109O hâlde Ey Resûlüm Muhammed! Onların taptıkları şeylerden putlardan şüphe içinde olma! Çünkü biz, kendilerinden öncekileri cezalandırdığımız gibi onları da cezalandıracağız. Bu Resûlüllah(sallallahü aleyhi ve sellem) için bir tesellidir. Onlar, daha evvelden ataları (putlara) nasıl tapıyorlar idiyse tıpkı onun gibi tapıyorlar. Yani tıpkı onların tapması gibidir. Oysa biz onları cezalandırdık. Biz de onların nasiplerini azaptan paylarını onlara verdiğimiz gibi eksiksiz vereceğiz. Yani, tam olarak vereceğiz. 110Yemin olsun ki, biz Mûsa'ya Kitabı Tevrat'ı verdik de Kur’ân gibi (kimi) tasdik etmekle (kimi de) yalanlamakla onun hakkında ihtilâf edildi. Eğer Rabbinden hesabın ve cezanın Kıyâmet gününe erteleneceğine dair bir kelime (söz) geçmiş olmasaydı mutlaka ihtilâf ettikleri şey hakkında dünyadaaralarında hüküm verilmiş bitmişti bile. Gerçekten onlar yani Kur’ân’ı yalanlayanlar bundan yana kuşkuya düşüren bir şüphe içindedirler. 111 Şüphesiz Rabbin, her birinin yani bütün mahlûkatın amellerini yani amellerinin karşılığını onlara tam olarak verecektir. Çünkü O, onların yaptıkları her şeyden haberdardır. Dış yüzleri gibi iç yüzlerini de bilmektedir. “İnne “ şeddesiz ve şeddeli olarak da okunur” Le - ma “ Buradaki 'ma' zâittir” Lâm “ise (inne şeddeli okunduğunda mukadder kasemi hazırlayıcıdır (ona delâlet etmektedir) (İnne şeddesiz okunduğunda) ve Lâm'i farikedir (Yani tekid ile olumsuzluk iade eden“ in“ arasını ayırandır) Bir kırâate göre ” Le - ma “ şeddeli okunur, illa mânâsında istisna için olur. “ İn“ ise olumsuzluk edatı olur. 112 Emrolunduğun gibi Rabbinin emrettiği şekilde amel etmek ve ona davet etmek üzere istikamet üzere ol! Ve seninle beraber îman edenler de dosdoğru olsunlar.Aşırı gitmeyin! Allah'ın koyduğu sınırları geçmeyin! Çünkü O, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.Ve onların karşılığını size verecektir. 113Sevmekle yahut yağcılık yapmakla veya onların yaptıklarına rıza göstermekle zâlimlere sakın meyletmeyin! Ki, sonra size ateş dokunur. Zaten sizin Allah'tan başka sizi ateşten koruyacak yardımcılarınız yoktur, sonra yardım göremezsiniz. Allah'ın azâbından korunamazsınız. “min” lâfzızâittir. 114Gündüzün sabah akşam (her) iki tarafında yani sabah, öğle ve ikindi vakitlerindeve gecenin gündüze yakın kısımlarında yani akşam ve yatsı saatlerinde namazı dosdoğru kıl. Bu öğüt alanlar için bir nasihattir. “Âyette geçen 'Zulefen' zulfet'in çoğuludur Şüphesiz ki, beş vakit namaz gibi iyi ameller, küçük günahları giderir. (İbn Mes'ud'un anlattığına göre) Adamın biri yabancı bir kadını öpmüş. Sonra Peygamberimiz (sav)'e gelip bunu haber vermişti. Bu kimse hakkında âyet nâzil oldu. Adam; 'Bu sadece benim için mi? diye sordu. Efendimiz: ” Bütün ümmetim içindir“ Buyurdu. Bu hadis - i şerifi Buharı veMüslim rivâyet etmiştir (Buharı: Kitabu's - Salat) 115Ey Resûlüm Muhammed! Kavminden gördüğün eziyetlere yahut namaza sabret. Çünkü Allah, ibâdete devam etmek ile iyilik edenlerin ecrini zayi etmez. 116Sizden önceki devirlerde geçmiş nesillerde yeryüzünde fesat çıkarmaktan vazgeçirmeye çalışacak dindar, fazilet sahipleri bulunmalı değil miydi? Buradaki teşvikten kastedilen menfiliktir. Yani onların arasında bu işi yapan olmadı. Fakat onlardan kurtardığımız kimseler pek azdır. Onlar vazgeçirmeye çalıştılar ve kurtuldular. “min“Beyan (açıklama getirmek) içindir. Fesat çıkarmak ve kötülükten vazgeçirmeyi terk etmekle zâlim olanlar ise kendilerine verilen (dünyevî) refahın nimetin ardına düştüler ve mücrim oldular. 117Halkı mü'min oldukları hâlde senin Rabbin kendi tarafındanhaksızlıkla memleketleri asla helâk etmez. |