12. CEMAATLE NAMAZ KILMANIN
FAZİLETİ
1065. İbn Ömer
radıyallahü anhümâ’dan rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Cemaatle kılınan namaz, tek başına
kılınan namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir.”
Buhârî, Ezân 30;
Müslim, Mesâcid 249. Ayrıca bk.
Nesâî, İmâmet 42;
İbn Mâce, Mesâcid 16 |
١٢- باب فضل صلاة الجماعة
١٠٦٥-
عن ابن عمر رضي اللّه عنهما : أنَّ
رَسُول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
،
قَالَ :
( صَلاَةُ الْجَمَاعَة أفْضَلُ مِنْ
صَلاَةِ الْفَذِّ بِسَبْعٍ وَعِشْرِينَ دَرَجَةً )
متفقٌ عَلَيْهِ . |
|
1066. Ebû Hüreyre
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Bir kimsenin cemaatle kıldığı namazın
sevabı, evinde ve çarşı pazarda kıldığı namazdan yirmi beş kat
daha fazladır. O kimse abdestini güzelce alıp, sonra sadece namaz
kılmak maksadıyla mescide giderse attığı her adım sebebiyle bir
derece yükseltilir, bir hatası da silinir. Namazını kıldıktan
sonra abdestini bozmadan namaz kıldığı yerde kaldığı müddetçe,
melekler ona:
Allahım! Ona rahmetinle muamele et, ona
acı! diyerek dua etmeye devam ederler. O kimse namazı beklediği
sürece namazda imiş gibidir.”
Buhârî, Ezân 30;
Müslim, Mesâcid 272. Ayrıca bk.
Buhârî, Salât 87, Buyû‘ 49;
Ebû Dâvûd, Salât 48;
İbn Mâce, Tahâret 6, Mesâcid 14 |
١٠٦٦-
وعن أبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
قال رَسُولُ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( صَلاةُ الرَّجُلِ في
جَمَاعةٍ تُضَعَّفُ عَلَى صَلاتِهِ فِي بَيْتهِ وفي سُوقِهِ خَمْساً
وَعِشْرِينَ ضِعْفَاً ، وَذلِكَ أَنَّهُ إذَا تَوَضَّأ فَأحْسَنَ
الوُضُوءَ ، ثُمَّ خَرَجَ إلى المَسْجِدِ ، لا يُخرِجُهُ إلاَّ
الصَّلاةُ ، لَمْ يَخْطُ خَطْوَةً إلاَّ رُفِعَتْ لَهُ بِهَا
دَرَجَةٌ ، وَحُطَّتْ عَنهُ بِهَا خَطِيئَةٌ ، فَإذَا صَلَّى لَمْ
تَزَلِ المَلائِكَةُ تُصَلِّي عَلَيْهِ مَا دَامَ في مُصَلاَّهُ ،
مَا لَمْ يُحْدِث ، تقولُ : اللّهمَّ صَلِّ عَلَيهِ ، اللّهمَّ
ارْحَمْهُ ، وَلاَ يَزَالُ في صَلاةٍ مَا انْتَظَرَ الصَّلاَةَ )
متفقٌ عَلَيهِ ، وهذا لفظ
البخاري . |
|
1067. Ebû Hüreyre
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre, Peygamber sallallahu
aleyhi ve sellem’e âmâ bir adam gelip:
– Yâ
Resûlallah! Beni mescide götürecek bir kimsem yok, diyerek namazı
evinde kılabilmek için Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’den
kendisine müsaade etmesini istedi. Peygamber Efendimiz de müsaade
etti. Âmâ dönüp giderken Resûl-i
Ekrem onu çağırarak:
– “Sen namaz için ezan okunduğunu
işitiyor musun?” diye sordu. Âmâ:
–Evet, cevabını
verdi. Peygamber aleyhisselâm:
– “O
halde davete icâbet et, cemaate gel” buyurdular.
