15. NAMAZI İLK SAFTA KILMANIN
SEVABI
NAMAZI İLK
SAFTA KILMANIN SEVABI, ÖNDEKİ SAFLARI DOLDURMAYI, SAFLARI DÜZGÜN
VE SIK TUTMAYI EMRETME
1083. Câbir İbn Semüre
radıyallahü anhümâ’dan rivayet
edildiğine göre şöyle dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem
evinden çıkıp yanımıza geldi ve şöyle buyurdu:
-
“Meleklerin Rableri huzurunda saf
bağlayıp durdukları gibi saf bağlasanız ya!”
Bunun üzerine
biz:
- Yâ
Resûlallah! Melekler Rablerinin huzurunda nasıl saf bağlayıp
dururlar? diye sorduk. Şöyle buyurdu:
-
“Onlar öndeki safları tamamlayıp birbirine perçinlenmiş gibi
bitişik dururlar.”
Müslim, Salât 119. Ayrıca bk.
Ebû Dâvûd, Salât 93;
Nesâî, İmâmet 28;
İbn Mâce, İkâmet 50 |
١٥- باب فضل الصف الأول والأمر بإتمام الصفوف الأُوَل وتسويتها
والتراصّ فِيهَا
١٠٨٣-
عن جابر بن سَمُرَة رضي اللّه عنهما
،
قَالَ :
خَرَجَ عَلَيْنَا رَسُول اللّه صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم ، فَقَالَ:
( ألاَ تَصُفُّونَ كَمَا تَصُفُّ
المَلائِكَةُ عِندَ رَبِّهَا ؟ ) فَقُلنَا : يَا رَسُول اللّه
، وَكَيفَ تُصَفُّ المَلائِكَةُ عِندَ رَبِّهَا ؟
قَالَ :
( يُتِمُّونَ الصُّفُوفَ الأُوَلَ ،
وَيَتَرَاصُّونَ في الصَّفِّ ) رواه
مُسلِم . |
|
1084. Ebû Hüreyre
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“İnsanlar ezan okumanın ve namazda ilk
safta bulunmanın sevabını bilselerdi, sonra bunları yapabilmek
için kur’a çekmek zorunda kalsalardı, mutlaka kur’a çekerlerdi.”
Buhârî, Ezân 9, 32, Şehâdât
30; Müslim, Salât 129. Ayrıca
bk. Tirmizî, Mevâkît 52;
Nesâî, Mevâkît 22, Ezân 31 |
١٠٨٤-
وعن أبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
: أنَّ رَسُولَ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ،
قَالَ :
( لَوْ يَعْلَمُ النَّاسُ مَا فِي
النِّدَاءِ وَالصَّفِّ الأَوَّلِ ، ثُمَّ لَمْ يَجِدُوا إلاَّ أنْ
يَسْتَهِمُوا عَلَيْهِ لاسْتَهَمُوا )
متفقٌ عَلَيهِ . |
|
1085. Yine Ebû Hüreyre
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Erkeklerin en çok sevap kazanacağı saf
ilk saf, en az sevap kazanacakları saf son saftır. Kadınların en
çok sevap kazanacağı saf son saf, en az sevap kazanacakları saf
ise ön saftır.”
Müslim, Salât 132. Ayrıca bk.
Ebû Dâvûd, Salât 97;
Tirmizî, Mevâkît 52;
Nesâî, İmâmet 32;
İbn Mâce, İkâmet 52 |
١٠٨٥-
وعنه ،
قَالَ :
قال رَسُول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( خيْرُ صُفُوفِ
الرِّجَالِ أوَّلُهَا ، وَشَرُّهَا آخِرُهَا ، وَخَيْرُ صُفُوفِ
النِّسَاءِ آخِرُهَا ، وَشَرُّهَا أوَّلُهَا ) رواه
مُسلِم . |
|
1086. Ebû Saîd el-Hudrî
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem
ashâbının gerilerde saf tutmaya çalıştığını gördü; bunun üzerine
onlara:
“Öne doğru gelin ve bana uyun! Sizden
sonrakiler de size uysunlar. Bir topluluk devamlı surette
gerilerse, Allah onları geri bırakır” buyurdu.
Müslim, Salât 130. Ayrıca bk.
