Ana Menü (Fihrist)

Sayfayı Yeni Pencerede Aç

22 Nisan 2023

Ecdadının Ruh Köküne Bağlı

Teknofest Gençliğinin Doğuşu

c.ahmetakisik@gmail.com

Batı, Osmanlıyı parçalayabilmek için Tanzimat Fermanı’nı kendi adamları vasıtasıyla ilân ettirerek, Yönetim’e müdahil olmuştur. Meşrutiyet döneminde, Avrupa’da yetiştirdiği etki ajanları eliyle Ulu Hakan’ı görevden uzaklaştırarak, bil-fiil idareye hakim olmuştur. Artık Osmanlı, Batı tarafından ameliyat edilmek üzere hastaneye kaldırılmış, Avrupa’ya göre hasta olarak görülen organlar birbir değiştirilmiş ve yerlerine Batı’da hazırlanan sun’i organlar takılmıştır.

Tek Parti döneminde bu ameliyat gerçekleşmiş ve Osmanlı torunlarına şu talimat verilmiştir:

1. Takılan kalp ile inanılacak, İslam ve kurumları devre dışı bırakılacak!

2. Hissiyat, Batılı gibi olacak, Alparslan ve Fatih gibi ecdada özlem duyulmayacak!

3. Seçuklu ve Osmanlıda olduğu gibi Din görevlisi, İslam âlimi, İlahiyatçı ve Tasavvuf erbabı yetiştirmeye kalkılmayacak!

4. Okullarda Kur’an, Peygamber ve İslam‘dan kesinlikle bahsedilmeyecek ve mazi ile irtibat kurulmayacak!

5. İnanç, örf âdet, sanat, eğitim, ekonomi, eğlence, hatta aile yapısına varıncaya kadar her şey – kurum, davranış ve etkinlikler - Batı’ya dönük ve Batılı gibi olacaktır.

…

Her şeye kâdir olan yüce Allah, Fir’avun sarayında - ileride kendisinin baş düşmanı olacak - Hazret-i Mûsa ve annesini yetişdiği gibi; öldü ve yok oldu sanılan Osmanlının torunları arasından ecdadı Alparslan ve Fatih’e sahip çıkan torunlar yaratmıştır.

Bu torunlar, çeşitli dönemlerde akla hayale gelmeyecek inkâr, zulüm, sıkıntı, tecrit, dışlanma ve psikolojik baskıya maruz kalmış, fakat Allah’ın bir lütfu olarak ayakta kalmayı ve imanlarını korumayı başarmışlardır.

Bu ızdıraplar, maddeler hâlinde sıralandığında:

1. Tek Parti döneminde, dine, imana, Kur’an’a ve Peygamber’e hakaret edildiği, küfrün sel gibi aktığı,

2. Ehl-i Sünnet itikadını yayan Büyük Doğu’nın defalarca kapatıldığı ve sahibinin hapishanelere atıldığı,

3. Bayrak şairinin ve dinine bağlı Müslümanların gerici ilân edildiği,

4. Oryantalist ajanlarının Ankara İlahiyat ve İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nde Sünnî İslam’a karşı muarızlar yetiştirdiği, sonra bu akımın diğer İlahiyat ve İslami İlimlere yayıldığı,

5. Mısırlı mason, mürted, Osmanlı ve Türk düşmanlarının kitaplarının bazı kurumlarda yayınlandığı,

6. Ecdadımızın 13-14 asır temsil ettiği İslam’ın, “Geleneksel ve Seküler Düzen’e Uymuyor” gerekçesiyle aşağılandığı,

7. Kur’an âyetlerinin Batı’nın istediği ve batıl şekilde te’villeri yapılarak, açıkça Ehl-i Salîb’e cennet’te yer ayrıldığı,

8. Kur’an Müslümanlığı denilerek, Peygambersiz bir İslam teşebbüsünde bulunulduğu,

9. Batı ajanı FET֒nin 40 sene Diyanet, İlahiyat ve İslami İlimlerde faaliyet gösterdiği, ancak silaha sarılınca farkedildiği,

Görülür.

