Ana Sayfa (Kur'an-ı Kerim) Yeni Pencere

Geri

 

SAYFA :

402

 

029 - ANKEBÛT SÛRESİ

 

CÜZ :

21

 

İleri

Sayfayı Yeni Pencerede Aç

 

 

 

 

 

 

 

 

 

53

Onlar senden azabın acele indirilmesini istiyorlar. Eğer tayin edilen bir müddet olmasaydı azap onlara gelmişti. Şüphesiz ki azap onlara hiç haberleri olmadan ansızın geliverecektir.

Ey Rasûlüm, sana bir mucize gelmesini isteyen bu müşrikler: "Ey Allah’ım eğer bu Kur'an, nezdinden indirilmiş hak bir kitapsa gökten üzerimize taşlar yağdır veya bize can yakıcı bir azap ver. Enfal sûresi, âyet: 32 şeklindeki sözleriyle, senin, kendilerine derhal bir azap getirmeni isterler. Şâyet onları helak etmek için tayin edilen bir vade olmamış olsaydı azap onlara, haberleri olmadığı bir anda aniden gelip onları yakalayıverirdi.

54

Senden azabın biran önce inmesini istiyorlar. Halbuki cehennem kâfirleri çepeçevre kuşatacaktır.

Ey Rasûlüm, bu müşrikler, senden, azabın acele gelmesini isterler. Cehennem ateşi onları çepeçevre kuşatmaktadır. Onların sadece onun içine girmekten başka bir çareleri olmayacaktır.

55

O gün azap kendilerini tepelerinden ve ayaklarının altından saracak, Allah onlara "Yaptıklarınızın cezasını tadın," diyecektir.

Kıyamet gününde azap, kâfirleri üstlerinden ve ayaklarının altından saracaktır. Ve onlara: "Dünyada işlediğiniz kötülüklerin karşılığı olarak bu azabı tadın." diyecektir. İşte o zaman azabın ne olduğunu anlayacak ve pişman olacaklardır. Fakat pişmanlık bir fayda vermeyecektir.

56

Ey îman eden kullarım, şüphesiz ki benim yeryüzüm geniştir. O halde sadece bana ibadet edin.

Allahü teâlâ bu âyet-i kerime’de, mü’min kullarına, dinî hükümleri rahatça yaşayamadıkları yerleri terkedip o hükümleri rahatça yaşayabilecekleri yerlere hicret etmelerini emrediyor ve yeryüzünün geniş olduğunu bildiriyor.

Peygamber efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor; Ülkeler Allah'ın ülkesi, kullar Allah'ın kuludur. Sen nerede hayır görürsen orada yerleş. Ahmed b. Hanbel, Müsned, c.l S. 166

Evet, geçmişte mü’minler, Allahü teâlânın bu emrine uyarak ülkeleri olan Mekke'yi bırakıp Habeşistan veya Medine gibi yerlere hicret etmiş oralarda dinlerinin hükümlerini rahatça yaşamışlardır.

57

Her can mutlaka ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.

Allahü teâlâ bundan önceki âyette hicret etmeyi ve sadece kendisine kulluk edilmesini emretmiş bu âyette ise hicret etmeye hiçbirşeyin engel olmaması gerektiğini açıklamıştır. Zira ister hicret etsin ister etmesin her canh ölümü tadacaktır ve Allah'ın huzuruna çıkarılarak hesap verecektir. Hicret etmeyenler, rahat yaşadıkları vatanlarında ebedi olarak kalmayacaklardır.

58

İman edip salih ameller işleyenleri, cennette mutlaka altlarından ırmaklar akan köşklere yerleştireceğiz. Onlar orada ebediyyen kalacaklardır. Salih amel işleyenlerin mü ka fanti ne güzeldir.

59

Onlar, sabreden ve rablerine tevekkül edenlerdir.

Allahü teâlâ bu âyet-i kerimelerde bizlere, kendisine itaatte sabredenlere, âhirette hazırladığı nimetleri haber vermektedir.

60

Canlılardan niceleri vardır ki, kendi rızıklarını taşımaktan acizdirler. Onları da sizi de riziklandiran Allah'tır. O, herşeyi çok iyi işitendir, çok iyi bilendir.