Ebû Dâvûd, Salât 97;
Nesâî, İmâmet 17;
İbn Mâce, İkâmet 45 |
١٠٨٦-
وعن أبي سعيد الخدرِيِّ رَضِيَ اللّه
عَنْهُ : أنَّ رَسُول اللّه صَلّى
اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم رأى في أصْحَابِهِ تَأَخُّراً ،
فَقَالَ لَهُمْ : ( تَقَدَّمُوا فَأتَمُّوا
بِي ، وَلْيَأتَمَّ بِكُمْ مَنْ بَعْدَكُمْ ، لاَ يَزَالُ قَوْمٌ
يَتَأَخَّرُونَ حَتَّى يُؤَخِّرَهُمُ اللّه ) رواه
مُسلِم . |
|
1087. Ebû Mes`ûd
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre şöyle dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem namaza
başlayacağımız zaman omuzlarımıza dokunarak şöyle buyururdu:
“Safları düz tutunuz. İleri geri
durmayınız. Sonra kalpleriniz de birbirinden farklı olur. Aklı
başında ve bilgili olanlarınız benim arkamda, onlardan sonra
gelenler daha arkada, daha sonra gelenler daha arkada dursunlar.”
Müslim Salât 122. Ayrıca bk.
Ebû Dâvûd, Salât 95;
Tirmizî, Salât 54;
Nesâî, İmâmet 23, 25,26;
İbn Mâce, İkâmet 45 |
١٠٨٧-
وعن أبي مسعود رَضِيَ اللّه عَنْهُ
، قال : كَانَ رَسُول اللّه صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم ، يَمْسَحُ مَنَاكِبَنَا في الصَّلاَةِ ،
وَيَقُولُ : ( اسْتَووا ولاَ تَخْتَلِفُوا
فَتَخْتَلِفَ قُلُوبُكُمْ ، لِيَلِيَنِي مِنْكُمْ أُولُو الأحْلاَمِ
وَالنُّهَى ، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ ، ثُمَّ الَّذِينَ
يَلُونَهُمْ ) رَوَاهُ مُسلِم . |
|
1088. Enes
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Saflarınızı düz tutunuz. Zira safların
düz olması namazın tamam olmasını sağlayan hususlardan biridir.”
Buhârî, Ezân 74;
Müslim, Salât 124. Ayrıca bk.
Ebû Dâvûd, Salât 93;
İbn Mâce, İkâmet 50
Buhârî’nin bir rivayetine göre
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurmuştur:
“Zira safların düz olması, namazın
mükemmel olmasını sağlayan hususlardan biridir.” |
١٠٨٨-
وعن أنس رَضِيَ اللّه عَنْهُ ،
قَالَ :
قال رَسُولُ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( سَوُّوا صُفُوفَكُمْ ؛
فَإنَّ تَسْوِيَةَ الصَّفِّ مِنْ تَمَامِ الصَّلاَةِ )
متفقٌ عَلَيهِ .
وفي رواية للبخاري :
( فَإنَّ تَسْوِيَةَ الصُّفُوفِ مِنْ
إقَامَةِ الصَّلاَةِ ) . |
|
1089. Yine Enes
radıyallahü anh şöyle dedi:
Bir defasında
namaz kılmak için kamet getirilmişti.
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem bize
yüzünü döndü ve şöyle buyurdu:
“Saflarınızı dümdüz tutunuz ve
birbirinize sımsıkı yapıştırınız. Zira ben sizi arkamdan da
görüyorum.”
Buhârî, Ezân 72;
Müslim, Salât 125. Ayrıca bk.
Nesâî, İmâmet 28, 47
Buhârî’nin başka bir
rivayetinde (Ezan 76) Enes, her birimiz omuzunu arkadaşının
omuzuna, ayağını arkadaşının ayağına yapıştırırdı, demiştir. |
١٠٨٩-
وعنه ،
قَالَ :
أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَأقْبَلَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
بِوَجْهِهِ ،
فَقَالَ :
( أقِيمُوا صُفُوفَكُمْ وَتَرَاصُّوا ؛
فَإنِّي أرَاكُمْ مِنْ وَرَاءِ ظَهْرِي ) رواه
البُخَارِيُّ بلفظه ، ومسلم
بمعناه .
وفي رواية للبخاري: وَكَانَ
أَحَدُنَا يُلْزِقُ مَنْكِبَهُ بِمَنْكِبِ صَاحِبِهِ وَقَدَمَهُ
بِقَدَمِهِ. |
|
1090. Nu`mân İbn Beşîr
radıyallahü anhümâ,
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’i
şöyle buyururken dinledim dedi:
“Saflarınızı düzeltiniz, yoksa Allahü
teâlâ’nın aranıza düşmanlık sokacağını iyi biliniz.”