Bu vahim tablo ve gerçek karşısında Ülkemizde ecdadının mirasına sahip çıkan, Batı’ya ve Batı tarafından kurulan bütün tuzakları paramparça eden “Yerli ve Milli” bir şahlanışla bir gençlik doğmuştur.

Bu gençlik, Teknofest Gençliği’dir. Bu gençliğin İslamî ve Millî belli başlı - olan ve olması lâzım gelen – bazı özellikleri, şu başlıklar altında ele alınabilir:

 

Vatanına ve Benliğine Sahip Çıkar

Teknofest Gençliğinin bu özelliği şöyle açıklanabilir:

1. Vatanına, bayrağına, milletine ve din-i İslam’a bağlıdır. Bunları, sever ve gözü gibi korur. Bunlara ve ecdadına saldıranları düşman bilir.

2. Toplumun en önemli yapı taşı olan ailenin temelini nikâhlı erkek ve kadın oluşturur. Nikâhsız beraberlikleri, LGBT ve diğer gayri ahlâkî yaklaşımları, dinine ve toplum düzenine aykırı bulur.

3. Aile ve toplum hayatında hısım ve akraba hukukuna, belli zamanlarda ziyaret etmeye, fakir ve yardıma muhtaç olanları gözetmeye riayet eder. Toplumda insan ilişkilerinde güzel yüzlü ve tatlı dilli olur, kavga ve münakaşadan uzak durur.

 

Dostunu ve Düşmanını Tanır

Teknofest Gençliğinin bu özelliği şöyle açıklanabilir:

1. Herkesin dostu ve düşmanı vardır. Şeytan’ın olduğu her yerde düşmanlık vardır. Dolayısıyla ülkelerin/devletlerin de dostları ve düşmanları mevcuttur. Bu bir olgudur, bir realitedir. Bu realiteyi dikkate alarak, özellikle devletlerin, devletlerde ilgili birim ve kişilerin düşmana karşı koyacak sulh zamanında çalışma yapması gerekir. Bu mefkûreye istinaden çalışır ve bunu milletin/devletin bekâsı için millî ve vatanî bir görev addeder. İslam’da - şartları çerçevesinde - cihadın/savaşın farz olduğuna inanır, buna hazırlık yapar ve katılır.

2. Ülkesine/devletine karşı düşmanlık besleyen, bunun için terör örgütlerine yardım eden ve bunları destekleyen devletler, pasif düşmandır. Bu durumda Türkiye’ye karşı terör örgütlerini silah, mühimmat ve eğitimle destekleyen Amerika ve Avrupa ülkelerinin birçoğu ülkemizin düşmanıdır.

3. Batı, Haçlı Seferlerinden beri Türk camiasına ve İslam’a fiilen düşman olmuş ve saldırılarda bulunmuştur. 1915’de Çanakkale boğazını geçmek istemiş ve 1919’da Türkiye’yi işgale yeltenmiştir. Ancak Osmanlının torunları, başta İngilizler, Fransa, Yunan, Ermenistan olmak üzere hepsine gereken dersi vermiştir. Şimdi Türkiye, Türkiye’de Osmanlının torunları, Amerika, Avrupa devletleri ve diğer devletlerin muhtemel düşmanlığını dikkate alarak tank, uçak/kızılelma, helikopter, silah/füze, İHA, SİHA başta olmak üzere savunmada kullanılan bütün teknolojiyi bizzat kendisi üretmeye, tamamen millileştirmeye başlamıştır. İMECE, tcg Anadolu ve togg ile Amerika, Yunan ve Avrupa’nın uykuları kaçar hâle gelmiştir.

 

Batı’dan “Aferin” Beklemeyi İhanet Sayar

Teknofest Gençliğinin bu özelliği şöyle açıklanabilir:

Bu gençlik hiçbir zaman, Batı’nın takdirini kazanmak için değil, ecdadı gibi gittiği yolun hak olduğunu bütün cihana göstermek için çalışır.

