1. İLMİN ÜSTÜNLÜĞÜ, ALLAH İÇİN
ÖĞRENME VE ÖĞRETME
•
"De ki: Ey Rabbim! İlmimi artır."
Tâhâ sûresi (20), 114
•
"De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir
olur mu?" Zümer sûresi (39), 9
•
"Allah içinizden iman edenlerin ve
kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltir."
Mücâdele sûresi (58), 11
•
"Allah'tan kulları içinde ancak ilim
sahibi olanlar korkar." Fâtır sûresi (35), 28 |
١- باب فضل العلم تعلماً وتعليماً للّه
قَالَ اللّه تَعَالَى
: { وَقُلْ رَبِّ زِدْنِي عِلْمَاً }
[ طه : ١١٤ ]
،
وقال تَعَالَى :
{ قُلْ هَلْ يَسْتَوي الَّذِينَ يَعْلَمُونَ
وَالَّذِينَ لاَ يَعْلَمُونَ }
[ الزمر : ٩ ]
،
وقال تَعَالَى :
{ يَرْفَعِ اللّه الَّذِينَ آمَنُوا
مِنْكُمْ وَالَّذِينَ أُوتُوا العِلْمَ دَرَجَاتٍ }
[ المجادلة : ١١ ]
،
وقال تَعَالَى :
{ إنَّمَا يَخْشَى اللّه مِنْ عِبَادِهِ
العُلَمَاءُ }
[ فاطر : ٢٨ ]
. |
|
1377. Muâviye
radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Allah, hakkında hayır dilediği kimseye
din hususunda büyük bir anlayış verir."
Buhârî, İlim 10, Humus 7,
İ'tisâm 10; Müslim, İmâre 175,
Zekât 98, 100. Ayrıca bk. Tirmizî,
İlim 4; İbn Mâce, Mukaddime 17 |
١٣٧٧-
وعن معاوية رَضِيَ اللّه عَنْهُ
قَالَ :
قَالَ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( مَنْ يُرِدِ اللّه بِهِ
خَيْراً يُفَقِّهْهُ في الدِّينِ ) .
متفقٌ عَلَيْهِ . |
|
1378. Abdullah İbn Mes'ûd
radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Yalnız şu iki kimseye gıbta edilir:
Allah'ın kendisine ihsân ettiği malı hak
yolunda harcayıp tüketen kimse;
Allah'ın kendisine verdiği ilimle yerli
yerince hükmeden ve onu başkalarına da öğreten kimse."
Buhârî, İlim 15, Zekât 5,
Ahkâm 3, İ'tisâm 13, Tevhîd 45; Müslim,
Müsâfirîn 268. Ayrıca bk. Tirmizî,
Birr 24; İbn Mâce, Zühd 2 |
١٣٧٨-
وعن ابن مسعود رَضِيَ اللّه عَنْهُ ،
قَالَ :
قَالَ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( لا حَسَدَ إِلاَّ في
اثْنَتَيْنِ : رَجُلٌ آتَاهُ اللّه مَالاً ، فَسَلَّطَهُ عَلَى
هَلَكَتِهِ فِي الحَقِّ ، وَرَجُلٌ آتَاهُ اللّه الحِكْمَةَ ، فَهُوَ
يَقْضِي بِهَا وَيُعَلِّمُهَا ) .
متفقٌ عَلَيْهِ .
والمراد بالحسدِ : الغِبْطَةُ ، وَهُوَ أنْ يَتَمَنَّى مِثله . |
|
1379. Ebû Mûsâ el-Eş’arî
radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Allah’ın benimle göndermiş olduğu
hidâyet ve ilim, yeryüzüne yağan bol yağmura benzer. Yağmurun
yağdığı yerin bir bölümü verimli bir topraktır: Yağmur suyunu
emer, bol çayır ve ot bitirir. Bir kısmı da suyu emmeyip üstünde
tutan çorak bir yerdir. Allah burada biriken sudan insanları
faydalandırır. Hem kendileri içer, hem de hayvanlarını sular ve
ziraatlarını o su sayesinde yaparlar. Yağmurun yağdığı bir yer
daha vardır ki, düz ve hiçbir bitki bitmeyen kaypak ve kaygan
arazidir. Ne su tutar, ne de ot bitirir. İşte bu, Allah’ın dininde
anlayışlı olan ve Allah’ın benimle gönderdiği hidâyet ve ilim
kendisine fayda veren, onu hem öğrenen hem öğreten kimse ile, buna
başını kaldırıp kulak vermeyen, Allah’ın benimle gönderdiği
hidâyeti kabul etmeyen kimsenin benzeridir."
