7. ALIŞ VERİŞLE İLGİLİ FAZİLETLİ
DAVRANIŞLAR
SATIŞTA,
ALIŞTA, ALIP VERMEKTE CÖMERT DAVRANMAK, BORCUNU GÜZELCE ÖDEYİP
ALACAĞINI BAĞIŞLAMAK, ÖLÇÜ VE TARTIDA TERAZİYİ ALACAKLI TARAFA
EĞDİRMEK, EKSİK ÖLÇMEKTEN KAÇINMAK, ZENGİN VE FAKİR BORÇLUYA
MÜHLET VERMEK VE ALACAĞINDAN BİR KISMINI BAĞIŞLAMAK
•
"Şüphesiz Allah yapacağınız her hayrı
bilir." Bakara sûresi (2), 215
•
"Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle
yapın. İnsanlara eşyalarını eksik vermeyin." Hûd sûresi
(11), 85
•
"Ölçü ve tartıda hile yapanların vay
haline! Onlar, insanlardan bir şey ölçüp aldıkları zaman ölçüyü
tam yaparlar; kendileri onlara bir şey ölçtükleri veya tarttıkları
zaman eksik yaparlar. Onlar, büyük bir gün için tekrar
diriltileceklerini sanmıyorlar mı? O gün insanlar âlemlerin Rabbi
huzurunda duracaklardır." Mutaffifîn sûresi (83), 1-6 |
٧- باب فضل السماحة في البيع والشراء والأخذ والعطاء وحسن القضاء
والتقاضي وإرجاح المكيال والميزان والنهي عن التطفيف وفضل إنظار
الموسِر المُعْسِرَ والوضع عَنْهُ
قَالَ اللّه تَعَالَى
: { وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ فَإِنَّ
اللّه بِهِ عَلِيمٌ }
[البقرة: ٢١٥ ]،
وقال تَعَالَى :
{ وَيَا قَوْمِ أَوْفُوا الْمِكْيَالَ
وَالْمِيزَانَ بِالْقِسْطِ وَلا تَبْخَسُوا النَّاسَ أَشْيَاءهُم }
[ هود : ٨٥ ]
،
وقال تَعَالَى :
{ وَيْلٌ لِلْمُطَفِّفِينَ الَّذِينَ إِذَا
اكْتَالُوا عَلَى النَّاسِ يَسْتَوْفُونَ وَإِذَا كَالُوهُمْ
أَوْ
وَزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ أَلا يَظُنُّ أُولَئِكَ أَنَّهُمْ
مَبْعُوثُونَ لِيَوْمٍ عَظِيمٍ يَوْمَ يَقُومُ النَّاسُ لِرَبِّ
الْعَالَمِينَ }
[ المطففين : ١-٦ ]
. |
|
1368. Ebû Hüreyre
radıyallahu anh şöyle dedi:
Bir adam
alacağını istemek üzere Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem'e
geldi ve Peygamberimiz'e
karşı ağır bir ifade kullandı. Bunun üzerine ashâb ona haddini
bildirmek istediler. Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem:
– "Onu bırakınız. Çünkü alacaklı olanın
söz söylemeye hakkı vardır" buyurdu. Sonra da:
– "Onun devesiyle aynı yaşta olan bir
deve veriniz" diye emretti. Sahâbîler:
– Yâ
Resûlallah! Ancak onun devesinden daha iyi olan yaşlısını
bulabiliyoruz, dediler. Peygamber
Efendimiz:
– "O halde onu veriniz; şüphesiz ki
sizin hayırlınız borcunu en güzel şekilde ödeyendir"
buyurdu.
Buhârî, İstikrâz 4, Vekâlet 6,
Hibe 23; Müslim, Müsâkât 120.
Ayrıca bk. Tirmizî, Buyû‘ 75;
Nesâî, Buyû‘ 64 |
١٣٦٨-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
: أنَّ رَجُلاً أَتَى النَّبيَّ صَلّى
اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم يَتَقَاضَاهُ فَأغْلَظَ لَهُ ،
فَهَمَّ بِهِ أصْحَابُهُ ، فَقَالَ رسولُ اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم :
( دَعُوهُ ، فَإنَّ لِصَاحِبِ الحَقِّ
مَقَالاً ) ثُمَّ
قَالَ :
( أعْطُوهُ سِنّاً مِثْلَ سِنِّهِ )
قالوا :
يَا رسولَ اللّه ، لا نَجِدُ إِلاَّ أمْثَلَ مِنْ سِنِّهِ ،
قَالَ :
( أعْطُوهُ ، فإنَّ خَيْرَكُمْ أحْسَنُكُمْ
قَضَاءً ) متفقٌ عَلَيْهِ
. |
|
1369. Câbir
radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Satışta, alışta ve borcunu istemekte
kolaylık gösteren kimseye Allah rahmet etsin."