Müslim, Mesâcid 255. Ayrıca
bk. Nesâî, İmâmet 50 |
١٠٦٧-
وعنه ،
قَالَ :
أَتَى النبيَّ صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم رَجُلٌ أعْمَى ،
فقَالَ :
يا رَسُولَ اللّه ، لَيسَ لِي قَائِدٌ يَقُودُنِي إلى الْمَسْجِدِ ،
فَسَأَلَ رَسُولَ اللّه صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم أنْ يُرَخِّصَ لَهُ فَيُصَلِّي فِي بَيْتِهِ
، فَرَخَّصَ لَهُ ، فَلَّمَا وَلَّى دَعَاهُ ، فَقَالَ لَهُ :
( هَلْ تَسْمَعُ النِّدَاءَ بِالصَّلاَةِ ؟
)
قَالَ :
نَعَمْ .
قَالَ :
( فَأجِبْ ) رواه
مُسلِم . |
|
1068. Kendisine Amr İbn Kays
da denilen meşhur müezzin Abdullah İbn Ümmü Mektûm
radıyallahü anh :
–Yâ Resûlallah!
Muhakkak ki Medine’nin zehirli haşereleri ve yırtıcı hayvanları
çoktur, dedi. Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem:
– “Hayye ‘ale’s-salâh, hayye
‘ale’l-felâh’ı işitiyor musun? Öyleyse mescide gel”
buyurdu.
Ebû Dâvûd, Salât 47. Ayrıca
bk. Nesâî, İmâmet 50 |
١٠٦٨-
وعن عبدِ اللّه - وقيل : عَمْرو بن قَيسٍ - المعروف بابن أُمّ مكتوم
المؤذن رَضِيَ اللّه عَنْهُ أنَّه
قَالَ: يا رَسُول اللّه ، إنَّ المَدينَةَ كَثيرةُ الهَوَامِّ
وَالسِّبَاعِ . فَقَالَ رَسُول اللّه صَلّى
اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم : (
تَسْمَعُ حَيَّ عَلَى الصَّلاةِ حَيَّ عَلَى الفَلاحِ ، فَحَيَّهلاً
) رَوَاهُ أبُو دَاوُدَ
بإسناد حسن .
ومعنى ( حَيَّهَلاً ) : تعال . |
|
1069. Ebû Hüreyre
radıyallahü anh’den rivayet
edildiğine göre, Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Canımı gücü ve kudretiyle elinde tutan
Allah’a yemin ederek söylüyorum, içimden öyle geçiyor ki, odun
toplamayı emredeyim, odun yığılsın. Sonra namazı emredeyim, ezan
okunsun. Daha sonra bir adama cemaate imam olmasını emredeyim. En
sonunda cemaate gelmeyen adamlara gidip onlar içindeyken evlerini
yakayım.”
Buhârî, Ahkâm 52, Ezân 29;
Müslim, Mesâcid 251-254. Ayrıca
bk. Tirmizî, Salât 48;
Nesâî, İmâmet 49 |
١٠٦٩-
وعن أبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
: أنَّ رَسُول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم ،
قَالَ :
( وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ ، لَقَدْ
هَمَمْتُ أنْ آمُرَ بحَطَبٍ فَيُحْتَطَبَ ، ثُمَّ آمُرَ بِالصَّلاَةِ
فَيُؤذَّنَ لهَا ، ثُمَّ آمُرَ رَجُلاً فَيَؤُمَّ النَّاسَ ، ثُمَّ
أُخَالِفَ إلى رِجَالٍ فَأُحَرِّقَ عَلَيْهِمْ بُيُوتَهمْ )
متفقٌ عَلَيهِ . |
|
1070. İbn Mes’ûd
radıyallahü anh şöyle dedi:
“Yarın Allah’a
müslüman olarak kavuşmak isteyen kimse, şu namazlara ezan okunan
yerde devam etsin. Şüphesiz ki Allahü teâlâ sizin peygamberinize
hidayet yollarını açıklamıştır. Bu namazlar da hidayet
yollarındandır. Şayet siz de cemaati terkedip namazı evinde kılan
şu adam gibi namazları evinizde kılacak olursanız, peygamberinizin
sünnetini terketmiş olursunuz. Peygamberinizin sünnetini
terkederseniz sapıklığa düşmüş olursunuz. Vallahi ben, nifakı
bilinen bir münafıktan başka namazdan geri kalanımız olmadığını
görmüşümdür. Allah’a yemin ederim ki, bir adam iki kişi arasında
sallanarak namaza getirilir ve safa durdurulurdu”.