Buhârî, İlim 20;
Müslim, Fezâil 15 |
١٣٧٩-
وعن أَبي موسى رَضِيَ اللّه عَنْهُ ،
قَالَ :
قَالَ النبيُّ صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( مَثَلُ مَا بَعَثَنِي
اللّه بِهِ مِنَ الهُدَى وَالعِلْمِ كَمَثَلِ غَيْثٍ أصَابَ أرْضاً ؛
فَكَانَتْ مِنْهَا طَائِفَةٌ طَيِّبةٌ قَبِلَتِ المَاءَ فَأَنْبَتَتِ
الكَلأَ ، وَالعُشْبَ الكَثِيرَ ، وَكَانَ مِنْهَا أجَادِبُ
أمْسَكَتِ المَاءَ ، فَنَفَعَ اللّه بِهَا النَّاسَ ، فَشَرِبُوا
مِنْهَا وَسَقَوْا وَزَرَعُوا، وَأَصَابَ طَائِفَةً مِنْهَا أُخْرَى
إنَّمَا هِيَ قِيعَانٌ ؛ لا تُمْسِكُ مَاءً وَلاَ تُنْبِتُ كلأً ،
فَذلِكَ مَثَلُ مَنْ فَقُهَ في دِينِ اللّه ، وَنَفَعَهُ مَا
بَعَثَنِي اللّه بِهِ ، فَعَلِمَ وَعَلَّمَ ، وَمَثَلُ مَنْ لَمْ
يَرْفَعْ بِذلِكَ رَأسَاً ، وَلَمْ يَقْبَلْ هُدَى اللّه الَّذِي
أُرْسِلْتُ بِهِ ) . متفقٌ
عَلَيْهِ . |
|
1380. Sehl İbn Sa'd
radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre, Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem Ali
radıyallahu anh'a şöyle dedi:
"Allah'a yemin ederim ki, Cenâb-ı
Hakk'ın senin aracılığınla bir tek kişiyi hidayete kavuşturması,
senin, en kıymetli dünya nimeti olan kırmızı develere sahip
olmandan daha hayırlıdır."
Buhârî, Fezâilü'l-ashâb 9,
Meğâzî 38; Müslim, Fezâilü's-sahâbe
34 |
١٣٨٠-
وعن سهل بن سعد رَضِيَ اللّه عَنْهُ
: أنَّ رسولَ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ، قَالَ لِعَلِيٍّ رَضِيَ
اللّه عَنْهُ : ( فَوَاللّه لأَنْ
يَهْدِيَ اللّه بِكَ رَجُلاً وَاحِداً خَيْرٌ لَكَ مِنْ أنْ يَكُونَ
لَكَ حُمْرُ النَّعَمِ ) . متفقٌ
عَلَيْهِ . |
|
1381. Abdullah İbn Amr İbn Âs
radıyallahu anhümâ'dan rivayet
edildiğine göre, Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Benim tarafımdan (tebliğ
edilen Kur'an'dan) bir âyet bile olsa
insanlara ulaştırınız. İsrailoğulları(nın ibretli
kıssaları)ndan da haber
verebilirsiniz. Bunda bir sakınca yoktur. Kim bile bile bana yalan
isnad ederse, cehennemdeki yerine hazırlansın."
Buhârî, Enbiyâ 50. Ayrıca bk.
Tirmizî, İlm 13 |
١٣٨١-
وعن عبد اللّه بن عمرو بن العاص رضي اللّه
عنهما : أنَّ النبيَّ صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم ،
قَالَ :
( بَلِّغُوا عَنِّي وَلَوْ آيَةً ،
وَحَدِّثُوا عَنْ بَنِي إسْرَائِيلَ وَلاَ حَرَجَ ، وَمَنْ كَذَبَ
عَلَيَّ مُتَعَمِّداً فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ )
. رواه البخاري . |
|
1382. Ebû Hüreyre
radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Kim ilim tahsil etmek için bir yola
girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır."
