|
Onlar
senden azabın acele indirilmesini istiyorlar. Eğer tayin edilen bir müddet
olmasaydı azap onlara gelmişti. Şüphesiz ki azap onlara hiç haberleri olmadan
ansızın geliverecektir.
Ey Rasûlüm, sana bir mucize
gelmesini isteyen bu müşrikler: "Ey Allah’ım eğer bu Kur'an, nezdinden
indirilmiş hak bir kitapsa gökten üzerimize taşlar yağdır veya bize can yakıcı
bir azap ver.
Enfal sûresi, âyet: 32 şeklindeki sözleriyle,
senin, kendilerine derhal bir azap getirmeni isterler. Şâyet onları helak etmek
için tayin edilen bir vade olmamış olsaydı azap onlara, haberleri olmadığı bir
anda aniden gelip onları yakalayıverirdi.
Senden
azabın biran önce inmesini istiyorlar. Halbuki cehennem kâfirleri çepeçevre
kuşatacaktır.
Ey Rasûlüm, bu müşrikler, senden,
azabın acele gelmesini isterler. Cehennem ateşi onları çepeçevre kuşatmaktadır.
Onların sadece onun içine girmekten başka bir çareleri olmayacaktır.
O gün
azap kendilerini tepelerinden ve ayaklarının altından saracak, Allah onlara
"Yaptıklarınızın cezasını tadın," diyecektir.
Kıyamet gününde azap, kâfirleri
üstlerinden ve ayaklarının altından saracaktır. Ve onlara: "Dünyada işlediğiniz
kötülüklerin karşılığı olarak bu azabı tadın." diyecektir. İşte o zaman azabın
ne olduğunu anlayacak ve pişman olacaklardır. Fakat pişmanlık bir fayda
vermeyecektir.
Ey îman
eden kullarım, şüphesiz ki benim yeryüzüm geniştir. O halde sadece bana ibadet
edin.
Allahü
teâlâ bu
âyet-i kerime’de,
mü’min kullarına, dinî hükümleri rahatça yaşayamadıkları yerleri terkedip o
hükümleri rahatça yaşayabilecekleri yerlere hicret etmelerini emrediyor ve
yeryüzünün geniş olduğunu bildiriyor.
Peygamber efendimiz
(sallallahü aleyhi ve sellem) bir
hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor; Ülkeler
Allah'ın ülkesi, kullar Allah'ın kuludur. Sen nerede hayır görürsen orada
yerleş. Ahmed b. Hanbel,
Müsned, c.l S. 166
Evet, geçmişte mü’minler,
Allahü teâlânın bu emrine uyarak ülkeleri olan Mekke'yi bırakıp
Habeşistan veya Medine gibi yerlere hicret etmiş oralarda dinlerinin hükümlerini
rahatça yaşamışlardır.
Her can
mutlaka ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.
Allahü
teâlâ bundan önceki âyette hicret etmeyi ve sadece kendisine kulluk
edilmesini emretmiş bu âyette ise hicret etmeye hiçbirşeyin engel olmaması
gerektiğini açıklamıştır. Zira ister hicret etsin ister etmesin her canh ölümü
tadacaktır ve Allah'ın huzuruna çıkarılarak hesap verecektir. Hicret etmeyenler,
rahat yaşadıkları vatanlarında ebedi olarak kalmayacaklardır.
İman edip
salih ameller işleyenleri, cennette mutlaka altlarından ırmaklar akan köşklere
yerleştireceğiz. Onlar orada ebediyyen kalacaklardır. Salih amel işleyenlerin mü
ka fanti ne güzeldir.
Onlar,
sabreden ve rablerine tevekkül edenlerdir.
Allahü
teâlâ bu
âyet-i kerimelerde bizlere, kendisine itaatte
sabredenlere, âhirette hazırladığı nimetleri haber vermektedir.