Buhârî, Ezân 71;
Müslim, Salât 127. Ayrıca bk.
Ebû Dâvûd, Salât 93;
Tirmizî, Mevâkît 53;
İbn Mâce, İkâmet 50.
Müslim’in bir başka rivayeti
şöyledir:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem okları
düzeltir gibi saflarımızı düzeltirdi. Bizim buna alıştığımızı
görünceye kadar böyle yapmaya devam etti. Kendisi birgün namaza
çıktı ve namaz kıldıracağı yerde durdu. Tam tekbir almak üzere
iken göğsü saf hizasından dışarı çıkmış bir adam gördü. Bunun
üzerine şöyle buyurdu:
“Ey Allah’ın kulları! Saflarınızı
düzeltiniz; yoksa Allahü teâlâ’nın aranıza düşmanlık sokacağını
iyi biliniz.”
Müslim, Salât 128. |
١٠٩٠-
وعن النعمان بن بشير رضي اللّه عنهما
،
قَالَ :
سمعت رَسُول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ، يقول : ( لَتُسَوُّنَّ
صُفُوفَكُمْ ، أوْ لَيُخَالِفَنَّ اللّه بَيْنَ وُجُوهِكُمْ )
متفقٌ عَلَيهِ .
وفي رواية لمسلم : أنَّ رَسُول
اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
كَانَ يُسَوِّي صُفُوفَنَا ، حَتَّى كَأنَّمَا يُسَوِّي بِهَا
القِدَاحَ حَتَّى رَأى أنَّا قَدْ عَقَلْنَا عَنْهُ ، ثُمَّ خَرَجَ
يَوماً فَقَامَ حَتَّى كَادَ يُكَبِّرُ ، فَرَأى رَجُلاً بَادِياً
صَدْرُهُ مِنَ الصَّفِّ ،
فَقَالَ :
( عِبَادَ اللّه ، لتُسَوُّنَّ صُفُوفَكُمْ
، أو لَيُخَالِفَنَّ اللّه بَيْنَ وُجُوهِكُمْ ) . |
|
1091. Berâ İbn Âzib
radıyallahü anhümâ şöyle dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem
göğüslerimize ve omuzlarımıza dokunarak bir baştan diğer başa
safın arasında dolaşır ve şöyle buyururdu:
“İleri geri durmayınız. Sonra
kalpleriniz de birbirinden farklı olur”. Ve sözlerine
şöyle devam ederdi: “İlk saflarda
bulunanlara Allah rahmet, melekler de dua eder.”
Ebû Dâvûd, Salât 93. Ayrıca
bk. Nesâî, İmâmet 25 |
١٠٩١-
وعن البراءِ بن عازِبٍ رضي اللّه عنهما
،
قَالَ :
كَانَ رَسُول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم يَتَخَلَّلُ الصَّفَّ مِنْ نَاحِيَةٍ إلى نَاحِيَةٍ ،
يَمْسَحُ صُدُورَنَا وَمَنَاكِبَنَا ، وَيَقُولُ :
( لا تَخْتَلِفُوا فَتَخْتَلِفَ
قُلُوبُكُمْ ) وكانَ يَقُولُ : (
إنَّ اللّه وَمَلائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى الصُّفُوفِ الأُوَلِ )
رواه أبُو دَاوُدَ بإسناد حسن . |
|
1092. İbn Ömer
radıyallahü anhümâ’dan rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Saflarınızı düz tutunuz. Omuzları bir
hizaya getiriniz. Aralıkları kapayınız. Saf düzeni için elinizden
tutup çeken kardeşlerinize yumuşak davranınız. Şeytanın
girebileceği boşluklar bırakmayınız. Allah, safları bitişik
tutanların gönlünü hoş eder. Safları bitişik tutmayanlara Allah
nimetlerini lutfetmez.”
Ebû Dâvûd, Salât 93, 98 |
١٠٩٢-
وعن ابن عمر رَضِيَ اللّه عَنهُما :
أنَّ رَسُولَ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ،
قَالَ :
( أقيمُوا الصُّفُوفَ ، وَحَاذُوا بَيْنَ
المَنَاكِبِ ، وَسُدُّوا الخَلَلَ ، وَلِينوا بِأيْدِي إخْوانِكُمْ ،
ولاَ تَذَرُوا فُرُجَاتٍ للشَّيْطَانِ ، وَمَنْ وَصَلَ صَفّاً
وَصَلَهُ اللّه ، وَمَنْ قَطَعَ صَفّاً قَطَعَهُ اللّه ) رواه
أبُو دَاوُدَ بإسناد صحيح . |
|
1093. Enes
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Saflarınızı sık tutunuz. Safların
arasını yanaştırınız. Boyunlarınızı bir hizâya getiriniz. Canımı
elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, saffın boş kalmış
aralıklarından şeytanın bodur, kılsız siyah koyun gibi girdiğini
görüyorum.”