Amerika, IMF ve Avrupa, AB kanalıyla Türkiye’nin “emireri” olmasını istemektedir. Bazı gafil ya da ruhunu tamamen Batı’ya teslim eden sözde siyasetçiler de Batı’dan “aferin” bekleme ihanetini göstermektedirler. Ancak hiçbiri Türkiye’deki değişimi, Selçuklu ve Osmanlı Rûhu’nun neşvü nema bulduğunu görememektedirler. Aynı bizdeki reformist/modernist İlahiyatçılar gibi, ecdadınıın âlimlerini, müctehidlerini beğenmeyip, müslüman olmayan, hatta İslam’a düşman olan Oryantalistlerin arkalarından gidiyor, iddialarını benimsiyorlar. Onların İslam’a aykırı fikirlerini din diye ileri sürüyorlar. Bu konuda âyet-i celilenin tecelli ettiği görülüyor:

(Onlar,) sağırdırlar (İslâm’ın getirdiği hakkı işitmezler), dilsizdirler (hakkı ve hayrı söylemezler), kördürler (hidâyet yolunu görmezler), artık (bu durumda) onlar, (hak yol olan İslâm’a) dönmezler (Bakara,18).

 

Harp İçin Hazırlık Yapar

Teknofest Gençliğinin bu özelliği şöyle açıklanabilir:

1. Vatanını, dinini, milletini ve ailesini koruması için savaş için ilmî, fikrî ve dijital hazırlık yapar.

2. Zamanın teknolojik gelişimini dikkate alarak, savaş araç, gereç, mühimmat ve vasıtaları üzerinde çalışır. Bunların çok fonksiyonlu kullanımını sağlar. Düşman tarafından üretilen araçların en iyisi ve üstününü yapmayı hedefler. Çünkü inanır ki, İslam, en ileri ve üstünlüğü emreder. Hadiste buyrulmuştur:

İslam dini, yücedir. (O, bir kimse, teşkilat veya din tarafından) yüceltilemez (Beyhakî, Kebîr, H.No.12155 ). O, bütün hakikat, iyilik ve faydaları kendisinde toplamıştır. Onun dışında bir hakikat ve değer bulunmamaktadır.

3. Savaş konusunda âyet ve hadisleri rehber edinir:

Onlara (düşmana) karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları (harp araç, gereç, mühimmat ve vasıtaları) hazırlayın. Onlarla Allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz, fakat Allah'ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz (Enfâl,60).

Mü’min, kılıcı ve diliyle (konuşması, kalemi ve teknolojik vasıtayla) cihad eder/savaşır (Ahmed, Müsned, Müsnedü’l-Kabâil, H.No.27174).

Kâfirlere karşı mallarınız, nefisleriniz ve dillerinizle (bilgi ve her türlü teknolojik vasıtayla) cihad edin/savaşın (Ebû Dâvud, Cihâd 18).

Cihadın en faziletlisi, zalim sultanın yanında (İslam’ın yasak edildiği zor dönemlerde) hakkı (usûlüne uygun) söylemektir (Ebû Dâvud, Melâim 17; Tirmizî, Fiten 13). İslam âlimleri, zalim idarecilerin zulmünü anlatırlarken, sanki Hazret-i Mûsa zamanındaki Fir’avun’un zulmünü anlatıyorlarmış gibi bir teknik kullanmışlardır.

 

İslam’a Ecdadı Osmanlı Gibi İnanır

Teknofest Gençliğinin bu özelliği şöyle açıklanabilir:

1. İtikatta Esaslar

1) Ehl-i Sünnet, itikadındadır. Hanefî, Malikî, Şafiî ve Hanbelî imamlarına, İmam-ı Maturidî ve İmam-ı Eş’arî hazretleri ile bunlara tâbi olan bütün müctehid ve âlimlere derin saygı duyar. Reformistlerin bu konudaki iddia ve iftiralarını reddeder.

