43. ORUÇ AÇMAKTA ACELE ETMEK
ORUÇ AÇMAKTA
ACELE ETMENİN FAZİLETİ, NE İLE ORUÇ AÇILACAĞI VE ORUÇ AÇILDIKTAN
SONRA YAPILACAK DUA
1234. Sehl İbn Sa'd
radıyallahü anh'den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Oruç
açmakta acele ettikleri sürece müslümanlar hayır üzere yaşarlar."
Buhârî, Savm 45;
Müslim, Sıyâm 48. Ayrıca bk.
Tirmizî, Savm 13;
İbn Mâce, Sıyâm 24 |
٤٣- باب فضل تعجيل الفطر
وَمَا يفطر عَلَيْهِ ، وَمَا يقوله بعد الإفطار
١٢٣٤-
عن سهل بن سعد رَضِيَ اللّه عَنْهُ
: أنَّ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ،
قَالَ :
( لاَ يَزَالُ النَّاسُ بِخَيْرٍ مَا
عَجَّلُوا الفِطْرَ ) متفقٌ
عَلَيْهِ . |
|
1235. Ebû Atıyye dedi ki, ben
ve Mesruk Âişe radıyallahü anhâ'nın
yanına gittik. Mesruk ona:
- Muhammed
sallallahu aleyhi ve sellem'in
ashâbından iki kişi var. İkisi de hayırdan geri kalmıyorlar. Ancak
bunlardan biri akşam namazını kılmakta ve oruç açmakta acele
ediyor, diğeri ise hem akşam namazını hem de iftarı geciktiriyor,
dedi. Bunun üzerine Âişe:
- Akşam
namazını
kılmakta ve oruç
açmakta acele
eden kimdir?
diye sordu.
Mesruk da:
- (İbn Mes'ud'u
kastederek) Abdullah'tır, cevabını verdi. Bunun üzerine Âişe:
-
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem de öyle yapardı, dedi.
Müslim, Sıyâm 49-50. Ayrıca
bk. Ebû Dâvûd, Savm 21;
Tirmizî, Savm 13;
Nesâî, Sıyâm 23 |
١٢٣٥-
وعن أَبي عطِيَّة ،
قَالَ :
دَخَلْتُ أنَا وَمَسْرُوقٌ عَلَى عائشة رضي
اللّه عنها ، فَقَالَ لَهَا مَسْرُوق : رَجُلاَنِ مِنْ
أصْحَابِ محَمَّدٍ صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ، كِلاَهُمَا لا يَألُو عَنِ الخَيْرِ ؛ أحَدُهُمَا
يُعَجِّلُ المَغْرِبَ وَالإفْطَارَ ، وَالآخَرُ يُؤَخِّرُ المَغْرِبَ
وَالإفْطَارَ ؟ فَ
قَالَتْ :
مَنْ يُعَجِّلُ المَغْرِبَ وَالإفْطَارَ ؟
قَالَ :
عَبْدُ اللّه - يعني : ابن مسعود -
فَ
قَالَتْ :
هكَذَا كَانَ رسولُ اللّه يَصْنَعُ . رواه
مسلم .
قَوْله :
( لا يَألُو ) أيْ : لاَ يُقَصِّرُ
في الخَيْرِ . |
|
1236. Ebû Hüreyre
radıyallahü anh'den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem dedi
ki:
“Allahü teâlâ
şöyle buyurdu: Kullarımın bana en
sevgili olanı, oruç açmakta acele davranandır."
Tirmizî, Savm 13 |
١٢٣٦-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
قَالَ رسولُ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( قَالَ اللّه عزَّ
وجَلَّ : أحَبُّ عِبَادِي إلَيَّ أعْجَلُهُمْ فِطْراً ) رواه
الترمذي ،
وقال : (
حديث حسن ) . |
|
1237. Ömer İbnü'l-Hattâb
radıyallahü anh'den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Gece,
(doğudan) geldi de gündüz (batıdan) gitti ve güneş kayboldu mu
oruçlu derhal orucunu açar."
Buhârî, Savm 43;
Müslim, Sıyâm 51-52. Ayrıca bk.
Tirmizî, Savm 12 |
١٢٣٧-
وعن عمر بن الخطاب رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
قَالَ رسولُ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( إِذَا أقْبَلَ
اللَّيْلُ مِنْ هاهُنَا ، وَأدْبَرَ النهارُ مِنْ هَاهُنَا ،
وَغَرَبَتِ الشَّمْسُ ، فَقَدْ أفْطَر الصَّائِمُ )
متفقٌ عَلَيْهِ . |
|
1238. Ebû İbrahim Abdullah
İbn Ebû Evfâ radıyallahü anhümâ
dedi ki:
Biz
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem ile
bir seferde beraber bulunduk. O oruçlu idi. Güneş batınca,
oradakilerden birine:
-
"Ey
fülan!