Buhârî, Buyû‘ 16. Ayrıca bk.
İbn Mâce, Ticârât 28 |
١٣٦٩-
وعن جابر رَضِيَ اللّه عَنْهُ :
أنَّ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم
قَالَ :
( رَحِمَ اللّه رَجُلاً سَمْحاً إِذَا
بَاعَ ، وَإِذَا اشْتَرَى ، وَإِذَا اقْتَضَى ) رواه
البخاري . |
|
1370. Ebû Katâde
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Kıyamet gününün sıkıntılarından
Allah'ın kendisini kurtarmasından hoşlanan kimse, borcunu
ödeyemeyene mühlet tanısın veya ondan bir bölümünü indirsin."
Müslim, Müsâkât 32. Ayrıca bk.
Ahmed İbn Hanbel,
Müsned, II, 23 |
١٣٧٠-
وعن أَبي قتادة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
قَالَ :
سَمِعْتُ رسولَ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم يقول : ( مَنْ سَرَّهُ أنْ
يُنَجِّيَهُ اللّه مِنْ كُرَبِ يَوْمِ القِيَامَةِ، فَلْيُنَفِّسْ
عَنْ مُعْسِرٍ أَوْ يَضَعْ عَنْهُ ) رواه
مسلم. |
|
1371. Ebû Hüreyre
radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"İnsanlara borç para veren bir adam
vardı. O hizmetçisine şöyle derdi:
– Darda kalmış bir fakire vardığında onu
affediver; umulur ki Allah da bizim günahlarımızı affeder.
Nihayet o kişi Allah'a kavuştu ve Allah
onu affetti."
Buhârî, Enbiyâ 54;
Müslim, Müsâkât 31. Ayrıca bk.
Buhârî, Buyû‘ 18 |
١٣٧١-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
: أنَّ رسولَ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم
قَالَ :
( كَانَ رَجُلٌ يُدَايِنُ النَّاسَ،
وَكَانَ يَقُولُ لِفَتَاهُ: إِذَا أَتَيْتَ مُعْسِراً فَتَجَاوَزْ
عَنْهُ ، لَعَلَّ اللّه أنْ يَتَجَاوَزَ عَنَّا ، فَلَقِيَ اللّه
فَتَجَاوَزَ عَنْهُ ) متفقٌ
عَلَيْهِ . |
|
1372. Ebû Mes'ûd el-Bedrî
radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Sizden önceki ümmetlerden bir adam
hesaba çekildi; hayır namına hiçbir şeyi bulunamadı. Fakat bu adam
insanlarla düşer kalkardı ve zengin bir kimse idi. Hizmetçisine,
darda kalan fakirlerin borcunu affetmesini emrederdi. Azîz ve
Celîl olan Allah:
"Biz affetmeye ondan daha lâyıkız; onu
affediniz" buyurdu."
Müslim, Müsâkât 30. Ayrıca bk.
Ahmed İbn Hanbel,
Müsned, IV, 120 |
١٣٧٢-
وعن أَبي مسعود البدريِّ رَضِيَ اللّه
عَنْهُ
قَالَ :
قَالَ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( حُوسِبَ رَجُلٌ مِمَّنْ
كَانَ قَبْلَكُمْ ، فَلَمْ يُوجَدْ لَهُ مِنَ الخَيْرِ شَيْءٌ ،
إِلاَّ أنَّهُ كَانَ يُخَالِطُ النَّاسَ وَكَانَ مُوسِراً ، وَكَانَ
يَأمُرُ غِلْمَانَهُ أنْ يَتَجَاوَزُوا عَن المُعْسِر . قَالَ اللّه
عزَّ وجَلَّ : نَحْنُ أَحَقُّ بذلِكَ مِنْهُ ؛ تَجَاوَزُوا عَنْهُ )
رواه مسلم . |
|
1373. Huzeyfe
radıyallahu anh şöyle dedi:
Allah'ın
kendisine mal ihsân ettiği kullarından biri Cenâb-ı Hakk'ın
huzuruna getirildi. Allahü teâlâ ona:
– Dünyada ne
yaptın? diye sordu. Hadisin râvisi Huzeyfe, kullar Allah'tan
hiçbir sözü gizleyemezler, demiştir. Bu adam da:
– Ey Rabbim!
Bana malını verdin; ben de insanlarla alış veriş yapardım. Alış
verişte kolaylık göstermek benim huyumdu. Zengine kolaylık
gösterir, fakire mühlet verirdim, dedi. Bunun üzerine Allahü
teâlâ:
– "Ben buna senden daha lâyıkım"
dedi. (Meleklere de) "Kulumu
affediniz" buyurdu.