Müslim, Zikr 39. Ayrıca bk.
Buhârî, İlim 10;
Ebû Dâvûd, İlim 1;
Tirmizî, Kur'ân 10, İlim 19;
İbn Mâce, Mukaddime 17 |
١٣٨٢-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
: أنَّ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ،
قَالَ :
( وَمَنْ سَلَكَ طَرِيقاً يَلْتَمِسُ فِيهِ
عِلْماً ، سَهَّلَ اللّه لَهُ طَرِيقاً إِلَى الجَنَّةِ ) .
رواه مسلم . |
|
1383. Yine Ebû Hüreyre
radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Hidâyete davet eden kimseye, kendisine
uyanların sevabı kadar sevap verilir. Bu onların sevaplarından da
hiçbir şey azaltmaz."
Müslim, İlim 16. Ayrıca bk.
Ebû Dâvûd, Sünnet 6;
Tirmizî, İlim 15;
İbn Mâce, Mukaddime 14 |
١٣٨٣-
وعنه أَيضاً رَضِيَ اللّه عَنْهُ :
أنَّ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ،
قَالَ :
( مَنْ دَعَا إِلَى هُدىً كَانَ لَهُ مِنَ
الأَجْرِ مِثْلُ أُجُورِ مَنْ تَبِعَهُ لاَ يَنْقُصُ ذَلِكَ مِنْ
أُجُورِهِمْ شَيْئاً ) . رواه
مسلم . |
|
1384. Yine Ebû Hüreyre
radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"İnsanoğlu öldüğü zaman bütün
amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır:
Sadaka-i câriye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı
evlat."
Müslim, Vasiyyet 14. Ayrıca
bk. Ebû Dâvûd, Vasâya 14;
Tirmizî, Ahkâm 36;
Nesâî, Vasâyâ 8 |
١٣٨٤-
وعنه
قَالَ :
قَالَ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( إِذَا مَاتَ ابْنُ
آدَمَ انْقَطَعَ عَمَلُهُ إِلاَّ مِنْ ثَلاثٍ : صَدَقَةٍ جَارِيَةٍ ،
أَوْ عِلْمٍ يُنْتَفَعُ بِهِ ، أَوْ وَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُو لَهُ )
. رواه مسلم . |
|
1385. Yine Ebû Hüreyre
radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Dünya ve onun içinde olan şeyler
değersizdir. Sadece Allah'ı zikretmek ve O'na yaklaştıran
şeylerle, ilim öğreten âlim ve öğrenmek isteyen öğrenci bundan
müstesnadır."
Tirmizî, Zühd 14. Ayrıca bk.
İbn Mâce, Zühd 3 |
١٣٨٥-
وعنه ،
قَالَ :
سَمِعْتُ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم يقول : ( الدُّنْيَا
مَلْعُونَةٌ ، مَلْعُونٌ مَا فِيهَا ، إِلاَّ ذِكْرَ اللّه تَعَالَى
، وَمَا وَالاهُ ، وَعَالِماً ، أَوْ مُتَعَلِّماً ) . رواه
الترمذي ،
وقال : (
حديث حسن ) .
قَوْله :
( وَمَا وَالاَهُ ) : أيْ طَاعة
اللّه . |
|
1386. Enes
radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"İlim tahsil etmek için yolculuğa çıkan
kimse, evine dönünceye kadar Allah yolundadır."
Tirmizî, İlim 2 |
١٣٨٦-
وعن أنسٍ رَضِيَ اللّه عَنْهُ
قَالَ :
قَالَ رسولُ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( مَنْ خَرَجَ في طَلَبِ
العِلْمِ فَهُوَ في سَبيلِ اللّه حَتَّى يَرْجِعَ ). رواه
الترمذي ، وقال:
( حديث حسن ) . |
|
1387. Ebû Saîd el-Hudrî
radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Mü'min, cennete girinceye kadar hiçbir
hayıra doymaz."