Canlılardan niceleri vardır ki, kendi rızıklarını taşımaktan acizdirler. Onları
da sizi de riziklandiran Allah'tır. O, herşeyi çok iyi işitendir, çok iyi
bilendir.
Allahü
teâlâ,
Resûlüllah’ın
sahabilerinden iman edenlere, hicret
etmelerini, Allah yolunda cihad etmelerini emrettikten sonra, her canlının
mutlaka ölümü tadacağını, iman edenlerin âhirette büyük mükafaatlara ereceğini
haber vermiş bu âyette de hicret ve cihad etmeleri istenen mü’minlerin,
fakirlikten ve rızık darlığından korkmamaları emredilmiştir. Zira yeyip içmeye
muhtaç nice varlıklar vardır ki onlar, rızıklarını biriktirip saklayacak güçte
değillerdir. Bugünden yarının nzkıni saklamatan âcizdirler. Fakat Allah onları
da rızıklandırıyor. Zira o, her yalvaranın dileğini işiten ve herşeyin halini
bilendir.
Hazret-i Ömer (radıyallahü anh) diyor ki: "Resûlüllah
(sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
"Şâyet sizler Allah'a hakkıyla
tevekkül edecek olursanız o sizleri, sabahleyin aç kannla gidip akşama kannları
dolu olarak dönen kuşlar gibi rızıklandırır. Tirmizî
K. ez-Zühd, bab: 3, Hadis no: 2344 /İbn-i Mâce, K. ez-Zühd, bab: 14 Hadis
no-4164
Ahmed b. Hanbel,
Müsned, C.l S, 50-52
Yemin
olsun ki eğer onlara: "Gökleri ve yeri yaratan , güneşi ve ayı hizmete âmâde
kılan kimdir?" diye sorsan, muhakkak: " Allah’tır." derle. O halde nasıl
döndürülüyorlar?
Ey Rasûlüm, yemin olsun ki sen,
Allah’a ortak koşan kafirlere: "Gökleri ve yeri kim yaratıp düzene soktu? Güneşi
ve ayı kullarının hizmetine kim verdi? diye soracak olsan onlar, "Bunlan yaratan
ve yapan Allah’tır." diyeceklerdir. O halde onlara ne oluyor da, bunlan yaratan
rablerine kulluk etmekten döndürülüyorlar? Başka şeyleri ona denk tutuyorlar?
Allah,
kullarından dilediğinin rızkını bol verir, dilediğinin rızkını da kıt verir.
Şüphesiz Allah, herşeyi çok iyi bilendir.
Allahü
teâlâ bu
âyet-i kerime’de,
rızıkların kendi elinde olduğunu, yaratıklarından dilediğinin rızkını bol verip
dilediğini daralttığını ve herkesin halini bildiğini beyan ediyor. Böylece rızık
korkusuyla cihad ve hicret gibi dünyadaki ciddi amellerden geri durulmamasını
bildiriyor.
Yemin
olsun ki eğer onlara; "Gökten su indirip onunla yeryüzüne öldükten sonra tekrar
hayat veren kimdir? "-diye sorsan mutlaka "Allah’tır." derler. Sen de: "Allah’a
hamdolsun." de. Fakat onların çoğu yine de akıllarını kullanıp düşünmezler.
Bu
âyet-i kerimelerden de anlaşıldığı gibi, Allah’a ortak koşan
müşrikler, onun, herşeyin yaratıcısı olduğunu, rızıklan onun verdiğini,
göklerden yağmur indirip onunla yeryüzünde çeşitli bitkileri kendisinin
bitirdiğini kabul etmekte fakat bununla beraber Allah’a yardımcı olurlar
inancıyla bir kısım putlan ve benzeri şeyleri ona ortak koşmaktadırlar.
Allahü teâlâ, şirkin her türlüsünü ortadan kaldırmak ve tevhid
inancım sağlamlaştırmak için
Resûlüllah’a bu gibi âyetlerle telkinde
bulunuyor ve onu, müşrikleri uyarmakla görevlendiriyor.
|