Ukbe İbn Âmir
ve Ebû Mes'ûd el-Ensârî radıyallahu
anhümâ şöyle dedi:
– Biz bunu
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem'in
ağzından böylece işittik.
Müslim, Müsâkât 29 |
١٣٧٣-
وعن حذيفة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
قَالَ :
أُتَي اللّه تَعَالَى بِعَبْدٍ مِنْ عِبَادِهِ آتَاهُ اللّه مَالاً ،
فَقَالَ لَهُ : مَاذَا عَمِلْتَ في الدُّنْيَا ؟
قَالَ :
( وَلاَ يَكْتُمُونَ اللّه حَدِيثاً )
قَالَ :
يَا رَبِّ آتَيْتَنِي مَالَكَ ، فَكُنْتُ أُبَايعُ النَّاسَ ،
وَكَانَ مِنْ خُلُقِي الجَوَازُ ، فَكُنْتُ أَتَيَسَّرُ عَلَى
المُوسِرِ، وَأُنْظِرُ المُعْسِرَ . فَ
قَالَ اللّه تَعَالَى
: ( أنَا أَحَقُّ بِذا مِنْكَ تَجَاوَزُوا
عَنْ عَبْدِي ) فَقَالَ عُقْبَةُ بن عامِر ، وأبو مسعودٍ
الأنصاريُّ رضي اللّه عنهما : هكَذا
سَمِعْنَاهُ مِنْ فيِّ رسولِ اللّه صَلّى
اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم . رواه
مسلم . |
|
1374. Ebû Hüreyre
radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Bir kimse darda bulunan borçluya mühlet
verir veya borcunun bir kısmını ya da tamamını bağışlarsa, Cenâb-ı
Hak o kişiyi Allah'ın gölgesinden başka gölge bulunmayan kıyamet
gününde arşının altında gölgelendirir."
Tirmizî, Buyû‘ 67. Ayrıca bk.
Müslim, Zühd 74;
İbn Mâce, Sadakât 14 |
١٣٧٤-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
قَالَ: قَالَ رسول اللّه صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم : ( مَنْ أَنْظَرَ
مُعْسِراً ، أَوْ وَضَعَ لَهُ ، أظَلَّهُ اللّه يَومَ القِيَامَةِ
تَحْتَ ظِلِّ عَرْشِهِ يَومَ لا ظِلَّ إِلاَّ ظِلُّهُ ) رواه
الترمذي ،
وقال : (
حديث حسن صحيح ) . |
|
1375. Câbir
radıyallahu anh' den rivayet
edildiğine göre, Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem ondan
bir deve satın almıştı. Devenin parasının tartılmasını ve üzerine
bir miktar ilâve edilmesini emretti.
Buhârî, Buyû‘ 34, Hibe 23;
Müslim, Müsâkât 109-115 |
١٣٧٥-
وعن جابر رَضِيَ اللّه عَنْهُ :
أنَّ النبيَّ صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
، اشْتَرَى مِنْهُ بَعِيراً، فَوَزَنَ لَهُ فَأرْجَحَ .
متفقٌ عَلَيْهِ . |
|
1376. Ebû Safvân Süveyd İbn
Kays radıyallahu anh şöyle dedi:
Ben ve Mahreme
el-Abdî, satmak üzere Hecer kasabasından bezden yapılmış elbise
getirttik. Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem
yanımıza geldi ve bizden iç çamaşırı almak istedi. Yanımda
paraları tahsil eden bir muhasebecim vardı.
Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem ona:
"Alacağın ücreti tart; bir miktar da
ilâve et" buyurdu.
Ebû Dâvûd, Buyû‘ 7;
Tirmizî, Buyû‘ 66. Ayrıca bk.
Nesâî, Buyû‘ 54;
İbn Mâce, Libâs 12, Ticârât 34 |
١٣٧٦-
وعن أَبي صَفْوَان سُويْدِ بنِ قيسٍ رَضِيَ
اللّه عَنْهُ
قَالَ :
جَلَبْتُ أنَا وَمَخْرَمَةُ العَبْدِيُّ بَزّاً مِنْ هَجَرَ ،
فَجَاءنا النبيُّ صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ، فَسَاوَمَنَا بسَرَاوِيلَ ، وَعِنْدِي وَزَّانٌ
يَزِنُ بِالأجْرِ ، فَقَالَ النَّبيُّ
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم لِلْوَزَّانِ :
( زِنْ وَأرْجِحْ ) رواه
أَبُو داود ، والترمذي
وقال : (
حديث حسن صحيح ) . |