Ebû Dâvûd, Salât 93. Ayrıca
bk. Nesâî, İmâmet 28 |
١٠٩٣-
وعن أنس رَضِيَ اللّه عَنْهُ : أنَّ
رَسُولَ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ،
قَالَ :
( رُصُّوا صُفُوفَكُمْ ، وَقَارِبُوا
بَيْنَهَا ، وَحَاذُوا بِالأعْنَاقِ ؛ فَوَالَّذِي نَفْسِي
بِيَدِهِ إنِّي لأَرَى الشَّيْطَانَ يَدْخُلُ مِنْ خَلَلِ الصَّفِّ ،
كَأَنَّهَا الحَذَفُ ) حديث صحيح رَوَاهُ
أبُو دَاوُدَ بإسنادٍ عَلَى شرط
مسلم .
( الحَذَفُ )
بحاء مهملةٍ وذالٍ معجمة مفتوحتين ثُمَّ فاء وهي : غَنَمٌ سُودٌ
صِغَارٌ تَكُونُ بِاليَمَنِ . |
|
1094. Yine Enes
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Önce ilk safı tamamlayınız; sonra
arkadaki safları doldurunuz. Şayet eksik kalırsa, son safta
kalsın.”
Ebû Dâvûd, Salât 93. Ayrıca
bk. Nesâî, İmâmet 30 |
١٠٩٤-
وعنه : أنَّ رَسُول اللّه صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم ،
قَالَ :
( أتِمُّوا الصَّفَّ المُقَدَّمَ ، ثُمَّ
الَّذِي يَلِيهِ ، فَمَا كَانَ مِنْ نَقْصٍ فَلْيَكُنْ في الصَّفِّ
المُؤَخَّرِ ) رواه أبُو دَاوُدَ
بإسناد حسن . |
|
1095. Âişe
radıyallahü anhâ’dan rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Şüphesiz Allah safların sağ tarafında
bulunanlara rahmet eder; melekleri de dua ederler.”
Ebû Dâvûd, Salât 95. Ayrıca
bk. İbn Mâce, İkamet 55 |
١٠٩٥-
وعن عائشة رَضِيَ اللّه عَنها ،
قالت :
قال رَسُول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( إنَّ اللّه
وَمَلاَئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى مَيَامِنِ الصُّفُوفِ )
رواه أبُو دَاوُدَ بإسنادٍ عَلَى
شرط مسلم ، وفيه رجل مُخْتَلَفٌ
في تَوثِيقِهِ . |
|
1096. Berâ
radıyallahü anh şöyle dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’in
arkasında namaz kıldığımız zaman, yüzünü bize döndüğünde sağına
döndüğü için onun sağ tarafında olmayı arzu ederdik. Bir defasında
bize dönünce şöyle buyurduğunu işittim:
“Rabbim!
Kullarını diriltip bir
araya topladığın gün, beni
azâbından koru!”
Müslim,
Müsâfirîn 62.
Ayrıca bk.
Ebû
Dâvûd,
Salât 71, Edeb 98;
Tirmizî,
Daavât 18 |
١٠٩٦-
وعن البراء رَضِيَ اللّه عَنْهُ ،
قَالَ :
كُنَّا إذَا صَلَّيْنَا خَلْفَ رَسُول اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
أحْبَبْنَا أنْ نَكُونَ عَنْ يَمِينهِ ، يُقْبِلُ عَلَيْنَا
بِوَجْهِهِ ، فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ : (
رَبِّ قِني عَذَابَكَ يَوْمَ تَبْعَثُ - أو تَجْمَعُ - عِبَادَكَ )
رواه مُسلِمٌ . |
|
1097. Ebû Hüreyre
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“İmamı ortanıza alınız ve saflardaki
boşlukları doldurunuz.”
Ebû Dâvûd, Salât 98 |
١٠٩٧-
وعن أبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
، قَالَ: قال رَسُول اللّه صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم : ( وَسِّطُوا
الإمَامَ ، وَسُدُّوا الخَلَلَ ) رواه
أبُو دَاوُد . |