Müslim’in bir rivayetinde İbn
Mes’ûd şöyle demiştir: “Şüphesiz
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem bize
hidayet yollarını öğretmiştir. İçinde ezan okunan mescidde namaz
kılmak da hidayet yollarındandır”.
Müslim, Mesâcid 256-257.
Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 46;
Nesâî, İmâmet 50;
İbn Mâce, Mesâcid 14 |
١٠٧٠-
وعن ابن مسعود رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
مَنْ سَرَّهُ أنْ يَلْقَى اللّه تَعَالَى غداً
مُسْلِماً ، فَلْيُحَافِظْ عَلَى
هؤُلاَءِ الصَّلَوَاتِ حَيْثُ يُنَادَى بِهِنَّ ، فَإنَّ اللّه
شَرَعَ لِنَبِيِّكم صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم سُنَنَ الهُدَى ، وَإنَّهُنَّ مِنْ سُنَنِ الهُدَى ،
وَلَوْ أنَّكُمْ صَلَّيْتُمْ في بُيُوتِكم كَمَا يُصَلِّي هذا
المُتَخَلِّفُ فِي بَيْتِهِ لَتَرَكْتُمْ سُنَّةَ نَبِيِّكُمْ ،
وَلَوْ تَرَكْتُمْ سُنَّة نَبِيِّكُم لَضَلَلْتُمْ ، وَلَقَدْ
رَأيْتُنَا وَمَا يَتَخَلَّفُ عَنْهَا إلاَّ مُنَافِقٌ مَعْلُومُ
النِّفَاقِ ، وَلَقَدْ كَانَ الرَّجُلُ يُؤتَى بهِ ، يُهَادَى بَيْنَ
الرَّجُلَيْنِ حَتَّى يُقَامَ في الصَّفِّ . رَوَاهُ
مُسلِم .
وفي رواية لَهُ
قَالَ :
إنّ رَسُول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم عَلَّمَنَا سُنَنَ الهُدَى ؛ وإنَّ مِنْ سُنَنِ
الهُدَى الصَّلاَةَ في المَسْجِدِ الَّذِي يُؤَذَّنُ فِيهِ . |
|
1071. Ebu’d-Derdâ
radıyallahü anh şöyle dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’i:
“Bir köy veya kırda üç kişi birlikte
bulunur da namazı aralarında cemaatle kılmazlarsa, şeytan onları
kuşatıp yener. Şu halde cemaate devam ediniz. Muhakkak ki sürüden
ayrılan koyunu kurt yer” buyururken işittim.
Ebû Dâvûd, Salât 46. Ayrıca
bk. Nesâî, İmâmet 48 |
١٠٧١-
وعن أبي الدرداء رَضِيَ اللّه عَنْهُ
، قال : سمعت رَسُول اللّه صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم ، يقول : ( مَا
مِنْ ثَلاثَةٍ فِي قَرْيةٍ ، وَلاَ بَدْوٍ ، لا تُقَامُ فِيهِمُ
الصَّلاَةُ إلاَّ قَد اسْتَحْوَذَ عَلَيْهِم الشَّيْطَانُ .
فَعَلَيْكُمْ بِالجَمَاعَةِ ، فَإنَّمَا يَأْكُلُ الذِّئْبُ مِنَ
الغَنَمِ القَاصِيَة ) رَوَاهُ
أبُو دَاوُدَ بإسناد حسن . |