2) Eshab-ı Kiram arasında kesinlikle bir ayırım yapmaz, hepsini hürmetle anar. Cemel ve Sıffîn vak’alarının, ictihattan ileri geldiğine inanır. Halifelerin Nesefî akaidinde ve Emali kasidesinde zikredildiği - Hazret-i Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali radıyallahü anhüm – şeklinde sıralandığına itikat eder. Bu konuda Şia ve Haricî inanışlarının yanlış olduğunu söyler. Türkiye ve dünyadaki reformistlerin bir vahiy kâtibi olan Hazret-i Muaviye aleyhindeki kanuşma ve yazılarını tam bir sapkınlık ve Sünnî İslam düşmanlığı olarak görür.

3) Hadis-i Şerif’te (Tirmizi, İman,18; Ebû Dâvud, Sünne 1) zemmedilen 72 fırka inanışından uzak durur.

2. Doğru İman

1) Yüce Allah’ın zatî ve subutî sıfatları olduğuna inanır. Bu sıfatlar, Hak teâlânın ne aynı, ne de gayrıdır. Sünnî Müslümanlar, Allah’ın sıfatlarının var olduğuna itikad ederler. Ancak Mu’tezile, “Allah’ın sıfatları yoktur” derler. Diyanet, İlahiyat ve İslami İlimler Fakültelerinde yüzlerce İlahiyatçının Mu’tezile inancında olduğu, kendi hocaları tarafından şöyle ifade edilir:

“İlahiyat, İslami İlimler ve Diyanet Eğitim Merkezlerinde yeni Mutezile ön plana çıktı (İstanbul Haseki Dinî Yüksek İhtisas Merkezi hocası Mehmet Savaş - video).

2) Yüce Allah’ın kâinatta tek yaratıcı olduğuna inanır. Çünkü:

Allah, her şeyin (hayır, şer, iman ve küfür’ün) yaratıcısıdır. (Fakat şer, kötülük, dalâlet ve küfürde rızası yoktur.) O, her şeye vekil (her şeyi dilediği gibi tasarruf eden)dir (Zümer,62).

3) İnsan, bir şey yaratmaz. Kul, çalışır, kazanır, “kesb” eder. Buna inanır. Çünkü:

Halbuki (mutlak kudret sahibi Allah,) sizi ve amellerinizi (işlerinizi) O yarattı (ve yaratmaktadır “Saffât,96”). Öyle ise, başkasına değil, ancak O’na ibadet edin (Bk. Medârik).

Allah, insanı ve her şeyi yaratandır (Rahmân,3; Ra’d,16).

Allah’tan başka yaratıcı var mı? (Fâtır,3)

Ancak Mu’tezile ve Ülkemizdeki dinde reforumcular, açık âyetler olmasına rağmen, “kul fiilinin yaratıcısıdır” derler.

4) Yüce Allah’ın her şeyi ezelde bildiğine ve takdir ettiğine/kadere iman eder. Çünkü:

Aranızda ölümü (hepinizin rızık ve ecellerini zaman, mekân ve şekil yönünden farklı farklı) biz takdir ettik. (Bu hususta bizi kim engelleyebilir?) Biz önüne geçile(rek istediğini yerine getiremeye)cekler(den) değiliz (Vâkı’a,60. Bk. Medârik ve Kurtubî).

(Resûlüm,) de ki: "Bizim başımıza ancak, Allah'ın bizim için yazdığı (takdir ettiği) şeyler gelir. O, bizim Mevlâmız (velîmiz, koruyucumuz ve yardımcımız)dır. Onun için Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsin (güvensin)ler (Tevbe,51)." Ayette açıkça, “ketebe/yazdı” fiili geçmektedir.

Ancak Mu’tezile ve Ülkemizdeki kader münkiri ilahiyatçılar, açık âyetler olmasına rağmen, Levh-ı Mahfûz’a (Burûc,22; Yâsîn,12 âyetlerine) inanmıyor ve “alın yazısı diye bir şey yoktur” diyerek, Misyoner Oryantalist kâfirlerin safında yer alıyorlar.