Haydi
binitinden in,
bize sevik karıştırıver!"
buyurdu. O:
- Ey Allah'ın
Resûlü! Keşke geceyi bekleseydin? dedi. Hazret-i Peygamber:
- "Ey
fülan! Haydi binitinden in, bize sevik karıştırıver!"
buyurdu. Adam yine:
- Henüz gün
devam ediyor, dedi. Resûl-i Ekrem
yine:
-
"Ey fülan! Haydi binitinden in,
bize sevik karıştırıver!" buyurdu.
Bunun üzerine
adam indi ve oradakiler için sevik karıştırıp çorba hazırladı.
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem bunu
içti sonra eliyle doğu tarafını işaret ederek şöyle buyurdu:
- "Gecenin
bu taraftan belirdiğini gördünüz mü oruçlunun iftar vakti gelmiş
demektir."
Buhârî, Savm 33, 43,44,45;
Talâk 24; Müslim, Sıyâm 52-54.
Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Savm 19 |
١٢٣٨-
وعن أَبي إبراهيم عبدِ اللّه بنِ أَبي أوفى
رضي اللّه عنهما ،
قَالَ :
سِرْنَا مَعَ رسولِ اللّه صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم ، وَهُوَ صَائِمٌ ، فَلَمَّا غَرَبَتِ
الشَّمْسُ ، قَالَ لِبَعْضِ القَوْمِ : (
يَا فُلاَنُ انْزِلْ فَاجْدَحْ لَنَا ) ،
فَقَالَ :
يَا رسول اللّه ، لَوْ أمْسَيْتَ ؟
قَالَ :
( انْزِلْ فَاجْدَحْ لَنَا )
قَالَ :
إنَّ عَلَيْكَ نَهَاراً ،
قَالَ :
( انْزِلْ فَاجْدَحْ لَنَا )
قَالَ :
فَنَزَلَ فَجَدَحَ لَهُمْ فَشَرِبَ رسولُ اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم ،
ثُمَّ
قَالَ :
( إِذَا رَأَيْتُمُ اللَّيْلَ قَدْ أقْبَلَ
مِنْ هاهُنَا ، فَقَدْ أفْطَرَ الصَّائِمُ ) وَأشَارَ
بِيَدِهِ قِبَلَ المَشْرِقِ . متفقٌ
عَلَيْهِ .
قَوْله: ( اجْدَحْ ) بِجيم ثُمَّ
دال ثُمَّ حاءٍ مهملتين، أيْ : اخْلِطِ السَّويقَ بِالمَاءِ . |
|
1239. Sahâbeden Selmân İbn
Âmir ed-Dabbî radıyallahü anh'den
rivayet edildiğine göre Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
"Herhangi
biriniz iftar etmek istediği zaman orucunu hurma ile açsın. Hurma
bulamazsa, su ile iftar etsin. Su temizdir."
Ebû
Dâvûd,
Savm 21; Tirmizî,
Zekât 26, Savm 10.
Ayrıca bk.
İbn Mâce,
Sıyâm 25. |
١٢٣٩-
وعن سلمان بن عامر الضَّبِّيِّ الصحابي
رَضِيَ اللّه عَنْهُ ، عن النبيِّ
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم ،
قَالَ :
( إِذَا أفْطَرَ أحَدُكُمْ ، فَلْيُفْطِرْ
عَلَى تَمْرٍ ، فَإنْ لَمْ يَجِدْ ، فَلْيُفْطِرْ عَلَى مَاءٍ ؛
فإنَّهُ طَهُورٌ ) رواه أَبُو
داود والترمذي ،
وقال : (
حديث حسن صحيح ) . |
|
1240. Enes
radıyallahü anh dedi ki:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem akşam
namazından önce bir kaç taze hurma ile orucunu açardı. Taze hurma
bulamazsa, kuru bir hurmacıkla iftar ederdi. Kuru hurma da
bulamazsa, birkaç yudum su içerek iftar ederdi.
Ebû Dâvûd, Savm 21;
Tirmizî, Savm 10 |
١٢٤٠-
وعن أنس رَضِيَ اللّه عَنْهُ ،
قَالَ :
كَانَ رسولُ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم يُفْطِرُ قَبْلَ أنْ يُصَلِّي عَلَى رُطَبَاتٍ ،
فَإنْ لَمْ تَكُنْ رُطَبَاتٌ فَتُمَيْرَاتٌ ، فَإنْ لَمْ تَكُنْ
تُمَيْرَاتٌ حَسَا حَسَوَاتٍ مِنْ مَاءٍ . رواه
أَبُو داود والترمذي
، وقال :
( حديث حسن ) . |