Allahü teâlâ, Resûlüllah’ın sahabilerinden iman edenlere, hicret etmelerini, Allah yolunda cihad etmelerini emrettikten sonra, her canlının mutlaka ölümü tadacağını, iman edenlerin âhirette büyük mükafaatlara ereceğini haber vermiş bu âyette de hicret ve cihad etmeleri istenen mü’minlerin, fakirlikten ve rızık darlığından korkmamaları emredilmiştir. Zira yeyip içmeye muhtaç nice varlıklar vardır ki onlar, rızıklarını biriktirip saklayacak güçte değillerdir. Bugünden yarının nzkıni saklamatan âcizdirler. Fakat Allah onları da rızıklandırıyor. Zira o, her yalvaranın dileğini işiten ve herşeyin halini bilendir.

Hazret-i Ömer (radıyallahü anh) diyor ki: "Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

"Şâyet sizler Allah'a hakkıyla tevekkül edecek olursanız o sizleri, sabahleyin aç kannla gidip akşama kannları dolu olarak dönen kuşlar gibi rızıklandırır. Tirmizî K. ez-Zühd, bab: 3, Hadis no: 2344 /İbn-i Mâce, K. ez-Zühd, bab: 14 Hadis no-4164 Ahmed b. Hanbel, Müsned, C.l S, 50-52

61

Yemin olsun ki eğer onlara: "Gökleri ve yeri yaratan , güneşi ve ayı hizmete âmâde kılan kimdir?" diye sorsan, muhakkak: " Allah’tır." derle. O halde nasıl döndürülüyorlar?

Ey Rasûlüm, yemin olsun ki sen, Allah’a ortak koşan kafirlere: "Gökleri ve yeri kim yaratıp düzene soktu? Güneşi ve ayı kullarının hizmetine kim verdi? diye soracak olsan onlar, "Bunlan yaratan ve yapan Allah’tır." diyeceklerdir. O halde onlara ne oluyor da, bunlan yaratan rablerine kulluk etmekten döndürülüyorlar? Başka şeyleri ona denk tutuyorlar?

62

Allah, kullarından dilediğinin rızkını bol verir, dilediğinin rızkını da kıt verir. Şüphesiz Allah, herşeyi çok iyi bilendir.

Allahü teâlâ bu âyet-i kerime’de, rızıkların kendi elinde olduğunu, yaratıklarından dilediğinin rızkını bol verip dilediğini daralttığını ve herkesin halini bildiğini beyan ediyor. Böylece rızık korkusuyla cihad ve hicret gibi dünyadaki ciddi amellerden geri durulmamasını bildiriyor.

63

Yemin olsun ki eğer onlara; "Gökten su indirip onunla yeryüzüne öldükten sonra tekrar hayat veren kimdir? "-diye sorsan mutlaka "Allah’tır." derler. Sen de: "Allah’a hamdolsun." de. Fakat onların çoğu yine de akıllarını kullanıp düşünmezler.

Bu âyet-i kerimelerden de anlaşıldığı gibi, Allah’a ortak koşan müşrikler, onun, herşeyin yaratıcısı olduğunu, rızıklan onun verdiğini, göklerden yağmur indirip onunla yeryüzünde çeşitli bitkileri kendisinin bitirdiğini kabul etmekte fakat bununla beraber Allah’a yardımcı olurlar inancıyla bir kısım putlan ve benzeri şeyleri ona ortak koşmaktadırlar. Allahü teâlâ, şirkin her türlüsünü ortadan kaldırmak ve tevhid inancım sağlamlaştırmak için Resûlüllah’a bu gibi âyetlerle telkinde bulunuyor ve onu, müşrikleri uyarmakla görevlendiriyor.

 

 

 

 

Ana Sayfa (Kur'an-ı Kerim) Aynı Pencere

Geri

 

(T :  M : 922  H : 310)

 

TABERİ TEFSÎR-İ - (TÜRKÇE)

 

-

 

İleri

Sayfayı Büyüterek Aynı Pencerede Aç