Tirmizî, İlim 19 |
١٣٨٧-
وعن أَبي سعيدٍ الخدري رَضِيَ اللّه عَنْهُ،
عن رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ،
قَالَ :
( لَنْ يَشْبَعَ مُؤْمِنٌ مِنْ خَيْرٍ
حَتَّى يَكُونَ مُنْتَهَاهُ الجَنَّةَ ). رواه
الترمذي، وقال:
( حديث حسن ). |
|
1388. Ebû Ümâme
radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Âlimin âbide üstünlüğü, benim sizin en
aşağı derecede olanınıza üstünlüğüm gibidir." Sonra
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Şüphesiz ki Allah, melekleri, gök ve
yer ehli, hatta yuvasındaki karınca ve balıklar bile insanlara
hayrı öğretenlere dua ederler."
Tirmizî, İlim 19 |
١٣٨٨-
وعن أَبي أُمَامَة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
: أنَّ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ،
قَالَ :
( فَضْلُ العَالِمِ عَلَى العَابِدِ
كَفَضْلِي عَلَى أدْنَاكُمْ ) ثُمَّ قَالَ رسول اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم :
( إنَّ اللّه وَمَلاَئِكَتَهُ وَأهْلَ
السَّماوَاتِ وَالأَرْضِ حَتَّى النَّمْلَةَ في جُحْرِهَا وَحَتَّى
الحُوتَ لَيُصَلُّونَ عَلَى مُعَلِّمِي النَّاسِ الخَيْرَ ) .
رواه الترمذي ،
وقال : (
حديث حسن ) . |
|
1389. Ebü'd-Derdâ
radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem'i
şöyle buyururken işittim:
"Bir kimse, ilim elde etmek arzusuyla
bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır.
Muhakkak melekler yaptığından hoşnut oldukları için ilim öğrenmek
isteyen kimsenin üzerine kanatlarını gererler. Göklerde ve yerde
bulunanlar, hatta suyun içindeki balıklar bile âlim kişiye
Allah'tan mağfiret dilerler. Âlimin âbide karşı üstünlüğü, ayın
diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Şüphesiz ki âlimler,
peygamberlerin vârisleridir.
Peygamberler altın ve gümüşü
miras bırakmazlar; sadece ilmi miras bırakırlar. O mirası alan
kimse, bol nasip ve kısmet almış olur."
Ebû Dâvûd, İlim 1;
Tirmizî, İlim 19. Ayrıca bk.
Buhârî, İlim 10;
İbn Mâce, Mukaddime 17 |
١٣٨٩-
وعن أَبي الدرداء رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
سَمِعْتُ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ، يقول : ( مَنْ سَلَكَ
طَرِيقاً يَبْتَغِي فِيهِ عِلْماً سَهَّلَ اللّه لَهُ طَريقاً إِلَى
الجَنَّةِ، وَإنَّ المَلاَئِكَةَ لَتَضَعُ أجْنِحَتَهَا لِطَالِبِ
العِلْمِ رِضاً بِمَا يَصْنَعُ ، وَإنَّ العَالِمَ لَيَسْتَغْفِرُ
لَهُ مَنْ فِي السَّماوَاتِ وَمَنْ فِي الأرْضِ حَتَّى الحيتَانُ في
المَاءِ ، وَفضْلُ العَالِمِ عَلَى العَابِدِ كَفَضْلِ القَمَرِ
عَلَى سَائِرِ الكَوَاكِبِ ، وَإنَّ العُلَمَاءَ وَرَثَةُ
الأنْبِيَاءِ ، وَإنَّ الأنْبِيَاءَ لَمْ يَوَرِّثُوا دِينَاراً
وَلاَ دِرْهَماً وَإنَّمَا وَرَّثُوا العِلْمَ ، فَمَنْ أَخَذَهُ
أَخَذَ بحَظٍّ وَافِرٍ ) . رواه
أَبُو داود والترمذي . |
|
1390. İbn Mes'ûd
radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Bizden bir şey işitip, onu aynen
işittiği gibi başkalarına ulaştıran kimsenin Allah yüzünü
ağartsın. Kendisine bilgi ulaştırılan nice insan vardır ki, o
bilgiyi, bizzat işiten kimseden daha iyi anlar ve korur."