3. İsrâ ve Mi’rac. Resûlüllah’ın bir gece, uyanık iken rûh ve beden birlikte Mekke’den Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya, oradan da yüce Allah’ın dilediği yüksekliklere çıkmasının hak ve vaki olduğuna inanır. Buna İsrâ ve Mi’râc denir. Mi’rac’ın beden ve ruh birlikte olduğuna ve bu konudaki mevsûk hadislere inanmayan yüzlerce değil, binlerce İlahiyat, İslami İlimler hocası ve İHL öğretmeni var. DİA’da (Diyanet İslam Ansiklopedisi) Mi’r’ac maddesinde “ruhen” olduğu görüşüne ağırlık verilmiştir.

 

Cumhurbaşkanı’ndan “Ehl-i Sünnet Akaidi” Talimatı

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, TRT’nin tertip ettiği "Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması”nın büyük finali 17-18.04.2023 Kadir Gecesi'nde yaptığı konuşmada:

“Osman el-Ûşî'nin (ö.575/1180) manzum bir eseri olan Emâli Risalesi (Kasidesi)ndeki gibi sade, saf, samimi ve sağlam itikat anlayışına ihtiyaç vardır. Bu anlayış asırlar boyunca Orta Asya'dan Balkanlar'a ve Kuzey Afrika'ya kadar İslam dünyasının dört bir yanında inanç dünyamıza rehberlik etmiştir. İletişim imkânlarının sınırlı olduğu uzun asırlar boyunca, İslam dünyasının farklı coğrafyalarındaki ana gövdeye (Ehl-i Sünnnet’e) mensup milyonların Kur'an'a ve hadislere aynı zaviyeden bakmasını, bu tür gayretlere borçluyuz. Bugün iletişim araçları çeşitli, hızı anlık, erişimi kolay, ancak zihin ve gönül dünyamız paramparçaysa (çeşitli zararlı, bölücü ve batıl itikatlar ortaya çıkmışsa), işte bu tür ortak paydalara yeterince sahip çıkmıyor olmamızdandır." dedi.

“Allah'tan Kur'an-ı Kerim'in ve ehli sünnetin kutlu yolundan kendilerini ayırmamalarını” dileyen Cumhurbaşkanımız, "Emâli benzeri, özellikle de çocuklarımıza hitap eden manzum, kısa ve özlü Türkçe risaleler hazırlayıp, sıbyan (okul öncesi ve ilkokul) mekteplerinden başlayarak, her yerde (kademede) ilk ders olarak ezberletilmesini sağlamalıyız”.

Bu talimat, sadece Diyanet teşkilatına değil, aynı zamanda MEB’nın kademeler itibariyle bütün okullarına, İlahiyat ve İslami İlimler Fakülteleri ile Türkiye Diyanet Vakfı başta olmak üzere ilgili Vakıflara ve KURAMER’edir.

Çünkü Ülkemizde son 30-40 yıl içinde FETÖ, Oryantalist ajanlar, Vahhabiler/Selefîler, Mısırlı Mason ve Mürtedler’in makale, kitap, sempozyum, çalıştay ve videoları yaygınlık kazanmıştır. İslam’ın özüne, ruhuna ve esaslarına aykırı, zararlı, sapkın ve batıl itikatlara sahip bu kişiler, Müslümanları birbirine düşürmek ve ayrıştırmak istemektedirler.

Onun için talimat, doğru ve son derece yerindedir. Sünnî İslam’ın veciz bir şekilde özetlendiği Emâli’nin muhteviyatıyla ilgili geniş bilgi verebilmek için ise, ayrı bir yazıya ihtiyaç vardır.

 

Not: 1. Emâli’nin bütününe ulaşmak için tıklayın:

        http://islamilimleri.com/AnaSayfa/08/000.htm

       2. Dr. C. Ahmet Akışık’ın tüm yazılarına ulaşmak için tıklayın:

       http://www.islamilimleri.com/AnaSayfa/04/000.htm

 

Kaynak:

https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/dr-c-ahmet-akisik/ecdadinin-ruh-kokune-bagli-teknofest-gencligin-dogusu-637825

Geniş Açı Ahmet Akışık.pdf

Ana Sayfa