilenleri tebliğ et. Allah’tan başka kimseden korkma. Zira Allah, hesaba çeken olarak kafidir.

40

Muhammed, içinizdeki adamlardan hiçbirinin babası değildir. Fakat Allah'ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, herşeyi çok iyi bilir.

Ey insanlar, Muhammed ne Zeyd b. Hârise'nin ne de sizlerden herhangi bir adamın babasıdır. Fakat o, Allah'ın, insanlara gönderdiği elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur. Onunla peygamberlik sona ermiştir. Allah, yaptığınız amellerin ve söylediğiniz sözlerin hepsini bilendir.

*Katade ve Ali b. el-Hüseyin, bu âyet-i kerime’nin, Zeyd b. Harise hakkında nazil olduğunu söylemişlerdir.

Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)in, Kasım, Tayyib, Tahir ve İbrahim isimli dört erkek çocuğu, Zeyneb, Rukiyye, ümmügülsum ve Fatıma isimlerinde dört de kızı olmuştur. Erkek çocukları çok küçükken vefat etmişler, Hazret-i Fatıma'nın dışında kızlar da Resûlüllah hayattayken vefat etmişlerdir. Hazret-i Fatıma ise Resûlüllah'ın vefatından altı ay sonra vefat etmiştir.

Âyet-i kerime, Resûlüllah’ın, yanında büyüttüğü Zeyd b. Hârise'ye: "Muhammed'in oğlu" diye çağırılmasını reddediyor ve Resûlüllah'ın, yaşayan herhangi bir erkeğin babası olmadığını beyan ediyor ki böylece münafıklar "Muhammed, oğlunun hanımıyla evlendi." sözlerinden vazgeçsinler.

Âyet-i kerime, Resûlüllah'ın son peygamber olduğunu bildiren bir delildir. Bu konuyla ilgili olarak birçok mütevatir hadis de bulunmaktadır.

Übey b. Kâ'b, Cabir b. Abdullah, Ebû Said el-Hudrî ve Ebû Hureyre'den ufak tefek farklarla şu hadis-i şerif Rivâyet edilmektedir: "Resûlüllah buyurdu ki:

"Ben ve benden önceki peygamberlerin durmu, güzel ve hoş bir bina yapan bir adamın binasının durumuna benzemektedir. Adam, binasını çok güzel yapmış ancak bir köşesinde bir kerpicin yerini boş bırakmıştır. İnsanlar o binayı gezer, beğenir ve şöyle derler: "Bu kerpiç de yerine konsaydı ya." İşte o kerpiç benim ve ben peygamberlerin sonuncusuyum. Tirmizî, K.er-Rüya, bab: 2. Hadis no: 2272 / Ahmed b. Hanbel, Müsned, C.3, S.267.

Enes b. Mâlik ve Ebû Tufeyl ise şu hadisi bazı farklılıklarla Rivâyet etmişlerdir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

"Şüphesiz ki Resulluk ve Nebilik artık sona ermiştir. Benden sonra ne Resul ne de Nebil gelecektir." Resûlüllah’ın bu hadisi insanların ağırına gitmiştir. (Artık insanları ikaz edecek birinin gelmeyeceğini duyunca endişelenmişlerdir) Bunun üzerine Resûlüllah: "Fakat müjdeleyenler bulunacaktır." buyurmuştur. İnsanlar: "Ey Allah'ın Resulü, müjdeleyenler nedir?" diye sormuşlar Resûlüllah da: "Müslümanm rüyasıdır. Zira o, peygamberliğin parçalarından bir parçadır." buyurmuştur. Tirmizî, K.es-Siyer, bab: 5, Hadis no: 1553

Diğer bir hadis-i şerifte de peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur:

"Ben, diğer peygamberlerden altı özellikle üstün kılındım. Bana veciz konuşma verildi, düşmanın kalbine korku salınmakla yardım olundum, bana ganimetler helal kılındı. Yeryüzü bana mescit ve temiz kılındı. Ben, bütün yaratıklara Peygamber gönderildim. Peygamberler benimle sona erdi. Buhari. K.el-Menakıb, bab: 17 / Müslim, K.el-Fadail. bab: 124-125, Hadis no: 2354.

Peygamber efendimiz bir diğer hadisinde de şöyle buyuruyor:

Ben Muhammed'im, Ahmed'im, ben silenim, Allah'ın kendisiyle İnkârı yok ettiği, silip götürdüğü kimseyim. Ben toplayanım, insanlar benim arkamda toplanacaklardır ve ben, arkadan gelenim. (Peygamberlerin sonuncusuyum.) Buhari, K.el-Edeb, bab: 18 / Müslim, K.et-Tevbe, bab: 22, Hadis no: 2754

41

Ey iman edenler, Allah’ı çok zikredin.

42

Onu sabah akşam tesbih edin.

Ey iman edenler, Allah’ı, kalblerinizle, dillerinizle ve bütün azalarınızla devamlı olarak ve çokça zikredin. Sabah ve ikindi namazlarım kılarak Allah’ı tesbih edin.

43

Sizi, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için Allah rahmet bahşeder. Melekler de dua eder. Allah, mü’minlere çok merhametlidir.

Abdullah b. Abbas diyor ki: "Allahü teâlâ kullarına farz kıldığı her ibadete belli bir sınır koymuştur. Kulların özürlerine göre de onları bu ibadetlerden muaf tutmuştur. Ancak Allah’ı zikretmeyi bunların dışında tutmuştur. Zira Allah’ı zikretmeye bir sınır koymamış ve Allah’ı zikretme hususunda delilerden başka hiçbir kimsenin özürünü kabul etmemiştir. Kulların, Allah’ı ayakta iken, otururken, yatarken, gece ve gündüz, karada ve denizde, yolcu iken, mukim iken anmalarını istemiş, zengin olanın, fakir olanın, hasta olanın, sağlıklı olanın da onu gizli veya açıkça zikretmesini emretmiştir. Sabah akşam kendisinin tesbih edilmesini istemiş bunu yapan kullarına ise Allah'ın ve meleklerin merhametli davranacaklarını ve Allah'ın onları, sapıklığın karanlıklarından çıkarıp hidâyetin aydınlığına sevkedeceğini beyan etmiştir. Zira Allah, mü’minlere pek merhametlidir.

Hazret-i Ömer (radıyallahü anh) diyor ki:

"Resûlüllah’a esirler getirildi. Onların içerisinden bir kadın memesinden sütünü sağıyor ve çocuklara içiliyordu. Esirlerden bir bebek gördüğünde onu alıyor bağrına basıyor ve emziriyordu. Bunu gören Resûlüllah bize şöyle dedi: "Bu kadının, çocuğunu ateşe atacağını tahmin eder misiniz?" Biz: "Hayır, onun, çocuğu atmamaya gücü yettiği müddetçe bunu yapmaz." dedik. Bunun üzerine Resûlüllah "Allah, kullarına işte bu kadının, çocuğuna olan merhametinden daha merhametlidir." buyurdu. Buhari, K.Tefsir el-Kur'an, Sûre: 48, bab: 3.

 

 

 

 

Ana Sayfa (Kur'an-ı Kerim) Aynı Pencere

Geri

 

(T :  M : 922  H : 310)

 

TABERİ TEFSÎR-İ - (TÜRKÇE)

 

-

 

İleri

Sayfayı Büyüterek Aynı Pencerede Aç