Tirmizî, İlim 7. Ayrıca bk.
Ebû Dâvûd, İlim 10;
İbn Mâce, Mukaddime 18; Menâsik
76 |
١٣٩٠-
وعن ابن مسعودٍ رَضِيَ اللّه عَنْهُ
قَالَ :
سَمِعْتُ رسولَ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ، يقول : ( نَضَّرَ اللّه
امْرَأً سَمِعَ مِنَّا شَيْئاً ، فَبَلَّغَهُ كَمَا سَمِعَهُ ،
فَرُبَّ مُبَلَّغٍ أوْعَى مِنْ سَامِعٍ ) . رواه
الترمذي ،
وقال : (
حديث حسن صحيح ) . |
|
1391. Ebû Hüreyre
radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Bir kimseye bildiği bir konu
sorulduğunda cevap vermezse, kıyamet gününde ağzına ateşten bir
gem vurulur."
Tirmizî, İlim 3. Ayrıca bk.
Ebû Dâvûd, İlim 9;
İbn Mâce, Mukaddime 24 |
١٣٩١-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
قَالَ :
قَالَ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( مَنْ سُئِلَ عن عِلْمٍ
فَكَتَمَهُ ، أُلْجِمَ يَوْمَ القِيَامَةِ بِلِجَامٍ مِنْ نَارٍ )
. رواه أَبُو داود والترمذي
، وقال :( حديث حسن ) . |
|
1392. Yine Ebû Hüreyre
radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Kim kendisinde Allah'ın rızası aranan
bir ilmi sadece dünyalığa sahip olmak için öğrenirse, o kimse
kıyamet gününde cennetin kokusunu bile duyamaz."
Ebû Dâvûd, İlim 12. Ayrıca bk.
İbn Mâce, Mukaddime 23 |
١٣٩٢-
وعنه ،
قَالَ :
قَالَ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( مَنْ تَعَلَّمَ عِلْماً
مِمَّا يُبْتَغَى بِهِ وَجْهُ اللّه عزَّ وجَلَّ لا يَتَعَلَّمُهُ
إِلاَّ لِيُصِيبَ بِهِ عَرَضاً مِنَ الدُّنْيَا ، لَمْ يَجِدْ عَرْفَ
الجَنَّةِ يَوْمَ القِيَامَةِ )
يَعْنِي : رِيحَهَا . رواه أَبُو
داود بإسناد صحيح . |
|
1393. Abdullah İbn Amr İbn Âs
radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellemi şöyle
buyururken işittim:
"Allahü teâlâ ilmi insanların
hafızalarından silip unutturmak suretiyle değil, fakat âlimleri
öldürüp ortadan kaldırmak suretiyle alır. Neticede ortada hiçbir
âlim bırakmaz. İnsanlar bir kısım cahilleri kendilerine lider
edinirler. Onlara birtakım meseleler sorulur; onlar da
bilmedikleri halde fetva verirler. Neticede hem kendileri
sapıklığa düşer, hem de insanları saptırırlar."
Buhârî, İlim 34;
Müslim, İlim 13. Ayrıca bk.
Buhârî, İ'tisâm 7;
Tirmizî, İlim 5;
İbn Mâce, Mukaddime 8 |
١٣٩٣-
وعن عبد اللّه بن عمرو بن العاص رضي اللّه
عنهما ،
قَالَ :
سَمِعْتُ رسولَ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم يقول: ( إنَّ اللّه لاَ
يَقْبِضُ العِلْمَ انْتِزَاعاً يَنْتَزعهُ مِنَ النَّاسِ،وَلكِنْ
يَقْبِضُ العِلْمَ بِقَبْضِ العُلَمَاءِ ، حَتَّى إِذَا لَمْ يُبْقِ
عَالِماً ، اتَّخَذَ النَّاسُ رُؤُوساً جُهَّالاً ، فَسُئِلُوا
فَأفْتوا بِغَيْرِ عِلْمٍ ، فَضَلُّوا وَأضَلُّوا ) .
متفقٌ عَلَيْهِ . |